2002 yılında ulusal bir kanalda düzenlenen yarışmada katıldığı grupla ismini duyuran Emre Aydın’ı, bugüne kadar müzik kariyerinde başarılı birçok albüme imza atmış, albümleri milyonlar satmış sevilen bir Rock müzisyeni olarak tanıyoruz. Bu hafta vizyona giren, Emre Aydın’ın ilk filmi Cinni: Uyanış ile sanatçı marifetine ek olarak senarist, yönetmen unvanlarını da ekliyor. Senaryosunu kaleme aldığı korku-gerilim türündeki Cinni:Uyanış filminin yönetmenliğini üstlenmesinin yanı sıra aynı zamanda filmin müziklerini de bizzat kendisi yapmış.

Şarkı sözü yazarlığını ve yorumculuğunu takdir ettiğimiz –ki kazandığı birçok ödülle de başarısını tescillemiş olan– Emre Aydın ne yazık ki ilk sinema deneyimiyle müzisyenlikte ulaştığı noktadan çok uzak, son derece amatör bir işle izleyici karşısına çıkıyor. Nerden tutsak elimizden kalan film ne senaryonun, ne kurgunun, ne de yönetmenliğin hakkını veriyor; aksine yer yer bir öğrenci projesi amatörlüğünde, yer yerse Türk dizilerindeki uzun uzadıya bitmek tükenmez bakışma sahneleriyle sınıfta kalmış bir film ortaya çıkıyor.

Cinni: Uyanış konusu itibariyle Türkiye izleyicisinin fazlasıyla aşina olduğu –hatta artık izlemekten bıktığı– cinlerin insanlara musallat olması hikayesini işliyor. Kendi adıma söz yazarlığını ve müzik kariyerini beğendiğim Emre Aydın’ın filmine hiçbir önyargı olmadan, aksine müzisyenliğinden gelen bir sempatiyle girdiğimi söyleyebilirim. Ama film henüz açılış sekansından beni yanıltarak izlemesi zorlu bir 87 dakikaya mal oldu. İlk yirmi dakika boyunca izlediğimiz anlamsız ve bir türlü akmayan cinayet sahnesi kopuk kurgusu, sıfır diyalog ve kötü oyunculuklarla izleyiciyi selamlıyor. Filmin tutarlı olduğu tek yön, bu gidişatı istikrarlı olarak sürdürmesi. Bir ara buluntu film (found-footage) tekniğine geçiş yapan filmin kısa filmlerden parçalar birleştirilmişçesine oluşturulan kurgusu, yeni yetme oyunculukları ve yapay diyaloglarla birleşerek bütünü oluşturuyor.

Emre Aydın’ın ilk filmi – Cinni: Uyanış

Filmin son 10 dakikasında olayların aslında gerçek yüzünü açığa çıkarmak isteyen Emre Aydın bu konuda da yetersiz kalıyor. Korku filmleri motiflerinde sıkça başvurulan tekniklerden biridir: hikayenin çözümüne katkı sağlayacak ve başından itibaren verdiği çeşitli ipuçlarıyla izleyiciye istediği kadarını anlatmak… Sonrasında ise olayları açığa kavuştururken yönetmen parçaları bir puzzle gibi birleştirir ve izleyiciyi ters köşeye yatırıp aslında “ben sana başından beri her şeyi sundum, acaba sen ne kadarına dikkat ettin?” der. İzleyici de bu süreçte geriye dönük (flashback) sahnelerle ipuçlarını hatırlayıp tüm yaşananları mantıklı bir çerçeveye oturtur. Genel olarak korku-gerilim türünde bu yöntem sıkça kullanılır. Filmin senaryosunu da kaleme alan Emre Aydın da bu methodu takip etmiş ya da etmeye çalışmış. Geriye dönük sahnelerle hikayede yaratmaya çalıştığı “twist” izleyiciyi bir türlü yakalayamıyor. Cinni: Uyanış’ta klişe kalıpları sıklıkla kullanan Aydın’ın bu ilk filmi öyle tanıdık ki aynı konunun ısıtılıp ısıtılıp tekrar önümüze konması artık iyice kabak tadı vermeye başladı. Cinli film çekiyorsanız en azından dini bilginizin felak-nas suresini okumaktan fazlası olması gerekiyor. “Gerçek olaylardan esinlenilmiştir!” “Cinlerle birlikte çekilmiştir!” gibi klişelere sırtını yaslayıp, başına ve sonuna iki satır ayet eklemek bu işin kotarıldığı anlamına gelmiyor.

7+ ve 13 yaş altı aile gözetiminde izlenebilir sınıfından vizyona giren bir korku filmi düşünmesi oldukça zor. Zira, film de bu kategori kapsamında “korkutamayan bir korku” filminden öteye geçmiyor ve neresinden tutsak elimizde kalan vasat bir film olarak öne çıkıyor. Serinin ilk filmi olarak lanse edilen ve “Bir Emre Aydın Korkusu” gibi iddialı bir açılışla vizyona giren Cinni: Uyanış’ın devam filmleri için kendisinin yol yakınken bu fikirden vazgeçmesini bir temenniden ziyade iyi niyetli bir eleştiri olarak değerlendirmesini dilerim.

2002 yılında ulusal bir kanalda düzenlenen yarışmada katıldığı grupla ismini duyuran Emre Aydın’ı, bugüne kadar müzik kariyerinde başarılı birçok albüme imza atmış, albümleri milyonlar satmış sevilen bir Rock müzisyeni olarak tanıyoruz. Bu hafta vizyona giren, Emre Aydın'ın ilk filmi Cinni: Uyanış ile sanatçı marifetine ek olarak senarist, yönetmen unvanlarını da ekliyor. Senaryosunu kaleme aldığı korku-gerilim türündeki Cinni:Uyanış filminin yönetmenliğini üstlenmesinin yanı sıra aynı zamanda filmin müziklerini de bizzat kendisi yapmış. Şarkı sözü yazarlığını ve yorumculuğunu takdir ettiğimiz –ki kazandığı birçok ödülle de başarısını tescillemiş olan– Emre Aydın ne yazık ki ilk sinema deneyimiyle müzisyenlikte ulaştığı noktadan çok uzak, son derece amatör bir işle izleyici karşısına çıkıyor. Nerden tutsak elimizden kalan film ne senaryonun, ne kurgunun, ne de yönetmenliğin hakkını veriyor; aksine yer yer bir öğrenci projesi amatörlüğünde, yer yerse Türk dizilerindeki uzun uzadıya bitmek tükenmez bakışma sahneleriyle sınıfta kalmış bir film ortaya çıkıyor. Cinni: Uyanış konusu itibariyle Türkiye izleyicisinin fazlasıyla aşina olduğu –hatta artık izlemekten bıktığı– cinlerin insanlara musallat olması hikayesini işliyor. Kendi adıma söz yazarlığını ve müzik kariyerini beğendiğim Emre Aydın’ın filmine hiçbir önyargı olmadan, aksine müzisyenliğinden gelen bir sempatiyle girdiğimi söyleyebilirim. Ama film henüz açılış sekansından beni yanıltarak izlemesi zorlu bir 87 dakikaya mal oldu. İlk yirmi dakika boyunca izlediğimiz anlamsız ve bir türlü akmayan cinayet sahnesi kopuk kurgusu, sıfır diyalog ve kötü oyunculuklarla izleyiciyi selamlıyor. Filmin tutarlı olduğu tek yön, bu gidişatı istikrarlı olarak sürdürmesi. Bir ara buluntu film (found-footage) tekniğine geçiş yapan filmin kısa filmlerden parçalar birleştirilmişçesine oluşturulan kurgusu, yeni yetme oyunculukları ve yapay diyaloglarla birleşerek bütünü oluşturuyor. Emre Aydın'ın ilk filmi - Cinni: Uyanış Filmin son 10 dakikasında olayların aslında gerçek yüzünü açığa çıkarmak isteyen Emre Aydın bu konuda da yetersiz kalıyor. Korku filmleri motiflerinde sıkça başvurulan tekniklerden biridir: hikayenin çözümüne katkı sağlayacak ve başından itibaren verdiği çeşitli ipuçlarıyla izleyiciye istediği kadarını anlatmak... Sonrasında ise olayları açığa kavuştururken yönetmen parçaları bir puzzle gibi birleştirir ve izleyiciyi ters köşeye yatırıp aslında “ben sana başından beri her şeyi sundum, acaba sen ne kadarına dikkat ettin?” der. İzleyici de bu süreçte geriye dönük (flashback) sahnelerle ipuçlarını hatırlayıp tüm yaşananları mantıklı bir çerçeveye oturtur. Genel olarak korku-gerilim türünde bu yöntem sıkça kullanılır. Filmin senaryosunu da kaleme alan Emre Aydın da bu methodu takip etmiş ya da etmeye çalışmış. Geriye dönük sahnelerle hikayede yaratmaya çalıştığı “twist” izleyiciyi bir türlü yakalayamıyor. Cinni: Uyanış'ta klişe kalıpları sıklıkla kullanan Aydın’ın bu ilk filmi öyle tanıdık ki aynı konunun ısıtılıp ısıtılıp tekrar önümüze konması artık iyice kabak tadı vermeye başladı. Cinli film çekiyorsanız en azından dini bilginizin felak-nas suresini okumaktan fazlası olması gerekiyor. “Gerçek olaylardan esinlenilmiştir!” “Cinlerle birlikte çekilmiştir!” gibi klişelere sırtını yaslayıp, başına ve sonuna iki satır ayet eklemek bu işin kotarıldığı anlamına gelmiyor. 7+ ve 13 yaş altı aile gözetiminde izlenebilir sınıfından vizyona giren bir korku filmi düşünmesi oldukça zor. Zira, film de bu kategori kapsamında “korkutamayan bir korku” filminden öteye geçmiyor ve neresinden tutsak elimizde kalan vasat bir film olarak öne çıkıyor. Serinin ilk filmi olarak lanse edilen ve "Bir Emre Aydın Korkusu" gibi iddialı bir açılışla vizyona giren Cinni: Uyanış'ın devam filmleri için kendisinin yol yakınken bu…

Yazar Puanı

Puan - 22%

22%

22

Serinin ilk filmi olarak lanse edilen Cinni: Uyanış'ın devam filmleri için Emre Aydın’ın yol yakınken bu fikirden vazgeçmesini bir temenniden ziyade iyi niyetli bir eleştiri olarak değerlendirmesini dilerim.

Kullanıcı Puanları: 3.05 ( 16 votes)
22
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi