“Cinema Paradiso”dan bahsederken söze filmin orijinal isminden başlamak en iyisi belki de. Diğer bir deyişle yapımın asıl adına ev sahipliği yapan “Il Nuovo Cinema Paradiso” konusunu sinemanın tek eğlence olduğu dönemlerde ‘cinema paradiso’ adlı bir film gösterim yerinin tarihinden alıyor.Yapım seyirciye tam anlamıyla bir İtalyan rüyası sunuyormuş gibi görünse de, aslında vadettiklerinin çoğunu ziyadesiyle teğet geçmeyen bir yapımdır. İtalyan yönetmen Giuseppe Tornatore bu yapımla pek çok ödüle nail olmuştur. Bu ödüllerden en çok dikkat çeken ise 1989 yılında aldığı “Altın Küre, Cannes Jüri Büyük Ödülü”dür. Yapım İtalya’nın 1950’li yıllarının renkli talihini gözler önüne serme gibi bir niyetle ortaya çıkması da, bize o dönemin “sinema” kaderini uzunca bir sürece yayılacak biçimde dönemin gözardı edilen kimi ögelerini filmin arka planına yerleştirerek sergilemesini iyi biliyor. Tornatore, belli bir politik ve sosyal damar üzerinden ilerleyen, mizah dozu yüksek, cinsiyetler arası ilişki – geçişleri yüksek yapımlarıyla sinefillerin seyir defterine ismini altın yaldızla yazdırmış bir yönetmen. En azından bu yapımdan sonra. Yönetmenliğe merakı da tıpkı bu yapımda ete, kemiğe bürünen karakter Toto (Salvatore Cascio) gibi küçük yaşlarda sinemaya ilgi duymasıyla başlar. Esasında yönetmenin biyografisini bu yapıma başlamadan önce tartmakta fayda var zira bir yönetmen ile yapımında ona hayat verdiği böylesine renkli karakterlere ulaşmak her zaman biz seyirciler tarafınca nasip olmuyor. “Cinema Paradiso”, henüz ilk sahnesinden itibaren, bize “sinema”nın ne kadar vazgeçilmez ve yegane eğlence kaynağı olduğunun altını çizdiriyor. Ayrıca belirtmekte fayda var ki bu yapım ile geçmiş dönemlerde neden sinemaların sıklıkla yandığını idrak ediyoruz zira o dönemlerde makinist olmak sanıldığı kadar kolay bir iş değil. Yapımın geneline bakacak olursak, bu iki sinema tutkununun bahsettikleri temalara bakılırsa ölümün kesinliği ve yaşamın anlamsızlığının farkında olan varoluşçulardan olduklarını söylemek, onları tanımlamada daha belirleyici olabilir. Öte yandan en başından beri seyircinin bildiği Alfredo’nun “ölüm”ü işte tam buna denk gelmektedir.

Cinema Paradiso - Filmloverss 2

Evet, çok iyi tanıyıp bilsek de bazı insanları, yaşam dilimlerini, anları, anıları başkalarına hakkıyla anlatabilmek zordur. Karşımızdakilere imgeleminizdekileri aktarabilmek de öyle. Hele ki “sinema” gibi iddialı bir sanat dalıyla bunu yapmaya çalışmak, iyice kıvamında bir şölene dönüşebilir. “Cinema Paradiso” da işte böyle gözü pek projelerden birisi. Her şeyden önce, belli bir zaman kesitinde, belli bir kesimin paylaştığı görece iki sıkı dostun bir döneme ait yaşantılarını tüm gerçekliği, samimiyeti ve ruhuyla, hiçbir çiğliğe kaçmadan anlatmak bu yapımın en büyük cilvelerinden biri olsa gerek. Üstelik bunu sadece o paylaşımı yaşayanlar için değil, daha geniş bir seyirci kitlesi için cazip hale getiriyor. Filmin en büyük başarılarından bir tanesinin de bu olduğu su götürmez. Senaryoda Toto ve onun sinema babası Alfredo’nun birer tipleme değil, neredeyse yıllardır tanıdığımız, adeta kanlı canlı birer karaktere dönüşmesine neden oluyor. Pek tabi burada, bu karakterleri canlandıran oyuncularında emeği çok büyük. Rollerini canlandırırken o kadar rahat ve akıcılar ki ağızlarından çıkan her replik, hem karakterleri hem de hikayeyi tamamlıyor ve filmin ikna gücünü arttırıyor. Seyirciye izlerken geçmişi sorgulatma gibi ek özelliklere sahip olan bu yapım sadece Alfredo ve Toto’nun yakın dostluğu ve onun üzerine gelişen olaylarla sınırlı kalmıyor, nitekim aynı zamanda bize o dönemin İtalya’sıyla bu dönemin İtalya’sı arasında çeşitli bağlar kurmamıza olanak tanıyor. Zira hepimizin de bildiği üzere İtalya o dönemlerde “sinema” tekelini elinde tutan en önemli konuma sahipti.

Yapımın teknik anlamdaki yetkinliği, özellikle yakın – uzak çekimlerin bolluğu ve müziğin kullanımı yönetmen Tornatore’nin olgunlaşmış sinema anlayışını da ortaya koyuyor. Özellikle soundtrack eklentisine ev sahipliği yapan Ennio Morricone; ismi büyük harflerle yazılması gereken biri zira yapımı izleyenler anlayacaktır ki filmin gerek senaryosu gerek oyuncular ve verdiği mesaj kadar yapıma bu doğrultuda fon olarak eşlik eden müziklerin yegane sahibi ondan başkası değildir. “Cinema Paradiso” dünya sinemasında belki de epeydir eksikliğini hissettiğimiz, insan ilişkileri ile ilgili bir film.  Günümüz sinemasına mekan tutan anlamlı ve uyumlu olabilecek bir karışım bu.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi