Deadpool çok şeyi aynı anda yapma işine girişen ve bu görevi yeterince gerçekleştiren bir film. Ryan Reynolds’ın nevi şahsına münhasır karakteri, bizi söz verdiği üzere sinemada izlemeye alıştığımız Marvel deneyimlerinin bir tık ötesine taşıyor bizi. Özellikle Marvel’in Fox ayağında alışmadığımız bir atmosferin göbeğinde buluyoruz kendimizi. Film, sinematik evrenin inşa ettiği ve Guardians of The Galaxy’nin bir nebze kırmış olduğu ciddiyeti, daha giriş kısmında toptan rafa kaldırıyor ve kalplerimizi kazanıyor.

Kalplerimizi kazanmak demişken film, tanıtım fragmanlarında öne sürdüğü “sevgililer günü filmi” vaadini de bir nebze yerine getiriyor. Morenna Bacari’nin canlandırdığı Vanessa ile tanıştığımız andan itibaren film, genel atmosferine ufak bir es veriyor ve Deadpool’un kendi evreni standartlarında bir nebze romantikleşiyoruz. Film bu noktada bir nebze de kara mizaha kayıyor.

Bir sinemaseverin bu filme kayıtsız kalması mümkün değil. Film, sinema külliyatına referanslarla dolu. Özellikle Hugh Jackman’ın kendisini filmde görmesek de suratına ve Wolverine referanslarına sık sık rastlıyoruz. Tabii referanslar sadece çizgiroman evreniyle sınırlı değil. Filmi izleyen geek’ler ve kültürel birikimi gelişkin insanlar sadece film referanslarıyla değil, şahane bir soundtrackle de onore ediliyor.

Deadpool Kendi Kusurlarını Kendisi Eleştiriyor

Filmin en etkileyici taraflarından biri, senaristlerin filme dair gelebilecek bütün eleştirileri düşünüp, her birine birer “kılıf uydurmuş” olmaları. Detaylarda her kusur yakalamaya çalıştığınızda, film bir noktada o boşluğu dolduracak bir adım atıyor. Bu politik doğrucu konum, filmin akışında çok fazla detayı barındırmaya dönüştüğünden, bu cevaplar biraz yüzeysel kalıp, kalabalıklaşıyorlar. Yine de bu sayede, özellikle cinsiyet eşitliği bakımından oldukça başarılı bir tablo çıkıyor. Malum, Deadpool’un gevezeliğini ve hayalarıyla olan samimi ilişkisini göz önünde bulundurduğumuzda, filmin R rated yani +18 olması, Deadpool’un esprilerinde cinsiyetçi unsurları barındırma ihtimali bir hayli yükseliyordu. Senaristler bunu düşünmüş ve kendi avantajlarına çevirmişler. Özellikle Deadpool’un yerde yatan savunmasız bir kadını öldürmek üzerindeyken kadına saldırsa mı saldırmasa mı daha seksist olacağına karar veremediği monoloğunda eğlenmemek mümkün değil. Bunun dışında, film çizgiromanlardan da tanıdığımız Blind Al’e de yer verilmesiyle engelli, siyahi ve yaşlı (ayrıca kokain seven) bir kadın karakterimiz de oluyor.

Bu kadar kapsayıcı olmanın getirdiği en büyük sıkıntı ise, aynı anda çok şeyi yapmaya çalışırken, filmin bunların arasında denge kurma çabasıyla bocalaması. Zayıf kalan taraflardan biri kötü kahramanların, özellikle de Ed Skrein’in canlandırdığı Ajax’ın, pek de göz korkutucu olmamış olmaları, geçmiş hikayelerinin noksanlığı. Ama dediğimiz gibi, Deadpool’un olası her eleştiriye akla yatan bir cevabı var. Bu noktada da rahatlıkla, Deadpool’un kendisinin zaten “iyi kahraman” olmaktan çok uzakta konumlanıyor olmasını ve zaten sürekli rakipleriyle alay ederek onları yerin dibine gömüp, ciddiye alınamayacak hale getirmesini öne sürebiliriz. Deadpool’un yanında Collosus bile bir muhallebi oğlanı gibi duruyor.

Deadpool’u çizgiromandan tanıyanlar bilir, Deadpool bir çizgiromanda olduğununun bilincindedir. Filmde de bu durum söz konusu, bu defa kahramanımız kameranın yerini biliyor ve ara sıra orada olduğunu bildiği izleyiciyle de muhabbete girişiyor. Bu araya girişlerde filmin hem çekiliş süreciyle, hem de neden Marvel’dan daha çok karaktere yer veremedikleriyle dahi dalga geçiyor. Ayrıca değinmesek olmaz, film CGI kullanımının dozunu yüksek tutarken, tamamen CGI’a bel bağlamamanın dengesini de şahane bir biçimde kuruyor.

Ryan Reynolds filmde o kadar çok konuşuyor ki, esprilerin tamamını yakalamak için filmi iki kez izlemek gerekebilir. Esprileri yakalasanız bile, filmi bir kez daha izlemeyi zaten isteyeceksiniz. Tüm Marvel filmlerinde olduğu gibi jenerik bitmeden filmden çıkmamanızı öneririz. Eminiz ki gözünüzden kaçmayacaktır, ama jenerikten sonraki ek sahne için daha da gülmenizi sağlayacak bir referans tazeliyiciyi aşağıya bırakıyoruz.

Deadpool çok şeyi aynı anda yapma işine girişen ve bu görevi yeterince gerçekleştiren bir film. Ryan Reynolds'ın nevi şahsına münhasır karakteri, bizi söz verdiği üzere sinemada izlemeye alıştığımız Marvel deneyimlerinin bir tık ötesine taşıyor bizi. Özellikle Marvel'in Fox ayağında alışmadığımız bir atmosferin göbeğinde buluyoruz kendimizi. Film, sinematik evrenin inşa ettiği ve Guardians of The Galaxy'nin bir nebze kırmış olduğu ciddiyeti, daha giriş kısmında toptan rafa kaldırıyor ve kalplerimizi kazanıyor. Kalplerimizi kazanmak demişken film, tanıtım fragmanlarında öne sürdüğü "sevgililer günü filmi" vaadini de bir nebze yerine getiriyor. Morenna Bacari'nin canlandırdığı Vanessa ile tanıştığımız andan itibaren film, genel atmosferine ufak bir es veriyor ve Deadpool'un kendi evreni standartlarında bir nebze romantikleşiyoruz. Film bu noktada bir nebze de kara mizaha kayıyor. Bir sinemaseverin bu filme kayıtsız kalması mümkün değil. Film, sinema külliyatına referanslarla dolu. Özellikle Hugh Jackman'ın kendisini filmde görmesek de suratına ve Wolverine referanslarına sık sık rastlıyoruz. Tabii referanslar sadece çizgiroman evreniyle sınırlı değil. Filmi izleyen geek'ler ve kültürel birikimi gelişkin insanlar sadece film referanslarıyla değil, şahane bir soundtrackle de onore ediliyor. Deadpool Kendi Kusurlarını Kendisi Eleştiriyor Filmin en etkileyici taraflarından biri, senaristlerin filme dair gelebilecek bütün eleştirileri düşünüp, her birine birer "kılıf uydurmuş" olmaları. Detaylarda her kusur yakalamaya çalıştığınızda, film bir noktada o boşluğu dolduracak bir adım atıyor. Bu politik doğrucu konum, filmin akışında çok fazla detayı barındırmaya dönüştüğünden, bu cevaplar biraz yüzeysel kalıp, kalabalıklaşıyorlar. Yine de bu sayede, özellikle cinsiyet eşitliği bakımından oldukça başarılı bir tablo çıkıyor. Malum, Deadpool'un gevezeliğini ve hayalarıyla olan samimi ilişkisini göz önünde bulundurduğumuzda, filmin R rated yani +18 olması, Deadpool'un esprilerinde cinsiyetçi unsurları barındırma ihtimali bir hayli yükseliyordu. Senaristler bunu düşünmüş ve kendi avantajlarına çevirmişler. Özellikle Deadpool'un yerde yatan savunmasız bir kadını öldürmek üzerindeyken kadına saldırsa mı saldırmasa mı daha seksist olacağına karar veremediği monoloğunda eğlenmemek mümkün değil. Bunun dışında, film çizgiromanlardan da tanıdığımız Blind Al'e de yer verilmesiyle engelli, siyahi ve yaşlı (ayrıca kokain seven) bir kadın karakterimiz de oluyor. Bu kadar kapsayıcı olmanın getirdiği en büyük sıkıntı ise, aynı anda çok şeyi yapmaya çalışırken, filmin bunların arasında denge kurma çabasıyla bocalaması. Zayıf kalan taraflardan biri kötü kahramanların, özellikle de Ed Skrein'in canlandırdığı Ajax'ın, pek de göz korkutucu olmamış olmaları, geçmiş hikayelerinin noksanlığı. Ama dediğimiz gibi, Deadpool'un olası her eleştiriye akla yatan bir cevabı var. Bu noktada da rahatlıkla, Deadpool'un kendisinin zaten "iyi kahraman" olmaktan çok uzakta konumlanıyor olmasını ve zaten sürekli rakipleriyle alay ederek onları yerin dibine gömüp, ciddiye alınamayacak hale getirmesini öne sürebiliriz. Deadpool'un yanında Collosus bile bir muhallebi oğlanı gibi duruyor. Deadpool'u çizgiromandan tanıyanlar bilir, Deadpool bir çizgiromanda olduğununun bilincindedir. Filmde de bu durum söz konusu, bu defa kahramanımız kameranın yerini biliyor ve ara sıra orada olduğunu bildiği izleyiciyle de muhabbete girişiyor. Bu araya girişlerde filmin hem çekiliş süreciyle, hem de neden Marvel'dan daha çok karaktere yer veremedikleriyle dahi dalga geçiyor. Ayrıca değinmesek olmaz, film CGI kullanımının dozunu yüksek tutarken, tamamen CGI'a bel bağlamamanın dengesini de şahane bir biçimde kuruyor. Ryan Reynolds filmde o kadar çok konuşuyor ki, esprilerin tamamını yakalamak için filmi iki kez izlemek gerekebilir. Esprileri yakalasanız bile, filmi bir…

Yazar Puanı

Puan - 85%

85%

85

Ryan Reynolds filmde o kadar çok konuşuyor ki, esprilerin tamamını yakalamak için filmi iki kez izlemek gerekebilir. Esprileri yakalasanız bile, filmi bir kez daha izlemeyi zaten isteyeceksiniz.

Kullanıcı Puanları: 4.72 ( 7 votes)
85
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi