Türkiye vizyonu son yıllarda korku filmlerinin uğrak noktası olmaya başladı. Belli bir kitlesi olan, aşağı yukarı yapacağı gişeyi tahmin edebildiğimiz bu filmler arasından gerçekten orijinal bir eser bulmak oldukça güç ve zamanla çürük elmaları ayırmak gittikçe zorlaşıyor. Bu hafta gösterime giren Korku Seansı (The Conjuring) ve Daire 1303 (Apartment 1303), ilkinin tazeliği ikincisinin ise bayatlığıyla ön plana çıkıyorlar.

Daire 1303 oldukça tanıdık bir hikayeye sahip. Annesi ve kız kardeşi ile yaşayan ama özellikle şöhretli günleri çok eskilerde kalmış rock yıldızı, alkolik annesiyle sorunlar yaşayan Janet, Detroit’te müthiş göl manzaralı bir ev kiralar. Zamanla evin o kadar da müthiş olmadığı ve doğaüstü sırlar barındırdığı ortaya çıkar. Evde daha önce yaşanan intihar-cinayet olaylarının intikamını almak isteyen ruhlar, önce Janet’ın sonrasında ise kız kardeşi Lara’nın peşine düşerler.

MV5BMTM3ODg5ODg5N15BMl5BanBnXkFtZTcwOTMxNTc2OQ@@._V1._SX640_SY960_

2007 tarihli aynı isimli Japon yapımının neredeyse bire bir uyarlaması olarak görebileceğimiz Daire 1303, J-Horror olarak adlandırılan Japon korku sinemasının ögelerine yer vermeye çalışıyor. Fakat daha önce yapılan birçok uyarlama gibi kültür farklılıklarının kurbanı oluyor. J-Horror, temel olarak “kaidan” olarak adlandırılan popüler halk hikayelerine dayanıyor. Karma inancının önemli bir yer tuttuğu öyküler; “onryo” olarak adlandırılan ve öldükten sonra güçlenerek dönen, kendisine yapılan kötülüklerin intikamını almak isteyen hayalet motifiyle birleştiriliyor. Sadece Japonya’yı değil; tüm Uzak Doğu’yu etkisi altına alan bu tür, 2000’lerin başında dünya çapında üne kavuştu. Ülkemizde önceki yıllarda izlediğimiz Halka, Garez, Cevapsız Arama gibi türe ait filmlerin bir özelliği de teknolojinin gelişiminin insanı yalnızlaştırdığını ve geleneksel değerleri kaybetmesine neden olduğunu iddia etmeleri. Cep telefonu, televizyon, bilgisayar gibi elektronik cihazların yanı sıra kent siluetlerine hakim olmaya başlayan devasa binaların “insanları hayattan izole ettiğini” vurgulayan,  geleneksel-teknolojik tezatlığı üzerinden kurulan muhafazakar eleştiri, Amerikan yeniden yapımlarda genelde içi boşaltılarak sunuldu. Temel ögeler (karakter davranışları, hikayenin gelişimi) tekrar tekrar kullanılırken, metafor kullanımı ve sofistike anlatım dışarıda bırakıldı. Bu furyaya bizzat orijinal Uzak Doğulu yönetmenlerin de katılmasıyla tür, tam bir çıkmaza girdi. (Kendi adıma Gore Verbinski’nin uyarladığı ilk “Halka” filmini bu eleştirinin dışında tutabilirim)

Yönetmen Michael Taverna’nın Daire 1303’te Detroit’i mesken seçmesi, binalar üzerinden yapılan eleştiriyi hatırlatıyor. Fakat şehre neredeyse hiç yer ayrılmaması, karakterlerin ve korkutma anlayışının alt seviyede olması bunun çok da bilinçli bir tercih olmadığını düşündürüyor. Arkasını ses efektlerine dayarken zamansız elektrik kesintileri, ortalıkta dolaşan tekinsiz küçük kızlar, banyodan ıslak çıkan hayaletler gibi klişe numaralar art arda sunuluyor. Ruhlar dünyası ile anne-kız ilişkisi üzerinden bağlantı kurulmak istense de geçmişte yaşananlara yer vermemesi, konu aldığı karakterlerin ise sadece “nevrotik” görünmek için “nevrotik” olmaları nedeniyle bir çıkar yol bulamıyor.

MV5BMzc1OTQyNjE3M15BMl5BanBnXkFtZTcwMjQxNTc2OQ@@._V1._SX640_SY427_

İşin oyunculuk kısmında ise bayadır perdede göremediğimiz anne rolündeki Rebecca de Mornay bir yana tüm oyuncular, hikayenin içine giremediklerini hissettiriyorlar. Hatta senaryo dahilinde yaşanan olaylara verdikleri anlamsız tepkiler o kadar gülünç ki oyuncuların senaryoyu okumadıkları bile iddia edilebilir.

Yazının başına dönecek olursak, Kaya Özkaracalar’ın hazırladığı ve Mart ayında Altyazı dergisinin eki olarak verilen “Korku Yıllığı 2012”ye göre geçtiğimiz yıl Türkiye’de seksenin üzerinde korku içerikli film gösterime girmiş. Sanırım “Daire 1303” ün sinema salonlarında görücüye çıkması da bu istatistikle yakından ilgili. Bir film için “sakın izlemeyin” şeklinde bir uyarı yapmak bana doğru gelmiyor ama üç boyutlu olarak gösterime girmesi üzerine şunu sormak gerekiyor: Tek boyutlu bir anlatıya, tek boyutlu karakterlere sahip bir film için neden 3 boyut?

Türkiye vizyonu son yıllarda korku filmlerinin uğrak noktası olmaya başladı. Belli bir kitlesi olan, aşağı yukarı yapacağı gişeyi tahmin edebildiğimiz bu filmler arasından gerçekten orijinal bir eser bulmak oldukça güç ve zamanla çürük elmaları ayırmak gittikçe zorlaşıyor. Bu hafta gösterime giren Korku Seansı (The Conjuring) ve Daire 1303 (Apartment 1303), ilkinin tazeliği ikincisinin ise bayatlığıyla ön plana çıkıyorlar. Daire 1303 oldukça tanıdık bir hikayeye sahip. Annesi ve kız kardeşi ile yaşayan ama özellikle şöhretli günleri çok eskilerde kalmış rock yıldızı, alkolik annesiyle sorunlar yaşayan Janet, Detroit’te müthiş göl manzaralı bir ev kiralar. Zamanla evin o kadar da müthiş olmadığı ve doğaüstü sırlar barındırdığı ortaya çıkar. Evde daha önce yaşanan intihar-cinayet olaylarının intikamını almak isteyen ruhlar, önce Janet’ın sonrasında ise kız kardeşi Lara’nın peşine düşerler. 2007 tarihli aynı isimli Japon yapımının neredeyse bire bir uyarlaması olarak görebileceğimiz Daire 1303, J-Horror olarak adlandırılan Japon korku sinemasının ögelerine yer vermeye çalışıyor. Fakat daha önce yapılan birçok uyarlama gibi kültür farklılıklarının kurbanı oluyor. J-Horror, temel olarak “kaidan” olarak adlandırılan popüler halk hikayelerine dayanıyor. Karma inancının önemli bir yer tuttuğu öyküler; “onryo” olarak adlandırılan ve öldükten sonra güçlenerek dönen, kendisine yapılan kötülüklerin intikamını almak isteyen hayalet motifiyle birleştiriliyor. Sadece Japonya’yı değil; tüm Uzak Doğu’yu etkisi altına alan bu tür, 2000’lerin başında dünya çapında üne kavuştu. Ülkemizde önceki yıllarda izlediğimiz Halka, Garez, Cevapsız Arama gibi türe ait filmlerin bir özelliği de teknolojinin gelişiminin insanı yalnızlaştırdığını ve geleneksel değerleri kaybetmesine neden olduğunu iddia etmeleri. Cep telefonu, televizyon, bilgisayar gibi elektronik cihazların yanı sıra kent siluetlerine hakim olmaya başlayan devasa binaların “insanları hayattan izole ettiğini” vurgulayan,  geleneksel-teknolojik tezatlığı üzerinden kurulan muhafazakar eleştiri, Amerikan yeniden yapımlarda genelde içi boşaltılarak sunuldu. Temel ögeler (karakter davranışları, hikayenin gelişimi) tekrar tekrar kullanılırken, metafor kullanımı ve sofistike anlatım dışarıda bırakıldı. Bu furyaya bizzat orijinal Uzak Doğulu yönetmenlerin de katılmasıyla tür, tam bir çıkmaza girdi. (Kendi adıma Gore Verbinski’nin uyarladığı ilk “Halka” filmini bu eleştirinin dışında tutabilirim) Yönetmen Michael Taverna’nın Daire 1303’te Detroit’i mesken seçmesi, binalar üzerinden yapılan eleştiriyi hatırlatıyor. Fakat şehre neredeyse hiç yer ayrılmaması, karakterlerin ve korkutma anlayışının alt seviyede olması bunun çok da bilinçli bir tercih olmadığını düşündürüyor. Arkasını ses efektlerine dayarken zamansız elektrik kesintileri, ortalıkta dolaşan tekinsiz küçük kızlar, banyodan ıslak çıkan hayaletler gibi klişe numaralar art arda sunuluyor. Ruhlar dünyası ile anne-kız ilişkisi üzerinden bağlantı kurulmak istense de geçmişte yaşananlara yer vermemesi, konu aldığı karakterlerin ise sadece “nevrotik” görünmek için “nevrotik” olmaları nedeniyle bir çıkar yol bulamıyor. İşin oyunculuk kısmında ise bayadır perdede göremediğimiz anne rolündeki Rebecca de Mornay bir yana tüm oyuncular, hikayenin içine giremediklerini hissettiriyorlar. Hatta senaryo dahilinde yaşanan olaylara verdikleri anlamsız tepkiler o kadar gülünç ki oyuncuların senaryoyu okumadıkları bile iddia edilebilir. Yazının başına dönecek olursak, Kaya Özkaracalar’ın hazırladığı ve Mart ayında Altyazı dergisinin eki olarak verilen “Korku Yıllığı 2012”ye göre geçtiğimiz yıl Türkiye’de seksenin üzerinde korku içerikli film gösterime girmiş. Sanırım “Daire 1303” ün sinema salonlarında görücüye çıkması da bu istatistikle yakından ilgili. Bir film için “sakın izlemeyin” şeklinde bir uyarı yapmak bana doğru gelmiyor ama üç boyutlu olarak gösterime girmesi üzerine şunu sormak gerekiyor:…

Yazar Puanı

Puan - 10%

10%

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
10
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi