Bir insanın tarzını benimsediği, kişiliğine hayranlık duyduğu ve yaptığı işleri sonuna kadar desteklediği birisine veda etmesi çok zor oluyor. Bunu kabullenme durumu ise daha da zor. Chris Cornell’da benim için öyle bir insan, aynı zamanda yazdığı şarkıları severek dinlediğim harika bir müzisyen. Daha doğrusu bugünden itibaren, istemesem de harika bir müzisyendi demek zorundayım. Çünkü bir neslin müzik zevkini şekillendiren Chris Cornell, artık aramızda değil. Chris Cornell’ın zamansız vedası, umutla uyandığımız bugünü sonu bilinmez karanlık bir girdabın içine sürükledi. Daha 53 yaşındaydı.

Bugün,  Rock the Range festivali kapsamında hayranlarına konser vermesi bekleniyordu. Konsere bilet alan insanlar, akşam onu sahnede canlı izleyecek olmanın mutluluğu içindeydi ama olmadı. Ölüm dediğimiz o korkunç gerçek, bu dünyadan onu çekip almıştı. Kulağına onun sesi çalınan her insanın aşağı yukarı benzer şeyler hissettiğini tahmin etmek zor değil. Çünkü Chris Cornell yaptığı şarkılarla ve benimsediği müzik tarzıyla efsane olmuş, müzik dünyasına olağanüstü şarkılar kazandırmış bir müzisyendi. Aynı zamanda harikulade sesiyle ve şarkılara kattığı yorumla rock tarihinin en muazzam seslerinden biriydi.

Chris Cornell: Şarkılarıyla Bir Nesli Peşinden Sürükleyen Muazzam Bir Müzisyen

Benim Chris Cornell’ın sesini ilk duyduğum şarkısı ise, 2006 yılında Casino Royal filmi için yaptığı ‘You Know My Name’ şarkısı. Şarkıyı ilk dinlediğim andan itibaren Cornell’ın sesine hayran olmuş, diğer şarkılarını dinlemek için hemen bilgisayar başına oturmuştum. İşte o anda, benimsediği grunge müzikle ve şarkılarıyla tanışmış oldum. Seattle’de doğup büyümesi ile burada ortaya çıkan grunge müziğin etkisine kapılan Cornell, müzik dünyasına unutulmaz şarkılar bırakacağı bir maceranın peşinden koşmuştu. İlk önce  Soundgarden grubu kurmuş; solistliğini yaptığı bu grupta Badmotorfinger, Superunknown, Down on the Upside albümleri ile rock müzik dünyasında büyük bir çıkış yakalamıştı. Grubun belki de en bilinen Black Hole Sun isimli şarkısıyla Grammy Ödülü’ne layık görülmüştü. Soundgarden’ın dağılmasından sonra Cornell müzik kariyerine, Audioslave ile devam etti. 2007 yılında Audioslave dağıldı, Cornell kariyerine solo olarak devam etti. Grupla beraber hareket etmek ya da solo müzik yapmak fark etmeksizin, Chris Cornell hiçbir zaman müziğini insanlarla paylaşmaktan asla vazgeçmedi. Müziğin evrensel gücüne inanarak bir şekilde insanlara ulaşmayı başardı. Müzik yaşamı boyunca da bir nesli peşinden sürükledi.

Her şarkısıyla karmaşık duygular içine sürüklendim; tıpkı onu dinleyen herkes gibi. Gün geçtikte yaşaması daha zorlaşan şu dünyada, hislerime tercüman olabilecek Chris Cornell’ın şarkılarını büyük bir heyecanla bekliyordum. Ama sonunda o bizi bu dünyada yapayalnız, şarkılarından mahrum bıraktı. Belki de değer verdiğimiz, tarzını beğendiğimiz sanatçılarla daha iyi bir dünyada yaşama umudumuz vardı ama bu haberi duymayı hiçbirimiz istemiyorduk. Daha doğrusu beklemiyorduk. Artık elimizde onu kaybedişimizin büyük bir üzüntüsü vardı. Bir de geride bıraktığı onlarca muhteşem şarkı. Yeni şarkılarını bir daha dinleyemeyecek, konserini asla canlı izleyemeyecek olmamızın acısı bir yana ve bir daha asla onun şarkılarının gözünden hayata bakma şansına erişemeyecektik. Hoşça kal şarkılarıyla müzik tarihine adını yazdıran değerli müzisyen Chris Cornell…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi