İran Sineması’nın en önemli temsilcilerinden biri olan Asghar Farhadi’nin son filmi The Salesman vizyon ile buluşmak için geri sayıyor. 89. Oscar Ödülleri’nde Yabancı Dilde En İyi Film dalında aday olan ve gösterime girdiği festivallerde övgüler toplayan filmin başrollerinde ise daha önce de aynı projede gördüğümüz Taraneh Alidoosti ile Shahab Hosseini yer alıyor. Arthur Miller’ın ‘Satıcının Ölümü’ adlı tiyatro oyunuyla paralel bir şekilde işlenen; Tahran’ın içinde bulunduğu toplumsal ve kentsel sorunların çerçevesinde izlediğimiz Emad ile Rana’nın hikayesi, oyuncuların muazzam performanslarıyla göz dolduruyor. 27 Ocak cuma günü izleyiciyle buluşacak olan filmi sinemada görmeden önce göz atmak isteyeceğiniz; “Neden bu hafta sinemada The Salesman izlemeliyiz?” listesini sizlerle buluşturuyoruz. Şimdiden iyi seyirler!

”Düşünsene… Ömür boyu çalışıp, bir evin borcunu öde. Sonunda senin olsun, ama içinde oturacak kimse bulunmasın.” -Satıcının Ölümü

Bu Hafta Sinemada The Salesman İzlemek İçin 10 Sebep

İran Sinemasının Usta İsmi Asghar Farhadi

the-salesman-10-filmloverss

Devrim sonrasında İran Sineması, uluslararası platformda kendisine özel bir yer edindi. Üniversitede tiyatro eğitimi de alan ve sinemanın öncesinde tiyatro yönetmeni olarak karşımıza çıkan Asghar Farhadi ise bu sinemanın en önemli temsilcilerinden biri.  İlk uzun metraj filmi Raghss Dar Ghobar – Kumda Dans ile adından söz ettirmeye başlayan Farhadi, bir yıl sonra çektiği Shahre Zıba – Güzel Şehir ile zamanında pek görülmemiş bir şekilde, toplumsal bir anlatıyı barındırmasıyla dikkat çekmişti. Orta sınıf bir aileye odaklandığı Chahar Shanbe Souri – Çarşamba Ateşi, bir grup genci konu alan Darbareye Elly – Elly Hakkında, Altın Ayı Ödülü, Altın Küre Ödülleri’nde Yabancı Dilde En İyi Film, César Ödülleri’nde En İyi Yabancı Film Ödülü, ve En İyi Yabancı Film Oscar’ının da aralarında olduğu 70’in üzerindeki uluslararası ödül kazanan Jodaeiye Nader Az Simin – Bir Ayrılık ve 2013’te Cannes’da izleyiciyle buluşan La Passe – Geçmiş adlı yapımların bulunduğu muazzam bir filmografiye sahip olan Farhadi, Geçmiş’in ardından Alexandre Mallet-Guy ve Pedro Almodóvar’ın üstleneceği İspanya’da çekilecek bir hikaye üzerinde çalışmaya başlamıştı. Ancak projenin iki yıl ertelenmesi üzerine, İran’a dönen ve The Salesman’in çekimlerine başlayan Farhadi yine şaşırtmayarak etkileyici bir hikayeyle karşımızda. 89. Oscar Ödülleri‘nde En İyi Yabancı Film dalında aday olan The Salesman – Satıcı, Cannes Film Festivali’nde ise ‘En İyi Senaryo’ ödülünün sahibi olmuştu. Aslında birbirine benzer hikayeleri farklı normlarla anlatan Farhadi, yaşantımızın bir yerine öyle güzel dokunur ki, filmi izlerken karakterlerle nefes alıp vermeye başlarız. Tıpkı The Salesman’de; korkusuyla yüzleşmeye çalışan Rana ve ‘kin ve intikam’ duygusuyla çatışan Emad ile kurduğumuz o ince bağ gibi.

Taraneh Alidoosti ile Shahab Hosseini Yeniden Bir Arada

Salesman

Asghar Farhadi, her iki oyuncuyla da birden çok kez bir araya geldi. Farhadi’nin sanki eskiden tanıdığımız bir simayla karşılaşmışız hissine kapılan biz izleyicileri, film başlar başlamaz hikayenin içine dahil etmesi de belki bu nedenle daha kolay oluyor. 2004 yapımı Beautiful City’le Taraneh Alidoosti ile birlikte çalışmaya başlayan yönetmen, Shahab Hosseini ile ise ilk defa 2008’de Elly Hakkında’yla çalıştı. İran’ın kuzeyine tatile çıkan bir grup gencin hikayesini ele alan ve uluslararası alanda birçok ödülle taçlandırılan Elly Hakkında’da Hosseini ve Alidoosti’yi bir arada gördüğümüz ikinci Farhadi filmi olan The Salesman; ikilinin uyumuyla bir adım daha yukarıya taşıyor.

Tiyatro Dünyasında Var Olmaya Çalışan Karakterler

the-salesman-14-filmloverss

Gençliğinde tiyatroyla uğraşması sebebiyle hep bir filmin merkezine bir tiyatro oyununu almak istediğini dile getiren Asghar Farhadi, The Salesman’de hikayesinin merkezine Arthur Miller’in ‘Bir Satıcının Ölümü’nü alıyor. İnsan ilişkilerine dair söyledikleri sebebiyle oyunun onu çok etkilendiğini dile getiren Farhadi, orijinal oyunla ilgili şu sözleri dile getiriyor; “Pek çok farklı okumayı mümkün kılan, çok yönlü bir oyun. En önemli boyutu da ABD’de kentli kesiminin geçirdiği hızlı dönüşümün bir toplumsal sınıfı olduğu gibi yerle bir ettiği bir döneme dair getirdiği toplumsal eleştiri. Bu ani modernleşme uyum sağlayamayan kesimi ezip geçmişti. Oyun bir anlamda benim ülkemde bugün yaşanan durumla güçlü bir paralellik taşıyor. Her şey nefes kesen bir hızla değişiyor; ya uyum sağlayacaksınız ya da yok olacaksınız. Oyunun kalbinde yatan toplumsal eleştiri ülkem için bugün halen geçerli. Oyunun bir başka boyutu da, en başta satıcı ve Linda çiftinde olmak üzere, ailenin içindeki ilişkilerin karmaşıklığına değinmesi. Oyunun güçlü bir duygusal cazibesi var; böylelikle son derece çarpıcı olmanın yanı sıra izleyiciyi bir çırpıda yanıtlamanın mümkün olmadığı birtakım sorular üzerine düşündürüyor.” Filmin başrollerini bi tiyatro topluluğuna yer alacağını planlayan Farhadi, sözlerine Miller’in oyunuyla filmin hikayesi arasında paralellik kurduğunu ekliyor. “Emad ve Rana sahnede satıcı ve eşini canlandırıyor. Ve özel hayatlarında da, farkında olmaksızın, bir satıcı ve onun ailesiyle yüz yüze geliyor, onun kaderini tayin etmek durumunda kalıyorlar.”

The Salesman Bir İntikam Hikayesi mi?

the-salesman-9-filmloverss

Asghar Farhadi’nin “The Salesman’i tanımlamak, özetlemek, hatta hikayenin bana kişisel olarak ne ifade ettiğini dahi söylemek benim için son derece zor. Her şey izleyicinin kendi düşünceleri ve zihin yapısına göre değişebilir. Filmi toplumsal sorunlara dair bir anlatı olarak alırsanız toplumsal yönleri aklınızda kalacaktır. Bir başkası filmi ahlaki bir hikaye olarak, veya bambaşka bir açıdan görebilir. Benim söyleyebileceğim tek şey bu filmin yine önceki filmlerim gibi insan ilişkilerinin karmaşıklığıyla, özellikle de aile içindeki ilişkilerin karmaşıklığıyla uğraştığı olabilir.” diye tanımladığı The Salesman’in esasında bir intikam hikayesi mi yoksa elinden bir şey gelmeyen bir adamın çırpınışı mı söylemek zor gerçekten. Bireylerin bir aradayken hissettikleri bu karmaşayı, insan ilişkilerine odaklanarak bize yansıtan Farhadi, bu filmde eşinin başına gelen kötü bir olay sonrasında Emad’ın dönüşümünü konu alıyor.

Hikayenin Merkezinde Yer Alan Tahran ve Çarpık Kentleşme

the-salesman-13-filmloverss

Bugünün Tahran’ı Miller’ın oyunun başında tarif ettiği New York’a veya çoğumuzun içinde yaşadığı keşmekeşliğiyle sürekli şikayet ettiğimiz İstanbul’a oldukça benziyor aslında. Sürekli olarak bir değişime tabi tutulan, kentsel dönüşümün yaşamları gasp ettiği ve Farhadi’nin sözleriyle ‘bahçelerin yerini kulelerin aldığı bir kent’ olan Tahran, aslında Miller’ın oyununda Satıcı’nın yaşadığı ortamla aynı. Yönetmen oyun ve film arasında kurduğu paralelliği şöyle dile getiriyor; “Tahran çılgınca, karmakarışık, akıl dışı bir biçimde değişiyor. Bir filmde bir ailenin hikayesini anlatıyorsanız elbette evin rolü çok büyüktür. Bu önceki filmlerimde de görülüyor. Bu filmde de ev, ve elbette kent, merkezi bir rol oynuyor.”

Emad ve Rana Ekseninde Kadın-Erkek İlişkisi

the-salesman-4-filmloverss

Farhadi’nin “Emad ve Rana İran’lı orta sınıf bir çift. İlişkileri itibariyle veya birer birey olarak bu sınıfa ait çiftlerin çoğunluğunu temsil ettiklerini söyleyemeyiz. Bu karakterler izleyicinin bu çiftin diğer pek çok çiftten çok da bir farkı olmadığını hissetmelerini sağlamak üzere yaratıldı. Kendine has özellikleri olan sıradan bir çift. Her ikisi de kültür alanında çalışıyor, tiyatroyla uğraşıyor. Fakat bir anda kendilerini kişiliklerinin umulmadık yönlerini ortaya çıkaran bir durumun içinde buluyorlar.” diye anlattığı Emad ve Rana’nın ilişkisi ekseninde kadın erkek ilişkisine odaklanıyor. Rana’nın yaşadığı kötü bir olay sonrasında hem kişiliklerinde hem de ilişkilerinde olan değişimi incelediğimiz film, aslında pek çok ilişkinin de temsili.

Affetmek mi Acımak mı?

the-salesman-8-filmloverss

İki güçlü bir duygunun yarattığı etkinin birbiri içine girdiğini izlediğimiz The Salesman, ‘acımak’ ve ‘affetmek’ gibi iki kavramla yüzleşmemizi sağlıyor. Rana yaşadığı beklenmedik olayın sonrasında, sadece eşi Emad’ın düştüğü ‘hırs ve intikam’ duygusuna düşmez. Aslında onun içinde bulunduğu durumu tanımlayabileceğimiz, tek bir sözcük pek de mümkün değildir. İçsel çalkantıları muazzam bir oyunculukla bizlerle buluşturan Taraneh Alidoosti; ne yaşarsa yaşasın içindeki insani duyguları bastırmayan ve öfkesine yenik düşmeyen bir Rana profili çiziyor. Ona o kötü akşamı yaşatan adamla yüzleşmesinde bile; Emad’ın gösterdiği tavrın aksine insani yaklaşımdan vazgeçmiyor. Bunun adına affetmek demek mümkün değil elbet ama kendi yaşadığı olayın dışına bakarak, o kişiyi tamamen kendinden bağımsız bir insan olarak görmeyi başaran Rana, bizi de bir ikilemde bırakıyor. Böyle bir durumda ben nasıl davranırdım?

Sırların ve Korukuların Eşiğine Saklanan Gerilim Unsuru

the-salesman-1-filmloverss

Yavaş bir tempoya sahip olmasına rağmen, dikkatimizi ve merakımızı bir dakika olsun kaybetmemize izin vermeyen Farhadi; The Salesman’de sonuna kadar açığa kavuşmayan sırların gölgesinde bizi farklı tonda bir gerilimin ortasına bırakıyor. Tek bir plana odaklanan kamera açısı veya ani değişimlerle bizleri şaşırtan karakterleriyle bizi hep tetikte tutan film; bizi dahil ettiği kasvetli atmosferde içimizi kemiren belirsizlikle baş başa bırakıyor. Farhadi’nin ustalıkla ilmek ilmek işlediği hikayesi, diğer filmlerinde olduğu gibi sırlar ve yüzleşmeler üzerine bir anlatımla karşımızda.

Gri Tonlar ve Karanlık Bir Atmosfer

the-salesman-3-filmloverss

Bir filmin görüntülerine hakim olan renk paleti, hikayenin hissettirmek istediği duyguları yansıtmak için kullanılan en önemli faktörlerden biri kuşkusuz. Hikayesi itibariyle bizi bir orta sınıf ailenin yaşamına dahil eden The Salesman; özellikle çarpık kentleşme ile karmakarışık bir görüntüye sahip Tahran’ı da bir başrol gibi göz önünde bulundurur. Şehri bir arka plandan ziyade önemli bir etken olarak beyazperdeye yansıtıldığı film; merkezine aldığı ilişkinin içinde bulunduğu kötü atmosferin katmanını da arttırmayı başarır. Filmi izlerken üzerimize çöken o karanlık atmosfer; ne sadece Rana ile Emad’ın içinde bulunduğu durumdan ne de kentleşmenin kötü örneklerinden biri olan Tahran yüzündendir. Her iki etkeni başarılı bir şekilde harmanlayan Farhadi, böylesine yıkık ve karışık bir kentte, benzer durumları yaşayan Emad ile Rana’yı bizimle tanıştırır.

Merak Uyandıran Fragman!

the-salesman-6-filmloverss

Daha önce birlikte izlediğimiz Shahab Hosseini ile Taraneh Alidoosti’yi bir arada izlediğimiz The Salesman, Tahran’ın merkezinde yeni bir apartman dairesine taşınan Emad ile Rena’nın ilişkisine odaklanıyor. Bir çiftin toplumsal baskılar sonucu sürüklendikleri hayatı izleyene yansıtacak olan film, o evde yaşayan bir önceki kiracıyla ilgili bazı olaylarla karşılaşan çiftin bu bağlantılı olayla birlikte dramatik bir şekilde hayatlarının nasıl etkilendiğini ve başlarına gelen bazı değişimlerin sebeplerini ele alıyor. Film, konusu itibariyle akıllara Amerika insanının aktif değişken ekonomik ortamdan etkilenerek, geçmiş gelecek arasında buhrana sürüklenen bir karakterin öyküsünü anlatan, Arthur Miller’ın ‘Death of Salesman’ adlı oyun ile paralellik gösteren film; bir insanın toplumsal yapı içindeki sorgusunu, çıkmazını inceleyen oyundan farklı olarak hikayenin merkezine bir çifti oturtuyor. İranlı yönetmen Farhadi’nin sinemaseverler tarafından dört gözle beklenen son filmi The Salesman 27 Ocak’ta sinemalarda! Filmi sinemada izlemeden, fragmanına bir göz atabilirsiniz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi