Christopher Nolan, The Daily Beast’e verdiği röportajda, yalnızca Interstellar’dan bahsetmekle kalmayıp, Batman v Superman, Star Wars gibi filmlerle ilgili fikirlerini de paylaştı.

Interstellar vizyona girdiğinden beri, Nolan yine en çok anılan isimlerin arasına girdi. Kaçınılmaz olarak akla sürekli Kara Şövalye serisi de geliyor. Hali hazırda Batman v Superman: The Dawn Of Justice’i beklediğimiz de göz önünde bulundurulursa, Nolan’ın film hakkında konuşması epey değerliyken, yönetmen The Daily Beast‘le başka filmlerle ilgili görüşlerini de paylaşınca, biz de bu röportajı sizin için türkçeleştirmeliyiz diye düşündük.

Interstellar’ı izlediğimden aklıma gelen ilk şeylerden biri, ilk filminiz Doodlebug oldu. Kısa olsa da birden fazla boyutla alakalıydı çünkü. Çok boyutlulukla ilgili sizi bu denli heyecanlandıran ne?

Filmlerde çok aşina olunan bir durum olmayabilir, fakat medyanın diğer alanlarında gayet temelleri atılmış bir mesele aslında. M. C. Esher’ın resimleri bana oldukça ilham veren şeyler; oralarda çok ilginç bağlar ya da sanata bilimin arasındaki sınırların ne kadar bulanık olduğunu ya da aynı biçimde sanat ve matematik arasındaki sınırların da ne kadar bulanık olduğunu görebiliyorsunuz. Penrose merdiveni içeren ilüstrasyonlarının Inception’a hayat veren şey olduğu kanaatindeyim. Bir yandan Jorge Borges de var. Kendisi Arjantinli olağanüstü bir yazar, ve paradokslarla boğuşan çok fazla sayıda kısa hikayesi var. Benim hissiyatım ne derseniz, esasında filmlerin paradoksları ele almaya, kendi kendini çağrıştıran şeyleri anlatmaya ve dünyayı kelimelerle anlatmaya oldukça meyilli bir alan olduğunu düşünüyorum.

star-wars-7-darth-vader-filmloverss

Her zaman bir uzay efsanesi yaratmak istemiş miydiniz?

Yani, fazlaca. 1977’de, 7 yaşında Star Wars’la tanıştım ve yaşadığım o inanılmaz deneyimi asla unutmadım. Deneyim dediğim, ekranın sınırlarının genişleyip, sizi içine alıp bambaşka bir galaksiye taşıması. Filmin başarısı ve ağırlığı, Kubrick’in 2001: A Space Odyssey’inin yeniden gösterime girmesini sağlamıştı ve babam beni filmi izlemek için Londra’daki en büyük sinemalardan biri olan Leicester Square’e götürdü ve o da geleceğe tohumlarını atabilecek türden bir deneyimdi. Filmin kapsamı karşısında başım dönmüştü, sunduğu seçeneklerı çok sürükleyiciydi ve macera ile kapasite algısı dünyanın her yanındaki izleyiciyi alıp götürüyordu. Resmen kafamda bir yerlere kazındı ve hep bugünün seyircisine aynı duyguları yaşatabilir miyim merak ettim, o yüzden bu filmi çekmek zorundaydım.

Madem Star Wars dediniz, J.J. Abrams’ın Star Wars: The Force Awakens filmi yolda. O filmi yönetmiş olmak ilginizi çeker miydi? Ve size bunu öneren oldu mu?

J.J.’i elinden çıkacak işi epey heyecanla bekliyorum. Aslında hem filmi çekiyor olması hem de Millennium Falcon’u cidden inşa etmiş olması beni heyecanlandırıyor. Yapan ben olsam dokunmaya bile kıyamazdım açıkçası. Şu an J.J. epey cesur bir hamleyle, Star Trek öncesi durduğu yere kendini yeniden taşıdı ve bunu denemek her yiğidin harcı değil. Ben, kendime has bir şeyleri yapmayı, tüm dünyanın yükünü ve beklentisini sırtıma almaktan tercih eden bir insanım-bilhassa kendim gibi 40 küsur yaşlarında Star Wars’un içinde büyümüş insanların olduğu bir dünyada. Ama hakikaten de J.J. ne yapacak görmek için de oldukça heyecanlıyım

Amerikan, toz fırtınalı, Orta-batılı arka planıyla Interstellar’ı ele aldığımızda, akla, sizin de yapımcılığını yaptığınız, Clark Kent’in Man Of Steel’da büyüdüğü ortamın gelmesi çok mu yanlış olur?

Pek olmaz. O amerikan görsellik Superman’in hikayesinde hep kuvvetli bir öğe olmuştur. Man Of Steel’ın senaryosunda da ben daha işe girmeden vardı. Esasında Interstellar’daki senaryo Steven Spielberg yönetsin diye yazılmıştı, onun filmi yöneteceği düşünülen zamanlarda senaryoda ufak tefek Amerikanlaşmalar vardı. Kendi mısırımızı kendimiz yetiştireceğimizi fark ettiğim an durumun oldukça faydalı olabileceğini de fark ettim. Zack’e [Snyder] telefon edip ne kadar mısır yetiştirebildiğini sordum, o da 1000 dönüme yakın mısır yetiştirdiklerini ve masrafını söyledi, biz de 1500 dönüm gibi bir şey yetiştirdik, hatta satıp onlardan kazanç bile elde ettim.

Kip Thorne filmde yapımcı olarak yer aldı ve size bilimsel konularda oldukça yardım da etti. Fakat tesadüfün böylesi, Stephen Hawking’in hayatını anlatan The Theory of Everything ve Interstellar aynı hafta vizyona girdi. Interstellar için, Kip Thorne’un yakın arkadaşı Hawking’den de tavsiye aldınız mı?

Hayır, tamamen Kip’in işi. Ama Kip vesilesiyle Hawking’in bir sürü çalışması da filme dahil oldu. Kendisi söz kara deliklere gelince konuya en hakim isimlerden biri. Ama Hawking Londra’daki prömiyere geldi ve kendisiyle ikinci kez tanışma şansı buldum. Filmi izledi, hatta filmi tanıtırken seyircilerin arasında ikisini birlikte gördüm, ve “Eğer ki seyirci filmin içindeki bilimselliği anlamazsa, stüdyoya ‘Şey, seyirci mevzuyu pek anlayamadı’ diyemem” diyerek biraz sataştım da.

the.theory.of_.everything-filmloverss1

Peki Hawking filmle ilgili bir yorum yaptı mı?

Filmi izlerken epey keyifli gözüküyordu. Çok spesifik bir şeyler sormak da pek istemedim keza başıma bela açabilirmişim gibi geldi!

İnternette insanlar Interstellar’ın bilimselliği hakkında eleştiride bulunmak için elinden geleni yapıyor sanki. Böyle bir gerçekçilik talep etmeleri biraz kasıntı değil mi? Yani, sonuçta bir film bu.

Esasında, ben internette insanlar bu konuyla ilgili neler demiş pek bilmediğim için ne denli geçerliler bir şey söylesem yanlış olur. Benim filmlerimde insanlar böyle konularda standardı hep biraz yüksek tutuyorlar-ki ben de bundan pek şikayetçi sayılmam. İnsanlar sürekli filmlerimi senaryoda boşluklar olmasıyla suçluyor ve ben de bu boşlukların farkındayım, haliyle insanlar onları fark ettiğinde hala o boşlukların farkında olmayı sürdürüyorum, ama bir kısmını benim kadar fark eden olmuyor bile. İnsanlar filmdeki bilimselliğe takmışsa, onları da Kip’e danışmak lazım keza onun alanı.

Benim aklıma gelenlerden biri, yüzeye indiklerinde gezegende gerçekleşen zaman genleşmesi hakkında, bir saat yedi yıla denk geldiğinde (ya da 60 000’in faktörüne), zaman genleşmesinin yaşanması için kelimenin gerçek anlamıyla kara deliğin yüzeyini süzmek lazım deniyordu.

Tıpkı “çemberdeki bir basket topu” gibi. Baya bir örtüşüyor, ve orada bir boşluk dahi yok. Tüm bunlar gündeme geldi, ve Kip’te filmdeki bilimselliğe dair de bir kitap var, neler gerçek, neler tartışmaya açık orada hepsi var- ve elbette bunların çoğu tahminler üzerine kurgulandı. Elbette sazan gibi atlayan tipler varlar, ama filmi yalnızca bir kez izlediler ve kendilerinin bir soluklanıp, mümkünse de Kip’in kitabını okuması lazım. Yoksa ben de arada ufak tefek hilelerin olduğunu biliyorum, ama bu tür hileler her türlü filmde mevcuttur, biz de Kip’le ara yolu bulduk.

Siz Hollywood’da 165 milyon dolarlık bir orijinal bir film nadir film yapımcılarından birisiniz, hatta belki de teksiniz. Siz de Hollywood’daki devam filmlerinin çoğaldığı kanaatinde misiniz? Değerli denecek kadar az miktarda geniş çerçeveli, heyecan uyandıran ve orijinal iş çıkıyor sanki.

Hollywood sanırım her daim yeni ve orijinal bir şey yaratma arzusuyla, seyirciyi korkutup yabancılaştırma kaygısı arasındaki gerilimini maddi kaygılardan dolayı taşıyacak. Büyük bütçelere baktığınızda, filmi yapan insanların tutkularını kovalayıp, orijinal bir şeyler yaratma şansının oldukça nadir olduğunu görüyorsunuz ve ben birkaç kez bu şansı yakaladım. Bunu bir şans olarak adlandırıyorum çünkü başka yapımcılar aynı fırsatı yakalamak için muhtemelen birilerini öldürebilirdi. O yüzden de en iyisini hazırlayabilmeye dair inanılmaz bir sorumluluk hissediyorum.

Geleceğimiz hakkında ne derece endişeye sahipsiniz ve geleceğimize yönelik en büyük tehditler sizce neler?

Geleceğimizle ilgili pek çok endişeye sahibim. Halen nükleer silahların ciddi bir tehdit olduğunu ve bu konu hakkında yeterince konuşmadığımızı düşünüyorum. Bir yandan da çevreyle alakalı ilgilenmemiz gereken konular olduğu aşikar. Fakat ben optimist bi insanım ve Interstellar da optimist bir film bence. Filmin başında karakterlerin yaşadığı dünyayı ele alınca, kıyamet sonrası bir Mad Max sahnesinde olduğumuzu kimse söyleyemez. Pastoral, tarımsal, ve sadeler, hatta yağmurdan korunmak için harpuşta kullanıyorlar. Dünyanın her yanındaki insanlara bakınca, hepsinin bir araya gelip en mükemmel çözümleri getirebildiklerini görüyorsunuz. Bazı konularda endişeliyim, fakat eş zamanlı olarak da bir araya gelip çözüm yaratabilen insanlara inancım da var.

Elon Musk geçenlerde yapay zekanın varoluşumuza dair en büyük tehdit olduğunu söyledi- hatta nükleer silahlardan da tehlikeliymiş. Sizin büyük endişeleriniz arasına bu girer mi?

Bu konuya, bilim-kurgularda yer aldığından daha fazla zaman ayırdım denemez, ve bu sene Wally Pfister Transcendence diye bir film çekti, ve film mevzunun biraz derinlerine inip de bizi neyi korkuttuğuna dair bir bakış geliştirdi. Gerçekten ürkütücü bir konu. Ama ne zaman ki bu konuda Elon kadar bilgi sahibi bir insan bunu dediğinde de… Beni de epey bir korkutuyor.

Her yıl NASA’ya ayrılan bütçede kesintiler oluyor, ve 2015’te daha da fazlası olacak muhtemelen. Interstellar bir bakıma sizin uzay keşiflerini yüzeltme yönteminiz miydi? Tabii bizi geçmişe taşıyıp da merak ve uzay olculuğunun ataerkile bğlıymış gibi hissettirdiği 60’lar ve 70’lere yeniden taşıyını da es geçmeyelim.

İnsanın kolektif emeğinin bu denli pozitif olduğu bir alan kolay kolay bulunmuyor. Şu günlerde bile insanlar uzayı keşfetmekten vazgeçmeye çok bir hazır sayılmazlar ama devlet fikrinden vazgeçmeye belli ki hazırlar. İnsanlar insanın kolektif emeğine karşı içten pazarlıklılar. Bir uzay shuttle’ının Los Angeles üzerinden uçuşunu izlemeye eşimle beraber gitmiştim, ve orada amerikan bayraklarıyla duran binlerce insan vardı, oldukça heyecanlı bir andı keza o sırada tümüyle olumlu ve hep birlikte inşa ettiğimiz bir şeye bakıyorduk. Dünyamızda bunun pek bir örneği yok. İnsanın bilgiye olan arzusu ve keşfetme isteği baştan sona olumlu bir şey ve bu içgüdüyü takip etmek gerek.

Peki başka gezegenleri kolonileştirme fikri? Ne zaman ki Newt Gingrich bu konuyu gündeme getirse insanların alaycı yaklaşımlarına maruz kalıyor, fakat gidişat bunun pek de uzak olmadığını gösteriyor- hatta o güzergahta olduğumuza dair sinyaller de var.

Bunun çok uzakta olduğunu ben de düşünmüyorum, gidişat da aynen istediğimiz gibi gelişiyor. Fikir, insanoğlunun evrendeki yerinin kaçınılmaz oluşuna çok bağlı, esas soru bunun ne zaman gerçek olabileceği. Gerçek hayatta bu düşüncenin seçim sonucu gelişip inanın merakından gelen bir yayılma arzusuna bağlı gelişip filmlerdeki kasvetli zaruriyetlerin aksine pozitif bir biçimde gerçekleşmesini tercih ederim.

Ben Burton/Keaton’ın Batman filmleriyle büyüdüm, sonra siz beni kazanmayı başardınız. Başka bir süper-kahraman filmine dönüş yapma olasılığınız var mı yoksa o defter çoktan kapandı mı?

O alanda çok uzun süre-neredeyse on yıl- çalıştım ve muhteşem bir deneyimdi. Gerçekten bir doygunluk yarattı, o yüzden hayatımın o kısmı bitti. Ama gerçekten çok heyecan vericiydi.

Edward Snowden/NSA olanları duyurduğunda, Kara Şövalye’nin ne kadar öngörülü olduğunu fark edip de “Aman tanrım” dediniz mi?

Şey, hayır.Heyecanlıydım çünkü ilk taslakta erkek kardeşim çalışıp pek çok şey koymuştu, kendisi aynı zamanda Person Of Interest adlı dizinin yaratıcısı olduğundan bu konularla da baya alakadar. Bana Kara Şövalye’yi ilk çıtlattığında, tema fikir olarak çok hoşuma gitmişti fakat biraz ileri gitmiş olabileceğini düşünmedim değil. Sonra bana neden çok da ileri gitmediğini anlattı ve meğer epeyce haklıymış- her ne kadar ürkünç olsa da.

Ben Affleck Batman Suit-filmloverss

Biliyorum ki Ben Affleck’in Dawn Of Justice’de oyuncu kadrosunda yer  almasında sizin de etkiniz oldu ve internetin hatırı sayılır kısmı Ben Affleck’in bu rolü almasının mümkün olmadığına dair bir şüphecilik içerisindeydi. Sizce rol için doğru insan neden oydu?

Ben projede sadece danışmanlık yetilerimle yer aldım keza yapımcı sıfatım var, yani saniyesi saniyesine filme dahil olduğum söylenemez. Ben, bana rolle ilgilendiğini söylediğinde ben “Ne muhteşem” diye düşünmüştüm. Bu adam daha yeni bir yönetmen olarak ve bir oyuncu olarak da, En İyi Film ödülünü almış, ve filmde oynamaya gönüllü oluşu harikulade bir durum. Ben Affleck’in oldukça yetenekli olduğu kanaatindeyim ve Zack ile Ben’in beraber çalışacak olması beni heyecanlandırıyor.

Daha önce Bond filmlerinin ciddi bir hayranı olduğunuzu duymuştum, ve bir tanesini sizin yönettiğinizi görmeyi de isterdim.

James Bond’a bayılırım ve filmin yapımcılarıyla geçtiğimiz yıllarda konuşmuşluğum da var, ama işler bir türlü yolunda gitmedi. Harika bir iş yapıyorlar- ve şu an bana ihtiyaçları bile yok, Sam Mendes de çok yetenekli bir insan. Gelecek filmi bekleyenlerin kuyruğunda ilk ben yer alacağım, ki her zaman da durum buydu.

Duyduğum en olağanüstü projelerden biri, sizin asla hayata geçmemiş, Jim Carrey başrollü Howard Hughes biyografinizdi. The Aviator [Martin Scorsese] prodüksiyona gidince, her şeyi çöpe atmak sizi ne kadar sarstı ve projeyi daha sonra yeniden yapmayı düşünür müydünüz?

Münasebetsiz laflar o sırada ağzımdan çıkmadı değil. Sanırım yazdığım en iyi senaryoydu ve yazması zaten başlı başına bir deneyimdi. Ve evet tam o zaman öyle bir filmin gelmesi sinir bozucuydu. Geri döner miyim? En ufak bir fikrim bile yok. Elimdeki şeyi bitirene kadar, başka şeylerle ilgilenmek gibi bir alışkanlığım yok ve önümüzdeki birkaç hafta aklım fikrim hala Interstellar olacak. Kesip atabileceğimi söyleyemem aslında, ama o senaryoyu yazalı da baya bir oluyor.

Hughes biyografisi gibi, geçmişe gömülmüş, ama yarın öbür gün çekmeyi düşünebileceğiniz senaryolar var mı?

Bunun hakkında yorum yapmam azıcık imkansız (Gülüşmeler). El altında bir şeyler var tabii, ama onlara yeniden uğrar mıyım diye üzerine pek kafa yormadım. Genellikle filmlerin arasında eski senaryolarıma bir göz atıyorum ve arada bir şeyler geliyorsa, bitirmeye girişebiliyorum, Inception’da olduğu gibi. Bazen de böyle olmuyor.

Sizi ilerde Virgin Galactic ya da SpaceX uçuşlarında görmemiz söz konusu olur mu?

Uzaya gitmeyi çok isterim ve kendilerini, hayatlarını sırf biz oraya gidebilelim diye adamış olan insanların olması çok heyecan verici. Yaşadığım zamanın içerisinde uzay yolculuğunun adım adım denemesi mümkün bir şey haline geleceği konusunda da baya umutluyum.

Interstellar’da Matthew’un olağanüstü olduğu kanısındayım. Ortada bir algıyla alakalı sorun mu var bilmiyorum ama tıpkı Spielberg’ün ve Kubrick’in filmlerinde olduğu gibi, aktörlerin performansı sizin filmlerinizde de hak ettiği muameleyi göremiyormuş gibi geliyor, kim bilir belki bu prodüksiyonun boyutuyla alakalı bir durumdur belki.

Ha, ben de tıpkı aynısını düşünüyorum. Filmdeki teknik unsurlar, performansları bir noktadan sonra gölgede bırakıyorlar, ama çok da fazla bunu üzerine basa basa demesem de olur çünkü büyük oyuncuların ilerde benimle çalışmasına da ihtiyacım var. Leo’nun Inception’daki performansı harikaydı ve hak ettiği ilgiyi pek de gördü denemez, aynısı Memento’da Guy Pearce için de geçerli. Performansına çok tepeden bakıldığını düşünüyorum. Umarım Matthew’un başına da aynı şey gelmez. Filmle ilgili yorum yapmak bana düşmez, ama en azından onun oyunculuğunun muhteşemin de ötesinde olduğunu söyleyebilirim.

Kardeşiniz Jonathan’la işbirliği yapıyor olmak, Interstellar’ın senaryosunda bir kez daha gördüğümüz gibi, nasıl bir his? O önce senaryoyu yazıp, sonra siz bir elden geçiriyorsunuz ve sonunda beraber göz atınca da senaryolar ortaya mı çıkıyor?

Hayır, pek sayılmaz. İkimiz de bireysel çalışmaya meyilli insanlarız ve her filmde bu süreç başka biçimde yaşanıyor. Bazen, ben ona okuduğum ya da yazdığı bir şeyler veriyorum, bazen de o bana. Her defasında farklı bir şekilde gerçekleşiyor ve hep bir şeyleri ilginç kılan da bence bu. Politik bir kaygı ya da diğer saçmalıklarla böylece uğraşmamız da gerektiği için oldukça eğleniyoruz. Interstellar’da mesela, epeydir uğraşıyordu ve filmi Steven Spielberg yönetecekti, ama benim için uygun olduğunda, ben de yıllardır çalıştığım başka bir senaryoyla onunkini birleştirdim ve ikisi beraber epey güzel oldular. Umarım kendisi de hikayeyi yakalayabildiğim ve ilk başta yapmak istediği şeyi yaptığımı düşünüyordur.

Hazırlayan: Hazan Özturan

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi