İlk kez 2013 yılında Toronto Film Festivali’nde izleyiciyle buluşan Boynuzlar filmi, dünya çapında genel olarak 2014 yılında vizyona girmişti. Ülkemizde ise 19 Haziran’da vizyona girişiyle henüz izlenebilecek olan film için yine de en geç kalan ülke Türkiye değil. Gösterim takvimi, filmin 16 Temmuz’da Almanya’da da vizyona gireceğini söylüyor.

İki yıl sonra izleme fırsatı bulduğumuz Boynuzlar; Yüksek Tansiyon (2003), Tepenin Gözleri (2006) ve Aynalar (2008) filmlerinden de tanıdığımız Fransız yönetmen Alexandre Aja’nın yönetmenliğinde, Joe Hill’in yazdığı romanı Keith Bunin’in senaryolaştırmasıyla ortaya çıkıyor. Adı hala Harry Potter serisi ile özdeşleşmiş olan Daniel Radcliffe, film boyunca fantastik bir dönüşüm geçirecek olan Ig Perrish’i canlandırıyor. Juno Temple’ın ise dış görünüşü ve ses tonuyla yaratılmak istenen vakur Merrin Williams karakteri için oldukça uygun olduğunu söylemek mümkün.

Fantastik bir roman okumak, büyük ölçüde okuyucunun hayal gücüyle bağdaştığı için ve okuyucu karakterle çıktığı bu fantastik serüvende yazarın oluşturduğu olay örgüsünün ve karakterlerin üzerine kendisinden de birçok katman ekleyebildiği için doyurucu bir etkinlik olarak düşünülebilir. Ancak bu fantastik ögeler sinemaya her zaman okuyucunun ulaştığı bu doyuruculuk boyutunda aktarılamayabilir. Okuyucu hayal gücünü kısıtlayan keskin detaylar görmekten hoşlanmayabilir ya da zihinde çok farklı canlandırılan olaylar ve görüntüler, beyazperdede fazlasıyla sırıtabilir. Boynuzlar tam da bu sorunu yaşadığını düşündüğüm bir film. Boynuzları çıkan bir Daniel Radcliffe, bu boynuzları görünce derinlere sakladıkları tüm sırlarını itiraf eden insanlar… Film; Iggy karakterinin neden boynuzlarının çıktığını ya da insanların neden her şeyi itiraf ettiğini belli temellere oturtmadan,  izleyiciye hikayeyi yalnızca “bu durum da böyle” havasında sunuyor. Film boyunca belli yorumlamalarla bu boynuz ve itiraf ikilemini bazı kalıplara oturtmak mümkün olsa da film, bu çıkarımı da bozarak “aşk insanı şeytanlaştırır” gibi basit ve klişe bir mesajı bir de karaktere söyletiyor.

Sevgilisinin öldürülmesiyle ilgili herkes tarafından suçlanan Ig’in boynuzlarının çıkmasıyla adeta bir günah keçisine dönüştüğü yorumu yapılabilir ve korkunç bir suçla Ig’i suçlayan insanlar Ig’i o kadar şeytani görürler ki kendi basit güdülerini itiraf etmekten çekinmezler. Ig’in suçsuz olduğunu bilen tek insan da zaten Ig’in boynuzlarını görmez. Bu noktaya kadar oturan bu yorumlama, filmin Merrin’in hep taktığı haç’ın aslında Ig’i koruyor oluşuyla fantastik hikayesinde yeni bir boyuta atlıyor.

Feminist bir yorumla filme kısa bir bakış atmak gerekirse, saf bir melek gibi oradan oraya koşan Merrin karakteri filmde neredeyse tüm erkekler tarafından istenir ve arzulanırken, cinselliği özgürce yaşayan kadınlar sarışın ve aptal kategorisine yeniden hapsedilerek filmin hiçbir erkek karakteri tarafından arzulanmayan ve yalnızca çok sarhoşken yatılabilecek kadınlar olarak tanımlanırlar.

Bir film çekelim, elimizde çocukluktan başlayan saf bir aşk olsun, biraz intikam katalım -tabi çok insani bir duygu- esas kızın da bir sorunu olsun, boynuzlar ve yılanlarla fantastik bir hava verelim böylece herkese hitap edelim gibi bir dertle çekildiği hissi veren filmin, tüm bu karmaşanın içerisinde maalesef ne drama açısından ne korku-gizem ne de fantastik janr açısından herhangi bir tatmin sağlamaktan oldukça uzak olduğu değerlendirmesi yapılabilir. Dövüş sahnelerinin koreografisinde zaman zaman bocalamaların ya da karakterlerin rol yaptığının hissedilmesinin dışında film, oldukça başarılı bir sinematografi çalışmasına sahip. Ig’in ruh haline göre sahne sahne değişen renk skalasının, karakterle özdeşleşebilme açısından oldukça yerinde ve başarılı kullanıldığını söylemek mümkün.

Akıllarda birçok soru işareti bırakan; en çok da polislerin hiçbir olay yeri incelemesi yapmadığına izleyiciyi ikna eden Boynuzlar, oyunculuk dışında elle tutulur herhangi bir tarafı olmayan, izleyeni hayal kırıklığına uğratma potansiyeli yüksek bir film olarak değerlendirilebilir.

İlk kez 2013 yılında Toronto Film Festivali’nde izleyiciyle buluşan Boynuzlar filmi, dünya çapında genel olarak 2014 yılında vizyona girmişti. Ülkemizde ise 19 Haziran’da vizyona girişiyle henüz izlenebilecek olan film için yine de en geç kalan ülke Türkiye değil. Gösterim takvimi, filmin 16 Temmuz’da Almanya’da da vizyona gireceğini söylüyor. İki yıl sonra izleme fırsatı bulduğumuz Boynuzlar; Yüksek Tansiyon (2003), Tepenin Gözleri (2006) ve Aynalar (2008) filmlerinden de tanıdığımız Fransız yönetmen Alexandre Aja’nın yönetmenliğinde, Joe Hill’in yazdığı romanı Keith Bunin’in senaryolaştırmasıyla ortaya çıkıyor. Adı hala Harry Potter serisi ile özdeşleşmiş olan Daniel Radcliffe, film boyunca fantastik bir dönüşüm geçirecek olan Ig Perrish’i canlandırıyor. Juno Temple’ın ise dış görünüşü ve ses tonuyla yaratılmak istenen vakur Merrin Williams karakteri için oldukça uygun olduğunu söylemek mümkün. Fantastik bir roman okumak, büyük ölçüde okuyucunun hayal gücüyle bağdaştığı için ve okuyucu karakterle çıktığı bu fantastik serüvende yazarın oluşturduğu olay örgüsünün ve karakterlerin üzerine kendisinden de birçok katman ekleyebildiği için doyurucu bir etkinlik olarak düşünülebilir. Ancak bu fantastik ögeler sinemaya her zaman okuyucunun ulaştığı bu doyuruculuk boyutunda aktarılamayabilir. Okuyucu hayal gücünü kısıtlayan keskin detaylar görmekten hoşlanmayabilir ya da zihinde çok farklı canlandırılan olaylar ve görüntüler, beyazperdede fazlasıyla sırıtabilir. Boynuzlar tam da bu sorunu yaşadığını düşündüğüm bir film. Boynuzları çıkan bir Daniel Radcliffe, bu boynuzları görünce derinlere sakladıkları tüm sırlarını itiraf eden insanlar… Film; Iggy karakterinin neden boynuzlarının çıktığını ya da insanların neden her şeyi itiraf ettiğini belli temellere oturtmadan,  izleyiciye hikayeyi yalnızca “bu durum da böyle” havasında sunuyor. Film boyunca belli yorumlamalarla bu boynuz ve itiraf ikilemini bazı kalıplara oturtmak mümkün olsa da film, bu çıkarımı da bozarak “aşk insanı şeytanlaştırır” gibi basit ve klişe bir mesajı bir de karaktere söyletiyor. Sevgilisinin öldürülmesiyle ilgili herkes tarafından suçlanan Ig’in boynuzlarının çıkmasıyla adeta bir günah keçisine dönüştüğü yorumu yapılabilir ve korkunç bir suçla Ig’i suçlayan insanlar Ig’i o kadar şeytani görürler ki kendi basit güdülerini itiraf etmekten çekinmezler. Ig’in suçsuz olduğunu bilen tek insan da zaten Ig’in boynuzlarını görmez. Bu noktaya kadar oturan bu yorumlama, filmin Merrin’in hep taktığı haç'ın aslında Ig’i koruyor oluşuyla fantastik hikayesinde yeni bir boyuta atlıyor. Feminist bir yorumla filme kısa bir bakış atmak gerekirse, saf bir melek gibi oradan oraya koşan Merrin karakteri filmde neredeyse tüm erkekler tarafından istenir ve arzulanırken, cinselliği özgürce yaşayan kadınlar sarışın ve aptal kategorisine yeniden hapsedilerek filmin hiçbir erkek karakteri tarafından arzulanmayan ve yalnızca çok sarhoşken yatılabilecek kadınlar olarak tanımlanırlar. Bir film çekelim, elimizde çocukluktan başlayan saf bir aşk olsun, biraz intikam katalım -tabi çok insani bir duygu- esas kızın da bir sorunu olsun, boynuzlar ve yılanlarla fantastik bir hava verelim böylece herkese hitap edelim gibi bir dertle çekildiği hissi veren filmin, tüm bu karmaşanın içerisinde maalesef ne drama açısından ne korku-gizem ne de fantastik janr açısından herhangi bir tatmin sağlamaktan oldukça uzak olduğu değerlendirmesi yapılabilir. Dövüş sahnelerinin koreografisinde zaman zaman bocalamaların ya da karakterlerin rol yaptığının hissedilmesinin dışında film, oldukça başarılı bir sinematografi çalışmasına sahip. Ig'in ruh haline göre sahne sahne değişen renk skalasının, karakterle özdeşleşebilme açısından oldukça yerinde ve başarılı kullanıldığını söylemek mümkün. Akıllarda birçok soru işareti bırakan; en çok…

Yazar Puanı

Puan - 40%

40%

Boynuzlar, oyunculuk dışında elle tutulur herhangi bir tarafının olmayan, izleyeni hayal kırıklığına uğratma potansiyeli yüksek bir film olarak değerlendirilebilir.

Kullanıcı Puanları: 2.15 ( 2 votes)
40
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi