Edebiyat klasiklerini beyazperde de izlemeye oldukça alışkın olmamıza rağmen bu uyarlamaların çok azı başarılı bulunmuştur. Zira bir edebiyat eserini sinemaya uyarlamak; üstelik uyarlanacak eser bir klasikse, oldukça külfetli bir iştir. Kitapta anlatılan ya da betimlenen birçok şeyin filmde görsel karşılığını bulamayınca hayal kırıklıkları yaşamamız oldukça doğaldır. Okurken kafamızda bambaşka canlandırdığımız o doğa tasvirleri ya da ruh çözümlemeleri belki filmin içerisinde hiç yer almaz. Bu yüzden bir edebiyat eseri; titiz bir senaryo çalışması ve yönetmenliğin doğru bir biçimde harmanlanması ile peliküle başarılı bir biçimde aktarılabilir. İngiliz yazar Thomas Hardy’nin aynı adlı klasik eserinden uyarlanan Çılgın Kalabalıktan Uzak – Far From the Madding Crowd; Onur Savaşı (The Hunt) ve Şölen (The Celebration) filmleriyle kalplerimizi kazanan, aynı zamanda Dogma 95 akımının da kurucularından biri olan Thomas Vinterberg imzası taşıyor. Eserin dördüncü beyazperde uyarlamasını gerçekleştiren Vinterberg, filmin senaryosunu ise genellikle edebiyat uyarlamaları üzerine çalışan David Nicholls’e emanet etmiş. Vinterberg ve Nicholls ikilisinden ortaya çıkan Çılgın Kalabalıktan Uzak filmi, Thomas Hardy’nin 1874 yılında yazdığı aynı adlı eserinin hakkını -yer yer boşluklara düşse de- başarıyla veriyor diyebilirim. Hatta, uyarlamayı daha da özgün kılmak adına yapılan yenilikçi dokunuşlar filmin başarısını da perçinliyor.

Bu yenilikçi dokunuşlardan biri, filmin daha en başında parlak cilasıyla gözümüze çarpan feminizm. Filmin ana karakteri olan Bathsheba Everdene’in (Carey Mulligan) ataerkil dünyada korumaya çalıştığı bağımsızlığının, kendi bakış açısından veriliyor olması oldukça önemli bir tercih. Zira, eserin diğer uyarlamalarında feminist ögeler bu kadar ağır basmıyordu. Kendisiyle yapılmış bir röportajda filmin senaristi David Nicholls’ün bu tercihini romanın özüne sadık kalmak olarak açıklayan Vinterberg; kitapta yer alan birçok diyalogun ise, günümüze uygun bir biçimde adapte edildiğini söylüyor. Roman, dönemin şartlarıyla uyumlu ve ağdalı diyaloglarla süslenmişken, aynı dili sinemada kullanmanın oldukça romantik ve didaktik kaçacağını düşünen Vinterberg ve Nicholls ikilisi; hem filmde yer alan diyalogları günümüze daha uygun düşecek biçimde özgünleştirmiş hem de Bathsheba karakterine ağırlık vererek güçlü bir kadın imajı yaratmaya yönelmişler.

Filmin daha ilk dakikalarında hissedilen güçlü kadın imajı; Bathsheba’nın, kendisine evlenme teklifi eden çiftçi ve çoban Gabriel Oak’u (Matthias Schoenaerts) reddetmesiyle belirginleşiyor. Bathsheba, Gabriel’e biriyle evlenmek istemediğini; ama bir gün evlenmek isterse de evleneceği kişinin kendisinden daha güçlü ve dominant olması gerektiğini belirtiyor.  Bu önemli anekdottan sonra filmin hikayesi romanla oldukça paralel gidiyor. Viktorya Dönemi İngiltere’sinin kırsallarında açılan film; Bathsheba’nın, amcasından miras kalan çiftliğin başına geçmesiyle değişen hayatına odaklanıyor. Kendisine kalan çiftliğin yönetimini ele alan Bathsheba’yı bir tür toprak ağası –hanım ağa demek daha doğru olabilir- olarak düşünmek mümkün. Kendisi gibi bir çiftlik sahibi olan yan komşusu William Boldwood’u (Michael Sheen) da oldukça etkileyen Bathsheba, kendisine gelen yeni evlenme teklifini de kibarca reddeder. Fakat kısa bir süre sonra, kırmızı üniformalı bir asker olan Troy’a (Tom Sturridge) aşık olur. Kısacası Çılgın Kalabalıktan Uzak; Bathsheba Everdene’in hem toprak ağalığı üzerinden çizilen ataerkil sisteme karşı mücadelesini hem de  birbirinden oldukça farklı üç erkek arasından gerçek aşkı bulmasını konu alıyor.

Belli sınıfları temsil edecek biçimde çizilmiş olan üç erkek, romanda olduğu gibi filmde de oldukça başarılı yansıtılmış. Özellikle Gabriel Oak rolündeki Matthias Schoenaerts’ın aurası ve Carey Mulligan ile kurduğu kimya Çılgın Kalabalıktan Uzak’ı üst seviyelere taşıyor. Ataerkil sistemde kendi ayaklarının üstünde durmaya çalışan, inatçı ve asi bir kadın olan Bathsheba’nın oldukça feminist bir duruşa sahip olduğunu belirtmiştim. Film dili kullanımıyla da bu duruşu başarılı bir biçimde aktaran Vinterberg’in kimi yerlerde ise boşluklara düştüğünü vurgulamak gerek. Bunların en başında Bathsheba’nın Troy’a aşık olup onunla paldır küldür evlenmesi geliyor. Evlilik konusunda oldukça çekinceli davrandığı altı çizilerek vurgulanan Bathsheba’nın aşık olur olmaz evlilik kararı almasının çok üstünkörü verildiğini söylemek gerek. Oldukça güçlü bir şekilde yaratılmış kadın imajının bir anda yıkılması filmin ani geçişlerinden biri; daha doğrusu senaryonun boşluklarından biri.

Diğer bir boşluk, Gabriel’in koyun sürüsünün başına gelenlerden sonra gelişen olaylar ve Bathsheba ile yeniden kesişen hayatlarının oldukça özensiz verilmesi. Bunun gibi ani geçişler filmde birkaç kere daha karşımıza çıkıyor. Fakat bu ani geçişlerin çoğunun, edebi bir eseri uyarlamanın zorluklarından kaynaklandığını da söylemek gerek. Romandaki birçok ayrıntıyı ya da ruhsal çözümlemeyi beyazperdeye aynı biçimde aktarabilmek oldukça meşakkatli bir titizlik gerektiriyor ki Vinterberg’in Çılgın Kalabalıktan Uzak filminin, kimi senaryosal boşluklara rağmen, oldukça sağlam bir uyarlama olduğunu tekrar tekrar belirtmek gerekiyor.

Bu noktada; romanın pastoral dilini, kurduğu film dili ve sinematografisiyle de pekiştirmeyi başaran Thomas Vinterberg’in yönetmenliğinden de bahsetmek gerekiyor. Onur Savaşı filmini karakterler ve psikolojik tahliller üzerine kurarak sahip olduğu auteur kumaşı kanıtlayan Vinterberg; Çılgın Kalabalıktan Uzak filminde Thomas Hardy’nin doğa-insan çatışması ekseninde ilerleyen kurgusunu sinematografik anlatımla destekliyor. Kamerasını, film dilini, mizansenini eşsiz doğa tasvirleri etrafında kurmayı başaran ve kendiyle savaş halinde olan insanın çatışmasını da bu tasvirler üzerinden aktarabilen Vinterberg’in Çılgın Kalabalıktan Uzak filminin; son yıllarda izlediğim en iyi edebiyat uyarlamalarından biri olduğunu üzerine basarak söyleyebilirim.

Edebiyat klasiklerini beyazperde de izlemeye oldukça alışkın olmamıza rağmen bu uyarlamaların çok azı başarılı bulunmuştur. Zira bir edebiyat eserini sinemaya uyarlamak; üstelik uyarlanacak eser bir klasikse, oldukça külfetli bir iştir. Kitapta anlatılan ya da betimlenen birçok şeyin filmde görsel karşılığını bulamayınca hayal kırıklıkları yaşamamız oldukça doğaldır. Okurken kafamızda bambaşka canlandırdığımız o doğa tasvirleri ya da ruh çözümlemeleri belki filmin içerisinde hiç yer almaz. Bu yüzden bir edebiyat eseri; titiz bir senaryo çalışması ve yönetmenliğin doğru bir biçimde harmanlanması ile peliküle başarılı bir biçimde aktarılabilir. İngiliz yazar Thomas Hardy’nin aynı adlı klasik eserinden uyarlanan Çılgın Kalabalıktan Uzak – Far From the Madding Crowd; Onur Savaşı (The Hunt) ve Şölen (The Celebration) filmleriyle kalplerimizi kazanan, aynı zamanda Dogma 95 akımının da kurucularından biri olan Thomas Vinterberg imzası taşıyor. Eserin dördüncü beyazperde uyarlamasını gerçekleştiren Vinterberg, filmin senaryosunu ise genellikle edebiyat uyarlamaları üzerine çalışan David Nicholls’e emanet etmiş. Vinterberg ve Nicholls ikilisinden ortaya çıkan Çılgın Kalabalıktan Uzak filmi, Thomas Hardy’nin 1874 yılında yazdığı aynı adlı eserinin hakkını -yer yer boşluklara düşse de- başarıyla veriyor diyebilirim. Hatta, uyarlamayı daha da özgün kılmak adına yapılan yenilikçi dokunuşlar filmin başarısını da perçinliyor. Bu yenilikçi dokunuşlardan biri, filmin daha en başında parlak cilasıyla gözümüze çarpan feminizm. Filmin ana karakteri olan Bathsheba Everdene’in (Carey Mulligan) ataerkil dünyada korumaya çalıştığı bağımsızlığının, kendi bakış açısından veriliyor olması oldukça önemli bir tercih. Zira, eserin diğer uyarlamalarında feminist ögeler bu kadar ağır basmıyordu. Kendisiyle yapılmış bir röportajda filmin senaristi David Nicholls’ün bu tercihini romanın özüne sadık kalmak olarak açıklayan Vinterberg; kitapta yer alan birçok diyalogun ise, günümüze uygun bir biçimde adapte edildiğini söylüyor. Roman, dönemin şartlarıyla uyumlu ve ağdalı diyaloglarla süslenmişken, aynı dili sinemada kullanmanın oldukça romantik ve didaktik kaçacağını düşünen Vinterberg ve Nicholls ikilisi; hem filmde yer alan diyalogları günümüze daha uygun düşecek biçimde özgünleştirmiş hem de Bathsheba karakterine ağırlık vererek güçlü bir kadın imajı yaratmaya yönelmişler. Filmin daha ilk dakikalarında hissedilen güçlü kadın imajı; Bathsheba’nın, kendisine evlenme teklifi eden çiftçi ve çoban Gabriel Oak’u (Matthias Schoenaerts) reddetmesiyle belirginleşiyor. Bathsheba, Gabriel’e biriyle evlenmek istemediğini; ama bir gün evlenmek isterse de evleneceği kişinin kendisinden daha güçlü ve dominant olması gerektiğini belirtiyor.  Bu önemli anekdottan sonra filmin hikayesi romanla oldukça paralel gidiyor. Viktorya Dönemi İngiltere’sinin kırsallarında açılan film; Bathsheba’nın, amcasından miras kalan çiftliğin başına geçmesiyle değişen hayatına odaklanıyor. Kendisine kalan çiftliğin yönetimini ele alan Bathsheba’yı bir tür toprak ağası –hanım ağa demek daha doğru olabilir- olarak düşünmek mümkün. Kendisi gibi bir çiftlik sahibi olan yan komşusu William Boldwood’u (Michael Sheen) da oldukça etkileyen Bathsheba, kendisine gelen yeni evlenme teklifini de kibarca reddeder. Fakat kısa bir süre sonra, kırmızı üniformalı bir asker olan Troy’a (Tom Sturridge) aşık olur. Kısacası Çılgın Kalabalıktan Uzak; Bathsheba Everdene’in hem toprak ağalığı üzerinden çizilen ataerkil sisteme karşı mücadelesini hem de  birbirinden oldukça farklı üç erkek arasından gerçek aşkı bulmasını konu alıyor. Belli sınıfları temsil edecek biçimde çizilmiş olan üç erkek, romanda olduğu gibi filmde de oldukça başarılı yansıtılmış. Özellikle Gabriel Oak rolündeki Matthias Schoenaerts’ın aurası ve Carey Mulligan ile kurduğu kimya Çılgın Kalabalıktan Uzak’ı üst seviyelere taşıyor. Ataerkil sistemde kendi…

Yazar Puanı

Puan - 78%

78%

78

Kamerasını, film dilini, mizansenini eşsiz doğa tasvirleri etrafında kurmayı başaran ve kendiyle savaş halinde olan insanın çatışmasını da bu tasvirler üzerinden aktarabilen Vinterberg’in Çılgın Kalabalıktan Uzak’ının; son yıllarda izlediğim en iyi edebiyat uyarlamalarından biri olduğunu üzerine basarak söyleyebilirim.

Kullanıcı Puanları: 4.03 ( 3 votes)
78
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi