“Gülümse, umudunu kaybetme, başaracağız.”  Charles Spencer Chaplin

Charlie Chaplin, yarattığı sempatik ancak acınacak haldeki modern palyaço tiplemesi olan Şarlo (Charlot) karakteriyle yaşadığı dönemin en tanınan sinemacısı olmuştur. Ölümünden sonraki dönemlerdeki –filmlerinin zamanla anlam kazanması sebebiyle- nesillerce daha çok sevilen Chaplin, bugün yalnızca ABD’nin değil dünyanın en önemli sinemacılarından biri olarak kabul edilmektedir.

Sinemaya ilgi duymaya başladığım ilk günden itibaren, izlediğim onlarca film arasından bir tanesini kaç kere izlersem izleyeyim güler, kapanış sekansı geldiğinde alkışlamaya kalkarım. Belki de Charlie Chaplin’i tanımama vesile olduğundan, Büyük Diktatör (The Great Dictator) filminin bendeki yeri çok özeldir. Uzun zamandır, Chaplin’le ilgili bildiklerimi anlatmak istediğim bir yazı yazmayı planlarken, büyük ustanın hayatından başlayıp ilerleyen yazılarda filmlerini derleyeceğim bir dosya oluşturmaya karar verdim. Birçok farklı kaynaktan edindiğim bilgileri sizlerle paylaştığım, Chaplin’i daha yakından tanıyıp, filmlerini tekrardan hatırlayacağımız keyifli bir yazı dizisi olmasını umuyorum.

Charles Spencer Chaplin (1889-1977)’in dünyaca tanınmasını ABD’de geçirdiği yıllar sağlamış olsa da, ünlü yönetmenin ilk yılları doğduğu ülke olan İngiltere’de geçmiştir. Her ikisi de sahne sanatçısı olan annesi Hannah Hariet ve babası Charles Chaplin’in henüz o çok küçükken ayrılmalarının ardından annesinin gerilemeye başlayan kariyeri, küçük Chaplin’in ve farklı babadan olma kardeşi Sydney Chaplin’in zor şartlarda büyümelerine neden olmuştur. Annesinin kariyerinin bitmesine sebep olan gece, küçük Chaplin’in ilk kez sahneye çıkmasını sağlarken (annesinin ıslıklanarak sahneden indiği gece Charlie Chaplin, sahneye çıkıp bir şarkı söylemiştir.) Hariet’in ise akli dengesini giderek kaybetmesine sebep olmuştur.

Annesinin günden güne ağırlaşan durumu ve babasının erken yaşta alkolizmden hayatını kaybetmesi sonucu, bakım evine gönderilen Charlie Chaplin’in yaşadığı zor günlerin etkilerini neredeyse tüm filmlerinde görüyoruz. Bakım evinden ayrıldıktan sonra ağabeyi Sydney ile yeniden bir araya gelen Chaplin, doğuştan var olan yetenekleriyle tiyatrolarda gösteriler düzenlemeye başladı. Hiçbir zaman küçük düşünmeyerek, kendine ait bir şeyler yapmak için çabalayan Chaplin’e, ABD’nin kapılarını açan da bu yetenek ve azmi olmuştur. ABD’ye gitmeden kısa bir süre önce tanıştığı ve hayatı boyunca unutamadığı Hetty Kelly’i arkasında bırakırken, bir gün İngiltere’ye döndüğünde en lüks lokantalarda yemek yiyip, isminin tüm ülke tarafından bilineceğini söylerken pek de yanıldığı söylenemez.

Amerikalı ünlü yönetmen ve komedyen Marc Sennet tarafından haftada 150$ karşılığında sinema oyuncusu olarak işe alındığında sinema bir sanat olarak değil, küçümsenen bir eğlence aracı olarak görülüyordu. Genç yaşının yanı sıra ukala bir İngiliz olması Sennet’in hata yaptığını düşünmesine sebep olsa da ilerleyen zamanlarda dahiyane fikirleri ile hayat verdiği karakterlere doğal eklemeler yapan Chaplin, Şarlo karakteri ile de hızlı bir üne kavuşmaya başladı. Az önce de belirttiğim gibi, Charlie Chaplin ile tanışana kadar entelektüeller ve ülkenin önde gelenleri tarafından işe yaramaz, ikinci sınıf bir buluş gözüyle bakılan sinema, büyük ustanın filmlerinin ardı arkasına gösterilmesiyle saygı kazanmaya başlarken Chaplin de çoktan dünyanın en tanınan insanlarının olduğu listeye adını yazdırmaya başlıyordu.

Şarlo karakterinin her geçen hatırı sayılır bir üne kavuşmasıyla ağabeyinin menajeri olduğu Chaplin, kendi stüdyosunu kurmaya karar verdi. Zamanının ünlü oyuncuları ile birlikte United Artists isimli stüdyoyu kuran genç oyuncu sırasıyla, Altına Hücum (The Gold Rush), Şehir Işıkları (City Lights), Modern Zamanlar (Modern Times), Büyük Diktatör (The Great Dictator) ve Monsieur Verdoux gibi önemli filmlerini de bu stüdyoda çekmiştir.

Komünist değil, Hümanist olduğunu savunan Chaplin, filmlerinde dünyaca tanınmasını sağlayan ABD’yi eleştirme fikrinden asla geri kalmamıştır. Bugün hala birçok başarılı yönetmenin haklı olarak yaşadığı çekinceleri hiçbir zaman yaşamayan Chaplin, adının duyulmasının ardından ilk olarak, göçmen bürosu amirine tekme attığı sahne ile herkesin dikkatini üstüne çekti. Bu sahne ile kendisini uzun yıllar ABD’den atmak için uğraşan J.Edgar’ın öfkesini üstüne çekerken, en yakınları dahi bu sahneyi komik bulmaktan korkuyorlardı. Tüm bunlara rağmen o zamanlar değeri bilinmeyen sahne bugün Chaplin’in en önemli gaglarından biri olarak kabul ediliyor.

Tüm dünyada açlığın hakim olduğu bir döneme sinema aracılığıyla imzasını atan Charlie Chaplin’in, birçok sinemacı arasından sıyrılmasının en büyük sebebi açlığı gerçekten yaşamış olması denebilir. Capra ve Marx kardeşlerin de komedileri ile popülerliğini arttırdığı sırada, Şarlo Hacı, Şarlo Tefeci, Şarlo Firari gibi ilk filmleriyle yoksulluk temasını komedi ile birleştiren Chaplin, ilerleyen zamanlarda çektiği büyük sermayeli filmlerle de dönemin önemli sorunlarını beyazperdeye taşımaya devem etmiştir. Bugün hala sinemanın kilometre taşlarından sayılan Asri Zamanlar (Modern Times)’ı çekmeden önce, fabrikaların makineleşmeye yönelmesi sonucunda işsizliğin artmasını kabullenemeyen Charlie Chaplin, “Beni bu noktaya getiren insanların bu sorununu görmezden gelemem” diyerek zamanın toplumsal sorununa da değinmiştir. Bugün, makineleşme işçileri ağır çalışma koşullarından kurtarmış olsa da 1930’larda Büyük Ekonomik Buhran sebebiyle büyük bir işsizlik yaşanmıştır. Bu dönemde işçi kısmının makineleşmeye olan düşmanlığını Asri Zamanlar ’da, Chaplin güldürü unsuru olarak kullanırken o güne kadar filmlerinin en önemli gagları olarak gördüğü eşyaları bu kez filmin ana konusu haline getirmiştir.

Yalnızca politik sebepler değil düzensiz aile yaşantısı da Chaplin’in kariyerini epey etkilemiştir. Tam dört kez evlenen Chaplin, mutluluğu aralarında yaş farkı olan son eşi Oona O’Neill’da bulduğunu söylüyor. Ancak her eşinde O’Neill’da olduğu kadar şanslı olmayan Chaplin, Yumurcak (The Kid) filminin yapımı aşamasında, boşanmak üzere olduğu ilk eşinin açtığı tazminat davası yüzünden bir hayli zor durumda kalmıştı. Tüm bunlara rağmen ilk eşinden daha ılımlı bahsederken ikinci eşi olan Lita Grey’e olan nefretini saklamıyor.

Uzun yıllar boyunca sesli filme karşı duran Chaplin, çevresinden gelen yoğun baskılara rağmen Şarlo’yu konuşturmuyordu. “Şarlo’nun konuşması onun ölmesi demektir.” diyen Chaplin, sesli filmlere Büyük Diktatör filmine kadar dayanabildi. Ancak usta yönetmenin bu filmi seçmesi tabii ki de bir şans eseri olmadı. Artık “Serseri en azından inandığı şeyleri söyleyecek” diyordu. Hitler’in dünyada giderek artan ünü için Chaplin’den çaldığı bıyıkların öneminin büyük olduğu düşünülüyordu. Bir ırkı yok etme pahasına küçük büyük demeden herkesi canice katleden bu adamdan nefret eden Charlie Chaplin, bu nefretini ulu orta söylemekten çekinmiyordu. İlk zamanlar Sovyetler Birliği’ne karşı geldiği için Amerikanlar tarafından sevilen Hitler’i eleştirmesi sebebiyle de bir kez daha Amerikan hükümetini karşısına alıyordu. Hatta öyle ki Hitler’in Sovyetler Birliğine olan tutumu yüzünden film sansür dairesi tarafından yasaklanmak istenmiştir. Zamanla Chaplin’in haklılığı ortaya çıkmış ve Büyük Diktatör filminde yarattığı Hinkel (filmdeki Hitler karakterine verdiği isim) karakteri ile de Hitler’in gerçek yüzünü göstererek kendine ait olan bıyığı geri almayı başarmıştır.

Chaplin, uzun yıllar sonunda filmlerinde detaylara daha önem vermeye başlamıştır. 10 aydan daha uzun sürede çektiği Asri Zamanlar’la dönemin en uzun sürede çekilen filmi rekorunu elinde bulundururken filmin 125 dakikalık süresi ile de başka bir rekoru daha eline geçirmiştir. Gün geçtikçe filmlerine ayırdığı bütçeyi de arttıran Chaplin gitgide mükemmele yaklaşıyordu. Bu anlamda son filmlerinden olan Mösyö Verdoux tam anlamıyla mükemmele ulaştığı film olarak tanımlanabilir. Bu filmle Charlie Chaplin Şarlo karakterinin aksine zengin ve kurnaz bir karakteri canlandırdığı bir rolle izleyici karşısına çıktı. İçinde “Serseri”nin kendisini barındıran karakter, büyük ustanın artık ulaştığı zirve noktasını temsil etmiştir.

J.Edgar’ın lanetinden bir türlü kurtulamayan Chaplin hakkında FBI’da açılmış 2000 kadar suç dosyası olduğu bilinmektedir. Amerikan hükümeti karşıtı filmler yaparak halkı hükümete karşı kışkırtmaya çalıştığı ve komünizm propagandası yapmak iddialarıyla açılan bu suç dosyalarının hiçbirinde başarılı olamayan Edgar, Chaplin’in İngiltere’ye gittiği bir dönemde ülkeye girmesini yasaklatarak sonunda emeline ulaşmıştır. O günden itibaren hayatının geri kalanını İsviçre’de geçirmek zorunda kalan Charlie Chaplin son zamanlarını eşi Oona O’Neill Chaplin ile geçirmiştir.

Ölümünden kısa bir süre önce İngiliz kraliçesi tarafından “Sir” unvanı verilen Chaplin, ABD’ye de uzun süre sonra Oscar Onur Ödülü’nü almak için geri dönmüştür. Ödülü aldıktan sonra hayata veda edeceği ülke olan İsviçre’ye geri dönen Sir Chaplin’in en önemli filmlerinden olan Büyük Diktatör ve Asri Zamanlar “kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli” filmler arasına seçilmiş ve halen ABD Ulusal Film Arşivi’nde muhafaza edilmektedir.

Öldükten sonra dahi cesedi çalınarak yakınlarından fidye istenen Charlie Chaplin’in filmlerinden neredeyse ömrümüz boyunca bihaber olacaktık. Filmlerinin gösterim sürelerinin bitmesiyle dağıtımlarını yasaklayan Chaplin’in, korsana karşı durduğu bu yöntem nedeniyle uzun süre filmlerini izleyemeyen yeni nesiller kendisinin yeniden dağıtıma izin vermesiyle dünya, sinema tarihine geçen bu filmlere kavuşmuştur.

Halka karşı duran değil, halkın içine girmek isteyen Şarlo karakteri ile bana göre dünyanın en önemli sinemacılarından biri olan Charlie Chaplin; kalbi olmayan bir insanı güldürebilecek, en kötü ruhlu birini bile hüzünlendirebilecek bir dehaya sahiptir. 20 cm derinliğinde bir denize balıklama atlamaya çalışarak hepimizi güldürebilen bu dahi adamı tanımak için hiçbirimiz geç kalmış sayılmayız. Her geçen gün canileşen Dünya’ya filmleriyle karşı koymaya çalışan Chaplin’i anlamak için bir filmini izleyerek başlamanız yeterli olacaktır.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi