Son olarak 2014 yılında Noah ile izleyici karşısına çıkan; Pi, Requiem for a Dream, Black Swan gibi başarılı yapımlara imza atan Darren Aronofsky, 2015 yılında Odessa Uluslararası Film Festivali kapsamında yaptığı bir saatlik konuşmada yönetmen olmanın ardındaki 14 gerçekten bahsetti.

İlk uzun metrajlı filmi Pi ile 1998 yılından beri her projesi merakla beklenen Amerikalı yönetmen Darren Aronofsky, şu ana kadar 6 uzun metrajlı film ile karşımıza çıktı. Sadece 60 bin dolar olan bütçesine rağmen çok beğenilen Pi’nin ardından yönetmenin ünü, 2000 yılında çektiği Requiem for a Dream ile tavan yaptı. Daha sonra sırasıyla The Fountain, The Wrestler, Black Swan ve Noah ile kariyerini devam ettiren Aronofsky, 2017 yılında Jennifer Lawrence, Javier Bardem ve Domnhall Gleeson gibi isimlerin kadrosunda yer aldığı henüz ismi duyurulmamış bir projeyle geri sinema salonlarına geri dönecek. Çektiği 6 film ile büyük bir hayran kitlesine sahip olan Aronofsky, bazı filmlerinde senarist kimliği ile de ortaya çıkar. Filmlerinde çoğunlukla kullandığı tema ise karaktere eninde sonunda çok büyük zarar veren takıntılardır. Requiem for a Dream’deki uyuşturucu ve Black Swan’daki başarı takıntısı bu duruma örnek gösterilebilir. Filmleri, kullandığı farklı çekim stilleri dışında müzikleri ile de ön plana çıkar. Filmlerinde elinden geldiğince Clint Mansell ile çalışan yönetmenin filmleri arkasına büyük bir müzikal destek alır. Telli çalgıların yanına eklenen Tekno müzik kullanımı dikkat çekicidir. Kendince bir stili olan Darren Aronofsky, Rusya’daki Odessa Uluslarası film festivalinde yaklaşık 1 buçuk saatlik bir ders verdi. Tecrübelerini dileyicilere aktaran Aronofsky’nin yönetmenlik hakkındaki bu dersinden 14 başlık öne çıktı.

Darren Aronofsky’den Yönetmenlik Dersleri

black-swan-filmloverss

Düşük Bütçe Bir Bahane Değil

Dürüst olmak gerekirse, eğer günümüzde Pi’yi çektiğim bütçe ile bir film çekiyor olsam cep telefonumun kamerasını kullanırım. Filmlerde bir hikaye anlatmanın önündeki en büyük sorun artık bütçe değil. Biz Pi’yi çekerken video çekim kalitesi günümüzdeki kalitenin yanına bile yaklaşamazdı. Artık bu konuda bir mazaret olmamalı güç sizin elinizde. Elinizde teknoloji ve güç varsa bu ikiliyi kullanarak ne yapacaksınız?

Sadece Sizin Anlatabileceğiniz Hikayelere Odaklanın

Film çekmemizin arkasındaki sebep hikaye anlatmaktır. Hollywood yolunu takip edip aptalca hikayeler anlatabilirsiniz veya daha anlatılmamış birçok hikayesi olan bir dünyada yaşadığınızı hatırlar ve kendi hikayenizi ortaya çıkarırsınız. Hikayeyi anlatırken ruhunuzu ve kalbinizi mutlu edecek kişisel bir hikaye.

Sizi siz yapan hikaye nedir? Sadece sizin anlatabileceğiniz hikaye nedir? Film çekmek, çok küçük şeylerle bile insanları nasıl eğlendirebileceğinizi fark etmektir. Bir film sizi İran’daki 6 yaşında bir kızın ve 75 yaşında Kanada’da yaşayan bir adamın zihnine sokabilir. Yaptığımız işin en güzel taraflarından biri de bu.

Fazla Para Kazanamayabilirsiniz, Hazırlıklı Olun

Kişisel bir hikaye anlatmanın arkasındaki acı gerçek ise çok para kazanamayacak olmanızdır. Eğer çok çok çok çok şanslı değilseniz veya birçok insana hitap eden bir hikayeniz yoksa para kazanmanız oldukça zor.

Karakterler Gerçeklikten Temel Almalı

Her hikayem kişiseldir ve her karakter benden bir parça içerir. Umuyorum ki bu karakterler aynı zamanda izleyen herkesten bir parça da taşıyordur.  Karakteri anlamanın en kolay yolu onları insan yapmaktır. Karakterleri insan yapmak demek, bizlerin -dünyadaki herkesin- hissettiği duyguları onlarında hissetmesi anlamına gelir.

Sıradan Olduğunu Düşündüğünüz Karakterlere Derinden Bakın

Önemli olan sıradan olduğunu düşündüğünüz ancak aslında olağanüstü hikayeleri sahip karakterleri bulabilmek. Herkesin hikayesi olağanüstüdür. Sadece elinize bir lens alıp odaklanmanız gerekir. Bence özgün şeyler yapan insanları bulmalı ve onları harekete geçirmenin bir yolunu düşünmelisiniz.

En Önemlisi Karakteriniz Özdeşleştirilebilir Olsun

Herkes ile kendinizi ödeşleştirebilirsiniz ancak ilginç olan oldukça garip iki karakteri alıp -Bir balerin ve güreşçi- aynı konuyu savunmaya çalışmaktır. Güreş oldukça tuhaf bir aktivitedir ve Amerika’da en düşük sanat formlarından biri olarak görülür. Bazı insanlara göre sanat bile değildir. Ardından elinize bir balerin geçer. Bale, kendi başına oldukça özgündür ve birçok insan ne olduğunu anlamaz. Peki bu karakterlerin izleyici ile özdeşleşmesini nasıl sağlarsın? İki karakter de özdeşleştirilebilir çünkü karakterlerin sanatlarını icra ederken ki tutku ve başarma istekleri ön plandadır. Bu iki duyguyu her insan hissedebilir. Yani evrensel bir karakter yaratmak için sadece dürüst ve içten bir karakter yaratmak yeterlidir.

requiem-for-a-dream-filmloverss

Bir Kamera Alırken Uzun Vadeli Düşünün

Ortaya çıkacak ürünün nasıl görüneceğini ve hikayeye ne katacağını düşünmek zorundasınız. Biz sadece hikaye anlatıcıları değiliz. Biz görsellik kullanan hikaye anlatıcılarıyız yani filmin nasıl göründüğünü ve bu görüntünün hikayeye katkısının ne olacağını gözden geçirmelisiniz.

İlham Kaynaklarınızı Sınırlandırmayın

Size ilham veren her şeyi kullanmak istersiniz. Bunun için sadece film yapıyor olmanız gerekmez bu durum herhangi bir müzisyen, aktör veya fotoğrafçı için de geçerlidir. Hikaye anlatıcısı olarak elinizden geldiğince her türlü sanat dalına bir göz atmalısınız. İşimiz, mümkün olduğunca tecrübe kazanmak ve bu tecrübeleri anlatacağımız hikayeye yansıtmaktır.

Bir Yönetmen Olarak Oyuncuların Performansından Oyuncu Kadar Sorumlusunuz

Bir oyuncu ile yönetmen arasındaki en önemli şey güvendir. Güven derken söylemek istediğim aktör ile rahat bir ilişkiye sahip olmak. İkinizde en iyi işi çıkartmaya çalıştığınızı fark ettiğinizde bu ilişki oluşur.

Önemli olan her sahnenin ne anlatmak istediğini anlamaktır. Senaryoyu bolca okuyup ve sahnelerdeki her anı anlamalısınız. Böylece hem aktörün ne yapacağına karar vermeniz kolaylaşır ve kamerayı nereye koyacağınızı anlarsınız. Sahnenin ne olduğunu anlarsanız kameranın nerede olacağını da bilirsiniz.

Filminizin Grameri ve Dili İçin Zaman Ayırın

Her başarı filmin bir grameri vardır. Hikayenizi en iyi anlatacak dili bulmalısınız. Aynı zamanda bütçe ile sınırlandırılıyorsunuz yani elinizdeki her aletin farkında olmalı ve bu aletleri hikayeniz için kullanabileceğiniz en iyi dili üretmek için kullanmalısınız.

Pi, bu durum için iyi bir örnek. Çok sınırlı imkanlarımız vardı bende aslında aktör olmayan bir arkadaşım ile işe koyuldum. İlginç bir görünüşü vardı ve kendi kendime şöyle düşündüm: Tamam, bu adama güveniyorum ve her gün burada olacağına eminim. Yani filmimin başrolü o olmalı çünkü ona güveniyorum ve ona uygun bir film yapmalıyım.

Filmi geliştirmeye başladığımda hikayeyi onun gözünden anlatmanın ilgi çekici olduğunu düşündüm. Yani eğer o sahnede yoksa o sahneyi gösteremeyiz. Örnek olarak kötü adamların dünyayı ele geçirme planlarını çekmektense bu planların onu nasıl etkilediğini göstermek istedim. Bu durum senaryonun yazım sürecini ve çekim şeklimizi etkiledi. Çünkü elimden geldiğince izleyicinin karakterin zihnine girebilmesini amaçladım. Bu amaçla subjektif bir çekim dili kullandık. Karakterin baş ağrısı çektiği ve delirdiği sahnelerde farklı kameralar kullandık. Böylece izleyiciye karakterin yaşadığı acıyı hissettirmeye çalıştık.

Aynı zamanda Pi filminde Max’in hikayesini anlattığımız için filmi onun omzundan çektik. Max’in bakış açısından anlattığımızdan dolayı diğer karakterler de kameraya direk bakmaya başladılar ancak bu komik görüntü ortaya çıkardı. Bu yüzden karakterlerin kamera lensine neredeyse bakmalarını sağladık. Max’i çekerken ise genellikle onu profilden çektik böylece Max filmdeki bir obje haline gelirken karşısındaki kişi özen oldu. Kullandığımız bu çekim yöntemi de filmin dili oldu.

pi-1998-filmloverss

Film Çekmek Şaka Yapmak Gibidir

Senaryo yazmak için okunabilecek en iyi kitap Cristopher Vogler’in The Writer’s Journey kitabıdır. Vogler kitapta batı tarzında yazılan hikayelerin temelinden bahseder. Bu temel, şaka yapma şekli ile benzerlik gösteriyor ki bana göre şaka yapmak oldukça evrensel bir şey. Genellikle bir şaka için önce bir şeyler yaparsın sonra tekrar edersin ve üçüncü seferde yaptığın bu harekete farklı bir sonuç katarsın. Bu durum bence gezegendeki bütün diller ve kültürler için geçerli.

Hikayelerde aynı prensipe sahip. Bir karakteri önce belirtiyorsunuz ardından ona bir problem veriyorsunuz ve en sonunda karakterin bir yere ulaşabilmesi için onu test etmeye başlıyorsunuz. Bu oldukça eski bir temel. Doğduğumuz an bizimle birlikte mi olan yoksa daha çok küçükken öğrendiğimiz bir şey mi bilemiyorum ancak gezegendeki bütün insanlarda bu duruma bir reaksiyon var.

Çekebildiğiniz Kadar Kısa Film Çekin

Kısa filmler farklı bir sanat formu. Başarılı bir kısa film çekmek uzun metrajlı bir film çekmeye göre oldukça farklı ancak birçok şey öğrettiği kesin. Sette geçirdiğin her dakika bir şeyler öğreniyorsun ancak kısa filmler birazcık daha değişik bir şaka. İlk başta hikayeyi kurguluyorsunuz ardından hikayeyi bitiriyorsunuz. Uzun metrajlı filmlerde ise 3 aşama ve daha uzun bir süre var. Yine de kısa filmler pratik yapmak ve başlangıç için oldukça faydalı. Ayrıca elinizdeki iPhone’lar ikle istediğiniz kadar yapabilirsiniz. İzleyicinin neyi özümseyip neyi özümsemeyeceğini görmek için oldukça güzel bir yol. Ancak kısa filmlerinizi gösterebileceğiniz çok yer yok. Hala başarılı bir uzun metrajlı filmin başarılı bir kısa filme göre daha çok dikkat çektiği bir dünyada yaşıyoruz. Bence bir film çekmek için para biriktirmeden önce bol bol pratik yapın. İlk uzun metrajlı filmimden önce 10 yıl boyunca bu konu üzerine çalıştım.

En Sevdiğiniz Sahneyi Filmden Kesin

Benim bir sözüm vardır: En sevdiğin sahneyi kesmediysen o film bitmemiş demektir. O sahne genellikle olmaması gereken bir sebep yüzünden senin favori sahnen olmuştur. Ya filmdeki en güzel çekilmiş sahnedir ve bu sebeple filmin genel olarak ürkütücü görünmesine sebep olur ya da o sahneyi çekerken yaşadığın acılar aklına geliyordur.

İş kurguya geldiğinde filmdeki her şeyi kaybetme ihtimaline açık olmak gerekir. Kurgu odasında ilk düşünmez gerekenler izleyicileriniz olmalı. Mentorum her zaman masasındaki bir yazıdan bahsederdi: İzleyicilerim şu an nerede? Düşünmeniz gereken budur, egonuz değil.

Sen insanları eğlendirmek için bu işi yapıyorsun. İnsanların dikkatini çekmek için uğraşıyorsun. Seyircinin sıkılmasını istemiyor ve yaptığın işe bağlanmalarını istiyorsun. Önemli olan kendine karşı dürüst olmak, her şey bundan ibaret.

Yönetmen Olarak Yapacağın En Büyük Hata Film Çekmektir

Başarılı olmak için hata yapmalısın. Eğer bir film çekmek için risk alıyorsan hata yapıyorsun demektir. Bana kalırsa çekilen her film bir hatadır. Bir fikir ile başlıyorsun ve bu fikir senin aptal saf hale getiriyor ve yapabileceğine inanıyorsun. Fakat filmi bitirdiğinde geriye dönüp baktığında başına birçok sorun geldiğini görüyorsun. Bu sonsuz bir döngü haline geliyor.

Darren Aronofsky’nin bu konferansının videosunu aşağıda bulabilirsiniz.

Kaynak: No Film School

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi