Sinemada kadın temsili sorunu ekranda şekillenen bir sorun olarak görülmemelidir. Sorunun temeli toplumun en küçük birimi olan ailede atılır ve geliştirilir. John Berger, Görme Biçimleri adlı çalışmasında kız çocuk ve erkek çocuğun yetiştirilme, dış dünyayı algılama biçimleri üzerindeki farklılıklara değinirken, erkek çocuğun etrafını gözlemlemesi teşvik edilirken, kız çocuğun kendi hareketlerine odaklanmasının öğütlendiğinden bahseder. Bu durum kız çocuğun küçük yaşlardan beri kendini bakılan/gözetlenen olarak konumlandırmasına, erkek çocuğun bakan/gözetleyen olarak konumlandırmasına sebep olur. Kadın ve erkek rolleri etken ve edilgen olmak üzere küçük yaşlardan belirlenmeye başlanır.

Belirlenen rollerin pekiştirilmesi görevi, büyük ölçüde kapital düzen tarafından medya aygıtlarına verilmiştir. Bu konular üzerine de çalışmalar yürüten, Marksizmi yeniden yorumlayan Frankfurt Okulu düşünürleri, kültür endüstrisi kavramını sıkça kullanır. Kültür endüstrisi, ortalama insanı kapitalist sistemin dışına çıkmayacak boyun eğecek ve boyun eğdiğinin farkına bile varamayacak şekilde biçimlendirme çalışmasıdır. Yapılan filmler, yazılan kitaplar, üretilen şarkılar gibi popüler kültür ürünü olan tüm eserler özünde bu amaca hizmet etmektedir. Bir düzeni devam ettiren, o düzene yeni köleler yetiştiren, elinde büyük bir güç barındıran en önemli kesim çocuğu olan kadınlardır. Bu yüzden şekillendirilmesi zorunlu en büyük kesim kadınlar olarak görülebilir. Kadının özgürlüğünü ilan etmesi kapitalist ataerkil düzen tarafından istenecek en son şeydir. Özellikle filmler yoluyla kadının bakılan/kullanılan/evlenilen/terk edilen/aşağılanan/yüceltilen olarak egemen erkek tarafından şekillendirilen bir nesne olduğu vurgulanır. Kadınlar bu yaygın görüşü, izledikleri her filmde daha çok kabullenir haline gelir. Kendi bedenine dahi eril bakışla bakmaya başlar.

Kadın ve Teknoloji: İyi Kadın vs. Kötü Kadın

Teknoloji, kadını zihinsel olarak şekillendirmekle kalmaz, bedensel olarak da şekillendirir. Kadınının bedensel olarak da şekillendirilmesi Blade Runner ve Metropolis filmleri üzerinden görülebilir. Bukatman makalesinde Ross’tan alıntı yaparak bilim kurgunun erkeklerin oyun alanı olarak görüldüğünü söyler. Bu tür filmler erkeklerin kendi hayal dünyalarında yazıp oynadıkları bir kurgu olarak görülür.  Feminist bir bakış açısıyla incelendiğinde, bilim kurgu ve cyberpunk filmlerinde öteki olan kadın olarak tanımlanabilir.

Bilim kurgu ve cyberpunk filmlerinde de kadın temsili aslında ağdalı melodramlardan çok da farklı değildir.

Metropolis

Metropolis filminde yer alan belli başlı kadın arketiplerini ele aldığımızda ortaya çıkan tablo şu şekilde özetlenebilir:

İyi Maria/Bakire Meryem Arketipi: İyi, sevecen, yardımsever, sevilen

Kötü Maria/Robot : Yaratılan, baştan çıkarıcı, yoldan çıkaran,kandıran kadın

Özüne inildiğinde iyi ve kötü Maria tek bir kadını temsil ettiği söylenebilir.  Kadın iki yönlüdür ancak ataerkil toplumun dayatması kadını mutlak iyiliğe ya da mutlak kötülüğe iter. Kadın siyah ya da beyaz, temiz ya da kirli tanımlarına hapsedilir.

Metropolis filminde teknolojinin erkeği, doğanın ise kadını temsil ettiğini varsayarsak, teknoloji rolü üstlenen erkeğin kadını kontrol altına almaya çalıştığını, yeniden yarattığını, şekillendirdiğini ve kullandığını görebiliriz.

Filmde zevk ve sefaya düşkün burjuvaların eğlence hayatının güzelliğini vurgulamak amacıyla da bir kez daha nesneleştirilen kadınlar kullanılmıştır. Erkek için kadın bir eğlence aracıdır ve eğlence “erkeğe ait bir eylemdir.”

Şehvetini, dişiliğini kullanan kötü Maria’nın işçiler tarafından yakalanıp yakılmasıyla, film Bakire Meryem imajının geçerliliğini doğrulamış olur.

Blade Runner

Rachael: Replicant, masum, korunması gereken, güzel, sevilen, saf.

Erkeğin iradesine boyun eğen, sistemin istediği sınırlarda yaşayan replicant kadın

Pris (2. Replicant): Erkek üzerinde dişiliğini kullanan, Deckard’ı bacaklarının arasında boğmaya çalışan (cinsel gönderme), kötü, sevilmeyen replicant kadın.

İki filmde de ortak olarak gördüğümüz temel mesaj, kadın cinselliğinin erkek üzerindeki ölümcüllüğü şeklinde yorumlanabilir.

İyi ve sevilen Rachael’ın kurtarılması ve kötü replicantın (Pris) öldürülmesiyle ataerkil toplum tarafından kabul edilen kadın imajının saf/boyun eğen kadın oluşu doğrulanır.

Bir melodram kadar kadın temsilinin sorunlu olduğu bilim kurgu ve cyberpunk eserler, düzeni devam ettirmeye çanak tutabiliyor. Bu noktada karşımıza çıkan trajik manzara ise replicant ya da robot oluşu kadın için fark etmeksizin, dişi olarak tanımlanan her şey eril kontrolün altında olmaya zorlanıyor oluşu diyebiliriz.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi