Yönettiği The Devil’s Backbone, Pan’s Labyrinth, Hellboy gibi filmler ve nevi şahsına münhasır görsel dünyası ile günümüzün önemli sinemacılarından biri olan Guillermo del Toro’nun yeni filmi Crimson Peak bu hafta sonu vizyonda. Yönetmenin kendi sözleri ile klasik bir gotik romans örneği olan Crimson Peak, daha önce bu türde izlediğimiz pek çok filme de gönderme barındırıyor. Biz de filmin vizyona girmesi vesilesi ile Crimson Peak‘ten önce izlenmesi gereken, birbirinden başarılı 10 gotik filmi sizler için listeledik.

Rebecca (1940)

rebecca-gotik-filmloverss

Ünlü yönetmen Alfred Hitchcock‘un Hollywood’da yaptığı ilk film olma özelliği taşıyan 1940 yapımı Rebecca, Hitchcock’un farklı yıllarda yönettiği ve yine gotik ögeleri kullandığı Jamaica Inn ve The Birds gibi filmlerin uyarlandığı kitapların yazarı Daphne Du Maurier’in aynı isimli romanından uyarlanmıştır. Guillermo del Toro verdiği beyanatlarda Crimson Peak’i yaparken esinlendiği iki Hitchcock filminden bahseder. Bunlardan ilki 1941 yapımı Suspicion iken, bir diğeri Rebecca’dır. Rebecca’da izlediğimiz hikâyenin gizemli karakterlerinden Mrs. Danvers’ın Crimson Peak’te Jessica Chastain’in canlandırdığı Lucille’e olan etkisinden bahsedebiliriz. Evin içinde gezindiğinde bile duyamayacağınız kadar sessiz ve gizemli karakterler için bir benzerlikten bahsetsek de, Rebecca sırtını kara film unsurlarına yaslarken Crimson Peak atmosfer odaklı fantastik bir gotik film olma yönünde tercihini kullanıyor.

Great Expectations (1946)

great-expectations-filmloverss

Epik filmlerin usta yönetmeni David Lean’in 1946 yılında Charles Dickens’ın ünlü eserinden sinemaya uyarladığı Great Expectations hakkında şöyle konuşur del Toro: “Charles Dickens’ın romanı gotik romans özellikleri taşıyan bir eserdir. David Lean’in filmi de Dickens’ın eserinde gördüğümüz o sihirli karanlık atmosferi mükemmel bir şekilde yakalar. Filmin görsel dünyası korku türüne çok yakındır. Gotik romans için karanlık peri masalları ile gotik korku türünün üvey evladı diyebiliriz. Great Expectations hayatımı değiştiren ve kesinlikle top 10’umda yer alan bir film”. Yönetmenin bu sözlerinden sonra, Lean’in ışığı büyük bir yetkinlikle kullandığı, set tasarımından mizansenine kadar tamamen bir atmosfer filmi olan Great Expectations’ın Crimson Peak’e olan etkisini çok fazla tartışmaya gerek yok.

Dragonwyck (1946)

dragonwyck-1946-filmloverss

4 Oscarlı yönetmen Joseph L. Mankiewicz’in yazıp yönettiği, başrollerinde gotik filmlerin prensi konumundaki Vincent Price ile Gene Tierney’i buluşturan Dragonwyck, yönetmen del Toro’nun Crimson Peak’in yapım aşamasında adını andığı filmlerden biri. Uzaktan akrabası aristokrat Nicholas van Ryn tarafından kızına eşlik etmesi için van Ryn’in malikânesine davet edilen genç Miranda’nın bu misafirlik süresince yaşadığı gariplikleri anlatır Dragonwyck. Anya Seton’un 1944 yılında yayımlanan aynı isimli romanından beyazperdeye uyarlanan filmi Crimson Peak’e bağlayan da büyük bir malikânede geçen gizemli olaylar oluyor.

The Innocents (1961)

the-innocents-1961-filmloverss

Jack Clayton’ın yönetmenliğini yaptığı 1961 yapımı The Innocents, Viktoryen dönem İngiltere’sinde mürebbiyelik yapan Miss Gidens’ı odağına alır. Senaristleri arasında ünlü yazar Truman Capote’nin de bulunduğu film, dönemin ünlü oyuncularından Deborah Kerr’in canlandırdığı Miss Gidens’ın yetim durumdaki iki kardeş olan Miles ve Flora’ya dadılık yapmak için geldiği evde yaşadığı gizemli olayları anlatır. Gidens eve yerleştikten kısa bir süre daha önce aynı evde dadılık yapmış olan Miss Jessel’in hayaletini görür. Gördüğü görüler üzerine Gidens, Miss Jessel ve geçmişte evde yaşananlar hakkında pek çok sırrı ortaya çıkaramaya çalışacaktır. Del Toro yaptığı açıklamada, Miss Gidens’ı ilk defa gördüğümüz tek planın, kendisinin en sevdiği sahnelerden biri olduğunu belirtmiştir.

The Haunting (1963)

the-haunting-1963-filmloverss

Farklı türlerde verdiği başyapıtlarla ünlü yönetmen Robert Wise’ın gotik korku türünde çektiği The Haunting, akıllarda yer etmiş sahneleri ile hala en iyi hayalet filmlerinden biri olarak kabul görmekte. Shirley Jackson’ın The Haunting of Hill House kitabından sinemaya uyarlanan film, hayaletler üzerine deney ve araştırmaların yapıldığı bir malikânede geçer. Dr. John Markway’in yaptığı araştırmalar için malikâneye gelen üç kişinin başından geçenler ve aralanan sır perdeleri filmi korku klasikleri arasına sokar. Gizemli yapısı, psiko-gerilim ögeleri ile The Haunting, gotik korku filmleri sevenlerin kaçırmaması gereken yapımlardan biri.

Kill Baby, Kill (1966)

operazione-paura-filmloverss

İtalyan korku sinemasının altın çağının başlamasına vesile olan, giallo alt türünün öncülerinden Mario Bava’nın 1966 yılında yönettiği Operazione paura (Kill Baby, Kill), şüpheli bir şekilde ölen bir kadına otopsi yapmak üzere taşraya çağrılan Dr. Eswai’nin bu gizemli köyde yaşadıklarına odaklanır. Eswai köye ulaştığında şüpheli ölümler artar ve bunun arkasında yaslı annesinin intikam duygusundan beslenen genç bir kızın hayaletinin olduğu anlaşılır. Crimson Peak’i kotarırken esinlendiği filmlerden bahsederken Mario Bava’nın da ismini geçiren del Toro, Crimson Peak’in Mario Bava imzalı bir Technicolor filmi gibi gözükmesi için uğraştığını söylemişti.

The Changeling (1980)

Son yıllarda daha çok The Wire, House M.D., Breaking Bad, Hannibal gibi dizilerde bölüm yönetmenliği yapan Peter Medak’ın yönettiği The Changeling, listedeki çoğu film gibi bir malikânede gerçekleşen olağandışı olayları konu alır. Eşini ve kızını talihsiz bir trafik kazasında kaybeden bestekâr John Russell, depresif ruh halinden kurtulmak için kendini işine verir ve buna uygun bir malikâneye taşınır. Fakat Russell kısa zamanda evdeki tek varlık olmadığını fark edecektir. Del Toro verdiği demeçlerde The Cahngeling’de korku ögesi olarak kullanılan kırmızı topa Crimson Peak’te bir gönderme yaptığını, genel olarak The Changeling filmini de oldukça korkutucu bulduğunu söylemişti.

The Others (2001)

the-others-filmloverss

Tesis ve Abre los ojos filmlerini yönettikten sonra kendini bir anda Hollywood’da bulan yönetmen Alejandro Amenábar’ın 2001 yılında korku türüne armağan ettiği The Others; tekinsiz atmosferi, karanlık hikayesi ve sürpriz sonu ile korku türü hayranlarını epey tatmin etmişti. Nicole Kidman’ın başrolünde yer aldığı film, savaşta kocasını kaybetmiş Grace ve onun güneşe karşı alerjisi olan iki çocuğunun yaşadıkları malikânede başından geçenlere odaklanır. Geçtiğimiz günlerde vizyona giren Regression ile korku türüne geri dönüş yapan Amenábar’ın izleyiciyi diken üstünde bırakacak gerilimi başarılı bir şekilde sağladığı The Others, Crimson Peak’ten önce izlenmesi gereken filmlerden biri olarak göze çarpıyor.

The Orphanage (2007)

the-orphanage-filmloverss

Guillermo del Toro’nun yürütücü yapımcılarından biri olduğu J.A. Bayona’nın ilk uzun metrajlı filmi El orfanato’yu (The Orphanage) dolayısı ile Crimson Peak’in esin kaynaklarından biri olarak görmek, halihazırda El orfanato’nun ortaya koyduğu başarıda büyük emeği olan del Toro açısından paradoks yaratacak bir söylem olabilir. Öte yandan, Bayona’nın ilk filminde gösterdiği yönetmenlik performansı formda bir del Toro kadar yetkin diyebiliriz. Del Toro’nun The Devil’s Backbone’da yakaladığı atmosferi El orfanato’da yakalayıp, garip tekinsizlik hissini filmin tamamına yaymayı başaran Bayona’nın filmi, türdeş olduğu Crimson Peak’e en çok da bu fantastik atmosfer özelliği ile benzemekte.

Jane Eyre (2011)

jane-eyre-2011-filmloverss

Guillermo Del Toro’nun 1943 yapımı Jane Eyre’a olan düşkünlüğü yönetmenin koyu hayranları için epey bilinen bir şey. Robert Stevenson’ın yönettiği, Orson Welles ve Joan Fontaine’in başrollerinde yer aldığı Charlotte Brontë uyarlaması, ünlü esere gotik-romantik bir bakışla yaklaşması ile ilgi çekiyor. Fakat bu noktada halihazırda yönetmenin önceden belirttiği 1943 yapımı Jane Eyre uyarlamasını geçerek, 2011 yapımı uyarlamadan da biraz bahsetmek gerek. Zira, sonradan ilk sezonunu yönettiği True Detective ile güney gotiği ile bir tür mistisizmi bir araya getiren Cary Fukunaga’nın yönettiği film, bilindik hikâyesine eşlik eden karanlık atmosferi, gotik-romans ögelerinin altını çizen sinematografisi ve tabii ki de son yılların başarılı oyuncularından Michael Fassbender ve Crimson Peak’te de izlediğimiz Mia Wasikowska’nın nüans içeren performansları ile Jane Eyre, türün ve kitabın hayranlarının kaçırmaması gereken bir film.

16 Ekim itibarı ile vizyona girmiş olan Crimson Peak’e yakından bir bakış atan Türkçe altyazılı videoyu hemen aşağıdan izleyebilirsiniz:

*Guillermo del Toro’nun Crimson Peak ile ilgili verdiği demeçler için kullanılan kaynaklar: [1], [2]

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi