Belirli bir gişe rakamına ulaşan komedi filmlerinin devamının gelmesi kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmaya devam ediyor. Yalnızca ülkemizde değil dünyanın her yerinde yönetmenler, başarılı olan bir işin  -genel olarak seyircinin de talebi bu yönde oluyor- devamını getirmekte sakınca görmüyorlar. Cem Yılmaz’ın çok sevilen filmi G.O.R.A’yı, A.R.O.G ile devam ettirmesi, Recep İvedik filminin bir seri haline gelmesi son zamanlarda ülkemiz sineması için bunun başlıca örneklerinden. Durum böyle olunca Murat Şeker, Çakallarla Dans’ın ikinci filmini çekerek ilk filmde yakaladığı başarıyı yeniden yakalamayı deniyor.

2010 yılında Çakallarla Dans vizyona girdiğinde o sene içinde en çok güldüğüm ve izlemekten keyif aldığım komedi filmlerinden biri olmuştu. Gerek güldürme unsuru olarak kullanılan küfürlerin tadında bırakılması gerekse filmin müziklerinin karakterler ile birebir uyum sağlaması, Çakallarla Dans’ı senenin en keyifli işlerinden biri olarak görmeme yetmişti. Açıkçası ikincisinin çekileceğini duyunca bir “acaba?” diye düşünmedim değil. İlk filmdeki samimiyetin korunabileceğine dair şüphelerim vardı ancak Çakallarla Dans 2: Hastasıyız Dede ilk filmin yarattığı baskının altından kalkabilecek, keyifli bir yapım olmuş.

Kahramanlarımız ilk filmde bulaştıkları yasadışı olaylar sebebiyle hapishaneye düşüyorlar. Hapishaneden çıkmak için ellerine geçen en ufak bir fırsatı bile değerlendirmek isteyen çakallar, bir deneyin kobayı olmayı kabul ederek hapishaneden çıkmayı başarıyorlar ama mahalleye döndüklerinde hiçbir şeyi bıraktıkları gibi bulamıyorlar. Bir daha çakallık yapmayacaklarına dair söz veren Servet, Gökhan, Necmi ve Del Piyero Hikmet beladan uzak durmaya çalışsalar da onlarda bu şans-sızlık- varken bu imkansızdır.

Koğuş Ağası Tayyar ağabey karakteri ile Ezel dizisine birçok göndermede bulunan film, öncelikli derdi güldürmek olmasına rağmen önemli bir konuda mesaj verme kaygısına düşmüş. Bu noktada beni rahatsız eden, verilen mesajın yanlış olması değil Murat Şeker’in Aşk Geliyorum Demez filmiyle anlatmaya çalıştıklarını son filmiyle aynı şekilde bir kez daha gözümüze sokmaya çalışması. AVM’lerin sayılarının artmasıyla küçük esnafın zor durumlara düşmesini ve tüketim toplumunun yanlışlarını alenen eleştiren film aslında güzel bir noktaya değinerek önemli mesajlar veriyor ancak yönetmenin her filmde aynı konunun üzerinde durması bana çok samimi gelmiyor. Öte yandan her ne kadar bana samimi gelmese de bu konuyla ilgili olarak yönetmenin tutarlı bir duruş sergileyerek anlatmak istediklerinin arkasında durmasını ve filmin basın gösteriminin filmde eleştirilen AVM’ler yerine Ortaköy’deki Feriye sinemasında yapılmasını takdire değer buluyorum.

Oyuncu kadrosunun genel olarak korunması ve bu kadronun komedi filmleri için olabilecek en iyi oyuncular olması filmin, eğlenceli müzikleriyle birlikte en büyük avantajı. Her ne kadar tam bir Şevket Çoruh hayranı olsam da bu filmdeki favori karakterim Murat Akkoyunlu’nun canlandırdığı Del Piyero Hikmet oldu. Filmin kesinlikle en komik karakteri.

Özetle, Çakallarla Dans 2: Hastasıyız Dede ilk filmin yarattığı beklentiyi karşılayacak seviyede başarılı bir komedi filmi. Şöyle bir gerçek var ki Murat Şeker bizi güldürürken o samimiyeti nasıl vereceğini iyi bilen ender yönetmenlerden biri. 

Son olarak, film bittiğinde biraz daha gülmek istiyorsanız son saniyeye kadar salondan ayrılmamanızı öneriyorum çünkü jenerikte gösterilen kamera arkası görüntüleri en az filmin kendisi kadar eğlenceli.

İyi Seyirler…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi