Dünyanın en çok aranan adamı: Edward Snowden!

21. yüzyılın en kutuplaştırıcı figürlerinden birine, A.B.D istihbarat tarihinin en geniş kapsamlı güvenlik ihlalinin sorumlusu olarak bilinen Edward Snowden’ın hikayesine sürükleyici bir bakış sunan Snowden’ın yönetmen koltuğunda üç Oscar ödüllü Oliver Stone oturuyor. 

2013’te Edward Snowden (Joseph Gordon-Levitt) NSA’deki işini mümkün olan en sakin biçimde bırakır ve gazeteci Glenn Greenwald (Zachary Quinto), Ewen MacAskill (Tom Wilkinson) ve sinemacı Laura Poitras (Melissa Leo) ile buluşma ayarlayarak A.B.D hükümetinin devasa boyutlardaki siber denetim programlarını açığa çıkarmak üzere Hong Kong’a uçar. Üstün programcılık yeteneklerine sahip üst düzey istihbarat uzmanlarından olan Ed, sadece yabancı ülkeler ve terör grupları hakkında değil, sıradan Amerikalılardan da kullanmakta oldukları bütün dijital iletişim kanallarından alınan bilgilerden oluşan büyük çaplı sanal verinin toplanmakta olduğunu keşfetmiştir. İstihbarat camiasındaki işi ile gözleri açılan Snowden, suistimallerin bütün gerçekliğini açığa çıkaracak yüz binlerce gizli dosyayı titizlikle toplar. Uzun süreli ilişkisi Lindsay Mills’i (Shailane Woodley) ardında bırakır ve prensipleri doğrultusunda hareket etme kararı alır.  Snowden, ülkesine hizmet etmek isteyen muhafazakar, genç bir vatanseverin nasıl tarihi bir muhbire dönüştüğünü ve bunun arkasında yatan güçlerin başarılı bir incelemesini sunuyor. Devletlerin vatandaşını koruma adı altında kişi özgürlüklerini ne kadar ihlal edebileceği hakkında kışkırtıcı sorular sorarken Edward Snowden’in bilinmeyen öyküsüyle bizleri buluşturan Snowden, 6 Ocak Cuma günü vizyonda! Snowden’ı sinema salonlarında izlemeden önce ‘neden izlemeliyiz sorusuna cevap aradığımız’ 10 maddeli listemize bir göz atabilirsiniz.

Bu Hafta Sinemada Snowden İzlemek İçin 10 Sebep

Oliver Stone

oliver-stone-filmloverss

1979 yılında yönettiği ve ülkemizde tepkilerin bir hayli odağı olan Midnight Express ile ilk Oscar ödülünü kucaklayan Oliver Stone, özellikle 80’li ve 90’lı yıllarda kariyerinin en başarılı yapımlarıyla karşımıza çıkmıştı. Platoon ve Born on the Fourth of July ile de Akademi tarafından taçlandırılan Stone, 2000’lerde de Savages, Wall Street: Money Never Sleep gibi filmlere imza atsa da önceki yıllardaki başarısını yakalayamamıştır. Son olarak, dünyanın konuştuğu, hatta belki de dünya tarihini değiştirenlerden biri olan Edward Snowden’ın hayatını konu aldığı; belgeselvari bir yapımla, Snowden ile karşımızda! Stone, kariyerini Amerikan kültürünün önemli noktalarını inceleyerek geçirdi. Vietnam Savaşından 9 Eylül’e kadar, filmlerinde kişisel olduğu kadar evrensel de olan tartışmalı konuları cesurca ele aldı. Edward Snowden’ın hikayesi, Stone’un yüksek makamlardaki riyakarlıkları ortaya çıkarmadaki ustalığı için adeta biçilmiş kaftan olarak çıktı karşısına. Stone, Snowden’ın hikayesinde henüz ifşa edilmemiş detayları izleyicilerle buluşturmak istediğini dile getirirken şu sözleri söylüyor; “Ed’in zihninde olanları incelemek istediğime karar verdim, onu tüm bunları insanlara anlatmak zorunda hissettiren şey neydi? Ve bedelini biliyor muydu?”

Gerçek Hikaye: Edward Snowden

edward-snowden-filmloverss

Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ve Ulusal Güvenlik Dairesi (NSA)’nde çalışan Edward Joseph Snowden, gizli NSA belgelerini medyaya ifşa ederek NSA tarafından yürütülen küresel izleme aletlerinin işletme detaylarını, birçok ticari ve uluslararası ortağı ortaya çıkaran NSA sızıntılarını başlatarak uluslararası ortamda damgasını vurmuştur. Snowden’ın gizli belgeleri ifşa etmesi Pentagon evraklarını sızdıran Daniel Ellsberg tarafından ABD tarihindeki en önemli sızıntı olarak nitelendirilmiştir. 5 Haziran 2013’te başlayan bu süreç PRISM, XKeyscore ve Tempora gibi internet izleme programlarının yanında ABD ve Avrupa’nın telefon meta datalarının nasıl alıkonulduğunu ortaya çıkarmıştır. Raporlar, Snowden’ın Booz Allen Hamilton için çalışırken The Guardian ve The Washington Post’a sızdırdığı belgelere dayanmaktadır. Adil yargılanmayacağını düşünüp ülkeyi terk eden Snowden, başta Latin Amerika’ya kaçmayı düşünüyorken Julian Assange’ın tavsiyesiyle Rusya’ya gitti. Rusya’da havalimanında bir süre kaldıktan sonra Temmuz 2013’de 1 yıllık geçici siyasi sığınma hakkı aldı. Sürenin dolmasından sonra 1 Ağustos 2014’te 3 yıllık geçici oturum hakkı elde etti. Yaşamını Rusya’da sürdürmeye devam eden Snowden, Amerika yetkilileri için şuan hala bir kaçak. Snowden gizli belgeleri ortaya çıkardığı için Amerika tarafından vatan haini olarak görülse de bazı çevreler tarafından da devletin uyguladığı hak ihlallerini ortaya çıkardığı için bir kahraman olarak nitelendiriliyor.

Joseph Gordon-Levitt

joseph-gordon-levitt-filmloverss

Joseph Gordon-Levitt, Edward Snowden hakkında pek bir şey bilmemesine rağmen kendisini Oliver Stone’un büyük bir hayranı olarak gördüğü için bu projeyle ilgilenmiş ve oldukça başarılı bir performansa imza atmış.  “Bir filmin beni ülkemle daha fazla ilgilenmeye itmesini seviyorum,” diyen Gordon -Levitt, “Oliver’ın filmleri bunu günümüz filmlerinin hepsinden daha çok yapıyor. İşlerinde, Amerika Birleşik Devletleri’nde sevdiği her şeyi göstermede oldukça başarılı. Bunları öyle çok önemsiyor ki… Bunu bu kadar cesurca yapan başka bir yönetmen yoktu ve bu filmin ihtiyacı olan, tam da buydu.”  Her yönüyle Snowden’ı araştıran başarılı oyuncu, karakteri hakkında bulabildiği tüm kayıtları izleyerek onun tavırlarını yakalamaya çalışmış; ki bu durumda oldukça başarılı! Filmin sonundaki sahnede Gordon-Levitt’i izlerken bir anda gerçek Edward Snowden dahil oluyor sahneye ve bir izleyici olarak bu durumu hiç yadırgamıyorsunuz. Snowden için “Yaptığı işe saygı duymaya başladım,” diyen Gordon-Levitt, şöyle devam ediyor; “Olağanüstü bir hikâye ve oynamak için oldukça ilginç bir karakter. Aslında kendi inançlarıyla barışan ve başkaldırmak için gereken cesareti toplayan bir insanı anlatmasıyla bu hikâyenin, bir anlamda oldukça kişisel olan bir yönü var.”

Teknolojinin Rahatsız Edici Yüzü ve İletişim Gerçekleri

snowden-5-filmloverss

21. yüzyılda, cephe savaşları yerini siber ortama bıraktı ve dolayısıyla da en büyük silah teknolojinin ta kendisi oluverdi. Bir tuşla mahvolan hayatlar, özgürlüğün kısıtlanması, takipler  ve daha birçok teknolojik müdahale… Önceki yıllarda bilim kurgu sinemasının konusu olan ve olması sadece hayal edilen gelişmelerin gerçek hayatta vuku bulmasıyla; görkemli gelen bu gelişmelerin tehlikeli ve korkutucu olması da şaşırtıcı değil elbette. Normal hayatımızda internetin sadece %10’unu kullandığımız gerçeğini de buraya eklersek, ekranın ardında saklı olan o büyülü, ulaşılmaz dünya ister istemez gözümüzü korkutuyor tabi ki. Snowden da tam olarak bu dünyayı en tedirgin edici şekilde yansıtmayı başarıyor.

Merak Uyandıran Bir Kurgu

snowden-2-filmloverss

Film, Edward’ın antreman sırasında geçirdiği kazasıyla başlıyor ve devamında, gazetecilerle buluştuğu otel odasından Snowden’ın hayatındaki önemli anlara geri dönüşler yaparak ilerlemeye başlıyor.  Geçmişe yaptığımız yolculuklarda Amerika vatandaşı olmaktan onur duyan ve devleti için her şeyi yapmaya hazır görünen bir Edward ile karşılaşıyoruz. Otel odasında neler olduğunu, Edward’ın neden ve kimden saklandığını geçmişe doğru yaptığımız yolculuklarda teker teker öğrenmeye başlıyoruz. Filmin yapımcısı  “Özel Kuvvetler’e katılmak istedi, ama iki bacağını da kırdı,” diye anlattığı Edward’tan bahsetmeye şöyle devam ediyor “Sonra CIA’e katıldı ve yükselmeye başladı. Irak Savaşı’na sonuna kadar inanan bir vatanseverdi. O zamanlardaki çoğu Amerikalı gibi doğru şeyi yaptığını savunuyordu.”  Yazarlar ve hikâyede yer yer sanatsal ve ahlaki nedenlerden ötürü kurmaca bazı eklemeler yapan filmin yapımcıları, Snowden’ın macerasının özüne sadık kaldıklarını söylüyorlar. Bu durumu “Ed’in bize söylediği her şeyi sizinle paylaşamam,” diye açıklıyor Stone. “Ne yazık ki bir kısmı sır olarak kalmalı. Bence bu durumun tek çözümü Ed’in günün birinde bir kitap yazması.” 

Belgesel: Citizenfour

citizenfour-filmloverss

Aslında biz 2015 yılında İstanbul Film Festivali’nde Edward Snowden’ın bizzat kendisini canlandırdığı Citizenfour belgeseliyle onun farklı hayatına konuk olmuştuk. Oliver Stone imzalı Snowden, bir film olsa da gerçek hayatı o kadar başarılı bir şekilde yansıtmış ki sinemaya, adeta bir belgesel izliyor gibi hissediyor olmanız kaçınılmaz. Ve eğer daha önce Citizenfour izlediyseniz, eminim Snowden’ı da kaçırmak istemeyeceksinizdir. Citizenfour bir belgeselden ziyade gerçek hayattan fırlayan bir gerilim filmi. Belgeselci ve gazeteci Laura Poitras ve gazeteci Glenn Greenwald, “Citizenfour” takma adını kullanan Edward Snowden’la Hong Kong’da buluşuyor. Üst düzey CIA analizcisi Snowden, Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı’nın özel hayatın gizliliğini hukuk dışı yollarla ihlal ettiğini kanıtlayan gizli belgeleri kameralar önünde gazetecilere teslim ediyor. Poitras ve Greenwald, Snowden’ın tarihi kararıyla hayatını sonsuza dek değiştirecek bu fedakârca eylemini gözlemliyor. Bu filmi izledikten sonra telefonunuz, e-postanız, kredi kartınızla ilgili düşünceleriniz, hatta dünya görüşünüz bir hayli değişecek.

Tarihsel ve Politik Referanslar

snowden-6-filmloverss

Böyle global bir hikâyeye uyar şekilde Snowden, tüm ekibi dünya çapında pek çok yere götürdü; sonuçta Amerika’da gerçekleşen bir olay olmasına rağmen Snowden, tüm dünyayı etkileyen bir kişiydi. Yapımcılar işlerine Münih’te başlayıp, sonrasında Beyaz Saray karşısındaki sahneler için Washington’a uçtu. Hawaii’de devam eden çekimler Hong Kong ve Moskova’ya uğradıktan sonra Almanya’ya geri döndü. “Hong Kong’da, Snowden’ın gerçekten üç hafta kapalı kaldığı Mira Otel bize çekim olanağı sundu,” diyor Stone. “Bütün doğru açıları yakaladık ve sonrasında Münih’teki odanın içini döşedik. Snowden’ın hikayesi ekseninde dünyadaki politik durumları, ülkelerin ilişkilerini ve yakın tarihin resmini çeken Stone, bu filmiyle dünyayı değiştireceğine dair bir illüzyon içinde değil. “Tek amacım sağlam ve dramatik bir hikâye anlatmaktı. Belki bazı insanlar anlamayacak. Biz gişe rekorlu aksiyon filmlerini, şiddeti seven bir ülkeyiz. Filmimde hiç silahlı çatışma ya da kovalamaca yok, ama akıllara gerçek Edward Snowden’ı getiriyor, hala genç ve aktif olan Snowden’ı. Amerika’nın nasıl kendini koruyacağı ile ilgili sağlam fikirleri var çünkü bunu önemsiyor. Amerika kendini koruma hakkına sahip ama bu hakkı kullanmak ile suistimal etmek arasındaki fark çok önemli. Ben de tamamen aynı fikirdeyim. Asıl soru, suistimal olduğunu düşündüğünüz şeyi durdurmak adına ne kadar ileri gidersiniz?” 

Bizi Sorgulamaya İten Bir Hikaye: “Snowden Bir Kahraman mı Hain mi?”

snowden-4-filmloverss

Stone’a göre hikaye Edward Snowden’ın politik ve kişisel evrimi üzerine kurulu. “Long Island’dan kalkıp Vietnam Savaşına inandığı için savaşa giden Ron Kovic’i anlatan Born on the Fourth of July ile bir benzerlik var. Tamamen hayal kırıklığına uğrayıp Birleşik Devletlere savaş karşıtı protesto yapmak için geri dönüyor. Eninde sonunda bir kahraman olarak görülüyor. Bay Snowden için de benzer bir sonuç olacak mı bilmiyorum. Casusluk Kanunu ve hakkındaki suçlamalar yüzünden çok daha zor bir durumda.”  Edward Snowden’ın olağanüstü hayat hikayesi, her ne kadar Stone’un tüm filmlerinde bulunan yapıya biçilmiş kaftan gibi uymuş olsa da bir karakter olarak Snowden, yapımcının daha önce sahneye taşımadığı bir tip. “Oliver genelde güçlü, erkeksi karakterleri inceler,” diyor filmin senaryosunu Stone ile birlikte kaleme alan Kieran Fitzgerald. “Öte yandan Ed oldukça sakin, sistemli ve abartıdan uzak bir karakter.” Film, Gordon-Levitt’in dediğine göre, kendi vicdanı ile savaş halinde olan bir adamın daha farklı ve bütün bir halini gözler önüne seriyor. “Edward Snowden’ı şeytan gibi  göstermek yerine, neyi niye yaptığını anlamaya çalışıyoruz. İkna edici bir dram olarak gayet keyifle izlenen bir hikâye, aynı zamanda da aydınlatıcı. Filmden Ed hakkında çok daha derin bir anlayışla ayrılıyorsunuz.”

Başarılı Müzik Seçimleri

snowden-3-filmloverss

Oliver Stone, gerçek hayat hikayesini yansıttığı beyazperdede ‘gerilim’i en yalın haliyle izleyiciye sunuyor. Edward Snowden’ın oldukça karmaşık ve tedirgin edici hayatı, oluşan gerilimin en önemli nedeniyken Stone’un kullanmayı tercih ettiği kurgu ve müzikler de oldukça mühim. Usta müzisyen Craig Armstrong’un ismiyle karşılaştığımız soundtrack listesiyle, filmin etkisini bir kat daha arttıran Stone; özellikle son sahnesinde kullandığı Peter Gabriel imzalı The Veil ile vurucu darbeyi gerçekleştirerek bizi kafamızda kurduğumuz birçok soruyla baş başa bırakıyor.

İzleyiciyi Meraklandıran TV Spotu

snowden-1-filmloverss

3 Oscar ödüllü Oliver Stone, 21. yüzyılın en kutuplaştırıcı figürlerinden birine, Amerikan istihbarat tarihinin en geniş kapsamlı güvenlik ihlalinin sorumlusu olarak bilinen Edward J. Snowden’ın hikayesine, sürükleyici bir bakış sunuyor.
 
Edward Snowden’ın, CIA’e girmek istemesinin en büyük sebebi, ülkesinin dünyada bir fark yaratmasına yardımcı olmaktı. Amerikan hükümetinin güvenlik adı altında e-postalara, sosyal medya hesaplarına, cep telefonu mesajlarına, hard disklerinize, kredi kartı ekstelerinize ve hatta masanızın üzerinde duran bilgisayar kamerasına kadar erişebildiğini öğrendi. İnternetin hudutsuz dünyasında hükümetler için gizli hesap diye bir şeyin olmadığını ve tüm bunların gizli kanunlarla yasallaştırıldığını 2013 yılı Haziran ayında tüm dünyaya duyurduğu gün “Amerikan tarihinin gördüğü en büyük vatan haini” ilan edilirken aynı zamanda da bir kahramana dönüştü. Üzerine kitaplar yazılan, belgeseli Oscar Ödülü kazanan Edward Snowden’ın gerçek hikayesi, bu kez Oliver Stone yönetmenliğinde Joseph Gordon-Levitt, Shailene Woodley, Melissa Leo, Nicholas Cage, Zachary Quinto, Tom Wilkinson’un bulunduğu ödüllü oyuncu kadrosuyla karşımıza çıkıyor.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi