Marvel ve Netflix arasındaki dizi anlaşmasının ilk ayağı olan Daredevil; karanlık tonu, karakter derinliği ve teknik alanlardaki başarısıyla Marvel’in şu ana kadar yaptığı en başarılı projelerden birisi. 

***Bu yazı Daredevil’ın 1. Sezonu ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içermektedir.***

Agents of S.H.I.E.L.D.’tan  Daredevil’e

Marvel, 2012 yapımı Avengers’ın dünya çapındaki başarısının ardından yarattığı Marvel Sinematik Evreni’ni, yeni dizi projeleriyle genişletmek için çalışmalara başlamıştı. Şirketin bu konudaki ilk adımı, 24 Eylül 2013’te yayınlanmaya başlayan Agents of S.H.I.E.L.D.‘tı. Bu dizinin olumlu yorumlar almasının ardından ise daha önce Captain America: First Avenger ve Marvel’in Marvel One-Shots olarak da bilinen kısa filmlerinden birinde yer alan Peggy Carter karakterinin baş rolde olacağı, Agent Carter isimli yeni bir dizi çekilmesi planlanmıştı.

Bu gelişmelerin ardından yine 2013 yılının Kasım ayında Marvel, Netflix ile dört dizi ve bir de mini diziden oluşacak olan bir seri için anlaşma yaptıklarını duyurmuştu. Bu anlaşmaya göre, sırasıyla Daredevil, Jessica Jones, Luke Cage, Iron Fist dizileri yayınlanacak ve ardından bu dört kahramanın yer alacağı The Defenders mini serisi gelecekti.

Bu anlaşmanın hayata geçirilecek ilk projesi olacak Daredevil hakkında, dizinin yayınlanmasından önce bazı kuşkular vardı. Bu kuşkuların kaynağı ise karakteri biraz hor kullanan 2003 yapımı Daredevil filmiydi ve insanlar, Marvel evreninin en sevilen kahramanlarından biri olan Daredevil’ı bir kez daha kötü bir projenin içinde görmek istemiyorlardı. Son kertede dizi 10 Nisan 2015 tarihinde yayınlandı ve ortada kuşkuya mahal bırakmayacak derecede başarılı bir yapımın olduğunu gördük. Sonuç olarak yayınlanmadan önce kafalarda soru işaretlerinin olduğu Daredevil, beklentilerin oldukça üzerine çıktı ve belki de Marvel’in yaptığı en iyi işlerden birisi oldu.

Dizinin Teknik Alanlardaki Başarısı

Daredevil’ın 13 bölümden oluşan ilk sezonu, yekpare olarak yayınlandı ve bu durum, diziye birtakım avantajlar getirdi. Dizinin bazı bölümleri, karakterlerin analizleri ve onların geçmişlerinden gördüğümüz kesitlerle geçti. Bu bölümler, dizinin alametifarikası olan karakter derinliğinin yaratılmasına katkıda bulundu ancak, dizinin konu bazında ilerlemesine pek yardımcı olmadı. Hele Stick’in yer aldığı bir 7. bölüm var ki o bölümün genel konudan tamamen farklı bir gidişatı vardı. Yedinci bölümde gördüğümüz Black Sky’ın ne olduğu ya da Stick’in bağlı olduğu klan hakkında sezonun geri kalan kısmında da herhangi bir bilgi edinemedik. Böylesine konudan kopuk olan bir bölümün, tek bir bölüm olarak normal bir televizyon kanalında yayınlanması pek mümkün olmazdı.

Öte yandan dizinin belki de en başarılı olduğu konu, teknik alanlardaki başarısıydı. Dizinin karanlık tonu gerçekten etkileyiciydi ve bizlere bir parça Christopher Nolan’ın Batman’ini hatırlattı. Daredevil’a, Marvel’in Batman’i diye boşuna denilmiyor değil mi? Tabii, konu Daredevil olunca dizide bolca dövüş sahnesinin olması da kaçınılmazdı. Dizideki dövüş sahneleri koreografi bakımından oldukça başarılıydı. Özellikle kahramanımızın, Claire’ı Ruslar’ın elinden kurtardığı sekans ile yine Ruslar’ın kaçırdığı küçük bir çocuğu kurtardığı Oldboy esintili sahnenin tadı damağımızda kaldı. Ancak dizinin bu başarısı sanki Daredevil ile Wilson Fisk arasındaki son dövüşe pek yansıtılamamıştı. Tüm sezon boyunca hazırlandığımız o sahne, bize beklediğimiz tadı veremedi.

Dizide dikkat çeken bir diğer unsur ise arka plandaki sarı tondu. Neredeyse tüm sezon boyunca arka planda sarının değişik tonlarını gördük. Bu durum, Daredevil’ın yaratıcıları Jack Kirby ve Bill Everett’e saygı duruşu niteliğinde bir ayrıntı. Çünkü Daredevil, yayınlanan ilk çizgi romanda bu ikilinin elinden çıkmış olan sarı bir kostüm giyiyordu. Yine Daredevil’ın sezon boyunca siyah bir kostüm giyip son sahnelerde kırmızı bir kostüm giymesinde, ünlü çizer Frank Miller’ın 1993 yılında yayınladığı Man Without Fear çizgi romanından esinlenilmiş. O çizgi romanda da karakter, kırmızı kostümle göründüğü son sayfalara kadar siyah bir kostüm giyiyordu.

Karakter Derinliği

Daredevil’ın öne çıkan bir diğer özelliği ise yarattığı karakter derinliğiydi. Ancak yaratılan bu karakter derinliği, yalnızca dizinin ana karakteri Matt Murdock/Daredevil’a mahsus değildi, neredeyse bütün karakterler için bu durum böyleydi. Örneğin; Rus kardeşler Vladimir ve Anatoly’nin, Rusya’da işkence gördükleri hapishane sahnesi, dizinin devamlılığı için zorunlu bir sahne değildi. Ancak o sahne, bizimle karakterler arasında bir bağ kurulmasını sağladı. Karakter derinliği demişken Daredevil’ı bu türdeki diğer yapımlardan ayıran özellik, dizinin baş kötüsünü karakterin derinine bu kadar inerek anlatabilmesiydi. Öyle ki Daredevil’a, Matt Murdock kadar Wilson Fisk’in de başrolde olduğu bir dizi diyebiliriz.

Dizide Vincent D’Onofrio’nun müthiş performasının da etkisiyle çok güzel bir Wilson Fisk portresi çizilirken diğer yandan Fisk’in Matt Murdock ile olan ortak yönleri de gözlerimizin önüne serildi. Aslında karşımızda çocukluk zamanlarında bazı büyük travmalar geçiren, Hell’s Kitchen’da büyümüş iki çocuk vardı. İkisi de Hell’s Kitchen’ı çok seviyorlardı ve kendilerinin deyimiyle ‘Şehri daha güzel bir yer haline getirmek istiyorlardı‘. İkisi de bunu yapmak için bazen kendileriyle bazen başkalarıyla yüzleştiler ve sonunda bir seçim yaptılar. Bu seçimin sonunda birisi Daredevil olurken, diğeri ise King Pin oldu. Karakterlerin evrimi sırasında, sezon boyunca aynı soru bizlere tekrar tekrar soruldu: Daredevil’ın, amaca giderken ana sınır olarak “kimseyi öldürmeme”yi benimsemesi, onu bir kahraman yapar mıydı, ya da Wilson Fisk, amaca giden yolda öldürmekten çekinmediği için şeytan mıydı ?

Daredevil 1. Sezon’un Eksikleri

Gelelim dizinin eksik kalan yanlarına. Aslında dizinin ilk on bölümü kusursuza yakındı, sadece Karen Page karakteri biraz havada kalmış gibiydi. Öte yandan 10. bölümde öyle bir şey oldu ki ağzımızda buruk bir tat kaldı. O bölümde Wesley’nin kimseye haber vermeden tek başına Karen’ın yanına gitmesi, dahası masayı silahın ortasına koyması bizlere pek inandırıcı gelmedi. On bölüm boyunca dizinin belki en titiz, en dikkatli ve zeki karakterlerinden biri görüntüsü çizen Wesley’nin böyle bir işe kalkışması içimize pek sinmedi. Wesley’nin oraya tek başına gitmesini Vanessa’nın hastahanede olması sebebiyle kafasının karışık olmasına bağlayabiliriz ama silahı öyle pat diye masanın ortasına koyması gerçekten olmadı. Zaten o noktadan sonra da dizi çözüldü. Ayrıca dizinin özellikle son iki bölümünde her şey sanki biraz paldır küldür halloldu ve sonuca ulaştı. Sonuç olarak ilk on bölümüyle gümbür gümbür giden dizi, son üç bölümde biraz tekledi.

Genel olarak değerlendirildiğinde oldukça başarılı olan Daredevil, ikinci sezon onayını da aldı. Yeni sezonun 2016 yılında yayınlanması bekleniyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi