İsimsiz bir adam, bir kırmızı kaplumbağa, bir kadın, bir çocuk, bir ada, birkaç yengeç ve kuşlar… 89. Akademi Ödülleri’nde “en iyi animasyon” dalı için Zootopia, Kubo and the Two Strings, My Life as a Courgette ve Moana ile yarışan ve Oscar’ı kaptırsa da kalbimizi kazanan The Red Turtle, Studio Ghibli’nin son harikası! Ghibli ile Wild Bunch’ın ortaklığı sonucu ortaya çıkan; Michael Dudok de Wit’in ilk uzun metrajı The Red Turtle, bugün sinemalarda olacak. Ghibli’nin büyülü evrenini özleyenler ve hayal ile gerçek arasında muazzam bir öyküyle buluşmak isteyenler bu filmi kaçırmayın!

Bu Hafta Sinemada The Red Turtle İzlemek İçin 10 Sebep

Bir Studio Ghibli Harikası

the-red-turtle-2-filmloverss

Animenin masalsı dünyasının kapılarını aralayan Studio Ghibli, 2014’te When Marnie Was There’in ardından uzun metrajlı filmlere son verdiğini söylemişti. Ta ki The Red Turtle haberini alana kadar, öyle sanıyorduk. İlk defa bir ortak yapıma imza atarak uzun metrajlı filmlere geri dönen Ghibli, Wild Bunch ile yaptığı ortaklığı sonucu The Red Turtle’ı izleyiciyle buluşturdu. Aynı zamanda bu film, Ghibli’nin Japon bir yönetmene teslim edilmeyen ilk yapımı! Bilindiği gibi; Ghibli filmleri daha önce Hayao Miyazaki, Isao Takahata, Tomomi Mochizuki, Yoshifumi Kondo, Hiroyuki Morita, Goro Miyazaki ve Hiromasa Yonebayashi’den oluşuyordu. Daha önce Father and Daughter, The Aroma of Tea gibi kısa filmlerde adını gördüğümüz yetenekli Hollandalı yönetmen Michael Dudok de Wit, ilk uzun metrajıyla karşımızda!

Hayal ile Gerçek Arasında Büyülü Bir Hikaye

the-red-turtle-filmloverss

Studio Ghibli yapımlarına aşinaysanız, gerçek ile hayal arasında gidip gelen fantastik hikayelere fazlasıyla alışkınsınızdır. Anime dünyasının olmazsa olmazı olan bu ‘büyü’, hiç diyalog içermeyen uzun metraj The Red Turtle’da bir adım daha ileri giderek şiirsel bir sunumla izleyiciye sunuluyor. Denizin altında, uçsuz bucaksız gökyüzünde süzülen ana karakterimizi her gördüğümüzde, sanki bir rüyadaymış hissi ile dolup taşmamızın da sebebi bu!

Sessiz Bir Sinema Şöleni

the-red-turtle-4-filmloverss

‘Diyalogsuz filmler her zaman bir risk taşır’, bu bir bakıma doğru bir kanı. Konuşmanın olmadığı bir yerde hikayeyi, duyguyu, karakteri anlayamazmışız gibi düşünmek, her şeyi kelimelerle sınırlı tutmaya çalışan biz insanların düştüğü en büyük yanılgı olsa gerek. The Red Turtle, diyaloğun olmadığı bir evrende karakterlerin çizilen yüz ifadeleri ve beden dilleriyle beraber etkileyici bir duygu dizisi oluşturuyor. Film, bizlere sözcüklerin olmadığı, sessizliğin içine hapsettiği anlamlarıyla sesleniyor. Studio Ghibli’nin ve anime dünyasının yalın ve şiirsel bir etkiyle izleyenleri adeta hipnotize ettiğinin bir kanıtı olan The Red Turtle, Ghibli’nin en olgun ve kalbe dokunan yapımlarından biri.

Gerçek mi Sanrı mı: Kırmızı Kaplumbağa

the-red-turtle-9-filmloverss

Issız bir adaya düşen isimsiz kahramanımız, kaçmak adına bir sal inşa eder; ancak işler planladığı gibi gitmez. Denizin orta yerinde kocaman bir kırmızı kaplumbağa belirir ve üstüne salı paramparça eder… Bu duruma sinirlenen kahramanımız, kafasına vurarak etkisiz hale getirdiği kaplumbağadan bir türlü kopamaz. Uyandırmaya çalışsa da başaramadığı kaplumbağanın bir kadına dönüşmesiyle hikaye klasik bir Robinson Crouse hikayesinden bambaşka bir evrene evriliverir.

Yalnızlığın Etkileyici Bir Yansıması

the-red-turtle-5-filmloverss

Tek başınıza bir adaya düşseniz yanınıza ne alırdınız? Herhalde bu soru hayatınızın bir yerinde, ‘yaratıcı’ bir sohbetin orta yerinde sorulmuştur. Yalnızlıktan bahsederken veya o hissi yeterli bir şekilde anlamamızı sağlamak için kullanılan en etkili metaforlardan biridir ıssız bir ada! Senin dışında kimsenin olmadığı denizin orta yerinde bir kara parçası… oldukça korkutucu geldi mi? Yalnızlığın en çaresiz ve en gerçekçi fotoğrafını sundum size, tıpkı Michael Dudok de Wit’in The Red Purple’da yaptığı gibi…

Hayatın Vazgeçilmez Döngüsü ve Özgürlük!

the-red-turtle-11-filmloverss

Hayatın döngüsü ve varoluşun evrensel yönlerini duygulara hitap eden müzikleri ve hafızalardan çıkmayacak çarpıcı imgeleriyle ele alan film; özgürlük vurgusunu yapmayı ihmal etmiyor. İlk olarak isimsiz kahramanımızın uçsuz bucaksız denizde, yaptığı derme çatma salın yanında gördüğümüz an ‘özgürlük’ tınılarıyla buluşmaya başlarız. Sonrasında hayatın döngüsünün kaçınılmaz girdabına yakalanan kahramanımız, kendisine önce bir eş sonra da bir aile bulur. Artık ‘ev’ temsiliyle karşı karşıyayızdır; kaplumbağanın kabuğu gibi. Artık bir aileye sahip olan kahramanımız özgürlük ve bağımsızlığın aksine, ‘bağlılık’ vurgusu çıkıverir karşımıza. Ta ki kahramanımızın çocuğunun büyümesine kadar… İşte o zaman hayatın kaçamadığımız döngüsüyle yeniden yüzleşiriz.

Doğa Sesleriyle Harmanlanmış Hüzünlendiren Müzikler

the-red-turtle-10-filmloverss

The Red Turtle, Ghibli’nin hem en hüzünlü hem de en olgun hikayesi! Bunun sebebi filmin diyalogsuz olmasına rağmen söyledikleriyle ve fonda çalan müzikleriyle kalbimize dokunuyor olması ve doğadan gelen seslerin gerçekliğiyle büyülü atmosferin yaratılması… Dalga sesleri, kuş cıvıltısı, ağaçların rüzgarda çıkardığı hışırtı… böyle söyleyince nasıl alışılmış ve sıradan ses yığını gibi dursa da, aslında en güzel armoni doğanın ta kendisi!

Hayatta Kalmak = Umut Etmek

the-red-turtle-3-filmloverss

‘Sen bugünden yarına birazcık umut sakla’ der ya Metin Altıok, gerçekten öyledir. Yarına uyanmayı sağlayan bir umudun yoksa, o hayatın da pek bir anlamı yoktur. Animeden bahsederken fazlaca melankolik bir giriş oldu farkındayım ama, aslında The Red Turtle özünde bu hüznü saklar. Yalnız başına kalan ve kaçış umutları tükenen isimsiz kahramanımızın, yeni umutlar türetmesini ve o umutların ekseninde hayatını devam ettirmesini izlediğimiz film; bize bir hayat hikayesini klasik bir döngüde sunarak ‘umut etmek’ kalıbını yaşamın merkezine oturtur.

Muazzam Renkler ve Çizimler

the-red-turtle-6-filmloverss

Wit’in görsel açıdan el yapımı büyüleyici çizgilerini adeta bir Isao Takahata hissiyatıyla buluşturan, varoluşun, kimliğin, yalnızlığın, doğanın ve sevginin anlamı üzerine çıkarımlar yapan The Red Turtle, her karesi ile ayrı bir tablo niteliğinde olan büyüleyici ve şiirsel bir şölen! Yılın en kalbe dokunan animasyonu olarak karşımıza çıkan film, hikayesinin yanı sıra kullanılan renkleri ve çizgilerindeki sadelikle de göz dolduruyor. Mavi, yeşil ve sarının birçok tonuyla karşılaştığımız filmde; doğada ateş olarak tanımlayabileceğimiz ‘kırmızı’yı da kaplumbağa olarak görüyoruz. Film, doğanın renklerini abartıdan uzak bir şekilde, özüne uygun bir yalınlıkla izleyiciye sunuyor.

Muhteşem Görüntülerle Mest Eden Fragman!

the-red-turtle-1-filmloverss

The Red Turtle, kaplumbağaların, yengeçlerin ve kuşların yaşadığı ıssız bir adada yalnız başına kalmak zorunda kalan bir adamın hikayesini anlatıyor. Tek başına adada yaşamayı öğrenen adamın hayatı adadan kurtuluşun yollarını ararken karşısına çıkan kırmızı kaplumbağa ile tamamen değişiyor. Bir kadına dönüşen kırmızı kaplumbağa, adeta ‘yeni bir hayat’ın simgesidir. Muazzam çizimleri, renkleri ve tabloyu andıran görüntüleriyle fragmanıyla bile bizi bu dünyadan koparıp, rüyalarımızla tanıştıran The Red Turtle, Studio Ghibli’nin muhteşem dönüşü! Filmi sinemada izlemeden önce biraz daha heyecanlanmak adına aşağıda yer alan fragmanına göz atabilirsiniz. Şimdiden iyi seyirler!

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi