Hollywood romantik komedilerinde gidişat çoğu kez iki temel çıkış noktasını esas alır. Ya birbirini henüz tanımayan ama gelecekte bir noktada yolları kesişecek ve komik olaylara maruz kalacak bir çift anlatılır ya da uzun süredir birlikte olan çiftin rutin hayatında yaşanan bir olayın ilişkinin boyutunu değiştirerek, komik olaylara yol açan hikayeleri konu alır. Ülkemizde bu hafta vizyona giren Celal ile Ceren de bu geleneği bozmayıp ikinci seçenek üzerinden ilerlemeyi tercih etmiş.

2000’li yılların başında çeşitli kanallarda hazırlamış ve bizzat rol almış olduğu skeçlerle ünlenen Şahan Gökbakar, 2006 yılında kardeşi Togan Gökbakar’ın yönetmenliğinde Gen filmi için Doğa Rutkay’la kamera karşısına geçti. Fakat oyuncu/komedyenin asıl yükselişi 2008 yılında vizyona giren Recep İvedik ile başlamıştır. Sonradan ikinci ve üçüncü filmlerle seri haline getirdiği tipleme, Türk sinema tarihinde en çok izlenen filmlerden biri olmuştur. 2013’e geldiğimizde ise “artık ben ne yapsam izlenir” duygusunun fazlasıyla hakim olduğu havayla, Gökbakar Celal ile Ceren’le yeniden bir sinema filmiyle izleyici karşısına çıktı.

Celal-Ceren

Şahan Gökbakar daha önce 2008 yılında Kolay Gelsin isimli TV programında, birlikte ekran karşısına geçtiği Ezgi Mola’yla bu defa uzun yıllardır birlikte olan Celal ve Ceren ikilisini canlandırmak için bir araya geldi. Filmin yönetmenliğiniyse yine oyuncunun kardeşi Togan Gökbakar üstleniyor. 6 yıldır birlikte olan Celal ve Ceren’in arası Celal’in arkadaşının Aksaray’daki pavyonlardan birinde gerçekleşecek, bekarlığa veda partisine gitmek istemesiyle açılıyor. Ceren gitmesine izin vermeyince Celal de yalan söyleyerek gitmek “zorunda kalıyor.”

Uzun süren ikili ilişkilerde yaşanan olayların karikatürize edilerek yansıtıldığı filmde oyunculuklar geride dururken, komik olayların ön planda olması hedefleniyor. Hatta öyle ki senaryodaki espriler hikaye için yazılmamış; espriler önceden belirlenmiş buna göre bir hikaye oluşturulmuş duygusu oldukça baskın.

Bekarlığa veda denilince şüphesiz çoğu izleyicinin aklına Felekten Bir Gece (Hangover) serisi gelecektir. Buradaki veda partisi ise biraz daha Türk standartlarına indirgenerek aslında başarılı bir strateji seçilmiş. Celal ve arkadaş grubuna gelirsek, genel olarak komedi filmlerinde hakim olan sevimli aptallık durumundan ziyade itici ve asalak tipler olarak yansıtılıyor. Bu tip arkadaş gruplarında genellikle 1 ya 2 kişi saftirik ve sevimli tiplemesiyle öne çıkarak izleyicide sempati yaratırken (bkz. Alan rolüyle Zack Galifianakis), Celal’in arkadaş grubu ciddi manada itici ve “boş” adamlardan oluşuyor.

Celal-Ceren-2

Söz konusu ikili ilişkiler, hele de kalabalık bir erkek grubu olunca cinsellik kaçınılmaz bir gündem maddesi oluyor. Filmde erkeklerin “abazalıklarıyla” ve “cinsel tatmin” yöntemleriyle sıkça dalga geçilmesine rağmen bunlar komik olmaktan çok, seviyesiz diyaloglara sebep oluyor. Bir diğer dikkatimi çeken noktaysa film boyunca Celal ve Ceren’in bir kez bile öpüşmemesi oldu.

Senaryo az önce de belirttiğim gibi espriler için yazılmış duygusundan bir türlü çıkamıyor. Tam herhalde burada biter artık dediğiniz anda bir başka gereksiz sahneyle film devam ediyor. Çiftin barışması için yaratılan yangın sahnesi, Celal’in kankasıyla Ceren’in “feminist” ev arkadaşının evlenmesi film içerisinde gereksiz, olmasa da olur denecek detaylardan. Son derece yaratıcılıktan uzak ve “ben ne yapsam izlenir” mantığında çekilen filmin benim açımdan çok büyük bir zaman kaybı olduğunu belirtmeliyim.

14-17 yaş izleyici kitlesinin salonda kahkahalara boğulduğu film için söyleyebileceğim sanırım en ağır şey: ”Recep İvedik bile çok daha komikti.”

Kısacası son dönem Türk sineması komedi filmlerinde dert yandığımız kalitesizlik bu filmde de devam ediyor. Ortaya çok daha iyi şeyler çıkabilecekken, vasatla yetinmesi için izleyicinin önüne sürülüyor. Celal ile Ceren de bana göre bunlardan bir tanesi…

İyi seyirler.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi