Türkiye Sinemasının başarılı yönetmenlerinden biri olan Yeşim Ustaoğlu’nun son filmi Tereddüt, Toronto Film Festivali’nde gerçekleştirdiği dünya prömiyerinin ardından olumlu yorumların odağı olmuş hikayesiyle ve oyuncuların gösterdiği performansla övgüleri toplamıştı. Bir Anadolu kasabasında yolları kesişen aynı ama farklı iki genç kadının birbirlerine çarpan ve dönüşen hayatlarını konu alan ‘Tereddüt’; Funda Eryiğit, Ecem Uzun, Mehmet Kurtuluş, Okan Yalabık ve Serkan Keskin’li kadrosuyla da göz dolduruyor. Meydan okuyucu ve büyüleyici bir anlatımla karşımıza çıkan filmi için Ustaoğlu ise şunları dile getiriyor; “Tereddüt, bu yapının içinde kadın olma hallerini, kadın erkek ilişkisini, aile kurumunun sorumluluklarını ve ihmallerini sorgularken, bir yandan da travma mağduru olan birinin hem psikolojik hem de adli süreçte yaşayabileceği sorunları tartışıyor.” 

Yeşim Ustaoğlu filmografisinin en olgun ve cesur filmlerinden biri olarak olarak dikkat çeken Tereddüt’ü, 16 Aralık’ta vizyonda izlemeden önce, sizin için hazırladığımız listeye göz atabilirsiniz.

Bu Hafta Sinemada Tereddüt İzlemek İçin 10 Sebep

Yeşim Ustaoğlu’nun En Olgun Eseri

tereddut-6-filmloverss

Yeşim Ustaoğlu kariyerine Otel (1992) adlı kısa filminin elde ettiği uluslararası başarıyla güçlü bir başlangıç yaptı. İlk uzun metraj filmi İz (1994) İstanbul Film Festivali’nde En İyi Film dalında ödüllendirildi. Senaryosunu Tayfun Pirselimoğlu’nun yazdığı İz, Yeşim Ustaoğlu’nun güçlü sinemasının sesini yankılasa da yönetmenin kendisine has anlatı diliyle en net karşılaştığımız filmin Güneşe Yolculuk olduğu söylenebilir. Güneşe Yolculuk, Berlin Uluslararası Film Festivali’nde Altın Ayı dahil üç ödül kazanırken, Avrupa Film Ödülleri tarafından En İyi Görüntü Yönetmeni kategorisinde aday gösterilmiştir. Yurt dışında düzenlenen festivallerin yanı sıra ülkemizin en önemli film festivali konumunda bulunan İstanbul Uluslararası Film Festivali’nde En İyi Yerli Yönetmen, En İyi Yerli Film, FIPRESCI Ödülü ve Halk ödülü kazanan Güneşe Yolculuk, Ankara Uluslararası Film Festivali jurisi tarafından da En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo ödüllerine layık görülmüştür.

Ustaoğlu, Berlin Film Festivali Panorama bölümünde prömiyerini yapan Bulutları Beklerken (2004) Sundance/NHK Uluslararası Film Yapımcıları Ödülü’nü kazanırken, Pandora’nın Kutusu (2008) ile San Sebastian Film Festivali’nde Altın İstiridye (En İyi Film) ve Gümüş İstiridye (En İyi Kadın Oyuncu – Tsilla Chelton) başta olmak üzere ulusal ve uluslararası pek çok festivalden ödül aldı. 2012’de yönettiği ve Venedik’te prömiyerini yaptığı Araf, Abu Dhabi ve Split Mediterranean film festivallerinde “En İyi Film” seçilirken, Moskova, Tokyo, Pune gibi festivallerden kadın oyuncu dalında ödüller kazandı. Toronto Film Festivali’nde dünya prömiyerini gerçekleştiren Ustaoğlu’nun son filmi Tereddüt ise Uluslararası Antalya Film Festivali’nden En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu (Ecem Uzun) ödüllerine layık görüldü. Tereddüt ile yakaladığı kendine has anlatım dilini bir kez daha vurgulayan ve geliştiren Ustaoğlu, izleyicisini her gün görüp, duyduğu ancak üzerine düşünmekten kaçındığı hayatın yalın gerçeklikleriyle yüzleştiriyor.

Performansına Hayran Kaldığımız Ecem Uzun!

tereddut-7-filmloverss

1992’de İstanbul’da dünyaya gelen ve Aliye, Geniş Zamanlar, Gönül Salıncağı, Pulsar, Ah Kalbim, Küçük Sırlar, Aşk Yalanı Sever gibi televizyon dizilerinde karşımıza çıkan Ecem Uzun; sadece televizyonda değil tiyatro sahnesinde de adından söz ettirmeye çok genç yaşta başladı. Uzun, Tiyatro Pürtelaş’ın 2013-2014 sezonunda sahnelediği “SAVAŞ” oyunundaki rolüyle Yapı Kredi Afife Jale Tiyatro Ödülleri’nde Yılın En Başarılı Genç Kuşak Sanatçısı Ödülü’nü, Sadri Alışık Tiyatro Ödülleri’nde Umut Veren Oyuncu Ödülü’nü ve Yeni Tiyatro Dergisi Tiyatro Ödülleri’nde Umut Veren Genç Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazandı. İlk sinema filmi olan Ustaoğlu imzalı Tereddüt’ün ardından Reha Erdem’in son filmi Koca Dünya’da da izleyici karşısına çıkan Ecem Uzun; bu filmdeki rolüyle Adana Uluslararası Film Festivali’nde Türkan Şoray Umut Veren Genç Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazanmasının ardından Tereddüt’te canlandırdığı Elmas rolüyle ise Uluslararası Antalya Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’ne layık görüldü. Performansıyla izleyenleri kendisine hayran bırakan genç oyuncu Ecem Uzun; 16 yaşında evlendirilen ve üzerine çok erken yaşta yüklenen bunaltıcı sorumluluklarla boğuşan Elmas karakterine hayat veriyor.

Suyun Bir Metafor Olarak Etkili Kullanımı

tereddut-3-filmloverss

Suyun her zaman var olduğu Ustaoğlu’nun filmografisine bakarak rahatlıkla söylenebilse de belki de hiçbir filminde Tereddüt’te kullandığı kadar yoğun bir su kullanımı göze çarpmaz. Filmin ana ekseninde yer alan Şehnaz ve Elmas suyun içerisinde yüzen iki ruh olarak karşımıza çıkıyor. Şehnaz modern kadın algısının bir ürünü olduğu için seks, alkol, dış görünüş gibi toplumsal eril duvarını aşabilmiş özgür bir kadın olarak karşımıza çıkarken; bu özgür kadının ruhunu temsil eden suyu ise kayalara vuran ve kayaları hareket ettirmeyi istercesine kabaran, büyüyen dalgalar olarak görüyoruz. Bununla beraber ataerkil düzenin ve eril hegemonyanın şiddetine maruz kalmış ve içeri hapsedilmiş kadının temsili olan Elmas’ın ruhunu yansıtan su ise asla görmediğimiz ama sesini duyduğumuz, varlığını hissettiğimiz yağmur olarak karşımıza çıkıyor; çıplak gözle görülmese de çığlıkları ile duvarları delebilen bir su. Ya da Elmas’ın hayata karşı isyan edebildiği tek alan olan nefes alma alanında kendini rahat hissettiği yer olan dingin bir deniz. Kadınların su ile girmiş olduğu bu ilişki tıpkı cinsellikleri ile girdikleri ilişki gibi onları bir noktada temsil ediyor ve yıkıyor. Suyun kutsallığı (abdest) içerisinde aynı zamanda öldürme gücünün de varlığı (fırtına) onu tam da ikircikli bir yapının merkezine alması gibi filmde de kadınların cinselliklerinin ikili yapısı hikayenin ana çatısını oluşturuyor.

Farklı Sınıflardan Farklı Hayatlar Yaşayan Kadınların Kesişimi

tereddut-1-filmloverss

Bu durumu Yeşim Ustaoğlu’nun kendi sözleriyle açıklamak daha etkileyici ve doğru olacaktır; “Tereddüt, farklı deneyimden, kültürden ve sosyal sınıftan gelmiş iki genç kadının yollarının kesişmesi ve bir anlamda bu farklılıklara rağmen çok ortak bir açmazın içinde olduklarını fark edişlerini anlatıyor. Her iki karakterin birbirini anlamasıyla gelişen bu hikaye, modern ve geleneksel toplumlarda kadın ve ergen olmayı sorgularken, hem bu topraklarda, hem de aslında dünyada kadın olma hallerine bakan bir bakış açısına sahip. Geleneklerin, örflerin belirlediği moral değerler, özellikle modern toplumlardaki sert göç olgularıyla hızla gelişen modernitenin içinde bir arada yaşama modelini oluştururken; çarpıklaşıp değersizleşmeye ya da yozlaşmaya maruz kalarak yaşantılarımızda baş edemeyeceğimiz yargıların, sorunların oluşmasına neden oluyor. Ve bu sorunlar bizlerin birey olarak gelişimini, özgürlüğünü kısıtlarken, hayatımıza kendi irademizle karar verebilmemiz konusunda derin engeller yaratıyor, çoğu kez ihmal ve istismarlara maruz bırakıyor ve çok daha derinden, erkeğin de gelişiminde sağlıklı bir ilişki kurabilmesi konusunda önü alınmaz yaralar açıyor.’Tereddüt’, bu yapının içinde kadın olma hallerini, kadın erkek ilişkisini, aile kurumunun sorumluluklarını ve ihmallerini sorgularken, bir yandan da travma mağduru olan birinin hem psikolojik hem de adli süreçte yaşayabileceği sorunları tartışıyor.”

Kadınlığın Katmanlı İşlenişi

tereddut-10-filmloverss

Kars doğumlu, Karadeniz Teknik Üniversitesi Mimarlık bölümü mezunu olan Yeşim Ustaoğlu,  Karadeniz’de geçirdiği sürede içinde yaşadığı topluma dışarıdan değil aksine tam da merkezinden bakmayı başarmış; ve edindiği gözlemleri oldukça gerçekçi bir biçimde sinemasına yansıtmayı ihmal etmemiştir. Karadeniz’in dalgalı ve hırçın yanını, kadınların gücünü ve aynı zamanda güçsüzlüğünü filmlerine ince ince işleyen Ustaoğlu, birçok filminde bunun yansımasını bizlere hissettirir. Yaşadığı topluma, sokakta gördüğü etrafında hayat mücadelesi veren kadınlara karşı ilgisiz kalamayan ve belki de Türkiye Sineması’nın son dönemde bu gerçekliği beyaz perdeye başarılı bir şekilde yansıtan yönetmenlerden biri olan Yeşim Ustaoğlu, en olgun yapımı olarak nitelendirdiğimiz Tereddüt’te diğer filmlerinin de üstüne çıkarak; farklı toplumdan iki farklı kadının ekseninde, kadına, aileye ve kadın-erkek ilişkisine etkileyici bir bakış atmayı başarıyor. Elmas’ın kendisini Şehnaz’a açmasıyla başlayan ve iki kadının rüyalarıyla devam eden film; aslında adım adım bu iki kadının zihnine doğru bizleri bir yolculuğa davet ediyor. Her adım da daha farklı bir benlikle ve arzuyla karşılaştığımız Elmas ile Şehnaz; aslında dışarıdaki etkenlerden soyutlanmış bir kadının benliğinin bir simgesi halini alıyor. Ustaoğlu, oldukça etkileyici bir dille ve kurguyla bu geçişleri bizlerle buluşturmayı başarıyor.

İzleyici Üzerindeki Yüzleştirici ve İyileştirici Gücü

tereddut-8-filmloverss

Birey için kendiyle, arzularıyla, geçmişiyle, yaşadığı toplumla yüzleşmek en güç eylemdir demek yanlış olmaz sanırım. Aynada kendi yansımasıyla karşılaşan insan, gerçekleri görmemek için taktığı maskeyle oyalanır ve o maskeye karşı gelmeye karar vermek ise kolay değildir. Sinema insanın hep kaçtığı kendisiyle yüzleşmesi için en etkileyici yollardan biridir şüphesiz; ki izleyici beyaz perdede izlediği karakterde ve hikayede kendini bulur ve durumu, hissi içselleştirir. Bu güçlü yansıma bireyin görmezden geldiği birçok yanıyla yüzleşmesini, eksik gördüğü taraflarına inat ise iyileşmesini sağlar. Yeşim Ustaoğlu’nun son eseri Tereddüt de tam olarak bunu başaran yapımlardan biri olarak karşımıza çıkıyor aslında. Ustaoğlu’nun kadrajından ve kuvvetli kaleminden beyaz perdeye yansıyan Tereddüt, ana karakterleri Elmas ve Şehnaz üzerinden anlattığı hikayeyle özellikle kadın izleyicilerin üzerinde derin bir etki bırakmayı başarıyor. Tereddüt bize bu özelliğiyle Yusuf Atılgan’ın ‘sinemadan çıkmış insan’ olarak tanımladığı, dünyaya ve kendisine daha umut dolu bakan izleyiciler vaat ediyor.

Hayat ve Ölüm Kıskacı

tereddut-9-filmloverss

Yeşim Ustaoğlu’nun hayatına filmleri üzerinden bakmak aslında tekrar eden motiflerin, yolunu kendiliğinden çizdiği bir yolculuk gibidir. Yönetmenin hayat ve ölümle olan derdi, yokluğa karşı tutumu ve gözlemleri filmlerinin her karesine derinden yansır. Filmlerinde hep bir ölüm vardır, ölüm hem bir yolculuk olarak tanımlanırken hem de karakterler fiziksel olarak bir yerden bir yere gidiyordur. Ustaoğlu’nun son filmi Tereddüt’te ise bu arayış ve yolculuk yine içseldir. Elmas ve Şehnaz’ın birbirini iyileştirmeye başlayacağı bu yolculuğa çıkışlarının temelinde ise yine ölüm yatmaktadır. Ölümün getirdiği değişimle karakterler de bir sorgulama sürecine girer ve bu süreç onları kendi içsel yolculuklarına çıkarır. Hayatın anlamını arayan karakterler, tüm bu arayışın vardığı noktada gerçekleşen açık uçlu finallerle izleyiciyi bu sorgulamayı ve arayışı bir kez daha sorgulamaya iter. Karakterin nasıl bir değişim yaşadığı, hangi yöne gittiği ya da nasıl bir cevap bulduğu tamamen izleyiciye kalmıştır. Nasıl bir hayat yaşadığımız da belki bu sorulara vereceğimiz cevaplarda gizlidir. Ustaoğlu bütün karakterlerine, yaşam ve ölümün gelgitlerinde aynı mesafede yaklaşsa da toplumun bakışını da eleştirel bir biçimde sunarak içinde yaşadığımız toplumun tüm yanlışlarını bir sosyolojik gözlemler bütünü halinde tartışmaya açar.

Uluslararası ve Ulusal Basından Övgüler

tereddut-5-filmloverss

Samimi, baş döndürücü, cüretkâr ve etkileyici bulunan; ulusal ve uluslararası basından övgüler toplayan Yeşim Ustaoğlu’nun en cesur filmi olarak tanımlanan Tereddüt, Toronto Film Festivali’nde gerçekleştirdiği dünya prömiyerinin ardından eleştirmenlerin ve basının odak noktası olmayı başarmıştı zaten. Hem ele aldığı konu itibariyle, hem de Ustaoğlu’nun bu konuyu ele alışındaki abartısız ama bir o kadar da cüretkâr tavır sayesinde gözlerin çevrildiği Tereddüt; hikayesinin yanı sıra ana karakterleri canlandıran Ecem Uzun ve Funda Eryiğit’in performanslarıyla da olumlu yorumların odağı oldu. The Film Stage yazarı Jared Mobarak’ın ” Yeşim Ustaoğlu, yaptıkları iş ya da hayat tarzları fark etmeksizin tüm kadınların hayatının Türkiye gibi bir ülkede neye benzediğini dobralıkla anlatıyor.” şeklinde tanımladığı film Screen Daily’den Allan Hunter’a göre ise “Usta yönetmen Yeşim Ustaoğlu’nun en güçlü filmlerinden!”

Muazzam Bir Sinematografi

tereddut-2-filmloverss

Daha önce Yeşim Ustaoğlu’nun Araf’ında karşımıza çıkan görüntü yönetmeni Michael Hammon, Tereddüt’te de başarılı yönetmenle birlikte çalışıyor. Hammon ve Ustaoğlu imzalı filmin sinematografisi ise filmin ruhunu belki de en güzel yansıtan öge. Hammon tarafından izleyicinin ruhuna işlenen gri atmosfer ile filmin akışkanlığı, kendi manifestosunu yazmayı başarmış gibi görünüyor. Çünkü havanın griliğini yansıtan suların karanlığı, izleyici içerisinde büyük bir fırtınaya neden oluyor ve bu fırtınadan iki kadının doğmasına olanak sağlıyor. Elmas ile Şehnaz’ı saran fırtınalı  ruh hali; kullanılan renklerle ve yaratılan karanlık atmosferle üzerimize çöküyor.

Etkileyici Bir Fragman

tereddut-4-filmloverss

Hayatları aynı ama bambaşka iki genç kadının; Şehnaz ve Elmas’ın yolları soğuk ve fırtınalı bir gecenin sabahında kesişir ve bu karşılaşma uzun, zorlu bir hesaplaşmanın başlangıcı olur.

Şehnaz, 30’larının başında, uzmanlığını yeni bitirmiş ve bir sahil kasabasında mecburi hizmete başlamış bir psikiyatrdır.  İstanbul’da, özenle kurduğu, hiçbir şeyin eksik değilmiş gibi göründüğü dünyasında, başarılı ve karizmatik kocası Cem ile kusursuz olduğunu düşündüğü bir evlilik sürdüren Şehnaz, bir yandan da İstanbul’dan çok uzak olmayan bu kasabada bir bağ kurmadan ve yerleşik bir düzene geçmeden yaşayarak,  her hafta sonu İstanbul’daki evine gidip gelir. Özlemle dolu her hafta sonu yapılan bu gidip gelmelerin arkasında aslında derinde yatan bir mutsuzluk, Cem’in narsist istekleri karşısında tutulup kalmış kırılgan bir cinsellik ve yüzleşmekten uzak, ötelenmiş korkular yatmaktadır.

İki yıl önce, henüz 16 yaşındayken zorla evlendirilerek aynı sahil kasabasına getirilmiş Elmas’ın hayatı ise kayınvalidesinin bakımı, temizliği ve kocasının cinsel arzularını zorla yerine getirdiği, üzerine çok erken yaşta yüklenen bunaltıcı sorumluluklarla geçer. Çoktan çocuk olduğunu unutmuş olan Elmas, duvarların üstüne üstüne geldiği bir hapishanede yaşadığını hissettiği bir hayatın içine sıkışıp kalmıştır.

Fırtınalı bir gecenin sabahında yolları kesişen Şehnaz ve Elmas’ın hayatlarındaki çok farklı ama aynı olan sorunlarla yüzleşmeleri, hayatlarında yeni bir kapıyı aralamalarını sağlayacaktır.

 

 
 
 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi