Array ( [0] => 9 [1] => 38 [2] => 7467 [3] => 10 [4] => 832 [5] => 11 [6] => 1237 [7] => 1875 [8] => 1125 [9] => 15422 [10] => 12794 [11] => 13 [12] => 708 [13] => 7468 [14] => 14 [15] => 208 [16] => 15421 [17] => 1859 [18] => 15423 ) test Array ( [0] => 9 [1] => 11 [2] => 2692 ) test Array ( [0] => Array ( [name] => Aksiyon-Macera [link] => http://www.filmloverss.com/kategori/turler/aksiyon/ ) [1] => Array ( [name] => Dram [link] => http://www.filmloverss.com/kategori/turler/dram/ ) )
Bana Onun Kellesini Getirin
Bring Me The Head of Alfredo Garcia
1974 - Sam Peckinpah
112
Senaryo Sam Peckinpah, Gordon Dawson
Oyuncular Warren Oates, Isela Vega, Emilio Fernandez, Gig Young, Robert Webber
Batu Anadolu
Sam Peckinpah’in en kişisel filmi olan Bring Me The Head of Alfredo Garcia, eski Western’e yeni bir soluk getirmekle kalmayıp yeni dünya düzeninin yarattığı endişelerin izini de sürebileceğimiz etkileyici bir yapım olarak dikkat çekiyor.

Bring Me The Head of Alfredo Garcia

Hollywood uzun yıllar boyunca sinemanın amiral gemisi işlevi görürken, endüstri içerisinde üretilen filmlere yapılan müdahaleler ve sansür uygulamaları hep arka planda kalır. Birçok usta yönetmenin özgürlüğünü kısıtlayan; seyirciye vadettiklerini sunamaması dolayısıyla onları, krize ve yeni arayışlara yönelten bu sistemden en çok çeken isimlerin başında ise Sam Peckinpah gelir. Sıklıkla “şiddetin şairi” olarak anılan Amerikalı yönetmen için kullanılan bu tabir, doğal olarak filmlerinde yer alan başat unsurlardan “şiddet” ile bağlantılıdır. Filmleri defalarca müdahaleye uğrayan, stüdyo tarafından kırpılan ve kurgu aşamasında kendisinden kaçırılan Peckinpah’in filmografisinde yer alan Wild Bunch ve Straw Dogs gibi dünyaca ünlü filmler bile bu uygulamalardan kaçamamışlardır. Buna karşın 1974 yılında Meksika’da çektiği Bring Me The Head of Alfredo Garcia (Türkçeye Bana Onun Kellesini Getirin olarak çevrilmiştir), yönetmenin bu baskıcı sistemden uzaklaştığı ve son kurgusunu kendisinin yaptığı tek film olarak dikkat çeker. Hatta Peckinpah, bu filmi en kişisel ve en sevdiği filmi olarak anacaktır.

Filmde Meksikalı bir toprak sahibi olan El Jefe’nin (Emilio Fernández) kızı Theresa (Janine Maldonado), Alfredo Garcia isimli bir adam tarafından hamile bırakılır. Bu olaya öfkelenen El Jefe, kendisine Alfredo Garcia’nın başını getirene 1 milyon dolar vereceğini ilan eder. Doğal olarak hem ülke içinden hem de Amerika’dan birçok ödül avcısı bu çağrıya olumlu yanıt verir. Amerika’dan gelen iki ödül avcısı; bir barda piyanist Bennie (Warren Oates) ile karşılaşırlar ve Garcia’yı uzaktan tanıyan Bennie’yi, onu bulması için 10 bin dolara ikna ederler. Yalnız ortada küçük bir sorun vardır: Alfredo Garcia zaten bir kaza sonucu ölmüştür! Bunun üzerine hayat kadını olan kız arkadaşı Elita (Isela Vega) ile yollara düşen Bennie, hem Alfredo Garcia’nın mezarını bulmak hem de Garcia’nın peşine düşen diğer ödül avcılarına engel olmak zorundadır.

Eski Western’e Yeni Adet

Bring Me The Head of Alfredo Garcia, genellikle Peckinpah’in western türünde olmayan nadir filmlerinden biri olarak gösterilir. Buna karşın her ne kadar Vahşi Batı’da geçmese de film, western türüyle oldukça yakın ilişki içerisindedir. Nilgün Abisel, “Popüler Sinema ve Türler” isimli kitabında western türünün anlatısına dikkat çeker. Batı ve onun coğrafi özellikleri, iklimi, bitki örtüsü adeta kendi içinde bir anlatı oluşturur ve bu anlatı, batıya atfedilen değerleri besler. Batı, öncelikle bakir topraklarıyla yeni bir umudu ve özgürlük inancını içinde barındırır. Buna karşın dağlar, çöller gibi coğrafi özellikler bu özgürlük inancını sınırlandırır. İnsanın karşısına çıkan somut engeller, sürekli olarak ona mücadele şansı tanır. Avrupa’da kendisine yer edinemeyen, uygar toplumun içerisinde yer alamayan bireyler; mücadele sonucu Batı topraklarını genişletirler ve doğaya meydan okurlar. Fakat bu meydan okuma, Batı topraklarının denizle bütünleşmesi ile sona erer. Protestanlığın getirdiği çalışma ahlakının ve bu dünyada çalışmanın, diğer dünya için bir yatırım aracına dönüştüğü inancı ile Batı, vaat edilmiş toprakların gölgesini barındırır (Abisel, 1999:79).

Peckinpah’in filminde ise Vahşi Batı’nın yerini Meksika’nın uçsuz bucaksız çölleri, sıcak iklimi, yollar ve arabalar alır. Batı’yı kana bulayan ve gücünü protestan ahlakı temelli “Açık Kader İdeolojisi”nden alan kapitalizmin yarattığı Amerika’nın hemen güneyindeki Meksika da her türlü yozlaşmaya açık bir konumdadır. Peckinpah, klasik westernlerin temelinde yer alan kovboyları yani güvenliği tesis eden kahramanları ters yüz etmiş ve westernin tabutuna bir çivi çakmıştır aslında. Vaat edilmiş topraklar inancının yerini o toprağa sahip acımasız para babaları ve onların serfleri almıştır. Westernin çıkış noktası olan “hakim ve iyi olan düzenin bozulması” unsuru bile zaten bozuk olan düzenin daha da bozulması ve bireyleri ahlaki açıdan çıkmaza sokması ile değiş tokuş edilmiştir. Piyanist Bennie için umut; Alfredo Garcia’nın başını bulmak ve onu ödül avcılarına teslim etmektir. Ancak, kazanacağı bu kirli para ile kendi umutlarını ve geleceğini tesis edebilecektir. Zaten bu acımasız düşüncenin yarattığı ikilem, karakteri asla yalnız bırakmayacak bir vicdani unsur olarak karşımıza çıkacaktır.

Meksika’yı Nasıl Bilirsiniz?

Hayalindeki filmi çekmek için Amerika dışına çıkan Peckinpah, Meksika’yı ironik bir biçimde tüm klişeleri ile aktarmaktan kaçınmaz. Çoğu insan için uyuşturucu kartellerinden ve tekiladan ibaret olan bu ülkeye, turistlerin bakışına da yer verir. İşlenecek olan cinayetler için anlaşma yapılan mekanların turistlerin uğrak bir noktası olması ve filmin kilit çatışma sahnelerinden birinin, yoldan geçen bir turist otobüsü ile kesilmesi ve karakterlerin otobüse el salladıktan sonra çatışmaya devam etmeleri oldukça manidardır. Yönetmen zaman zaman B-filmi anlatısına kayan sahnelerle gerçeklikten uzaklaşsa da yoksul kenar mahallelerine sıkça yer vererek ülkedeki fakirliği de gösterir. Bunu ajitasyondan uzak biçimde ve gelir dağılımının eşitsizliğini vurgulayarak yapması, filmin gerçekçi dokusunu koruma yönünde başarılı adımlar olarak dikkat çeker.

Filmde yönetmenin imzası niteliğinde unsurlara rastlamak mümkün. Oldukça eril bir anlatım diline sahip olan Bring Me The Head of Alfredo Garcia, Elita karakteri ile bu dili zaman zaman değiştirmeyi başarır. Özellikle de Bennie ve Elita’nın iki motosikletlinin –birini konuk oyuncu olarak Kris Kristofferson canlandırır- saldırısına uğradığı sahnede yönetmen beklentileri tersine çevirir. Elita’nın bu saldırı üzerinden yaptığı eylemler, onun özgür iradesine bırakılmış gibidir. Straw Dogs filminde yer alan tecavüz sahnesi ile ilgili tartışmaların, Susan George tarafından canlandırılan Amy karakterinin zevk alıp almadığı sorusunda kilitlendiği düşünülürse; Peckinpah’in bu tercihi, önceki tartışmanın tarafları açısından daha çıldırtıcı olsa gerek. Elita aynı zamanda akıllara Mecdelli Meryem’i de getirir. Hristiyanlıkta yer alan inanışa göre İsrail’de hayat kadını olan Meryem’e İsa yardım eder ve tövbe edip Hristiyanlığa geçmesini sağlar. Filmde bir hayat kadını olan Elita ise Bennie’yi gerçek dünyanın ötesindeki hayallerine ulaştıracak kişidir, onun yeni bir hayat umududur. Fakat Elita bunu ahlaki çerçevenin dışına çıkmadan yapmaya çalışır ve Bennie’yi bu yönde etkiler. Onu kiliseye davet eder, inanmadığı doğruların peşinde gitmemesi konusunda uyarır. Zaten bir noktadan sonra bir McGuffin’e dönüşecek olan Alfredo Garcia’nın kişiliği ve başı üzerinden Bennie, sıklıkla görevini sorgulayacak; ahlaki olan ve olmayan iki yol arasından birini seçmek zorunda kalacaktır.

Gösterime girdiği zaman İsveç, Almanya ve Arjantin gibi ülkelerde yasaklanan film, tüm ahlaki söylemi ile birlikte şiddet kullanımı açısından Peckinpah’in en uç eserlerinden biridir. Yine de yönetmenin alamet-i farikası olan yavaş çekimlerle verilen çatışmalar ve şiddet olgusu, Warren Oates’in usta işi performansı ile canlandırdığı Bennie’nin çıktığı yolculuğun dramatik yapısını zedelemez. Başta da belirttiğimiz gibi Sam Peckinpah’in en kişisel filmi olan Bring Me The Head of Alfredo Garcia, eski Western’e yeni bir soluk getirmekle kalmayıp yeni dünya düzeninin yarattığı endişelerin izini de sürebileceğimiz etkileyici bir yapım olarak dikkat çekiyor.



MAİLİNİZ VAR
Sinema dünyasından son haberlere herkesten önce
ulaşmak için mail listemize üye olabilirsiniz.
Üye Ol