Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

Sinema tarihi boyunca çözülemeyen, açıklığa kavuşmayan veya cevabı verilmeyen sorularla seyircisini baş başa bırakan pek çok yönetmen ve filmlerle karşılaşırız. Bu, seyirci için çok da sevilen bir durum olmamasına rağmen birçok kültleşmiş, başarılı olmuş film yoruma ve hayal gücüne açık bir olay ya da son ile bitmek bilmez bir merak içinde bırakır seyirciyi. Bunu yönetmenlerin, kurdukları kurgusal dünyanın içine seyircisini dahil etmek için kasti olarak izledikleri bir yol olarak da yorumlamak mümkündür. Bu soruların cevaplarını bilmemiz belki de asla mümkün olmayacaktır ama hiçbir zaman merak etmekten de geri duramaz ve sürekli teoriler geliştirmeye, anlamaya çalışırız. İşte bu durumun içine sürüklendiğimiz 8 başarılı ve kült filmlerden seçtiklerimizi sizin için listeledik.

***Bu yazı listedeki filmler ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içermektedir.***

Cevaplanmamış Sorularıyla Ardında Gizem Bırakan 8 Başarılı Film

Patrick Bateman Birini Gerçekten Öldürdü mü? – American Psycho

american-psycho-filmloverss

Bret Easton Ellis’in aynı adlı romanından Mary Harron tarafından 2000 yılında beyazperdeye uyarlanan American Psycho, Patrick Bateman (Christian Bale) adlı New Yorklu zengin bir iş insanının ürkütücü fantazilerini ve amaçsızca insan öldürmesini konu alıyor. Patrick Bateman’i yüzü kanlar içinde ve elinde elektrikli testere ile dolaşırken gördüğümüz sahnede seyircinin onun soğukkanlı bir seri katil olduğunu ve öldürmekten zevk aldığını düşünmemesi için herhangi bir sebep yok. Ancak film bittiği anda sorgulamaya başlıyorsunuz: Hikâyenin ne kadarı gerçekten yaşanmıştı ve ne kadarı ana karakterin hayal gücüydü?

Bu durumda Patrick Bateman’ın akıl sağlığından şüphe edilmesi pek mümkünken filmin sonu itibarıyla kafamızda soru işareti bırakan asıl soru onun gerçekten bir seri katil olup olmadığıydı. Bateman gerçekten birini öldürmüş müydü yoksa izlediğimiz her şey tamamen Bateman’ın kafasının içinde yaşananlar mıydı? Zira fantezilerinin hepsi çizimlerinde ve sakladığı defterinde görülebiliyordu. Özellikle filmin sonunda ATM’nin kendisiyle konuşması ve nedensizce polislerden kaçması gibi sıradışı tavırları da olayların Patrick’in hayal gücü olduğunu düşünmemizi destekler nitelikte kanıtlar.

Çantanın İçinde Ne Vardı? – Pulp Fiction

pulp-fiction-briefcase-filmloverss

Quentin Tarantino’nun 1994 yapımı kült filmi Pulp Fiction, birçok soruya kapı açsa da hiçbiri içinden turuncu bir ışık yansıyor gibi görünen çantanın içinde ne olduğu sorusu kadar tartışılmadı. Film boyunca hakkında hiç açıklama yapılmayan ve içinin asla gösterilmediği bu çanta MacGuffin* olarak kullanıldı. Tarantino çantanın içindekini her ne kadar seyircinin isteğine bıraksa da bu gizem, filmin pek çok hayranı tarafından ortaya atılan çantanın içinde radyoaktif bir elementten, Tarantino’nun ilk filmi Reservoir Dogs’taki elmaslara kadar her şeyin olabileceğine dair teorilerle açıklanmaya çalışıldı. Bu teorilerden en dahice olanı ise çantanın içinde Marsellus Wallace’un şeytana sattığı ve geri almaya çalıştığı ruhunun olduğuna dair olanı.

*Hitchcock filmlerindeki gibi kahramanın başlattığı ve anlatının bahanesi olan nesne, durum.

Joker’in Yaralarının Gerçek Nedeni Neydi? – The Dark Knight

heath-ledger-the-dark-knight-rises-filmloverss

2008 yapımı The Dark Knight’ta Heath Ledger’ın canlandırdığı Joker’in önceki Joker’lere nazaran daha dikkat çekici bir tasvir yaratmasının sebebi Joker’in geçmişine dair hiçbir bilgi verilmiyor olmasıdır şüphesiz. Joker’in hikâyesi her zaman ya belirsizdi ya da öznel bir dille anlatıldı.

The Dark Knight’ta Joker’in böylesine çıldırmış ve gözü dönmüş bir psikopata dönüşmesine neden olmuş olan şeyin ne olduğu konusu da yaralarının nasıl oluşmuş olabileceği teorilerine bağlanabilir. Zira Joker filmde birbirinden farklı birkaç çelişkili hikâyeyle yüzündeki yaralarını nasıl aldığını anlatıyor. Ancak bu hikâyelere tek tek baktığımızda da kendi içlerinde makul görünüyorlar. Kendi kendine mi yaptı yoksa babası mı yaptı? Sanıyoruz ki bu soruya en iyi alternatif cevap bütün anlatılanlar hikâyeleri bir kenarda tutmak olacaktır.

Topaç Dönmeye Devam Ediyor muydu? – Inception

inception-filmloverss

Christopher Nolan’ın 2010 yapımı bilimkurgu filmi Inception, insanların rüyalarına girerek onların en değerli sırlarını çalan bir hırsız olan Cobb’un ve ekibinin yerine getirmek zorunda oldukları zorlu bir görevi konu alır.

Filmin final sahnesinde eve dönen ve çocuklarına kavuşan Cobb, topacı çevirip çocuklarının yanına gider. Toteme göre eğer hâlâ rüyada değilse topaç duracaktır. Topacın bir anlığına tökezlediği görülse de tam olarak durduğunu görmeden film biter. Böylece akıllarda pek çok soru işareti bırakan film seyirciyi çılgına çevirir. Topaç dönmeye devam etti mi? Cobb hâlâ rüyada mıydı? Anlaşma neydi?

Filme dair en ünlü teorilerden biri Cobb’un toteminin aslında hiçbir zaman topaç olmamasıyla ilgili. Film boyunca Cobb topaç için Mal’ın totemi olduğunu söyler ancak kendi totemi olarak topacı kullandığını hiç söylemez. Bu teori de buna dayanarak Cobb’un totemini evlilik yüzüğü olarak ele alır. Gerçek hayatta yüzük takmayan Cobb her bir rüya sahnesinde yüzüğü sol parmağında taşıyor görünür. Final sahnesinde de Cobb’un yüzük takmadığını görürüz. Buna bağlı olarak da başarıya ulaşıp gerçekliğe döndüklerini söyleyebiliriz. Fakat ne yazık ki bunların hiçbiri Nolan tarafından onaylanmadı ve seyircinin aklında soru işaretleri olarak kalmaya devam etti.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi