Arap Baharı’nın halk, politika ve askeri güç üzerindeki etkisini 10 metrekareden az bir alana sıkıştırılmış Mısır halkından ‘seçilen’ temsilcilerden anlatmaya çalışıyor Çatışma. Film 2011 yılında Mubarak’in devrilmesini sağlayan halkın iki yıl içinde kurulmuş yeni hükümete sâdık/karşı insanlarını bir araya getiriyor. Morsi ve Müslüman Kardeşler’e yapılan askeri darbenin bir gününe, zırhlı araçta toplanan tutuklular üzerinden Mısır halkını ve ideolojilerini dar alanda panoramik bir görselle resmediyor. Halkın ayrıştığı ağır politik havada hem birbirleriyle hem de anlayıştan yoksun polis gücüyle olan mücadeleleri klostrofobik bir uzama sıkıştırılmış.

Çatışma: Mısır’ı 10m2 İçinde Anlamak

Film iki gazetecnin tutuklanmasıyla açılıyor; ardından polis zırhlı aracını taşladılar diye içeri alınan Müslüman Kardeşler karşıtı grupla aracın nüfusu artıyor. Morsi yanlılarıyla çatışan polis ara mahallelere girip Kardeşlik destekçilerini tutuklayıp araca hapsedince temsili popülasyon tamamlanmış ve Mısır demografik izdüşümü sağlanmış oluyor. Film, birbirini tanımayan insanları taraflar olarak ayırıyor; başta bir bütünlük olmasa da karşıtlık ortak ideolojilerin birleşmesini sağlıyor. İki tarafın mücadelesi filme gerginlik tohumlarını ekiyor. Filmde iki tarafın da karşıt olduğu fakat bir anlamda düzenden sorumlu figür ise Mısır asıllı Amerika vatandaşlığı gazeteci Adam (Hany Adel). Halkı, olayları anlatmaktan sorumlu kişi iki grup tarafından onları savunmadığı ve ‘dış mihraklar’ için çalıştıklarına inandıkları için hor görülmesine hatta aşağılanmasına kadar gidiyor. gazeteciliğin itibarsızlığı ortak bir düşman olarak algılanıyor ve bu iki grubu bir araya getiren iki olgudan biri olarak gösteriliyor.

Karşıtlıktan beslenen gergin uzam başarılı oyunculuklarla harmanlanıp izleyici etkisi altına alırken bir taraftan da senaryonun hem güç aldığı bireysel öyküler söz konusu. iki tarafı da simgeleyen iki kadın figürü filmin en etkileyici karakterleri: Oğlu ve eşiyle beraber zırhlı araca düşen sekülerizm savunucusu hemşire Nagwa (Nelly Karim) ve hijab giyen, çocuk yaştaki Kardeşler savunucusu A’isha. Öncelikle bu iki kadın da ideolojilerinden bağımsız, saygı duyulası bir azim gösteriyorlar ve küçük topluluklarındaki etkinlikleri güçlü. Kadınlar erkek egemen araçta neden orada olduklarını gösterebilmek için kıyasla fazla bir çaba ortaya koymak zorundadır. Metotları farklı olsa da ikisi de baskıya boyun eğmezler ve filmin izlencesini bu iki zıt kadın tarafından arttırılır. Nagwa’nın annelik içgüdülerinden, A’isha’nın çocukluğundan gelen bağları ise filmde kaynaşma uğruna umut vaad edici en güçlü andır. Erkek güruhuna döndüğümüzde ise bir kardeş/sevgili olgusu üzerinden tartışmaya sebep olan görünmez kadın figürü ise gruptaki bireysel ayrışmalarda bireysel farklılık ve güven ilişkisini sorgulatıyor. Fakat en çarpıcı bireysel öykü bir sokak köpeğiyle Müslüman Kardeşler yandaşları arasında kurulan bağ.

Filmin Sonu:

*DİKKAT: Türkiye Toplumuna Dair Keyif Kaçırıcı Detaylar İçerir*

Aracın dışındaki aksiyon arttıkça içerdeki gerilim de yükselir ve filmin sonuna doğru bu bekleyiş ve heyecan katlanarak ilerliyor ve gerçek bir katharsise özlemi yükseltiyor. Filmin sonuna dair burada spoiler (keyif kaçırıcı detay) vermeyeceğim fakat filmin sonuna birkaç dakika kala Türkiye’nin yegâne problemlerinden birinin yaşanmasına değinmeden geçemeyeceğim. Dürüstçe filmin en heyecanlı kısmında neler olduğunu bilmiyoruz (buradaki ‘biz’ salondaki seyirciler olarak) çünkü son anlarda ön sıralardan yükselen sesler ve ardından anlaşılan bir kadının film esnasında taciz edilmiş olmasıyla bütün salonun dikkati haliyle filmden soyutlandı. Salonda gözlemlediklerim dışında bir detaya hâkim değilim; resmi bir açıklama da gelmediği düşünüldüğünde tam olarak durumun ne olduğunu bilemem fakat şunu biliyorum ki Filmekimi gibi heyecanla beklenen bir etkinlikte bile böyle bir durumun yaşanması gerçekten tüyler ürpertici. Tarafların argümanlarıyla ilgilenmiyorum; gelen ambulansın varlığına ve polislerin attığı çirkin bakışları da görmezden geliyorum yalnız şunu söylemeden yapamam, kadına yönelik tacizin sokaklardan sinema salonlarına kadar iliğimize işlemişken ve bunu kendinin bir hakkı olarak gören ahmak eril algı kırılmadan ne önümüzde akıp giden filmden, ne sokakta içtiğimiz kahveden biradan ne de yaşamaktan keyif alabileceğiz.

Arap Baharı’nın halk, politika ve askeri güç üzerindeki etkisini 10 metrekareden az bir alana sıkıştırılmış Mısır halkından ‘seçilen’ temsilcilerden anlatmaya çalışıyor Çatışma. Film 2011 yılında Mubarak’in devrilmesini sağlayan halkın iki yıl içinde kurulmuş yeni hükümete sâdık/karşı insanlarını bir araya getiriyor. Morsi ve Müslüman Kardeşler’e yapılan askeri darbenin bir gününe, zırhlı araçta toplanan tutuklular üzerinden Mısır halkını ve ideolojilerini dar alanda panoramik bir görselle resmediyor. Halkın ayrıştığı ağır politik havada hem birbirleriyle hem de anlayıştan yoksun polis gücüyle olan mücadeleleri klostrofobik bir uzama sıkıştırılmış. Çatışma: Mısır’ı 10m2 İçinde Anlamak Film iki gazetecnin tutuklanmasıyla açılıyor; ardından polis zırhlı aracını taşladılar diye içeri alınan Müslüman Kardeşler karşıtı grupla aracın nüfusu artıyor. Morsi yanlılarıyla çatışan polis ara mahallelere girip Kardeşlik destekçilerini tutuklayıp araca hapsedince temsili popülasyon tamamlanmış ve Mısır demografik izdüşümü sağlanmış oluyor. Film, birbirini tanımayan insanları taraflar olarak ayırıyor; başta bir bütünlük olmasa da karşıtlık ortak ideolojilerin birleşmesini sağlıyor. İki tarafın mücadelesi filme gerginlik tohumlarını ekiyor. Filmde iki tarafın da karşıt olduğu fakat bir anlamda düzenden sorumlu figür ise Mısır asıllı Amerika vatandaşlığı gazeteci Adam (Hany Adel). Halkı, olayları anlatmaktan sorumlu kişi iki grup tarafından onları savunmadığı ve ‘dış mihraklar’ için çalıştıklarına inandıkları için hor görülmesine hatta aşağılanmasına kadar gidiyor. gazeteciliğin itibarsızlığı ortak bir düşman olarak algılanıyor ve bu iki grubu bir araya getiren iki olgudan biri olarak gösteriliyor. Karşıtlıktan beslenen gergin uzam başarılı oyunculuklarla harmanlanıp izleyici etkisi altına alırken bir taraftan da senaryonun hem güç aldığı bireysel öyküler söz konusu. iki tarafı da simgeleyen iki kadın figürü filmin en etkileyici karakterleri: Oğlu ve eşiyle beraber zırhlı araca düşen sekülerizm savunucusu hemşire Nagwa (Nelly Karim) ve hijab giyen, çocuk yaştaki Kardeşler savunucusu A’isha. Öncelikle bu iki kadın da ideolojilerinden bağımsız, saygı duyulası bir azim gösteriyorlar ve küçük topluluklarındaki etkinlikleri güçlü. Kadınlar erkek egemen araçta neden orada olduklarını gösterebilmek için kıyasla fazla bir çaba ortaya koymak zorundadır. Metotları farklı olsa da ikisi de baskıya boyun eğmezler ve filmin izlencesini bu iki zıt kadın tarafından arttırılır. Nagwa’nın annelik içgüdülerinden, A’isha’nın çocukluğundan gelen bağları ise filmde kaynaşma uğruna umut vaad edici en güçlü andır. Erkek güruhuna döndüğümüzde ise bir kardeş/sevgili olgusu üzerinden tartışmaya sebep olan görünmez kadın figürü ise gruptaki bireysel ayrışmalarda bireysel farklılık ve güven ilişkisini sorgulatıyor. Fakat en çarpıcı bireysel öykü bir sokak köpeğiyle Müslüman Kardeşler yandaşları arasında kurulan bağ. Filmin Sonu: *DİKKAT: Türkiye Toplumuna Dair Keyif Kaçırıcı Detaylar İçerir* Aracın dışındaki aksiyon arttıkça içerdeki gerilim de yükselir ve filmin sonuna doğru bu bekleyiş ve heyecan katlanarak ilerliyor ve gerçek bir katharsise özlemi yükseltiyor. Filmin sonuna dair burada spoiler (keyif kaçırıcı detay) vermeyeceğim fakat filmin sonuna birkaç dakika kala Türkiye’nin yegâne problemlerinden birinin yaşanmasına değinmeden geçemeyeceğim. Dürüstçe filmin en heyecanlı kısmında neler olduğunu bilmiyoruz (buradaki ‘biz’ salondaki seyirciler olarak) çünkü son anlarda ön sıralardan yükselen sesler ve ardından anlaşılan bir kadının film esnasında taciz edilmiş olmasıyla bütün salonun dikkati haliyle filmden soyutlandı. Salonda gözlemlediklerim dışında bir detaya hâkim değilim; resmi bir açıklama da gelmediği düşünüldüğünde tam olarak durumun ne olduğunu bilemem fakat şunu biliyorum ki Filmekimi gibi heyecanla beklenen bir etkinlikte bile böyle bir…

Yazar Puanı

Puan

79

Cannes’da Un Certain Regard bölümünün açılış filmi ve Mısır’ın Oscar adayı olan Çatışma, 2013’teki Müslüman Kardeşler’e yönelik askeri darbeyi zırhlı araca tıkılmış Morsi yönetmini destekleyen ve ona karşı iki grup üzerinden anlatarak Mısır’ın 2010’dan beri yaşadıklarına ışık tutuyor. Arap Baharı’nın karmaşasını, Mısır’ı daha derinden görmek isteyenler için izlenmesi gereken etkileyici bir film.

Kullanıcı Puanları: 4.45 ( 1 votes)
79
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi