İrfan Tözüm tarafından 1992 yılında çekilen Cazibe Hanımın Gündüz Düşleri filmi, anlattığı hikaye ve bunu anlatış biçimi açısından, o zamana kadar çekilen filmler göz önünde bulundurulduğunda oldukça farklı bir yerde durur. Film bir kadınının bastırılmış cinselliğini, fantezilerini, psikanalitik bir bakış açısı ile çözümler. Bu açıdan Cazibe Hanımın Gündüz Düşleri, Atıf Yılmaz’ın 80’li yıllarda yoğun bir şekilde filmlerinde yer verdiği kadın hikayelerine benzer. Tıpkı Bir Yudum Sevgi, Dul Bir Kadın, Asiye Nasıl Kurtulur’da olduğu gibi hem benlikleri hem de cinsellikleri ile birlikte, kendileri olarak var olmaya çalışan kadınların hikayelerinden biridir. Ama gerçeklik algısının yavaş yavaş yitmeye başlaması ile Adı Vasfiye’yi, belki en çok da Aaahh Belinda’yı anımsatır. Kadın hikayeleri olarak okuyamasak da gerçeklik yitimi ve insanın parçalanmış zihnini başarılı bir şekilde aktarması ve yakaladığı atmosfer bakımından Ömer Kavur’un Anayurt Oteli, ve Yavuz Turgul’un 1993 yapımı Gölge Oyunu filmleri ile de kardeş sayılabilir. Filmin senaristliğini Anayurt Oteli’nin başrol oyuncusu Macit Koper’in yaptığı düşünülürse Cazibe Hanım’ın Gündüz Düşleri filminin, Anayurt Oteli ile olan benzeşimleri daha net görülecektir.

Dünya Sinemasından farklı örneklere baktığımızda ise, İrfan Tözüm’ün Cazibe Hanım’ın Gündüz Düşleri filminde Ingmar Bergman’ın Cries and Whispers (Çığlıklar ve Fısıltılar, 1972) filminde yakaladığı, oldukça etkileyici atmosferini andıran bir hava yakalamayı başardığını söyleyebiliriz. Cries and Whispers’taki klostrofobik ortam Tözüm’ün filminde de vardır. Her iki filmde de yoğun bir şekilde kullanılan kırmızı, bu klostrofobik ortamı destekleyici niteliktedir.  Cries and Whispers’ta önce zamanın sonra zamansızlığın simgesi haline gelen saatler, gong sesleri ve tiktaklar; Cazibe Hanım’ın Gündüz Düşleri’nde zaman içinde birbirinin içinde kaybolan gerçeklik ve fanteziyi birbirinden ayıran bir öge olarak kullanılır. Filmi izlediğimde biçem açısından olmasa da ele aldığı konu bakımından Michael Haneke’nin Piano Teacher (Piyano Öğretmeni, 2001) filmini anımsadığımı belirtmeliyim. Tabii Tözüm’ün kendi filminden on yıl sonra çekilen Piano Teacher’dan etkilenmesi söz konusu olamaz. Fakat değil yurt dışında, Türkiye izleyicisi tarafından da neredeyse hiç bilinmeyen bu filmin, ele aldığı konu ve konuya yaklaşımı bakımından evrensele yaklaştığını görmek adına bu yakınlığı not etmek önemlidir diye düşünüyorum.

Cazibe Hanımın Gündüz Düşleri: Anne Faktörü

Yaşlı annesi ve alkolik dayısı ile birlikte yaşayan Cazibe, 35 – 40 yaşlarındadır. Ne evlenmiş ne de lisede yaşadığı unutulmaz aşkından sonra hayatına bir erkek almıştır. Cazibe geleneksel kodlarla yetiştirilmiş, bu kodlara uygun bir yaşam sürmektedir. Hayatında cinselliğe yer yoktur. Cazibe 40’ına yaklaşmış olmasına rağmen, annesinin en büyük korkusu dışarı çıktığında erkeklerin ona sarkıntılık edeceğidir. “Dikkat et!” der annesi, “esnaf dediğin, iki arada bir derede sıkıştırır seni.” Cinsellik doğal bir şey olarak değil, bir tehdit olarak hüküm sürer hayatlarında. Yalnızca annesinin cinsellik üzerine düşünmeye, arzularını dile getirmeye hakkı vardır. Çünkü o evlenmiş, evlilik yoluyla cinselliğe de hak kazanmıştır. Fakat, bu hak yalnızca yıllar önce kaybettiği kocası ile sınırlıdır. Düşlerinde, fantezilerinde yalnızca ona yer vardır. Annenin müdahaleciliği, Cazibe’nin bu müdahalelere karşı esaslı bir duruş sergileyememesi anne ve kız arasında henüz bir benlik ayrışmasının yaşanamadığını göstermektedir. Cazibe’nin yaşamının ve bedeninin kontrolü hala annesinin elindedir. Cazibe bir yönü ile büyüyememiş, annesinin küçük kızı olarak kalmıştır. Cinsellikten kaçışının ya da uzak duruşunun altında da bu büyüyememe hali yatar.

Cazibe’nin yaşayamadığı, günlük yaşamında dışa vuramadığı cinsel dürtüleri ve arzuları, düşler ve fanteziler olarak açığa çıkar. Çünkü düş ve fantaziye giden anahtar yalnızca Cazibe’nin elindedir. Cazibe’nin düş dünyası filmde karanlık bir oda ile simgelenir. Eski, köhneleşmiş konakta, daha eski, daha da izbe bir odadır bu. Çünkü Cazibe’ye göre cinsellik de o oda gibi kirli ve pistir. Odadaki hamam böcekleri bu algıyı iyiden iyiye pekiştirir. Hamam böceklerinin yani, cinsellikle ilgili fantezilerin o odanın dışına çıkmasına izin yoktur. Bu yüzden kapının önüne her gün böcek ilacı döker, böylelikle cinsel dürtülerini de yeninden yeniden bastırır. Belki de hayatına giren tek erkek olduğu için, lisedeki aşkı Kürşat’ı bir türlü unutamaz Cazibe. Düşlerinin ve fantezilerinin yegane kahramanı odur. Her gün duvara projeksiyon ile İstanbul fotoğrafları yansıtır, hayalinde Kürşat ile oralarda dolanır. Kürşat’ı çıplak olarak düşler. Kürşat her fırsatta Cazibe ile sevişmek istediğini belli eder. Cazibe ise sürekli, cinselliğe hazır olmadığını tekrarlar. Bir defasında Kürşat’a, ona hep “kötü şeyler” yaptırmaya çalıştığını söyler. Kürşat’sa bunun onun düşü olduğunu, aslında o “kötü şeyi” de kendisinin istediği yanıtını verir. Yani bir yandan cinselliği arzular ama öte yandan düşlerinde dahi sevişmeye izni yoktur; kendine bu izni vermemiştir. Cazibe’nin arzuları ve içselleştirdiği toplumsal kurallar amansız bir çatışma içindedir. Bu açıdan filmde klasik psikanalitik ögelerin izleri oldukça açık bir şekilde görülebilir. Dış dünyada ise erkek olarak bir tek babasından söz etmeye, babasını sevmeye izin vardır. Babasının fotoğrafını alıp zaman zaman dışarıya çıkması, toplum içinde yaşadığı kabul edilebilir tek kadın erkek ilişkisidir. Bu da filmin psikanalitik yönünü besleyen bir ögedir.

Bir gün büyük aşkı Kürşat ansızın çıkıp gelir. Polislerden kaçmaktadır ve saklanacak bir yere ihtiyacı vardır. Çareyi Cazibe’nin evine gelmekte bulur. Bu Cazibe için bir kırılma anıdır. Düş ve gerçek birbirinin içine girmekte, sınırlar belirsizleşmektedir. O gece Kürşat ve Cazibe birlikte olurlar. Fakat bu birliktelik Cazibe’nin içindeki çatışmayı dindirmek yerine çatışmanın daha da derinleşmesine yol açar. Kürşat’ın o gece Cazibe’nin evine gelip gelmediğine dair açık bir gösterge yoktur. Yoksa bu da yine Cazibe’nin bir düşünden mi ibarettir? Olayı karmaşıklaştıran başka bir boyutsa o gece Cazibe’yi gözetleyen alkolik dayıdır. Dayı o gecenin sabahında Cazibe’nin odasının kapısının önünde ölür. Cazibe’nin herkesten gizli tuttuğu dünyasının kapısı bir gecede açılmış, hamam böcekleri tüm eve yayılmaya başlamıştır. Fakat bu ölümü de beraberinde getirmiştir. O geceye ait tek bir gerçeklik vardır, o da Cazibe’nin karnında taşıdığı bebektir. Belki o gece yaşadığı travmatik bir olay; belki yaşadığı cinselliğin bir cezası olarak dayısının ölümü ve bunun getirdiği suçluluk duygusu; dayısının ölümü ile birlikte gelen geçim sıkıntısı Cazibe’nin zihinsel dünyasının iyiden iyiye karışmasına yol açacaktır.

Cazibe Hanım’ın Gündüz Düşleri bir yandan içinden çıktığı dönemin özelliklerini yoğun bir şekilde taşırken, bir yandan da Türkiye sineması için oldukça özgün sayılabilecek bir anlatım dili kurmayı başarır. Film, 80’li 90’lı yılların entelektüel dünyasına uygun bir şekilde oldukça bireysel bir hikaye anlatır. Bu bireysel öyküyü, nesnel bir gözle anlatmak yerine tek bir kişinin algı dünyası üzerinden anlatmayı tercih eder ve izleyiciyi bir gerçeklik tartışmasına götürür İrfan Tözüm. Anlatılan hikayenin bir kadın hikayesi olması, hikayeyi bir toplumsallık ile ilişkilendirmeye yetmez. Yaşanılanlar, içinde bulundukları mahalleden bile kopuk, izole bir konakta geçer. Mahallenin ya da belli bir toplumsal kesimin hikayesi ile ilişkilenmek yerine oldukça marjinal kalır. Toplumsallığa en yakın duran, Kürşat’ın kaçış ve öldürülmesi olayı ise yan öykü bile denemeyecek kadar küçük bir yer kaplar filmde. Filme dramatik bir öge olarak katkı sunar yalnızca. Tüm bunları düşündüğümüzde Cazibe Hanımın Gündüz Düşleri filmi üzerinden Türkiye’nin entelektüel dünyasına ve Türkiye Sineması’nın belli bir dönemine dair okuma yapılabilir. Yukarıda da belirttiğim gibi film, Türkiye sinemasında psikanalitik ögeleri bu kadar ağırlıklı olarak kullanıldığı ilk filmlerden biri olması bakımından da ayrı bir önem taşımaktadır. Özellikle Türkiye sineması üzerine düşünmeyi seven izleyicinin mutlaka görmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi