Cinselliğe sinemanın bakışı çok farklı perspektiflerden, yönetmenlerin hayat görüşü ve hitap etmeyi hedefledikleri kitleyi de göz önünde bulundurmalarıyla geniş bir yelpazede çeşitlilik göstermiştir. Anlatının gerektirdiği şekillerde cinselliğin kullanılıp kullanılmaması da -geçtiğimiz dönem Call me by Your Name üzerinden yaşandığı gibi- gibi zaman zaman tartışılabilir. Bu noktada hazzı, bazen oldukça romantik bazen fazlasıyla fizyolojik, bazen yakın durulan bazense kaçılan bir his olarak beyazperdede sıklıkla inceledik. Ancak David Cronenberg filmografisinde cinselliği öyle bir inşa eder ki, bugüne kadar alıştığımız ve birer yargı olarak belirlediğimiz tüm küçük “doğruları” alt üst eder. Çünkü aslında haz ne doğru olanla ne de yanlış olanla alakalıdır, tamamen derinden gizli, saklı içgüdülerimizden doğar; ölüm ve ölüm itkisi gibi.

Teknolojinin doğayı kontrol altında tutmaya çalışan eril yanıyla, erkeğin kadın rahmini dolayısıyla bedenini kontrol altında tutmaya çalışması arasında benzerlikler görülebilir. Mutlak bir düzen içerisinde ilerleyen teknolojinin/arabaların gideceği yollar, duracağı yerler ve uyacağı kurallar belirlenmiştir. Sıradanlaşan bu ilerleyişte karakterleri baştan çıkaran, bu sıradanlığı bozan ve ona karşı koyan çarpışma anıdır. Baştan çıkarıcı çarpışma imgesi, teknolojinin kontrol altında tutmaya çalıştığı ama onu yıkıp geçebilecek bir güce sahip olan doğaya yani kadına karşılık gelmektedir. Kadının baştan çıkarıcı oluşu erkek üzerinde ölümcül olabilecek etkilere sahiptir, ki zaten efsanevi arzuyu yaratan da budur. “Baştan çıkaran kadın da, erkeğin efsanevi arzusunu hedefler –her iki durumda da söz konusu olan şey, ister zarafete ait olsun, ister arzuya, bu efsanevi gücü bir hiçe dönüştürmektir. Baştan çıkarma, daima belli bir gücün tersinir hale gelmesini ve defedilmesini hedefler. Baştan çıkarma hem yapaylığın hem de fedakarlığın ürünüdür. Ölüm ise her zaman işin içindedir; her zaman ötekinin arzusunu ele geçirmek ve kurban etmek söz konusudur.” Yaşamın bir yüzü hazza bakıyorsa diğer yüzü ölüme bakar düşüncesine karşı Bataille da yaşamın aynı anda hem hazza hem de ölüme bakabileceğini söyler. Cronenberg’in filmlerindeki tutumu da bir bakıma genellikle bu doğrultuda şekillenir. Özellikle Crash özelinde konuşmak gerekirse, Baudrillard’a göre kaza yaşamın cinsel organıdır. Bu cinsel organ baştan çıkarıcıdır, ancak aynı zamanda yok edicidir. Baştan çıkaran kadın yok edicidir; ancak onu baştan çıkarıcı yapan da zaten bu yok ediciliğidir.

David Cronenberg Filmlerinde Ölüm İtkisi ve Haz 

Ölüm itkisi, rahmin kapalı ortamında hiçbir çabaya gereksinim duymayan ceninin ait olduğu rahme ve zamana geri dönme dürtüsünün imkânsızlığına duyulan düş kırıklığına cevabı olarak açıklanabilir. Ölüm itkisiyle başa çıkabilmek için özne, saldırganlığının bir kısmını annenin de temsil ettiği dış dünyaya yönlendirir. Freud’a göre ölüm itkisi; sonsuzluk, hiçlik ve ölüm için verilen bir mücadelenin etkisidir. Bu noktada David Cronenberg, hazla ölümü birbiri içine geçkin ve birbirinden beslenen kavramlar olarak ele alır ve merkeze body horror olgusunu yerleştirir. A History of Violence’ten A Dangerous Method’a şiddet, ölüm ve haz Cronenberg filmlerinde birbirinden ayrılamaz derecede iç içe geçmiştir. Ancak yine de hiçbiri birbirini ne doğrular ne de yanlışlar. Yukarıda yer alan video üzerinden yönetmenin sinemasında cinselliğin gezindiği farklı noktaları bir arada görebilirsiniz.

Videoda yer alan filmler,

Shivers
Videodrome
Dead Ringers
Crash
A History of Violence
A Dangerous Method
Map to the Stars

Kaynakça

Baudrillard, Baştan Çıkarma Üzerine (2001) Çev: Ayşegül Sönmezay Ayrıntı Yayınları

Freud, Cinsiyet Üzerine Üç Deneme (1962) Çev: Ali Avni Öneş

Bataille, Erotizm (2006) Çev: Bora Akad AB Kitapçılık

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi