Bağımsız filmlerin sevilen yönetmeni Wes Anderson, en son Moonrise Kingdom’la gönülleri fethettiğinden bu yana çok değil sadece iki sene geçmiş. Bu süre kısa gibi görünse de yönetmenin yeni filmi Büyük Budapeşte Oteli’ni (The Grand Budapest Hotel) duyurmasının ardından hayranları için yayınlanan afişlerle, görsellerle merak dolu bir bekleyişle geçti. Tarzına aşina olanların hemen anlayacağı üzere Wes Anderson ekolü hız kesmeden devam ediyor. Kendi yarattığı fantastik dünyasından hikayeleri beyazperdeye aktarmayı seven yönetmen, bu defa bizi Stefan Zweig’ten esinlendiği bir hikayeye davet ediyor.

Film, tıpkı yönetmenin Zweig’e saygı duruşu gibi genç bir kızın, hikayenin yazarına ait olduğunu anladığımız büste bırakılan bir rozet ve yanı başında okunan sayfalarla açılıyor. Bu vakitten sonra yazar geçiyor okuyucunun karşısına ve hikayenin yaratım sürecinde yaşadıklarını başlıyor anlatmaya. Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim üzere kendi adıma Anderson’la Tim Burton’ı birbirlerine çok benzetiyorum. Her ikisinin de kendi dünyalarında yarattıkları hikayeler oldukça benzer. Bu defa da izlerken bolca Big Fish’i anımsattı. Anlatıcı, hikayenin ana karakteri Zero Moustafa -tıpkı Ed Bloom gibi- yazara neyi, ne kadar gerçekçi aktarıyor ayırt edemezken anlatıların büyüsüne kapılmadan da edemiyoruz. Yaşlı bir kadının genç ve başarılı bir konsiyerj olan sevgilisine bıraktığı mirası ve kadının ailesinin bunu kabullenmemek için oynadığı türlü oyunları konu alan filmde, Anderson karikatürize ettiği karakterler üzerinden yine kendi tarzıyla toplumsal eleştirilerde bulunmaktan geri durmuyor. Başarıyla repliklerin altına gizlediği hiciv yeteneği bir kez daha kendine hayran bıraktırıyor.

Overlook Otel’den hallice Büyük Budapeşte Oteli de içinde yaşayanların yarattığı hatıraların mabedi oluyor. Yaşanan olayların fantastik boyutu bir yana, nostalji duygusu karakterlerin hüzünlü yanlarını vurgularken, genel olarak eğlenceli anlara odaklanıyor. Dev oyuncu kadrosudaki isimlerse, yer yer sadece tek bir sahneyle bile izleyici karşısına çıkıyor olsa da dikkate değer. Anderson’ın kadrolu oyuncusu haline gelen isimler burada da karşımıza çıkıyor. Başta Bill Murray olmak üzere, Tilda Swinton, Ralph Fiennes, Edward Norton sürprizli kadrodaki birkaç isimden sadece bir kısmı. İlk uzun metraj sinema deneyimi sayılabilecek 1996 doğumlu Toni Revolori ise Zero rolünün hakkını başarıyla veriyor.

Berlin Film Festivali’nde açılış filmi olan ve Büyük Jüri Ödülü’nü kazanan Büyük Budapeşte Oteli, Wes Anderson filmografisindeki başarılı yükselişi sürdürerek hayranlarını tatmin edecek gibi görünüyor. Yıllar sonra bile tekrar tekrar izlediğinizde yüzünüzde aynı gülümseme, kalbinizde aynı mutluluğu yaratacak bu filmi mutlaka izlemelisiniz.

Keyifli seyirler…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi