Hiç kuşku yok ki beyazperdenin marjinal yönetmeni Tarantino’nun Büyük Kötü Kurtlar’ı (Big Bad Wolves) “senenin en iyi filmi” ilan etmesi filmin çok daha geniş kitlelerce duyulmasını sağladı. Her sene benzer çıkışlar yapıp adı pek duyulmamış filmleri bu şekilde öne çıkaran Tarantino’nun bu seneki seçimi için pek de haksız olduğunu söyleyemeyiz. Özellikle içerdiği şiddeti kara mizahla harmanlayan film, tam da Tarantino ve benzer zevklere sahip sinemaseverlerin bayılacağı detaylar içeriyor.

33. İstanbul Film Festivali’nde gösterilen bir diğer film, Tutsak (Prisoners) ile oldukça benzer bir konuya sahip olan Büyük Kötü Kurtlar, arka arkaya işlenen cinayetler sonrasında, kızı kaçırılan bir baba, davayı üstlenen bir polis ve şüpheli konumundaki Dror arasındaki kovalamacayı konu alıyor. İsrail yapımı film için “toplumsal sorunlardan beslenen bir gerilim” tanımı yerinde olacaktır. 

Filmin ortaya çıkış öyküsü de bir hayli ilginç. Aharon Keshales bitirme tezi için hocası Navot Papushado’ya bir film çekme teklifinde bulunuyor ve ortaya Büyük Kötü Kurtlar çıkıyor. Filmin yapımcısının yaptığı bu açıklama ne kadar inandırıcı orası tartışılır, lakin filmin yapım sürecinin bu şekilde geliştiğini varsayacak olursak birlikte çalıştıkları ilk film olan Kelavet’in ardından ortaya çıkmış, böylesine ustalık kokan bir uzun metrajı rahatlıkla “mucizevi” olarak adlandırabiliriz. Zira sinemasal anlamda neredeyse hiçbir kusuru olmayan film, ustalıkla işlenmiş izlenimi veriyor. En başta da belirttiğim gibi filmin bu kadar geniş çevrelere yayılmasına yardımcı olan Tarantino’nun, bu filmi neden sevdiğini de anlamak zor değil. Neredeyse bir Tarantino filmi diyebileceğimiz kadar karakteristik şiddet sahneleri içeren Büyük Kötü Kurtlar, aynı zamanda mizahi yönüyle de Coen kardeşlerin ilk zaman işlerini anımsatıyor. İster istemez iyi bir ekip ruhu yakaladıkları her hallerinden belli olan Keshales ve Papushado’nun uyumu neden yeni bir Coen kardeşlerimiz daha olmasın diye de düşündürüyor.

Keshales ve Papushado’nun tek amaçlarının sıradan bir şiddet filmi çekmek olmadığı her sahnede kendini hissettiriyor. Bir din adamı, yasaları kendi yazdığını düşünen bir polis memuru ve acısına üzülemediğimiz baba modeli toplumun her kesiminden bireylerin içinde barındırdığı iyi ve kötüyü gözler önüne seriyor. Türü sevenlerin bayılacağı, uzak olanlarınsa en azından kötüleyemeyeceği Büyük Kötü Kurtlar, filmin adına yakışır şekilde postmodern bir Kırmızı Başlıklı Kız masalı sunuyor

İyi seyirler…

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi