İngiliz filozof ve toplum kuramcısı Jeremy Bentham’ın sekizgen şeklinde binaların çevrelediği bir gözetleme kulesinden oluşan panoptikon hapishanesi hiçbir zaman hayata geçirilmemiş olsa da Michael Foucault’nun katkılarıyla modern toplumda iktidar ilişkileri açısından ufuk açıcı bir projeydi. 2005 yılı Cannes Film Festivali’nde ‘Altın Palmiye’ ve ‘En İyi Yönetmen’ ödülleri dahil 4 ödül kazanan Daniel Auteuil ve Juliette Binoche’un performanslarıyla, Michael Haneke’nin yazıp yönettiği, bir klasik Caché, uluslararası pek çok festivalde 26 ödül ve 32 adaylıkla taçlandırıldı. Caché, kaynağı bilinmeyen kasetlerle evlerinin gözetlendiğini öğrenen burjuva bir ailenin gitgide artan tedirginliği üzerinden kurduğu dramatik yapının içerisinde bireysel hafıza ve toplumsal hafıza arasındaki paralellikte iktidar kavramını sorgulatıyor. Bu yazımda Caché filmini iktidar ilişkileri ve kolektif hafıza üzerinden inceliyorum.

Uzunca bir açılış sekansında stabil açıdan bir evi izliyor, gözlenen evin aktörlerinin tedirginliklerine ortak oluyoruz. Bu ev Georges, Anne ve Pierot’dan oluşan bir çekirdek aile. Georges, kitaplarla ilgili bir televizyon programının sunuculuğunu yapan entelektüel, ünlü bir adam ve eşi Anne ile problemli sayılabilecek bir ilişkisi var. Anne, Georges ile sürekli tartışıyor olmaktan yorulmuş ve eve gelen kasetlerle birlikte araları giderek açılıyor. Anne ve Georges’un gergin konuşmalarından sonra Georges’un aklına, bu kasetlerin, oğlunun arkadaşlarından birinin yaptığı eşek şakası olabileceği geliyor. Oğluna yönelttiği sorular üzerine Anne belki de senin hayranlarından biridir diye bu sorgulamayı savuşturuyor. Bir sonraki sekansta Pierrot’nun ve arkadaşlarının yüzme kursunda onları izleyen eğitmenlerinden komutlar aldıklarını ve uygulamaya çalıştıklarını görüyoruz. Eğitmenin komutları onları dengede tutmak yolunda, ne çok derine batacaklar ne de çok yüzeyde kalacaklar. Hepsine ayrı ayrı, aynı komutu verip bir yandan onları tektipleştiriyor. Yüzme eylemini bir metafor olarak ele aldığımızda, komut veren eğitmenlerini hiç görmediğimiz bu sahneyi, iktidarın gözünden geleceğin temsili olan çocukların aynı kulvarın içinde tektipleştirilerek bu emirleri yerine getirmeye çalıştıkları şeklinde yorumlayabiliriz. Georges’un televizyon programını izlediğimiz sahnede ise konuklar ve Georges benzer komutları programın yönetmeninden alıyor ve uyguluyor. Bu sahneler ne kadar günlük bir aktivite gibi görünse de filmi iktidar ilişkileri açısından yorumladığımızda bakan göze dair birçok şey söylüyor.

Foucault’da Bilgi, İktidar ve Özne İlişkisi

Rönesans felsefesinin önemli düşünürlerinden Francis Bacon, bilmek egemen olmaktır, der. Foucault’ya göre, özne; iktidar ile bilgi arasındaki ilişki ve bu ilişkinin tarihsel dönüşümü sonucu ortaya çıkar. İktidarın, bir grubun başka bir grup üzerinde egemenliği olarak tanımlanamayacağını söyler. Yasaklama ve itaat sistemini içeren merkezi iktidar anlayışının dışında modern toplumda iktidarın yeri belirlenemez ve o hiçbir zaman birinin ya da birilerinin elinde sabit değildir. Devamlı bir dönüşüm içinde işler. Foucault’nun tanımladığı iktidar, modernleşmeyle birlikte, hastane, okul, hapishane, fabrika gibi kurumlar ile tıp, hukuk, eğitim, ekonomi gibi alanlarda ortaya çıkan bilginin, öznenin bireyselleşmesi yolunda kullanılan ilişkiler bütünüdür. Foucault, özneden, geleneksel toplumdan modern topluma geçen insan olarak bahseder. Özne, kimliğiyle varolur. Bu kimliği inşa eden ise iktidardır.

Özneler, özgürcesine direnme, protesto imkanlarına sahip değilse iktidar ilişkilerinden söz edilemez. Öyleyse birey, iktidarı oluşturan faktörlerden biridir. İktidar, onu oluşturan bireyler vasıtasıyla yayılır. İktidarın devamlılığı da, üretilen ya da manipüle edilen bilginin devamlı ve geçerli kılınmasıyla sağlanır. İktidarın söylemleriyle özne kendini denetleyerek, sansürleyerek normlara uymaya çalışır. Bu nedenle, bilgiye sahip olmak özneyi özgürleştirmez, aksine onu gözetlenerek kontrol edilebilir kılar. Öznenin nesneleşmesi, iktidarın ‘bölücü pratikler’ yöntemiyle karşıtlıklardan faydalanarak bireylerin birbirlerini tanıması yerine kutuplaştırılmasıyla gerçekleşir. Bireyler, kendilerinden farklı olanlardan korkmaya başlar ve onlara karşı savunmaya geçme güdüsüyle yetişirler.

Caché filminin bütünü Foucault’nun iktidar kavramı üzerinden devlet politikaları ekseninde yorumlanabilir. Devletin, azınlık-çoğunluk, fakir-zengin, normal-anormal diye bölüp, kutuplaştırdığı halkların içinde Georges ve Majid arasında oluşan gerilim, yaratıcısına ayna tutuyor. Bu gerilim aile içine de taşınıyor. Georges ve Anne’in tartıştıkları bir sahnede Georges kasetleri yollayanın onları birbirine düşürmeye çalıştığını ve Anne ona kızdıkça bunu yapanın ekmeğine yağ sürdüklerini söylüyor. Bunun üzerine Anne, Georges’un onla konuşmadığını, onu dışladığını birbirlerine güvenmek zorunda olduklarını söylüyor ve empati kurmasını istiyor. Ancak kibir ve öfke gitgide Georges’un gözünü öylesine kör ediyor ki aynı durumun Majid ile arasında yaşandığını göremiyor. Aslında bu açıdan bakıldığında filme başka bir pencere açmış oluyoruz ki; kasetleri gönderen biri ya da birileri olmadığını, bu tacizin devlet politikalarını ve burjuvaziyi eleştirme amaçlı sembolleştirildiğini düşünebilelim. Vicdanının üzerine karabasan gibi çökmesiyle Georges, hedef göstererek, öteki yaratarak ve kendi yarattığı ötekiden korkarak mağdur pozisyonuna demir atıyor.

Bireysel Hafıza, Kolektif Hafıza ve Cezayir Katliamı

Christopher Vogler, ‘Yazarın Yolculuğu’ kitabında “Hepimiz yaşamlarımızın, karı ve koca, ebeveyn ve çocuk, patron ve çalışan, birey ve toplum gibi karşıtlıklar ve çelişkilerle ileri geri gidip geldiğini anlarız. Kendi yaşamımızda bu meydan okumalarla nasıl başa çıkacağımız konusunda ipuçları arayarak, kutuplaşmış durumların nasıl sonuçlanacağını görmek için filmleri ilgiyle izlemeyi sürdürürüz.” der. Caché de film boyunca modern toplum içindeki olağan karşıtlıkların çoğundan beslenir. Karı-koca, çocuk-ebeveyn, çalışan-patron ve filmin bütününde yarattığı bir öteki-ben olarak Majid ve Georges.

Freud hafıza kavramında, kaygı ve algıda seçicilik arasındaki sürekli bir alışveriş sonucu insan zihninin önyargıya fazlasıyla eğilimli olduğunu belirtmiştir. Bireysel hafıza, bireyin deneyimleri sonucu oluşurken, kolektif hafıza, birden fazla kişinin ya da grubun duygularını ve düşüncelerini etkileyen anılar bütünüdür. Bu tanımlama üzerinden bakıldığında da iktidar kendi otoritesini oluştururken partilerinin misyonları doğrultusunda medya araçlarını da kullanarak toplumsal hafızayla oynar. Hatırlatmak istediklerini hatırlatır, unutturmak istediklerini unutturur. Geçtiğimiz ay, İstanbul Film Festivali’nde izlediğim, 12 Mayıs’ta vizyona girecek olan Ceylan Özgün Özçelik imzalı ‘Kaygı’ filmi de kolektif hafıza ve bireysel hafıza üzerinden, Türkiye’nin gerçeklerine bakıp gerilimli bir paralellik kurarak, kolektif hafızamızda silinmeye ya da manipüle edilmeye çalışılan toplumsal facia üzerine ‘Hatırla’ diyor. Kolektif hafıza bir toplumu bütün kılan yapı taşlarından biri olduğundan bu hafızanın manipülasyonu doğrultusunda bireyler erdemli olmaktan uzak bir yerde, yaratılan ötekiden korkup, onu yargılayıp kalemini kendileri kırabiliyor. Georges’un evine kasetler gelmesiyle ilk etapta Majid’ten şüphelenmezken kasetlerin yanında gelen çizimlerle birlikte bireysel hafızasında Majid ile yaşadığı anılar kabusu oluyor. Kaseti gönderen kimse, Majid ile Georges’un arasındaki ilişkinin bilgisine sahip ve Majid’i hedef göstermeye çalışıyor. Georges, altı yaşındayken Majid hakkında ailesine yalanlar söyleyip onları inandıramayınca, sevmediği saldırgan bir horozu, babam kesmeni istedi diyerek Majid’e kestirip, ailesine de onu korkutmak için yaptığını söylüyor. Ötekiyi ötekiyle çarpıştırıp bundan en karlı o çıkıyor. Horoz ölüyor, Majid gidiyor. Georges’un çocukken evini paylaşmaktan rahatsız olduğu için evden gitmesine sebep olduğu Majid, zorlu bir çocukluk geçiriyor. Majid’in evlerine dahil olma hikayesinde de devletin Cezayirli ailesine yaptığı katliamla yüzleşiyoruz.

17 Ekim 1961 günü, Cezayir Fransa’nın işgali altındayken, dönemin Paris polis şefi Papon, banliyölerdeki tüm Cezayir halkına sokağa çıkma yasağı uyguladı. Cezayir’in sosyalist partisi olan FLN’nin Fransa’daki kanadı tarafından yapılan çağrıyla, Cezayir’in Fransa işgali altında olmasını protesto amaçlı binlerce Cezayirli Fransız sokaklarında yürüyüşe çıktı. Barışçıl bir protesto amaçlanıyordu ve otuz bin civarında Cezayirli çocuklarıyla birlikte Paris sokaklarına çıkmıştı. Papon’un emri doğrultusunda, Fransa polisinin müdahalesiyle o gün, yüzlerce Cezayirli katledildi. Büyük bir kısmı vurulup Seine Nehri’ne atıldı. Olaylara yayın yasağı getirildiğinden günümüzde hala ayrıntılar tam olarak bilinememekte.

Majid de ölen ailelerden birinin çocuğu olarak karşımıza çıkıyor. Devletin azınlık halk üzerinde kurduğu baskıyı, ülkenin aydın kesiminden sayılan, evinin salonu kitaplarla dolu olan Georges, Majid üzerinde kurup intiharına sebep oluyor. Majid’in intihar etmesinden sonra da onu suçlamaya devam eden Georges, oğlunun bunu yapmış olabileceğini düşünüyor. Film gerçekçi bir bakış açısıyla izlendiğinde Georges’a hak vermemek o kadar da mümkün olmuyor. Tüm işaretler o aileyi gösteriyor ki bu da iktidar sahibi olan yönetmenin seyirci üzerinde hangi bilgiye ne kadar sahip olacağının dengesini kurarak oluşturduğu bir sorgulatma yöntemi. Haneke seyircinin sahip olduğu bilginin dengesini öyle iyi kuruyor ki Georges’un Majid’i suçlamasına da hak veriyor, Majid’in masum olduğuna da inanıyoruz. Sürekli değişen ve hiçbir yere ait olmayıp her yerde olan iktidar ilişkileri, Georges’un Majid’in evinde onu suçladığı kasedin, eve ve iş yerine gönderilmesiyle, hem gerçekleri su yüzüne çıkarıyor, hem de bilgiye sahip olan yeni bireylerle ev içerisinde ve iş hayatında başka iktidar ilişkileri yaratıyor. Haneke, filmin sonunda Majid ve Georges’un çocuklarını geniş bir kadrajda bir araya getirerek kareyi yakalayanlar için küçük de olsa geleceğe dair bir barış umudu veriyor. Fakat, günümüzde de evini paylaşmayı sevmeyen hükümetler, Majid’in ölümüne sebep olmaya devam ediyor.

Kaynakça

Foucault, Michel, (2005), Özne ve İktidar

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi