IMDb, filmler için yaptığı Top 250 listesinin televizyon dizileri için olan versiyonunu, yani Top 250 TV listesini geçtiğimiz hafta içerisinde yayınladı. Konu listeler olduğu zaman pek çok farklı sesin çıkması gayet normal bir olay, fakat IMDb Top 250 TV listesi yayınlandığında hemen herkesin seçkiyle ilgili katıldığı bir nokta vardı: Breaking Bad’in tüm zamanların en iyi dizilerinin seçildiği listede ilk üçte yer alması.

Yaklaşık iki sene önce final yapmasına rağmen halen üzerine konuştuğumuz, önemli sahnelerini bilumum arkadaş meclislerinde masaya yatırdığımız Breaking Bad bu payeyi öyle kolay kazanmadı. Walter White’ın karakter dönüşümünün temelinin yavaş yavaş atıldığı ilk sezon, potansiyelli ama sabır gerektiren bir dizinin habercisiydi. İlk sezonuyla anlatısını belli bir raya oturtan, karakterlerini artık izleyiciye tanıştırmış olan Breaking Bad, ikinci sezonundan itibaren şu an diziyi izlemiş herkesin aklındaki “efsane dizi” imajına hızla evrilmeye başladı. Peki, Breaking Bad’i bu kadar efsane yapan neydi? Albuquerque banliyösünü arka planına alarak anlattığı gerçekçi hikayesinden televizyonda görmeye alışkın olmadığımız kamera kullanımı ve açılarına, bir araya gelmiş müthiş oyuncu kadrosundan karakteristik ses ve soundtrack kullanımına, dizinin pozitif yönlerini epeyce konuştuk. Fakat Breaking Bad’in son derece başarılı olduğu bir konunun hakkını yeterince veremedik: Dizinin muazzam renk kullanımı.

Breaking Bad’in tüm sezonları detaylı bir şekilde incelendiğinde dizinin sinematografisinin, kostüm tasarımının ve renk kullanımının anlatılan hikayenin müthiş birer görsel tamamlayıcısı olduğu gözükür. Dizinin yaratıcısı Vince Gilligan da verdiği bir röportajda dizideki bilinçli renk kullanımından bahseder: “Her sezon öncesi kostüm ve prodüksiyon tasarımcıları ile oturur, o yıl içerisinde hangi karakter için hangi spesifik renk paletini kullanacağımızı tartışırdık”. Peki Gilligan ve ekibi bu spesifik renk kodları ile neler anlatıyordu? O zaman örneklemeye başlayalım.

Dizi yayında olduğu sırada bile bazı izleyicilerin dikkat ettiği şeylerden biri; Skyler White’ın kardeşi, Hank Schrader’ın eşi Marie Schrader’ın sürekli mor giyinmesiydi. En başta tesadüf olarak algılanabilecek bu durum, Marie’nin saplantılı kişiliğini gördükçe anlam kazanmaya başladı. Gilligan ve ekibi, özellikle stres anlarında obsesif yanı iyice su yüzüne çıkan Marie’nin genel anlamda takıntılı halet-i ruhiyesini betimlemek için karaktere mor ve türevleri renge sahip elbiseler giydirmişlerdi.

marie-schrader-mor-filmloverss

Dizi bir karakterin statik bir yönünü tasvir ederken renk kodlamasını kullanırken, karakterlerin büyük değişim geçirdiği anları da muazzam bir renk kullanımı ile bizlere aktarmakta. Örnek mi? Hemen dizinin dillere pelesenk olmuş slogan cümlelerinden birini bizlere sunan, ünlü “I am the one who knocks” sahnesine göz atalım.

Sahne alışılagelmiş bir Breaking Bad sekansı olarak görülebilir en başta. Fakat özünde bu sahne dizinin kırılma anlarından biridir; zira Walter White, Skyler’ın “Boyunu aşan işlere kalkıştın, bir bakmışsın bir gün ön kapıdan çıkarken vurulmuşsun. Kabul et, tehlikedesin!” şeklindeki çıkışına, eşine karşı ilk defa alt kimliği olan Heisenberg olarak cevap verir: “Tehlikede değilim, tehlikenin kendisi benim! Kapıyı çalan benim!”

Bu derece önemli bir kırılma anını görsel olarak müthiş bir tecrübeye dönüştüren yine Gilligan ve tasarım ekibidir. Walter White, dördüncü sezon boyunca tüm benliğini kötücül bir hırsa sahip Heisenberg’e kaptırmaya başlamıştır. Bu sahneler özellikle kırmızı ve siyah renklerle betimlenir. Bu sahnede ise karakterin değişimini görselleştirmek için müthiş bir hamle yapılır. Kırmızı bir kazağı olan Walter, Skyler’ın “kabul et, tehlikedesin!” diye direttiği kısımda kazağını çıkarır ve çok daha koyu kırmızı bir tişörtle kalır. Ve artık Walter, eşinin önünde Heisenberg olmuştur, sonrasında ise ağzından yukarıda bahsini ettiğimiz ünlü cümleler dökülür.

Dizi içerisinde bu tarz karakter değişimlerinin renk kodlaması ile görselleştirilmesi konusunda daha fazla örnek de gösterilebilir. Peki, Gilligan’ın bahsettiği, her karakterin gelişen olaylar çerçevesinde taşıdığı renk paleti nerede? Bu noktada TDYLF‘nin oluşturduğu infografi bu soruya cevap niteliğinde. Gelin dizideki ana karakterlerin sezonlar içerisindeki renk paletlerine göz atalım:

walter-white-renk-paleti-1-filmloversswalter-white-renk-paleti-2-filmloverssskyler-white-renk-paleti-filmloverssjesse-pinkman-renk-paleti-filmloversshank-schrader-renk-paleti-filmloverssmarie-schrader-walter-white-jr-renk-paleti-filmloverss

İnfografilerden de görüldüğü üzere, her karakterin gelişimine ve olaylar karşısındaki değişimlerine göre spesifik renk paletleri oluşturulmuş. Bunun yanında dizide her rengin genel geçer kodlamaları olduğunu da söyleyebiliriz. Siyahın ölüm ve kötülüğü (Walter White’ın siyah güneş gözlüklü, siyah şapkalı Heisenberg imajını hatırlayalım); yeşilin hırs ve büyümeyi; mavinin sadakati, kırmızının suç ve şiddeti temsil ettiği çıkarımında bulunabiliriz. Jesse Pinkman’ın özdeşleştiği sarı renk de genel olarak uyuşturucu, korku ve saf bir iyimserliği temsil ediyor. Jesse ve Walter’ın metamfetamini nasıl ürettiğini hatırlarsak yapboz yerine oturacaktır:

breaking-bad-filmloverss

Görsel kaynakları: StyleCaster ve TDYLF

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi