“Burjuvazinin Gizli Çekiciliği” adlı yapımın usta yönetmeni Luis Bunuel sinema yolculuğu boyunca ilgilendiği birçok ana unsuru büyük bir doğallık ve başarıyı bir araya getiriyor: İnsana ‘Gerçekten oldu mu bu?’ dedirten absürt anlar, rüyalar, kabuslar ve tuhaf anılar, orta sınıfın kendisine vahşice sıra dışı gelen her şeyi ya normalize etmeye ya da görmezden gelmeye çalışan inatçı kayıtsızlığıyla birleşince ortaya sürreal, komik ve koyu kıvamlı bir yaşam tarzı eleştirisi çıkarıyor. Bunuel’i daha önce Dali ile ortak bir ürün olan ve ismini “Endülüs köpeği havlıyor, acaba kim öldü?” kalıbında bir İspanyol atasözünden alan “Un Chien Andalou \ Endülüs Köpeği(1929)” adında kısa metraj filmiyle burjuvaziden önce etrafta uğursuz bir hava estirmişti ve film, bunun bir habercisi, hatta kahiniydi. Temel olarak bilince bir başkaldırı olarak özetlenebilecek bir sanat akımı olan Gerçeküstücülük, Birinci Dünya Savaşı’nın yarattığı kaosa tepki olarak doğmuştur. Bu akıma Bunuel’in pek çok yapımında sık sık ev sahipliği yaparız. Yönetmenimizin burjuvaya karşı verdiği savaşın ilk meyveleri biraz önce bahsettiğimiz “Endülüs Köpeği” adlı yapımda verilmişti. Fakat ne yazık ki bu yapım orta sınıf burjuvazi grubunun bağrına bastığı bir film olunca yönetmenimiz afallamış ve soluğu daha etkili, bu orta sınıfın bağrına basamayacağı bir filmde aldı: Le Charme Discret de La Bourgeoisie.

Burjuvazinin Gizli Çekiciliği - filmloverss 2

Her şey bir davete bir gün önce gelmek gibi masum bir yanlış anlamayla başlıyor ama hemen ardından gidilen şirin lokantanın bir odasında, işletme sahibinin cansız yatan bedeninin ve müteveffanın başında ağlayan kadının görüntüsü, zemini ufak ufak kaydırmaya, havayı tuhaflaştırmaya başlıyor. Film bazen tam da insanın kabuslarda kendini içinde bulduğu, zihinde soğuk bir alarm veren ama gerçekliği çürütülüp de silkelenemeyen kahkahalara sevk edecek kadar komik olabiliyor. Bunuel’in altı yemek seferisinin derdi yalın haliyle yemek yemek, doymak değil elbette. Burjuvazinin Gizli Çekiciliği’nin “olağanüstü” kaydırmalı çekimli açılışı, film kültüründe önemli bir referans noktası haline gelmiştir ve temsil ettiği nefes kesen başarı, birçok öğe arasında “Orson Welles” imzasını, ‘auteur’ üslubu olarak okumayı sistematikleştirilebilen bir unsurdur. Bu noktada entelektüellerin insan deneyimini tatsız bir gösterenler yığınına indirgeme eğiliminde oldukları bu çağda, bazen seyircinin televizyon koltuğunun bulunduğu yerden bundan birkaç yüzyıl sonrasına haykırası geliyor. Hayır, asıl mesele, hakikaten de ‘tırnak içinde’ bir yemek; her şeyin yolunda, leziz, ‘layığınca üst- orta sınıf’ yürüdüğü bir seremoni olarak yemek. İşte bu seremoni de, sanki dış bir güç tarafından sabote ediliyormuşçasına, bir türlü nihayetine eremiyor. Bu, Bunuel ürünün sadece tamamlanmamış tablosunun bir parçası, tablonun diğer ucunda ise ‘köktenci’ mezheplerin çoğalmasıyla dinsel deneyimin sistematik olarak yozlaştırıldığı ve sapkınlaştırıldı Hristiyanlığın nihai çürümüşlüğü ile karşılaşırız: cinsel olarak baskı altına alıcı, tinsel olarak zayıflatıcı, politik olarak gerici. En yoz, sapkın ve olumsuz haliyle bile Rock müzik, dinsel itkiye, köktenci Hristiyanlıktan daha yakındır. Bunuel’in filmlerinde burjuvazinin burjuvanın eseri olduğu kadar burjuvanın da burjuvazinin esiri olarak resmedilişinin en iyi örneklerinden biridir bu.

Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 3

Bir gün altı kişi yemeğe oturur… Bunuel’in burjuvaziyle ilgili eleştirilerinden biri, burjuva yaşam tarzı ve değerlerinin tamamen yapay, aldatıcı bir gerçeklik kurgusu oluşturduğu, orta sınıfın da bu kurguyu hiç sorgulamadan izleyip gereklerini yerine getirdiği ve kendini hem burjuvazi dışındaki varoluştan hem de kendi ihtiyaçlarından kopuk, illüzyon misali bir yaşama tutsak ettiği şeklinde. Bu yapımda yer yer Marksist kuramları görmek de mümkündür. Yönetmenin Marksizm’e geri dönmesi insanın yaratıcılığıyla ilgilidir, eğer insan ruhu özgürce çiçek açacaksa, toplumsal ortam değiştirilmelidir ve bu gerekli dönüşüm yolunu bütün sınırlılıklarına, körlüklerine, baskılamalarına ve kusurlarına karşın ancak Marksist toplumsal kuram gösterir.  Burjuvazinin Gizli Çekiciliği, suç yönelimli dinlerce telkin edilen gereksiz, düşsel dehşetle birlikte, tatminsizlikle yabancılaşmış emek içinde harcanan enerjiyle, insafsızca boşa harcanan potansiyelle, hayal kırıklığına uğramış yaratıcılıkla derinden ilişkili görünür. Eğer bu özgürce çiçek açabilseydi, ölümden, muhteşem bir gülün yapraklarının dökülmesinden korktuğu kadar bile korkmazdı. Yönetmenin bu doğrultuda serinkanlı bir şekilde resmettiği envai çeşit tuhaf durumla insanı gafil avlayan bu komedi anlayışı, özellikle bağımsız sinemada benzerini çokça görmüş olmamıza rağmen bugün hala etkisini, geçerliliğini koruyor. Burjuva yaşamının önemli seremonilerinden biri olan ve yapımın hemen hemen büyük bir temasının kendisinden beslendiği ‘yemek’ bu filmin evreninde adeta bir illete tutulmuş, bir türlü olması gerektiği gibi hayata geçirilemiyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi