“İnsanın geçmişi olmadan yaşaması mümkün mü?” (Mundane History)

“Bir konuda yanlışın var. Ben yaşayan tarih değilim. Ben sadece hayatta kalmayı başaranlardan biriyim.” (By the Time It Gets Dark)

Taylandlı yönetmen Anocha Suwichakornpong’un 2010’da Rotterdam Film Festivali’nde “Kaplan Ödülü”ne layık görülen ilk filmi Mundane History, belden aşağısı felçli bir sinema öğrencisiyle ona bakan hasta bakıcısı arasındaki sıradan ilişkiyi doğrusal zaman akışını kıran kurgusuyla evrenin oluşumuna kadar götürüyor, soyut fikirlerin başarıyla etkileşiminden geçmiş ve geleceğe, yaşam ve ölüme dair bir meditasyona dönüşüyordu.

6 Ekim 1976’da Bangkok’taki Thammasat Üniversitesi’nde sol görüşlü öğrenciler demokratik haklarını talep ettikleri bir protesto düzenlemişti. Polis ve sağ kanat militanlar üniversitede binlerce öğrencinin üzerine ateş atmış, 100’e yakın öğrenciyi linç ederek diri diri yakmışlardı. Dönemin hükümeti tarafından katliamda öldürülen öğrencilerin sayısı 46 olarak söylense de öğrenci kuruluşları ve aileler bu sayının hala 100 civarı olduğunu söylemekteler. Öyle ki; aradan 40 yıl geçmesine rağmen hayatını kaybeden öğrencilerden bazılarının adı hala bilinmemekte. Bunun üzerine oluşan kargaşa ortamını bahane eden ordu da aynı gün yeni bir askeri darbe düzenlemişti.  Başı darbelerden kurtulmayan Tayland hükümeti en son 22 Mayıs 2014’te askeri darbeye uğramıştı ve hala darbeyle yönetilmekte.

Suwichakornpong, “sinemaya olan aşk mektubum” diye tanımladığı ikinci filmi By the Time it Gets Dark ile 40 yıl önce Bangkok’ta yaşanan bu öğrenci göstericileri katliamının uzun süren travmalarını perdeye yansıtıyor. Açılış sahnesinde öğrencilerin ellerinin arkadan bağlanıp yere yatırıldığını ama hiçbirinin bu işkencelere karşı korku, titreme, bağırma, ağlama gibi eylemlerde bulunmadıklarını, sessizce uzandıklarını görüyoruz. Bu sahneyle birlikte filme siyah-beyaz atmosferde bir giriş yapan yönetmen, aynı zamanda siyah-beyaz fotoğrafları bir belge gerçekçiliğinde kullanarak bu utanç verici olayda bir nevi hareketleri donduruyor, zamanı durduruyor. Mundane History’de “Zaman durduğunda, geçmiş ve gelecek olmadan yaşayabilir misin?” sorusunu soran yönetmen, bu tercihinde de benzer bir sinemasal bakışı ortaya koyuyor.

By the Time It Gets Dark: Belleğin Günümüzdeki İzdüşümleri

Açılış sahnesinden sonra renkli formata geçen ve günümüze odaklanan filmde bir yönetmenin, 40 yıl önce Thammasat Üniversitesi Katliamı’ndan sağ kurtulmuş bir yazarla röportaj yaparak bu trajedinin kurgusal bir versiyonunu ortaya çıkarmaya yönelik girişimlerine şahit oluyoruz. Genç yönetmen ve orta yaşlı yazar olarak bu iki kadın Tayland kırsalındaki bir dağ evinde birbirlerini tanımaya başlıyorlar. Yönetmenin, senaryosuna yön vermek için yazarla yaptığı söyleşileri kaydettiği bu bölümden sonra yön değiştiren film, ikinci bölümde iki aktörün hikayesine, üçüncü bölümde ise garson bir kadının öyküsüne evriliyor. Suwichakornpong, karakterlerini yavaş yavaş ve sabır gerektiren bir seyir deneyimiyle izleyiciyle tanıştırırken, onların aralarındaki bağlantıları da ortaya çıkarmaya başlıyor. Genel olarak bakıldığında parça parça gözüken bu hikayeleri birbirine yapıştırmakla görevlendirilen tek somut bağlantı filmin en sıradan figürü olan, her ortamın arka planında rastladığımız garson karakteri oluyor.

Özellikle Tayland sinemasını ele aldığımızda ülkenin günümüzdeki en önemli yönetmeni olan Apichatpong Weerasethakul’un filmleri başta olmak üzere ağır akan dingin bir atmosfer, gerçeküstücü olaylar ve Tropical Malady (2004)’de olduğu gibi ilk yarıda başka bir hikaye anlatırken ikinci yarıda bambaşka bir hikayeye doğru evrilen olaylar dizini yer alır. Suwichakornpong’un By the Time it Gets Dark’ının da bu modelin izinden gittiğini söyleyebiliriz. Sinemasında sıradan hayatları sıra dışı, gerçeküstücülüğe kayan bir biçimle anlatmayı seven Suwichakornpong’un sürekli değişen biçimsel formu esasında bilmeceli filmlerinin konusunu keşfetmek için mükemmel bir araç niteliği taşıyor. Suwichakornpong, politik arka planlı bir hikayeyi olabildiğince karmaşık ve şiirsel bir atmosferde anlatırken, Apichatpong Weerasethakul’un ruhani dinginliğini hissettiren kırsal/orman sahneleriyle de dikkat çekiyor. Weerasethakul’un filmlerindeki gibi yavaş ve sakin ilerleyen bir atmosferi olan film özellikle kurgu biçimiyle onun filmlerinden ayrılıyor. Ormanda geçen gerçeküstücü bir rüya sahnesinden George Melies’in Aya Seyahat’inden görüntülere, hızlı büyüyen mantarlardan, tütün hasatıyla ilgili gözlemsel bir araştırmaya, selüloit çizimlerden kaleydoskop gözlem merceklerine kadar ilginç bir yolculuğa çıkıyoruz. Böylelikle Tayland’ın geçmişi ve şimdiki zamanı arasında bağlantı kurarak, film içinde bir film olarak başlayan hikaye ilerledikçe daha karmaşık bir yapıya bürünüyor, mevcut siyasi konjonktür içinde hatıralar üzerinden bir umut yaratmaya çalışıyor. Finale doğru duyusal aşırı yükü temsil eden güçlü bir pikselleşmiş erime sekansıyla da belleğin geçmiş ve gelecek arasındaki yolcuğunu tamamlamış oluyor.

Suwichakornpong, devlet tarafından dayatılan toplumsal hafıza kaybının engellemeye çalıştığı tarihsel olayları şiirsel bir sinema diliyle yeniden hatırlatırken, izleyiciyi Tayland’ın farklı yönlerini keşfettiği bilmeceli bir yolculuğa çıkarıyor.

“İnsanın geçmişi olmadan yaşaması mümkün mü?” (Mundane History) “Bir konuda yanlışın var. Ben yaşayan tarih değilim. Ben sadece hayatta kalmayı başaranlardan biriyim.” (By the Time It Gets Dark) Taylandlı yönetmen Anocha Suwichakornpong’un 2010’da Rotterdam Film Festivali’nde “Kaplan Ödülü”ne layık görülen ilk filmi Mundane History, belden aşağısı felçli bir sinema öğrencisiyle ona bakan hasta bakıcısı arasındaki sıradan ilişkiyi doğrusal zaman akışını kıran kurgusuyla evrenin oluşumuna kadar götürüyor, soyut fikirlerin başarıyla etkileşiminden geçmiş ve geleceğe, yaşam ve ölüme dair bir meditasyona dönüşüyordu. 6 Ekim 1976’da Bangkok’taki Thammasat Üniversitesi’nde sol görüşlü öğrenciler demokratik haklarını talep ettikleri bir protesto düzenlemişti. Polis ve sağ kanat militanlar üniversitede binlerce öğrencinin üzerine ateş atmış, 100’e yakın öğrenciyi linç ederek diri diri yakmışlardı. Dönemin hükümeti tarafından katliamda öldürülen öğrencilerin sayısı 46 olarak söylense de öğrenci kuruluşları ve aileler bu sayının hala 100 civarı olduğunu söylemekteler. Öyle ki; aradan 40 yıl geçmesine rağmen hayatını kaybeden öğrencilerden bazılarının adı hala bilinmemekte. Bunun üzerine oluşan kargaşa ortamını bahane eden ordu da aynı gün yeni bir askeri darbe düzenlemişti.  Başı darbelerden kurtulmayan Tayland hükümeti en son 22 Mayıs 2014’te askeri darbeye uğramıştı ve hala darbeyle yönetilmekte. Suwichakornpong, “sinemaya olan aşk mektubum” diye tanımladığı ikinci filmi By the Time it Gets Dark ile 40 yıl önce Bangkok'ta yaşanan bu öğrenci göstericileri katliamının uzun süren travmalarını perdeye yansıtıyor. Açılış sahnesinde öğrencilerin ellerinin arkadan bağlanıp yere yatırıldığını ama hiçbirinin bu işkencelere karşı korku, titreme, bağırma, ağlama gibi eylemlerde bulunmadıklarını, sessizce uzandıklarını görüyoruz. Bu sahneyle birlikte filme siyah-beyaz atmosferde bir giriş yapan yönetmen, aynı zamanda siyah-beyaz fotoğrafları bir belge gerçekçiliğinde kullanarak bu utanç verici olayda bir nevi hareketleri donduruyor, zamanı durduruyor. Mundane History’de “Zaman durduğunda, geçmiş ve gelecek olmadan yaşayabilir misin?” sorusunu soran yönetmen, bu tercihinde de benzer bir sinemasal bakışı ortaya koyuyor. By the Time It Gets Dark: Belleğin Günümüzdeki İzdüşümleri Açılış sahnesinden sonra renkli formata geçen ve günümüze odaklanan filmde bir yönetmenin, 40 yıl önce Thammasat Üniversitesi Katliamı’ndan sağ kurtulmuş bir yazarla röportaj yaparak bu trajedinin kurgusal bir versiyonunu ortaya çıkarmaya yönelik girişimlerine şahit oluyoruz. Genç yönetmen ve orta yaşlı yazar olarak bu iki kadın Tayland kırsalındaki bir dağ evinde birbirlerini tanımaya başlıyorlar. Yönetmenin, senaryosuna yön vermek için yazarla yaptığı söyleşileri kaydettiği bu bölümden sonra yön değiştiren film, ikinci bölümde iki aktörün hikayesine, üçüncü bölümde ise garson bir kadının öyküsüne evriliyor. Suwichakornpong, karakterlerini yavaş yavaş ve sabır gerektiren bir seyir deneyimiyle izleyiciyle tanıştırırken, onların aralarındaki bağlantıları da ortaya çıkarmaya başlıyor. Genel olarak bakıldığında parça parça gözüken bu hikayeleri birbirine yapıştırmakla görevlendirilen tek somut bağlantı filmin en sıradan figürü olan, her ortamın arka planında rastladığımız garson karakteri oluyor. Özellikle Tayland sinemasını ele aldığımızda ülkenin günümüzdeki en önemli yönetmeni olan Apichatpong Weerasethakul’un filmleri başta olmak üzere ağır akan dingin bir atmosfer, gerçeküstücü olaylar ve Tropical Malady (2004)’de olduğu gibi ilk yarıda başka bir hikaye anlatırken ikinci yarıda bambaşka bir hikayeye doğru evrilen olaylar dizini yer alır. Suwichakornpong’un By the Time it Gets Dark’ının da bu modelin izinden gittiğini söyleyebiliriz. Sinemasında sıradan hayatları sıra dışı, gerçeküstücülüğe kayan bir biçimle anlatmayı seven Suwichakornpong’un sürekli değişen biçimsel formu esasında…

Yazar Puanı

Puan - 74%

74%

Suwichakornpong, devlet tarafından dayatılan toplumsal hafıza kaybının engellemeye çalıştığı tarihsel olayları şiirsel bir sinema diliyle yeniden hatırlatırken, izleyiciyi Tayland’ın farklı yönlerini keşfettiği bilmeceli bir yolculuğa çıkarıyor.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
74
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi