Array ( [0] => 9 [1] => 38 [2] => 7467 [3] => 10 [4] => 832 [5] => 11 [6] => 1237 [7] => 1875 [8] => 1125 [9] => 15422 [10] => 12794 [11] => 13 [12] => 708 [13] => 7468 [14] => 14 [15] => 208 [16] => 15421 [17] => 1859 [18] => 15423 ) test Array ( [0] => 11 [1] => 1 [2] => 12794 [3] => 208 [4] => 2692 ) test Array ( [0] => Array ( [name] => Dram [link] => http://www.filmloverss.com/kategori/turler/dram/ ) [1] => Array ( [name] => Komedi [link] => http://www.filmloverss.com/kategori/turler/komedi/ ) [2] => Array ( [name] => Savaş [link] => http://www.filmloverss.com/kategori/turler/savas/ ) )
Closely Watched Trains
1966 - Jirí Menzel
93
Çekoslovakya
Senaryo Bohumil Hrabal (roman), Bohumil Hrabal, Jirí Menzel
Oyuncular Václav Neckár, Josef Somr, Vlastimil Brodský
Gizem Çalışır
Closely Watched Trains özetle; kişisel bir düzeydeki deneyim ile daha geniş tarihsel bir çerçeve arasındaki etkileşimin oldukça ideal örneklerinden biridir.

Closely Watched Trains

Çek yönetmen Jiri Menzel imzası taşıyan Closely Watched Trains; Çek Yeni Dalga akımının mihenk taşlarından biri olmasının yanı sıra dönemin sosyo-politik konjonktürünü oldukça absürt bir anlayışla ele almasıyla da öne çıkan yapımlar arasındadır. Fakat filme geçmeden önce onu daha iyi biçimde anlamamıza yardımcı olması açısından Çek Yeni Dalgası’nın özelliklerinden ve ortaya çıkma koşullarından bahsetmek gerekir.

Çekoslovakya’da 1960’lı yılların ilk yarısında başlayan ve 1970’li yılların ilk yarısına dek süren Çek Yeni Dalga akımı, en az İtalyan Yeni Gerçekçiliği ve Fransız Yeni Dalgası kadar özgün ve orijinal içerikli filmlerin doğmasına ön ayak olmuştur. Çek Yeni Dalgası bugünkü sinema yazınında çok fazla ilgi görmüyor olmasına rağmen akımın en etkili ve üretken yönetmenleri olarak sıralayacağımız; Milos Forman, Vera Chytilova, Jan Nemec, Jiri Menzel, Ivan Passer gibi isimler hep bu akımın içinde yetişmiş ve filmlerini bu akım ekseninde ifşa etmişlerdir. Aktif olduğu dönemde, peş peşe gelen güçlü filmlerle dünya sineması üzerinde oldukça etkili olan Çek Yeni Dalgası, en iyi yabancı film kategorisinde Akademi ödüllerinden iki kere galip ayrılmayı da başararak akımın gücünü pekiştirmiştir. Belirli bir manifesto ya da teoriden bağımsız bir şekilde gelişen akımın filmlerini bir Fransız Yeni Dalgası ya da İtalyan Yeni Gerçekçiliği kadar belirgin ortaklıklara indirgemek zor olsa da dönemin sosyo-politik koşulları bakımından taşıdıkları ortak yaklaşımlar üzerinden değerlendirmek gerekir.

Müzik ve edebiyatı oldukça özgün bir biçimde harmanlayarak peliküle aktaran Çek Yeni Dalga yönetmenleri; Nazi işgali, Dubçek’in ‘insan yüzlü sosyalizm’ anlayışı, sinemanın merkezileşmesi, Prag Baharı olarak tanımlayabileceğimiz anti-stalinizasyon süreci ve nihayetinde Sovyetler Birliği tarafından sosyalizmden kopuş olarak nitelendirilen Prag Baharı’nın Çekoslovakya’nın Varşova Paktı ülkeleri tarafından işgal edilmesine yol açması gibi önemli olaylardan beslenerek birbirinden değerli filmlere imza atmışlardır. 10 yıllık zaman diliminde eşsiz filmlerin doğuşuna sebep olan Çek Yeni Dalgası, Çekoslavakya ve Sovyetler Birliği arasındaki buzların erimesinden ve iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlenmesinden sonra devreye giren stalinist sansür sebebiyle yol oluş sürecine girmiş; filmlerin birçoğu yasaklanmış, filmleri yoğun sansüre uğrayan Milos Forman, Jan Nemec, Ivan Passer gibi değerli yönetmenler de ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştır.

Edebiyat ve müziği bütünleştirerek içinde yaşadıkları baskıcı sisteme karşı farkındalık yaratmak isteyen Çek Yeni Dalga yönetmenleri Franz Kafka, Jaroslav Haşek, Milan Kundera, Bohumil Hrabal gibi Çek edebiyatının önemli yazarlarından ilham alarak ve onları beyazperdeye adapte ederek önemli filmlere imza atmıştır. Genel olarak toplum hayatını sıkı biçimde gözlemleyen ve bu gözlemleri aktaran yönetmenler şiirsel-gerçekçi bir stili benimseyerek ve yer yer sürrealist ögelerden de yararlanarak sosyal hayatı parodileştirme yoluna gitmiştir. İnsanı ve insanoğlunun zaaflarını, trajedilerini, trajikomik hallerini oldukça absürt bir yaklaşımla ele alarak daha çok kara mizah türünde değerlendirebileceğimiz birbirinden değerli filmler ortaya koymuşlardır.

Closely Watched Trains: Ne Trajik Şeydir Şu İnsan Olmak!

Çek Yeni Dalgası denince aklımıza ilk gelen filmlerden biri olan Closely Watched Trains; akımın hemen hemen tüm belirgin özelliklerini bir arada görebileceğimiz yapısı ve anlatımıyla epey eğlenceli bir kara mizah örneği. Bohumil Hrabal’ın eserinden sinemaya uyarlanan film günlük hayatın ritmi üzerinden gelişen trajik ve absürt olayları kişisel ve politik meseleleri birbiri içine geçirerek ortaya koyuyor. Savaşa ve savaşın getirdiği otoriter koşullara tren istasyonunda hareket memurluğu yapan genç bir adam üzerinden bakan Menzel, henüz hiçbir kadınla cinsel bir deneyim yaşamamış olan bu genç adamın trajik hikayesini absürt komedi unsurlarıyla işleyerek politik ile kişisel, cinsellik ile vatanseverlik gibi meselelerin hangisinin daha önemli olduğunu yeniden düşünmemizi sağlayacak oldukça ironik bir filme imza atıyor.

Jiri Menzel henüz 28 yaşındayken çektiği ve 1968 yılındaki Akademi ödüllerinde en iyi yabancı film Oscar’ını da kazanan Closely Watched Trains filminde; küçük bir istasyon kasabasında, istasyon çalışanlarının savaş sırasında yaşadıkları bir kesiti oldukça insancıl bir biçimde ekranlara taşıyor. Filmin kahramanı olan Milos’un dışsesi ile Milos’u ve ailesini tanıtarak açılıyor film. Milos’un babası 46 yaşında istasyondan emekli olmuş, günlerini evde kanepede yatarak geçirmektedir ve onun bu hali kasaba ahalisinin pek hoşuna gitmez. Dedesi ise bir sihirbazdır, zamanında komutanını hipnotize edip savaştan kaçmayı başarmıştır. Milos ise ergenliğe yeni adım atmış yeniyetme bir gençtir. Hareket amiri olarak başlayacağı yeni işiyle gurur duymakta ve üzerindeki üniformanın hakkını layıkıyla vermek istemektedir.

Filmin ilerleyen bölümlerinde Milos’un büyüme ve erkekliğini kanıtlama ile ilgili problemleri olduğuna şahit oluruz. Genç ve güzel kondüktör Masa’ya platonik biçimde aşık olan Milos, Masa ile birlikte olacağı bir gece cinsel ilişkinin hemen başında erken boşalma yaşar ve sonrasında cinsel performansı düşer, uyarılamaz. Ertesi gün Milos için yine hüsranla sonuçlanır ve genç adam umutsuz bir biçimde intihara kalkışır. Oldukça dost canlısı bir doktor tarafından (Jiri Menzel tarafından canlandırılan) kurtarılan Milos’a doktor, onun yaşlarında bu tip durumların fazlasıyla yaşandığını; bu konuyu aşmak için sevişme esnasında ya başka bir şey düşünebileceğini (futbol gibi (!)) ya da çok daha deneyimli bir kadınla birlikte olarak bazı şeyleri öğrenebileceğini tavsiye eder. Menzel, bir yandan Naziler’in ve savaşın baskısıyla mücadele etmeye çalışan bir yandansa ilk cinsel birlikteliğini yaşamaya çalışan Milos ve çevresindekilerin başına gelenleri epey hümanist bir perspektiften işler. Sosyal hayatı parodileştiren absürt bir tutumla cinsel ve politik özgürlük meselelerine hem eşit bir biçimde yaklaşır hem de her iki meseleyi birbirine bağlar. Erkeklik, ‘milli olma’ ya da kahraman olma düşüncesiyle evire çevire oynar Menzel. Absürt komedi unsurlarını vatanseverlik, erkeklik, kahramanlık, güç kavramları üzerine bir silah gibi doğrultur ve tetiği çeker.

Closely Watched Trains özetle; kişisel bir düzeydeki deneyim ile daha geniş tarihsel bir çerçeve arasındaki etkileşimin oldukça ideal örneklerinden biridir: Milos’un seksüel-cinsel atılımı, politik erişkinliği ile paralel biçimde ilerler ve neticede Milos kendi ulusunun aynası olur. Sonuçta, bir ulusun alegorisi olarak okuyabileceğimiz Closely Watched Trains; kara mizah yapısı, absürt tonları ve çarpıcı derecedeki sade biçimiyle bir Menzel başyapıtı olarak adını dünya sinema tarihine altın harflerle yazdırır.

 



MAİLİNİZ VAR
Sinema dünyasından son haberlere herkesten önce
ulaşmak için mail listemize üye olabilirsiniz.
Üye Ol