1933 yılında vizyona giren ve sinema tarihinin en önemli bilimkurgu yapımlarından olan The Invisible Man’in çekimlerinden önce yapılan denemelerde ilginç bir olay yaşanır. Görünmeyen Adam’a can verecek olan aktör, berbat bir deneme çekimi geçirmiş ve hatta bunu “sinema tarihinin en kötüsü” olarak nitelendirmiştir. Halbuki yönetmen James Whale’in görüşü farklıdır: “Nasıl göründüğü umurumda değil, istediğim ses bu!” Sonunda Claude Rains, sesiyle de olsa rolü kapmıştır!

Bugüne kadar beyazperdeden binlerce oyuncu geçti ama çok azı hafızalarımızda kaldı. Bir de bu şanslı azınlıkta, biraz geri planda kalan yardımcı oyuncular var. Filmlerde gördüğümüzde çoğu zaman adları dilimize kadar gelen ama bir türlü çıkaramadığımız oyuncular. Sanki bunların çoğu; tüm kariyerlerini “daha ünlü” oyuncuların gölgesinde, ellerinden geleni yaparak geçirmek zorundadırlar. İşte burada Claude Rains, bahsettiğimiz gruptan biraz aykırı bir yerdedir. Önceki örneğimizde olduğu gibi sadece oyunculuğu ile değil; sesiyle de yaşadığı döneme damga vurmuş, belki de yardımcı oyunculuk kavramının ne kadar önemli olduğunu bizlere hatırlatmıştır. Hatta yeri geldiğinde asıl kahramanımızın önüne bile geçen bir isimdir Rains.

Rains’in hayatındaki önemli noktalara baktığımızda bu “yardımcı oyuncu” kavramı bile tuhaf duruyor. 1889’da Londra’da dünyaya gelen oyuncunun tam 11 kardeşi vardır ve bu açıdan yardımcı rollere doğuştan yetenekli gibidir. Fakat dönemin difteri salgını nedeniyle 11 kardeşin sadece üçü yetişkinliğe adım atabilir. Gençlik hayali tiyatrodur ve kendine has sesi de küçük roller edinmesine yardımcı olur. Birinci Dünya Savaşı döneminde askere çağırılır ve hayatının dönüm noktalarından biri gerçekleşir. Basil Rathbone, Herbert Marshall gibi ünlü isimlerin yer aldığı Londra İskoç Alayı’nda hizmet verirken bir hardal gazı saldırısı sonucunda sağ gözünün görme yetisi kaybolur. Bu kaza, kalıcı hasarlara neden olmasına karşın oyuncunun sinema kariyeri açısından bir fırsata dönüşecektir. Rains’in kendine has sesine bir de karşı konulamaz yan bakışları eklenmiş ve mükemmel oyuncu tanımı yeniden yapılmıştır.

Savaş sonrası oyuncu eğitmenliğine yönelen Rains’in tedrisatından Laurence Olivier ve John Gigelgud gibi efsaneler geçerken 1927’de başlayan Broadway kariyeri de onu Hollywood’a taşıyacaktır. The Invisible Man setindeki derin sesiyle rolü kaparken bu başarıda onun delici bakışlarının ve kendisini manyak doktor rolüne daha çok yakıştıran kısa boyunun da payı büyüktür. Gerçi bu kısa boy (1.69) şakayla karışık,  onun yardımcı rollerde kalmasının ana nedeni olarak gösterilecektir. Alfred Hitchcock klasiği Notorius’ta Ingrid Bergman’la karşı karşıya bulunduğu sahnelerde ayakkabılarının altına platform konulması, şüphesiz ki oyunculuğunu zerre etkilememiştir.

Claude Rains’in birçok başrol performansı da vardır elbette ama kendisini efsane statüsüne yükselten filmlerde hep yardımcıdır. Casablanca’da Humphrey Bogart’ın, Notorious’ta ise Cary Grant’in gölgesinde kalmış gibi görünse de; unutulmaz replikleri ve ne an ne yapacağını bilemediğimiz, duygusal ve mantıksal açıdan çatışma yaşayan karakterleri canlandırması ile izleyiciyi o kahraman mitinden uzaklaştırır. Sert ve soğuk görünüşlü fakat aynı zamanda merhametli karakterler ile özdeşleşen Rains, bu sayede her rolün altından kalkabilecek bir oyuncuya dönüşmüştür. Sadece kendi rollerini değil, bütün senaryoyu ezberlemesi ile yönetmenlerin favorisi haline gelen İngiliz oyuncu, rol çeşitliliğinin de  insanın iyi ve kötü yönlerinin iç içe olması ile açıklar:

“Çoğu zaman gizlice de olsa kendimizi yapmamamız gereken şeyleri yaparken buluruz. Bu doğru değil mi? Örneğin filmlerde istediğim kadar sert ve hain olabilirim ve bunu kimseye zarar vermeden yapabilirim. Az önce vurduğum şu şirin kıza baksanıza!”

Casablanca ve Lawrence of Arabia gibi En İyi Film dalında Oscar kazanan klasiklerde oynaması elbette ki bir şans ama kendi sözlerinde belirttiği üzere Claude Rains’i sadece bu başarılarla anmak haksızlık olur. Mr. Smith Goes To  Washington’ın düzenbaz senatörü Paine, Mr. Skeffington’ın Yahudi iş adamı Job, The Adventures of Robin Hood’un Prens John’u ya da The Wolf Man’in gizemli karakteri Sir John Talbot gibi karakterler de Rains’in yardımcı oyunculuk kariyerinin mihenk taşlarındandır. Dört kez aday olduğu yardımcı oyunculuk dalında Oscar’a hiç uzanamamış olsa da; Rains’in tek bir bakışının ya da repliğinin bile, Hollywood’a altın çağını yaşatan unsurlardan biri olduğunu kabul etmek lazım.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi