Ridley Scott’ın 1982 yılında yönetmenliğini yaptığı efsanevi film Blade Runner çizdiği distopik dünya tasviriyle kendisinden sonra gelen birçok filme de yol göstermiş oldu. Yapay zeka konusunda ciddi ilerleme kaydedilen bir zaman diliminde geçen Blade Runner’da artık insan ve replicant ayrımı yapmak oldukça zorlaşmıştır. Ancak Ridley Scott filmine belki de ilk izlendiğinde fark edilmeyecek bir ayrıntı yerleştirerek bu ayrımı yapmayı çok daha kolay bir hale getirmiş: Kırmızı gözler!

Rachel ve diğer replicantlar biraz daha dikkatle incelendiğinde gözlerinin kırmızı parıltısı muhakkak dikkat çekecektir ve hatta bir sahnede filmin temel sorusu olan “Deckard replicant mı değil mi?” sorusunun cevabını Rachel’la konuştuğu bir sahnede kırmızı bir yansımayla veriyor. Bu gizli ayrıntıyı Ridley Scott’ın özenle yerleştirdiğine şüphe yok. Karakterlerin yaşadığı distopik dünyada replicantlar uzun uzadıya testlere tabi tutularak belirlenmeye çalışılıyor nitekim bazı replicantlar o kadar üst boyutlara ulaşmış durumda oluyorlar ki özellikle Rachel bu testlerde çok ileri safhalara ulaşabiliyor. Aynı zamanda yerleştirilebilen anıların da etkisiyle replicantlar tam bir benlik kazanmış oluyor. Bu noktada tabii ki filmin sorguladığı bir benlik oluşturulduktan sonra “replicantları insan olarak tanımlamamak tam olarak hangi noktaya dayanıyor?” sorusu. Nitekim Ridley Scott’ın temsilinde aslında fark yalnızca replicantların gözünden yansıyan kırmızı ışık. Bizler de izleyici olarak Harrison Ford’un canlandırdığı Deckard karakterini bir insandan ayırt edemiyoruz ki filmin en önemli twisti de bu noktada ortaya çıkıyor.

Blade Runner filminde yer alan kırmızı göz kullanımını inceleyen videoya aşağıdan ulaşabilirsiniz.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi