Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

“Aynada gördükleriniz ile dışarıda seyrettikleriniz arasında nasıl bir fark var? Aynadakilere dokunmak kadar imkanlı değil mi karşınızdakilere dokunmak?

Bireyin kendi içerisinde var olan diğer yanıyla olan ilişkisi ve çatışması hem felsefenin hem de psikolojinin ana konularından biri olmuştur. İnsanın alt benliğiyle olan çatışması veya maskesinin ardında baskı altında tuttuğu gerçek kişiliğinin dışarıdaki hayata yansıması… İnsanı hikayenin merkezine alan sinema dünyası içinde psikanalitik çözümlemeler ve örnekler vazgeçilmez olmuştur ki birçok filmle yıllardır usta yönetmenlerin elinden çıkan hikayelerle beyazperdede arz-ı endam eder. Şüphesiz psikanalitik analiz, alter ego ve benlik kavramlarıyla karşılaştığımız an aklımıza gelen isimlerden biri olan Carl Gustav Jung’a yolumuz düştüğünde ise Jung’ın bireyler ve içlerinde sakladıkları gölgeleri hakkında söylediği şu sözler hafızamızda beliriverir; “Herkes bir gölgeye sahiptir, bu gölge insanın bilinçli yaşamında ne kadar az içeriliyorsa, o kadar kara ve yoğun olur.” Başka bir deyişle, Jung’ın açıklamasını şöyle yorumlayabiliriz; kişi, gölgesiyle ne kadar az yüzleşirse o kadar fazla güçlenir; ne kadar yüzleşmekten uzak kalırsa o kadar tehlikelidir.

Usta yönetmen Alfred Hitchcock’un baş yapıtları arasında yer alan Psycho’da Freudyen bir anlatımla tanımlanan Norman Bates karakterinden; Chuck Palahniuk’un kaleminden David Fincher’ın gözünden sinemaya aktarılan,  anlatıcı ve Tyler Durden arasındaki ilişkinin ele alındığı alter ego kavramıyla yüzleştiğimiz Fight Club’a; kurgusuyla, senaryosuyla ve yarattıkları karakterlerde oyuncuların ortaya koyduğu performanslarıyla akıllara yer eden yapımların olduğu, çoklu kişiliğe sahip karakter ekseninde gelişen hikayesiyle dikkat çeken 10 filmi sizler için sıraladık.

Çoklu Kişiliğe Sahip Karakterleri Konu Alan 10 Başarılı Film!

Psycho – 1960

psycho-filmloverss

Gerilim-korku sinemasının usta ismi Alfred Hitchcock’un belki de en çok bilinen eserlerinden biri elbette ki unutulmaz banyo sahnesiyle Psycho’dur. Usta yönetmenin siyah beyaz olarak çektiği ve kırmızının ürpertici özelliğini kullanmadan dahi izleyiciyi germeyi başardığı filmi Psycho’nun hikayesinin başrolünde oldukça sakin, kibar ve utangaç bir görüntünün ardına saklanan aslında saplantılı bir karakter olan Norman Bates’den başkası değildir. Bates, babasının ölümünün ardından annesine tehlikeli bir biçimde bağlanmıştır, artık saplantı boyutuna taşınan bu bağ başka ölümlere de sebebiyet verecektir.  Freud’un kurucusu olduğu psikanalitik teoriye göre ortaya atılan, yunan mitolojisinden yola çıkılarak oluşturulan Oedipus Kopleksi’nden yola çıkarak tanımlayabileceğimiz Norman Bates karakteri, Anhony Perkins’in muazzam performansıyla hafızalarımıza kazınmıştır.

Persona – 1966

persona-filmloverss

Sinemanın gelmiş geçmiş en farklı yönetmenlerinden biri olan Ingmar Bergman’ın en önemli yapımlarından Persona’sı adını aslında Carl Gustav Jung’ın analitik kuramında yer alan kişini arketiplerinden alır. Persona, Jung’ın kuramına göre kişinin taktığı maskeyi, insanın toplum içinde aldığı rolü tanımlar. Film benliğin çözülmesini, sessizliğin gücünden ve büyüsünden yararlanarak izleyiciye yansıtmayı başarıyor. Şiirsel bir anlatıyla bizi buluşturan Bergman, hikayesinin ana karakteri Elisabeth Vogler’i odak noktası olarak aldığı filmde narsizm kavramını da irdelemeyi ihmal etmez. Beyazperdede oldukça etkileyici bir psikanaliz yapan Bergman’ın bu filminde Bibi Andersson ile Liv Ullmann başrolde yer alıyor.

Primal Fear – 1996

primal-feat-filmloverss

Edward Norton’ın hayat verdiği, kilisede görevli bir genç olan Aaron baş rahibi öldürmekle suçlanmaktadır. Savunmasını üstlene, Richard Gere’in canlandırdığı deneyimli avukat Martin Vail ise tüm deliller aleyhine olsa da bu gencin ürkek ve acılı halini görünce masum olduğu kanaatine varır. Ancak hapishanedeki görüşmelerinden birinde beklenmedik bir şey olur, Aaron’da dissosiyatif kişilik bozukluğu olduğu ortaya çıkar ve davanın gidişatı tamamıyla değişir… Dissosiyatif kimlik bozukluğu olarak da bilinen hastalık; tamamen bellek ve kimlikle ilgilidir. Kendi içinde sürekliliği olan ve birbirinin yerini alabilen kimlikler aynı kişide varlığını sürdürür; genel olarak alter kişilik olarak tanımlanan bu kimlikler yineleyici olarak denetimi eline alırlar ve benliği ele geçirirler. Norton’ın ilk uzun metraj filmi olmasına rağmen oldukça başarılı bir performans sergilediği Primal Fear’ın yönetmen koltuğunda ise Gregory Hoblit oturuyor.

Fight Club – 1999

fight-club-filmloverss

Chuck Palahniuk’un zamansız ama çok da uzak olmayan bir gelecekte geçen aynı adlı romanından uyarlanan Fight Club, oldukça monoton bir hayata sahip, kronik uykusuzluk sorunuyla baş etmeye çalışan, kutudan bozma evinde yalnız ve sıkıcı bir hayat sürdüren ve uykusuzluk derdinden kurtulmak adına terapi gruplarına katılmaya karar veren bir anlatıcı tarafından anlatılan bir hikayeyle buluşturur bizleri. Adını öğrenmediğimiz anlatıcının bir yolculuk sırasında karşılaştığı Tyler ile tanışmasıyla değişen hayatının ekseninde tüketim toplumunun bireyi hangi duruma sürüklediğini gördüğümüz film; aslında modern hayatın getirdiği, kapitalizmin mecbur bıraktığı hayata karşı bir duruş niteliğindedir. Anlatıcı ve onun tam zıttı bir karakter olan Tyler Durden maskesi altında; karanlık bir mizahla bezeli hikayesi ve sarsıcı bir finaliyle Fight Club, David Fincher’ın gözünden beyazperdede kendine yer bulmuştur.

Me, Myself & Irene – 2000

me-myself-and-irene-filmloverss

17 senedir Rhode Island polis kuvvetlerinde çalışan Charlie Baileygates, normal mizaçlı, çalışkan, yardımsever ve aynı zamanda da üç erkek evlat sahibi evine bağlı bir aile babasıdır. Ama maalesef, Charlie’de Bölünmüş Kişilik Bozukluğu vardır ve ilaç kullanmaktadır. İlaç almadığında ise Charlie’nin hiper-agresif alt egosu olan Hank ortaya çıkmaktadır. Hank küfürlü konuşan, sürekli içki içen ve kavga etmeyi seven birisidir. Charlie ve Hank’in Irene Waters’dan başka hiçbir ortak noktası ise yoktur, birbirine zıt olan bu iki karakter de ona aşık olmuştur. İçindeki iki karakterin kavga etmesini bize başarılı bir şekilde yansıtan Jim Carrey muazzam performansıyla dikkatleri üzerine çeker.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi