Görsel bir sanat olarak sinema izleyicisine, elbette estetik açıdan belirli bir doyuruculuğa erişmesi beklenen bir anlatı sunar. Ancak bazen teknik anlamda bekleneni veremeyen  herhangi bir film yalnızca senaryosu ile izleyicinin beğenisini kazanabilir. Çünkü en nihayetinde, izleyici, kendisinden ve kendisine dair hikâyeler görmek, özdeşim kurmak ve bu özdeşim üzerinden katharsise ulaşarak rahatlamak ister. Bu noktada, senaryonun filmler için oldukça mühim olduğunu söylemek mümkün. Senaryoda sırıtan herhangi bir diyalog, plotlar arası kurgulanan bağlantıların filmik diegesis içerisinde dahi mantıksız oluşu, teknik anlamda dört dörtlük bir filmin dahi seyir zevkini kaçırabilir. Senaryo, sinema için bu denli önemliyken, senaryo yazımına yeni başlayan senarist adayları için, Oscar adaylıklarıyla da öne çıkan Mudbound filminin yönetmeni ve aynı zamanda senaristlerinden biri olan Dee Rees, daha inandırıcı bir karakter geliştirmenin üç temel yolundan bahsediyor.

İnandırıcı Karakterler Geliştirmek İçin Kullanabileceğiniz 3 Senaryo Yazım Tekniği

Karakterlerin Söylemek İstediklerine Farklı Bir Yoldan Yaklaşmak

Dee Rees, bu yönteme ilk olarak gerçek hayatta insanların gerçekten söylemek istedikleri şeyleri karşı tarafa iletirken farklı ve belki de daha dolambaçlı bir yol izlediklerini fark etmesiyle birlikte yönelmiş. Bu yöntem aslında, karakterin karşısındakine söylemek istediği ve gerçekten düşündüğü cümleden üç adım gerisine gitmek gerektiğini ön görüyor. Bunu açıklarken ise şu örnekleri kullanıyor: Karakterin gerçek düşüncesi ve dile getirmek istediği temel derdi “Seni seviyorum.” ise, bir senaryo yazarı olarak kişinin bu cümleden 3 adım geriye gitmesi gerektiğini belirtiyor. Direkt olarak “Seni seviyorum.” demek ilişki dinamiklerinde bir risk barındırabileceğinden bunu bir iltifata çevirmenin faydalı olacağını belirtiyor. “Tişörtüne bayıldım.” bir iltifat olarak sevgi ifade etmenin bir önceki adımı olarak görülebilir ancak Dee Rees bunun da bir adım geriye götürülmesi gerektiğini belirtiyor. “Tişörtünü nereden aldın?” bu bağlamda Dee Rees için, “Seni Seviyorum” demek isteyen bir karakter aslında gerçekliğe baktığımızda bunun yerine “Tişörtünü nereden aldın?” diyebiliyor. Bu durum da yazılacak diyalogları bir noktada daha gerçekçi kılıyor.

Senaryo Yazarının Sesini Karakterin Sesinden Ayırmak

Dee Rees’in fark ettiği bir diğer unsur ise, ilk kez senaryo yazan bir senarist adayının kendi düşünme şekli ve kendi söylemlerinden karakteri ayıramaması. Yani, karakterlerin bizzat yazarı gibi davranıyor olması. Bu durumun genellikle yazma eyleminin kişisel tecrübelerden ve otobiyografik ögelerden besleniyor olmasıyla ilgisi var elbette. Dee Rees, ilk filmi Pariah’ta aynı yolu izlediğini itiraf etmekten çekinmiyor. Dee Rees’in bu durumu kırmak için ne gibi yöntemler önerdiğine gelirsek, öncelikle karakterin dünyasını, kişiliğini ve sınırlarını iyi belirlemek gerektiğini söyleyebiliriz. Karakterin sınırları ve önem atfettiği unsurlar ne kadar net belirlenirse, karakterin dünya görüşü içerisinden kendi cümlelerini kurması da o kadar kolaylaşır. Bir karakter, kendisini diyaloglar aracılığıyla ifade ettiğinde bu diyaloglar ne senaristin kendisinden ne de -bir uyarlamaysa- edebi eserin kendisinden geliyor gibi görülmelidir. Aksine yazılan replikler, dünya üzerinde o cümleleri o karakterden başka kimse kuramayacakmış gibi hissettirmelidir.

Filmin Görselliğini de Karakterin Gelişimi İçin Kullanmak

Filmin izleyiciyle ilk karşılaşma ânı, yani açılış sekansı, filmin görselliğini de karakterin gelişimi için kullanabilmek noktasında büyük önem taşır. Açılış sekansı, aslında izleyiciye izlediği filmin nasıl bir ritimde gideceğini ve nasıl bir üslup kullandığını vurgular nitelikte görsel yapısını kurgularken bir yandan karakterle ilk karşılaşmamız da genellikle bu açılış sekansında gerçekleşir. İzleyicinin karakterle tanışması ve tanıştığı ilk anda karakteri nasıl tanımlayacağı da bir o kadar önemlidir. Bir karakter, dağınık ve vurdumduymaz, sorumsuz şeklinde sıralanabilecek karakter özelliklerine sahipse, filmin görselliğini de karakterin bu özelliklerini destekleyecek şekilde kurabiliyor olmak önemlidir. Bu noktada, olayın/olayların geçtiği mekân, kullanılan kostümler ve karakterin tavırları, senaryoda tercih edilen günün spesifik gece-gündüz aralığı gibi farklı nosyonlar bir araya geldiğinde karakterin içsel dünyasına yönelik tutarlı bir görsellik oluşturmalıdır. Senaryo yazarları, bu tür seçimler yaparken yalnızca yazdıkları plot bir adım ileriye götürerek senaryoya hizmet etmesini düşünmekten ziyade bir yandan karakterlere seçim yapma şansı da tanımalılar.

Kaynak: No Film School

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi