Gökhan Yılmaz’ın senaryosuna da imza attığı ilk uzun metrajlı filmi Bol Şans bu hafta seyirciyle buluşmaya hazırlanıyor. Burçin Abdullah, Selim Gülgören ve Atıf Emir Benderlioğlu gibi oyuncuları izleyeceğimiz film Trakya’da geçen bir romantik komedi-dram olarak adlandırılabilir.

Evinden ve ailesinden uzun yıllar önce ayrılmış olan Deniz, İstanbul’a yerleşmiş bir müzisyendir. Filmin başındaki kısa sahneden anladığımız kadarıyla barlarda program yapan Deniz bir akşam aldığı üzücü bir telefonla hemen motoruna atlar ve yaşadığı kasabaya döner. Yıllardır görmediği babasını kaybetmiştir. Cenazeye katılıp sonrasında İstanbul’a dönmeye kararlı olan Deniz gerek annesinin sitemleri gerekse arkadaşlarının ısrarı sonucu dönüş yolculuğunu kısa bir süreliğine ertelemeye karar verir. Bu kararında kasabada karşılaştığı, kendisi gibi eskiden yaşadığı yerleri annesiyle birlikte gezmeye gelmiş olan Buse’yle karşılaşıp ondan etkilenmiş olmasının da etkisi olur. Deniz’in farkında olmadığı şeyse kendisinin yokluğunda kasabaya iyiden iyiye musallat olmuş olan kabadayı Ümit’in de aynı kızın peşinde olduğudur. Bir yanda Deniz ve Buse’nin aşkının doğuşuna şahit olunurken öbür yanda da Deniz’in babasının işlettiği ancak son yıllarda ilgisizlik ve bakımsızlıktan dolayı harabeye dönmüş sinemaya ne olacağı konuşulmaktadır. Arkadaşları Deniz’e sinemanın işletmesini almasını ve başına geçerek kasabada kalması gerektiğini söylerler ısrarla. Bürokratik işlemlerin zorluğu bir yana, kasabada kalmak isteyip istemediğine bir türlü karar veremeyen Deniz yaşadığı ikilemden yine arkadaşlarının desteğiyle ve yeni başlayan aşkın heyecanıyla kurtulmaya çalışır. Bizler de perdede zaman zaman komedi, zaman zaman bir aşk filmi sonlara doğruca iyice drama evrilen bu hikâyeyi izleriz.

Bol Şans: Aralarına Kötü Adam Girmiş Aşıklar

Bir ölüm haberi ve cenazeyle başlayan, ilerleyen sahnelerde Deniz’in arkadaş çevresindeki karakterler sayesinde komediye göz kırpan, aşka da bolca yer bırakan Bol Şans, türü konusunda bir hayli kafası karışık bir film gibi görünüyor. Deniz’in yaşadığı maceralar anlatılırken yan karakterlere de yer tanımak isteyen yönetmen bunu biraz fazlaca yapınca Deniz’in hikâyedeki yeriyle arkadaşlarınki arasındaki denge Deniz’in aleyhinde değişiyor. Özellikle kumarbaz Bilal o kadar fazla yer bulmuş ki kendine filmin içinde yer yer filme onun gözlerinden mi bakıyoruz düşüncesine kapılıyoruz. Filmin mizah dozunu yüksek tutmak kaygısıyla yapıldığına inandığım bu tercih az önce belirttiğim tür karışıklığına sebep olan en önemli faktörlerden biri olmuş. Klasik bir “aralarına kötü adam girmiş âşıklar” öyküsüne sahip olan film kasaba insanının şehirli seyircide yaratacağı mizah ve sempati duygularına oynayan, eski sinemalar nostaljisi, kaybolan değerler ve dostluklar sosuna bulandırılmış alışıldık bir seyirlik aslında. Deniz ve kabadayı Ümit’in karşı karşıya geldiği kimi sahnelerde vahşi batıdaki kovboylar gibi davranmaları, kumarbaz Bilal’in kurnazlıkları gibi bazı sahneler de gerçekten istediği mizah duygusunu seyirciye geçirebilen filmin genel anlamda ise özellikle senaryo ve oyunculuklardan kaynaklı belli başlı büyük sıkıntıları var diyebiliriz. Bunları bir ilk film olmasına yorup, daha derli toplu senaryolarla daha iyi filmlere imza atmasını bekleyelim genç yönetmen Gökhan Yılmaz’dan.

İyi seyirler.

Gökhan Yılmaz’ın senaryosuna da imza attığı ilk uzun metrajlı filmi Bol Şans bu hafta seyirciyle buluşmaya hazırlanıyor. Burçin Abdullah, Selim Gülgören ve Atıf Emir Benderlioğlu gibi oyuncuları izleyeceğimiz film Trakya’da geçen bir romantik komedi-dram olarak adlandırılabilir. Evinden ve ailesinden uzun yıllar önce ayrılmış olan Deniz, İstanbul’a yerleşmiş bir müzisyendir. Filmin başındaki kısa sahneden anladığımız kadarıyla barlarda program yapan Deniz bir akşam aldığı üzücü bir telefonla hemen motoruna atlar ve yaşadığı kasabaya döner. Yıllardır görmediği babasını kaybetmiştir. Cenazeye katılıp sonrasında İstanbul’a dönmeye kararlı olan Deniz gerek annesinin sitemleri gerekse arkadaşlarının ısrarı sonucu dönüş yolculuğunu kısa bir süreliğine ertelemeye karar verir. Bu kararında kasabada karşılaştığı, kendisi gibi eskiden yaşadığı yerleri annesiyle birlikte gezmeye gelmiş olan Buse’yle karşılaşıp ondan etkilenmiş olmasının da etkisi olur. Deniz’in farkında olmadığı şeyse kendisinin yokluğunda kasabaya iyiden iyiye musallat olmuş olan kabadayı Ümit’in de aynı kızın peşinde olduğudur. Bir yanda Deniz ve Buse’nin aşkının doğuşuna şahit olunurken öbür yanda da Deniz’in babasının işlettiği ancak son yıllarda ilgisizlik ve bakımsızlıktan dolayı harabeye dönmüş sinemaya ne olacağı konuşulmaktadır. Arkadaşları Deniz’e sinemanın işletmesini almasını ve başına geçerek kasabada kalması gerektiğini söylerler ısrarla. Bürokratik işlemlerin zorluğu bir yana, kasabada kalmak isteyip istemediğine bir türlü karar veremeyen Deniz yaşadığı ikilemden yine arkadaşlarının desteğiyle ve yeni başlayan aşkın heyecanıyla kurtulmaya çalışır. Bizler de perdede zaman zaman komedi, zaman zaman bir aşk filmi sonlara doğruca iyice drama evrilen bu hikâyeyi izleriz. Bol Şans: Aralarına Kötü Adam Girmiş Aşıklar Bir ölüm haberi ve cenazeyle başlayan, ilerleyen sahnelerde Deniz’in arkadaş çevresindeki karakterler sayesinde komediye göz kırpan, aşka da bolca yer bırakan Bol Şans, türü konusunda bir hayli kafası karışık bir film gibi görünüyor. Deniz’in yaşadığı maceralar anlatılırken yan karakterlere de yer tanımak isteyen yönetmen bunu biraz fazlaca yapınca Deniz’in hikâyedeki yeriyle arkadaşlarınki arasındaki denge Deniz’in aleyhinde değişiyor. Özellikle kumarbaz Bilal o kadar fazla yer bulmuş ki kendine filmin içinde yer yer filme onun gözlerinden mi bakıyoruz düşüncesine kapılıyoruz. Filmin mizah dozunu yüksek tutmak kaygısıyla yapıldığına inandığım bu tercih az önce belirttiğim tür karışıklığına sebep olan en önemli faktörlerden biri olmuş. Klasik bir “aralarına kötü adam girmiş âşıklar” öyküsüne sahip olan film kasaba insanının şehirli seyircide yaratacağı mizah ve sempati duygularına oynayan, eski sinemalar nostaljisi, kaybolan değerler ve dostluklar sosuna bulandırılmış alışıldık bir seyirlik aslında. Deniz ve kabadayı Ümit’in karşı karşıya geldiği kimi sahnelerde vahşi batıdaki kovboylar gibi davranmaları, kumarbaz Bilal’in kurnazlıkları gibi bazı sahneler de gerçekten istediği mizah duygusunu seyirciye geçirebilen filmin genel anlamda ise özellikle senaryo ve oyunculuklardan kaynaklı belli başlı büyük sıkıntıları var diyebiliriz. Bunları bir ilk film olmasına yorup, daha derli toplu senaryolarla daha iyi filmlere imza atmasını bekleyelim genç yönetmen Gökhan Yılmaz’dan. İyi seyirler.

Yazar Puanı

Puan - 50%

50%

"Klasik bir “aralarına kötü adam girmiş âşıklar” öyküsüne sahip olan film kasaba insanının şehirli seyircide yaratacağı mizah ve sempati duygularına oynayan, eski sinemalar nostaljisi, kaybolan değerler ve dostluklar sosuna bulandırılmış alışıldık bir seyirlik aslında.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
50
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi