İnsanoğlu tarih boyunca yöneticilerinin kontrolü altında hep bir kutuplaşma yaşadı. Düzenin devam etmesi için güçlülere yancılık yapanlar ile her şeyden habersiz, yaşam mücadelesi veren halk; bu çarkın iki farklı parçasını oluşturdu. Günümüzde sömürüldüklerinin ve değersizliklerinin farkına varan ikinci grup, adaletsizliklere daha fazla sessiz kalamıyor ve bir şekilde tepkilerini, kızgınlıklarını kusmaya başlıyorlar. Arap Baharı’nın gerçekten halk çıkışlı olanları, ülkemizdeki Gezi Parkı süreci, Ukrayna’da iç savaşa yakın olaylar ve Brezilya’da halkın sokaklara dökülmesi bu isyanların en ses getirenlerinden birkaçı. Bu mücadelelerde kanlar dökülüyor, canlar yitiriliyor fakat karşı taraf da şunu anlamaya başlıyor; ‘bazı şeyler eskisi kadar kolay değil’. Çöplük – Trash, halk isyanlarının yaşandığı şu günlerde bizleri Brezilya’ya götürüyor ve oradaki devrimin bir damladan nasıl göle dönüştüğünü gösteriyor.

14 yaşındaki Raphael, çöpleri karıştırarak yaşamını sürdüren yüzlerce çocuktan sadece biridir. Yine böyle bir günde çöplerin arasında sağlam bir şeyler ararken bir cüzdan bulur. Cüzdandaki parayı alır ama içindeki diğer kağıtlar, fotoğraflar ve anahtarlar da ilgisini çeker ve onları saklar. Ertesi gün çöplüğe gelen polislerin kayıp bir cüzdan aradıklarını öğrendiğinde, bulduğu cüzdanın gerçekten de içindeki paradan çok daha değerli şeyler taşıdığını anlar. Raphael, yapbozun parçalarını tamamladıkça bir yolsuzluğu ve bununla mücadele eden devrimcilere ulaşacaktır. Gardo ve Sıçan, bu mücadelede küçük Raphael’e yardım ederek adaleti sağlamaya çalışacaklardır.

Son yıllarda Brezilya’nın karanlık yüzünü işleyen filmleri ister istemez Tanrı Kent ile karşılaştırıyoruz. Fernando Meirelles ve Katia Lund ikilisinin yönettikleri 2002 yapımı bu film, o kadar sert ve gerçekçi bir portre çiziyordu ki etkisinden uzun süre kurtulamamıştık. Çöplük’ün Tanrı Kent ile benzerlikleri elbette mevcut fakat iki film tür olarak birbirlerinden oldukça uzaklar. Düşük yaşam standartları iki filmde de ortak, fakat Çöplük adından da anlaşılacağı üzere doğrudan pislik ile alakalı. Tanrı Kent; suç ve anarşiden beslenen bir gangster filmiyken, Çöplük daha çok adalet ve devrim düşüncesiyle hareket edenlerin anlatıldığı bir macera filmi.

Yapımcı ve yönetmen kimliği ile bilinen İngiliz sinemacı Stephen Daldry’i sinemaseverler Billy Elliot (2000), Saatler (2002) ve Okuyucu (2008) filmlerinden hatırlayacaktır. Kantarın ayarını doğru tutturmayı başaran Daldry, filmleriyle hem genel izleyici kitlesini hem de eleştirmenleri tatmin etmeyi başarıyor. Yönetmenin Çöplük’te de bu başarısını yinelediğini söyleyebiliriz. Andy Mulligan’ın romanından uyarlanan film, senaryo düzeyinde doğru noktaların belirlenip bunların filmde de doğru şekilde işlenmesinden ötürü uyarlamaların havada kalmışlık hislerinin hiç birini taşımıyor. Bir İngiliz sinemacının çıkıp böyle bir filme imza atması da gerçekten çok cesurca, takdir edilesi ve sevindirici bir olaydır. Dışarıya sunulan ekran koruyucular kapatıldığında Brezilya çok zor bir dönemden geçmektedir. Sınıflar arasındaki fark açılmakta, zengin daha da zenginleşirken fakirler yemek için çöpleri karıştırmaktadır. Yolsuzluklar hiç olmadığı kadar çoğalmıştır, rüşvet yaygınlaşmış, adalet anlayışı yerle bir olmuştur. Stephen Daldry bütün bu kokuşmuşlukları ortaya sererken aynı zamanda sistemin en büyük maşası olan polislere de nefretini kusmaktadır. Filmdeki polisler çocuklara orantısız güç kullanmaktan, onları dövmekten hatta öldürmekten bile rahatsızlık duymuyor. Ana karakter Raphael’in filmin başında polis tarafından gördüğü şiddet ve bu sırada çalan klasik müzik, bunun polisler için rutin bir uygulama olduğu hissini uyandırıyor

Oldukça pis bir ortamı fetişleştirmeden aktaran film, küçük oyuncularının performanslarıyla da övgüyü hak ediyor. Ülkeye ait yerli şarkıların tercih edildiği yapım özellikle rap müzik kullanımıyla dikkat çekiyor. Tür olarak isyan ve rahatsızlık temelinden doğan rap müzik, belki de sinemada ilk defa bir filme bu kadar yakışmış. Bir macera filminde bulunması gereken bütün ögelere sahip olan Çöplük, hikayesinin sistem karşıtlığı ile daha da değerli hale geliyor. Devrimci bir film yapma derdiyle sinemanın ikinci plana atıldığı işlere imza atan kişilerin kesinlikle izlemesi ve ders alması gereken bir iş.

Trash, ezilenlerin birbirlerine destek oldukları takdirde hiçbir kuvveti devirmede zorluk yaşamayacaklarını hatırlatmasıyla çok önemli bir görevi yerine getiriyor. Baskıların, adaletsizliğin ve şiddetin her geçen gün biraz daha arttığı toplumlarda bu tarz girişimler insanların içinde umut filizlerini yeşertmek adına çok önemli. Stephen Daldry karakterlerini çok fazla derinleştirememesine rağmen hem anlatısı hem de sinematografisiyle başarılı bir film ortaya koyuyor.

İnsanoğlu tarih boyunca yöneticilerinin kontrolü altında hep bir kutuplaşma yaşadı. Düzenin devam etmesi için güçlülere yancılık yapanlar ile her şeyden habersiz, yaşam mücadelesi veren halk; bu çarkın iki farklı parçasını oluşturdu. Günümüzde sömürüldüklerinin ve değersizliklerinin farkına varan ikinci grup, adaletsizliklere daha fazla sessiz kalamıyor ve bir şekilde tepkilerini, kızgınlıklarını kusmaya başlıyorlar. Arap Baharı’nın gerçekten halk çıkışlı olanları, ülkemizdeki Gezi Parkı süreci, Ukrayna’da iç savaşa yakın olaylar ve Brezilya’da halkın sokaklara dökülmesi bu isyanların en ses getirenlerinden birkaçı. Bu mücadelelerde kanlar dökülüyor, canlar yitiriliyor fakat karşı taraf da şunu anlamaya başlıyor; ‘bazı şeyler eskisi kadar kolay değil’. Çöplük - Trash, halk isyanlarının yaşandığı şu günlerde bizleri Brezilya’ya götürüyor ve oradaki devrimin bir damladan nasıl göle dönüştüğünü gösteriyor. 14 yaşındaki Raphael, çöpleri karıştırarak yaşamını sürdüren yüzlerce çocuktan sadece biridir. Yine böyle bir günde çöplerin arasında sağlam bir şeyler ararken bir cüzdan bulur. Cüzdandaki parayı alır ama içindeki diğer kağıtlar, fotoğraflar ve anahtarlar da ilgisini çeker ve onları saklar. Ertesi gün çöplüğe gelen polislerin kayıp bir cüzdan aradıklarını öğrendiğinde, bulduğu cüzdanın gerçekten de içindeki paradan çok daha değerli şeyler taşıdığını anlar. Raphael, yapbozun parçalarını tamamladıkça bir yolsuzluğu ve bununla mücadele eden devrimcilere ulaşacaktır. Gardo ve Sıçan, bu mücadelede küçük Raphael’e yardım ederek adaleti sağlamaya çalışacaklardır. Son yıllarda Brezilya’nın karanlık yüzünü işleyen filmleri ister istemez Tanrı Kent ile karşılaştırıyoruz. Fernando Meirelles ve Katia Lund ikilisinin yönettikleri 2002 yapımı bu film, o kadar sert ve gerçekçi bir portre çiziyordu ki etkisinden uzun süre kurtulamamıştık. Çöplük’ün Tanrı Kent ile benzerlikleri elbette mevcut fakat iki film tür olarak birbirlerinden oldukça uzaklar. Düşük yaşam standartları iki filmde de ortak, fakat Çöplük adından da anlaşılacağı üzere doğrudan pislik ile alakalı. Tanrı Kent; suç ve anarşiden beslenen bir gangster filmiyken, Çöplük daha çok adalet ve devrim düşüncesiyle hareket edenlerin anlatıldığı bir macera filmi. Yapımcı ve yönetmen kimliği ile bilinen İngiliz sinemacı Stephen Daldry’i sinemaseverler Billy Elliot (2000), Saatler (2002) ve Okuyucu (2008) filmlerinden hatırlayacaktır. Kantarın ayarını doğru tutturmayı başaran Daldry, filmleriyle hem genel izleyici kitlesini hem de eleştirmenleri tatmin etmeyi başarıyor. Yönetmenin Çöplük’te de bu başarısını yinelediğini söyleyebiliriz. Andy Mulligan’ın romanından uyarlanan film, senaryo düzeyinde doğru noktaların belirlenip bunların filmde de doğru şekilde işlenmesinden ötürü uyarlamaların havada kalmışlık hislerinin hiç birini taşımıyor. Bir İngiliz sinemacının çıkıp böyle bir filme imza atması da gerçekten çok cesurca, takdir edilesi ve sevindirici bir olaydır. Dışarıya sunulan ekran koruyucular kapatıldığında Brezilya çok zor bir dönemden geçmektedir. Sınıflar arasındaki fark açılmakta, zengin daha da zenginleşirken fakirler yemek için çöpleri karıştırmaktadır. Yolsuzluklar hiç olmadığı kadar çoğalmıştır, rüşvet yaygınlaşmış, adalet anlayışı yerle bir olmuştur. Stephen Daldry bütün bu kokuşmuşlukları ortaya sererken aynı zamanda sistemin en büyük maşası olan polislere de nefretini kusmaktadır. Filmdeki polisler çocuklara orantısız güç kullanmaktan, onları dövmekten hatta öldürmekten bile rahatsızlık duymuyor. Ana karakter Raphael’in filmin başında polis tarafından gördüğü şiddet ve bu sırada çalan klasik müzik, bunun polisler için rutin bir uygulama olduğu hissini uyandırıyor Oldukça pis bir ortamı fetişleştirmeden aktaran film, küçük oyuncularının performanslarıyla da övgüyü hak ediyor. Ülkeye ait yerli şarkıların tercih edildiği yapım özellikle rap müzik kullanımıyla dikkat çekiyor. Tür…

Yazar Puanı

Puan - 80%

80%

Trash, ezilenlerin birbirlerine destek oldukları takdirde hiçbir kuvveti devirmede zorluk yaşamayacaklarını hatırlatmasıyla çok önemli bir görevi yerine getiriyor.

Kullanıcı Puanları: 3.75 ( 1 votes)
80
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi