“The distinction between past present and future is only a stubbornly persistent illusion” – Albert Einstein

Sabırsızlıkla beklediğimiz ve ekranlara gelmesiyle birlikte kelimenin tam anlamıyla yalayıp yuttuğumuz Stranger Things, şüphesiz ki hem Netflix’in hem de ekranların son zamanlarda ortaya çıkmış en dikkat çekici yapımlarından. 80’li yılların sinemasına olan özlem mi yoksa sadece nostaljik havanın verdiği o haz mı bilmiyorum; her iki sezonu da yayınlanır yayınlanmaz bir gecede bitirenlerden biriyim ben de. Bir gecede bitiren ve ‘ee şimdi ne yapacağım?’ diye kendi kendine soran o kişilerdenim de aynı zamanda. İşte tam o sırada göz bebeğim Netflix imdadıma yetişti ve beni Dark ile tanıştırdı. Stranger Things’in havasını fazlasıyla bünyesinde barındıran Alman yapımı Dark, tam da alternatif evrenler, zaman döngüsü ve 80’lerin atmosferini sevenlere göre…

Tartışmasız son yılların en çok konuşulan platformu olan Netflix, artık bildiğiniz üzere Amerika topraklarından uzaklaşarak, farklı havaları soluyor. Almanya sınırlarına gelen ve bize oldukça başarılı bir yapım sunan Netflix için bu konuda da kendine hayran bıraktı desek yanlış olmaz sanırım.

“Asıl soru nerede değil, ne zaman!”

Bir kayıp çocuk, karanlık sırlarla örülü bir Alman kasabası ve çarpık ilişkilerle sarmalanmış aileler… Baran bo Odar ile Jantje Friese’ın yaratıcılığını üstlendiği, çekimleri Berlin’de gerçekleşen Dark, karanlık ve gizemli havasıyla bizleri adeta kendi içine bir mıknatıs gibi çekiyor. Geçtiğimiz yıl Oscar yarışında izlediğimiz filmlerden biri olan Danimarka yapımı Land of Mine filmiyle tanıdığımız 20 yaşındaki Louis Hofmann‘ı başrolde gördüğümüz Dark, bizi 2019 ile 1986 arasında gizemli bir yolculuğa çıkarıyor.

dark-filmloverss

***Bu yazı Dark 1. sezon ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içermektedir.***

Albert Einstein’ın zaman üzerine söylediği, zaman konusunda yapılan her münazarada kendine yer bulan; geçmiş, gelecek ve şimdi arasındaki ayrım bir yanılsamadan ibarettir sözü ile başlayalım. Ardışık olarak tanımlamanın oldukça güç olduğu dün-bugün-yarın öbeklerini birbirinden ayrı tanımlamak ne kadar doğru peki? Galiba, biz sonsuz bir çemberde dönüp duran, adına zaman dediğimiz ve kendi kendimizi sınırladığımız bir düzlemde hayata tutunmaya çalışıyoruz…

Gizemli bir mağara, uzun ağaçlarla kaplı bir orman, cesur çocuklar, ekran başında bizi germeyi başaran müzikler, kasvetli bir hava… evet tüm klasikleşmiş gerilim-korku filmi unsurlarını saydım değil mi? Aslında bunların hepsi Dark’da da fazlasıyla var. Ancak atmosferin içine öylesine başarıyla yerleştirilmiş ve oyuncuların yalın performansları o kadar uyumlu ki,  dizi kendini gerilim klişelerinden sıyırarak, sahnenin bir üst basamağına çıkıyor ve bilimkurgu-gerilim türünde dikkat çeken bir yapım olarak ekranlarda yer buluyor.

Dark, uzun zamandır görmediğim muazzam bir introya ve açılış sahnesine sahip. Almanya’ya ve Almancaya olan hayranlığımı bir kenara bırakarak, Stranger Things’e olan sevgimi ise bırakamadan söylüyorum; Dark’ın muazzam atmosferi izleyiciyi hemen içine çekmeyi başarıyor. Ama şunu baştan söylemek gerekirse Stranger Things ile olan benzetmeler oldukça yerinde hatta hatta az bile. Gerçi dizinin yapımcıları da bu benzetmeleri olumlu bir bakış açısı olarak karşılıyorsa, bu konuda söylenecek pek de bir söz yok sanırım.

Dizi aslında çeşitli açılarla desteklenen pek çok bilimsel meseleden beslenmeyi başarıyor. Dark, Stranger Things’in yarattığı alt metinler ve klasiklere yapılan referanslar dünyasının yanından pek geçemese de Similasyon teorisinden, Hologram teorisi ve eş zamanlılığa varıncaya kadar pek çok bilimsel teoriyle karşımıza çıkıyor ve bizi soru işaretleriyle dolu bir havuzun içine yüzmeyi henüz öğretmeden bırakıveriyor.

-Sanırım dejavu yaşadım. Sanki bu anı daha önce yaşamışım gibi..

+Similasyonda yaşıyorsak eğer dejavu bir matrix aksaklığıdır.

-Ya da diğer taraftan bir mesaj!dark-3-filmloverssHikaye ilk olarak 21 Haziran 2019’da, bir adamın mektup yazarak kendini astığı orman içinde saklanmış bir kulubede başlıyor. Sonrasında ise 4 Kasım 2019’a gidiyoruz ve gözlerimiz kaybolan bir çocuğun Winden Caves adındaki tüm kasabaya yayılmış olan kayıp ilanına kayıyor. İlişkilerin oldukça çarpık olduğu bu kasabada atmosferden olsa gerek sanki her an karanlıktan bir yabancı çıka gelecekmiş ve yüz yılın fırtınası ortaya çıkacakmış bir hava hakim.

Kim kimin çocuğu, kimin kiminle nasıl bir ilişkisi var? Kayıp olan çocuk kimin nesi ve ne olmuş ona? gibi sorularla adeta beyin jimnastiği yaptığımız ilk bölümün ardından yavaş yavaş taşlar yerine oturuyor… Hikayenin metafizik unsurları, mistik gücü 2. bölümün sonunda karşımıza çıkan, 80’li yıllardan gelen bir çocuk cesediyle kendini fark ettiriyor. Artık flashbacklerle geçmiş ve bugün arasında mekik dokumaya başlıyoruz. İlk bölümün başında dış sesin bize bahsettiği gibi, tüm ilişkiler içinde bir bağlantı, tüm olayların kesişim noktası bulmaya başlıyoruz. Üçüncü bölümde yaptığımız zaman yolculuğuyla ise hikaye daha da bir anlaşılır hal alıyor. Soru işaretleriyle bitirdiğimiz ilk bölümün ardından, yavaş yavaş bulduğumuz cevaplar sanki eksik puzzle parçaları gibi bir bir yerine oturuyor. Baran bo Odar’ın kadrajı da bu bulmacada oldukça önemli bir yerde duruyor tabii ki. Adeta biriktirdiğimiz her detaya dikkat çeken, hiç durmayan kamerası hikaye boyunca hareketini hep koruyor.

Bu noktada belirtmeden geçmek istemediğim dizi ile ilgili bir diğer güzel unsur ise soundtrack! Apparat’ın The Devil’s Walk albümünde yer alan Goodbye’lı introsuyla adeta kalbimi fetheden Dark, Erik’i gördüğümüz odada eski bir televizyonda kliplerini izlediğimiz You Spin Me Round ve Irgendwie Irgendwo Irgendwann ile bizi zaman yolculuğuna çıkarıyor… Anlaşılan o ki, dizinin bitmesinin ardından soundtrack listesi uzun zaman kulaklarımı meşgul edecek.

Dizinin izlediğim, sırasıyla Secrets, Lies ve Past and Present adlı bölümlerini kelimeler yettiğince anlatmaya çalıştım. Ama net bir şey diyebilirim ki; adeta bir Alman masalı olan Dark, anlatılması zor, izlemesi ise oldukça keyifli dizilerden biri. Bakalım diğer bölümlerde de aynı ritmi koruyacak mı?

Dark 1 Aralık’ta Netflix Türkiye’de!

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi