Bourne serisi kendi dalında son zamanların en iyi filmlerinden oluşuyordu. Matt Damon’ın başarılı oyunculuğu ile birleşen kurgu bize her çıkan filmi merakla bekleme alışkanlığı getirdi. Bu alışkanlıkla Bourne’un Mirası’nı da (Bourne Legacy) hafta sonu izledim. Ancak Bourne ismi film içinde defalarca kullanılmış olsa da, Son Ültimatom (Bourne Ultimatom) filmi arka planda işliyor olsa da maalesef adına yakışmayacak kadar kötü bir film.

Öncelikle film, her ne kadar Bourne serisinin devamı olarak vizyona girse de, Matt Damon olmadan izlenen bir Bourne filminin tadı olmuyor. Tek sorun bu olsa göz ardı edilebilir belki ama ne olduğu anlaşılmayan, hızlıca geçilmiş aksiyon sahneleri, gereksiz yere uzatılmış motosikletle kovalama sahneleri ve sürekli üçüncü filme yapılan göndermelerle kendi ayakları üzerinde duramayan bir senaryoyla Bourne’un Mirası ne yazık ki sınıfta kaldı.

Jason Bourne’un deşifre olması nedeniyle açığa çıkma gerçeğiyle karşı karşıya kalan gizli programlar Eric Byer’in (Edward Norton) isteğiyle sonlandırılırlar. Sonlandırırken de programdaki ajanların ve bilim insanlarının hepsi öldürülür. Sonlandırılan programların arasında Outcome da bulunmaktadır. Fakat Outcome ajanlarından Aaron Cross (Jeremy Renner) kurtulmayı başarır. Program içindeki bilim insanlarından Doktor Marta Shearing (Rachel Weisz) de son anda polisler tarafından kurtarılmış ancak ikinci kez öldürülmenin eşiğine gelmiştir. Bu kez de Cross tarafından kurtarılan Doktor, Cross’la birlikte hayatta kalmak ve izlerini kaybettirmek için ölümcül bir mücadeleye girişir. Ne var ki bu mücadele ne nefesleri kesti ne de filmi gözlerimizi ayırmadan izlememizi sağladı. Film, isminde geçen Bourne adını kullanmaktan öteye geçememiş. Matt Damon’ın ayrılmasıyla Bourne serisinin de bitmesi gerektiğini düşünürken, Jeremy Renner ve Edward Norton isimleriyle biraz olsun umutlanmıştım. Ne yazık ki umutlarım boşa gitti. Filmde bir hayli pasif kalan Edward Norton’a Jeremy Renner’ın yetersizliği de eklenince, bu film için sinemaya gelmek yerine evde oturup son filmi tekrar izlemenin daha iyi bir fikir olabileceğini düşündüm. Jeremy Renner’lı bu filmin de yeni serinin ilk filmi olacağını ve devam filminin çekileceğini tahmin etmek zor değil. Ancak filmin başarısızlığını ilk film olmasına, hikayeye giriş niteliği taşımasına bağlamak da oldukça zor. Öyle ki filmi izlerken ‘umarım devam filmi çekilmez’ diye düşündüğüm de oldu. Üstelik Matt Damon’ın beşinci filmde yeniden bizlerle buluşacağı haberlerine rağmen Damon’ın yeniden seriye katılma ihtimali de zor görünüyor.

Hollywood özellikle son zamanlarda iyi senaryo çıkmaması sebebiyle kitap uyarlamalarından ve devam filmleri çekmekten vazgeçemiyor. Belli bir kitlesi olan filmlerin devamını çekmek ya da okuyucuları tarafından beğenilen bir kitabı sinemaya uyarlamak gişede iyi bir tutarı garantilese de hem devam filmi hem kitap uyarlaması olan Bourne’un Mirası bu garanti tutarı bile elde edemeyebilir. Öyle ki, önceki filmlerin son zamanların en iyi aksiyon filmleri olmasıyla birlikte, bu filmin sadece adıyla değil, gerçek anlamda da önceki filmlerin mirasını yediğini söylemek mümkün.

Diğer üç filmin senaryosunu yazan Tony Gilroy’u bu filmde yönetmen koltuğunda da görüyoruz. Fakat son iki filmin yönetmeni Paul Greengrass’ı da en az Matt Damon kadar aradığımı söylemem gerek. Ne olursa olsun ben bir “Bourne” hayranıyım ve bu filmi kesinlikle görmeliyim diyorsanız, yapabileceğim tek şey size sabır dilemek ve ne olursa olsun yine de iyi seyirler dileğinde bulunmak. 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi