Şu günlerde Blade Runner 2049 hakkında, ne kadar muhteşem bir yapım olduğunu, kült mertebesinde olan ilk filmin de hakkını veren bir devam filmi olduğunu ve filmin muhteşem sinematografisini konuşmamız gerekirken konuştuğumuz konu ne yazık ki; sinema sanatının kanseri: Sansür. Blade Runner 2049 belki de yılın en muhteşem filmi ama sansür rezaleti düzeltilene kadar filmi asla sinemada izlemeyeceğim.

Tahmin edebileceğiniz gibi filmi henüz izlemedim. Sansür rezaleti konusunda filmin dağıtımcısı Sony Pictures geri adım atmadığı sürece de filmi asla sinemada izlemeyeceğim. İzleyen arkadaşlarımız –sansür meselesini şimdilik bir kenara bırakırsak- filmin çok iyi olduğunu söylüyor. Yanlış anlaşılmasın sansür meselesini bir kenara bırakmışlığımız yok, sadece bu sansür rezilliği yüzünden çok uzun zamandır beklediğim ve inanılmaz bir merak ettiğim bir filmin çok beğenildiği haberlerine sevinemedim. Blade Runner benim için sinema tarihinde bambaşka yeri olan bir film. İlk çekildiği yıllarda felsefesi ve etkisi tam olarak anlaşılamayan fakat tabiri caizse yıllandıkça değeri anlaşılan, hatta bana göre hala tam olarak hak ettiği değeri göremeyen kült bir film. İşte bu kadar sevdiğim ve etkilendiğim bir filmin devam filminin çekilmesi haberlerine hem büyük bir korku, hem de merakla yaklaşmıştım. Ridley Scott filmin dümenini bana göre son zamanlarda Hollywood’dan çıkan en yetenekli ve vizyonlu yönetmen olan, Sicario, Incendies ve Arrival’dan tanıdığımız Dennis Villenueve’ya emanet etmişti. Oyuncu kadrosunda Ryan Gosling, Jared Leto, Robin Wright ve tabii ki Harrison Ford gibi isimler vardı. Görseller, müzikler, fragmanlar düşmeye başladıkça heyecanım giderek arttı, Blade Runner 2049 benim için yılın en önemli sinema olayı haline gelmişti. Hayal kırıklığına uğramamak için ne kadar beklentimi düşürmeye çalışsam da düşüremedim ve sonunda Blade Runner 2049 geldi çattı. Basın gösterimine giden arkadaşlara daha filmin nasıl olduğunu bile soramadan, Burak Göral’ın attığı tweetten anlaşıldı ki, film sansürlenmişti. Olayın sıcaklığıyla sansürün hangi kanal üzerinden uygulandığı hakkında internette büyük bir bilgi kirliliği yaşandı. İlk ve doğal olarak oklar iktidara döndü. Ben insanların ilk olarak bu tepkiyi vermelerini asla yadırgamıyorum, çünkü uzun uzun konuşmamıza gerek yok. Halimiz ortada. Daha sonra sansürün, aslında oto sansür olduğu ortaya çıktı. Bu sefer oklar filmin yapımcısı Warner Bros. firmasına yöneldi fakat sonunda oto sansürün filmin dağıtımcısı Sony Pictures tarafından uygulandığı ortaya çıktı. Filme uygulanan oto sansür, sahne kesme şeklinde değil, replikantların üretimi sırasında anadan üryan bir şekilde doğdukları kısımları zoom yaparak veya başka bir noktaya odaklanarak kesmişler ki bu da o sahnelerde görselliğin rezil olması anlamına geliyor. Filmi izleyen arkadaşlarımızdan duyduğumuza göre; sansürlenen sahneler hikayeye ve hikayenin devamlılığına pek etki etmiyor ama insanı şoka uğratan bir görsel rezalet ortaya çıkıyor. Bu rezilliğin üstüne birçok sinemasever, sinema salonlarını terk etmiş. Yeri gelmişken belirtmek gerekiyor; filmdeki sansür olayı patlak verir vermez SİYAD tarafından Blade Runner 2049’un  Türkiye’de sansürlü versiyonu ile gösterilmesini kınadığı ve hatadan dönülmesi gerektiğini belirttiği bir açıklama yayınlandı. SİYAD, Sony Pictures’a yazdığı açık mektupta bunun Türkiye’deki sinema seyircilerine hakaret olduğunu belirtti.

Blade Runner 2049 - filmloverss

Peki Neden Blade Runner 2049 Ülkemizde Sansürlü Olarak Gösterime Girdi?

Filmdeki sansüre tepkiler artınca Sony Pictures bir açıklama yapmak zorunda kaldı: “Bazı bölgelerde Sony Pictures yerel kültüre saygısından ötürü filmin hafifçe değiştirilmiş bir versiyonunu piyasaya sürmüştür.” denilen açıklamada uygulanan sansür doğrulanırken yerel kültür nedeniyle böyle bir sansürün uygulandığı belirtildi. Yerel kültür? Hangi yerel kültür? Bu bir filmin ‘’Ahlak’’ sansürü yemesidir. Bizim de bu soruyu sormamız gerekir. ‘’Hangi ahlak, hangi genel ahlak? Çıplaklık ne zamandan beri ahlaksızlık oldu?’’ Ya da bu sansürün sebebi salt çıplaklığın yanında, replikantların yaradılışı sahnesinde yaradılış ve tanrılaşma meselesi mi? Ben salt çıplaklıktan ziyade asıl sansür sebebinde bu konunun da büyük bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Bu da bizi bu filmin aslında neden sansürlendiği konusundaki asıl cevaba getiriyor: Büyük yapımcı ve dağıtımcı firmalar bizi artık hepten Ortadoğu ülkesi olarak görüyor.

Bu filmin sansürlenmesinin iki temel sebebi var. İlki; sosyolojik bir sebep. Son on beş yılda politik ve sosyolojik olarak ülkede yaşananlar sebebiyle artık imajımızın Ortadoğu ülkesi şeklinde konumlanması. İkincisi de; ekonomik sebep. Ülkedeki ‘’Ahlak’’ anlayışımız o kadar muazzam bir aşamaya ulaştı ki, artık en ufak bir seks sahnesinde ya da çıplaklıkta ülkemize gelen filmler yaş sınırına takılıyor. İşe tam burda Sony Pictures bana göre bir yanlış okuma yaptı. Yaş sınırına takılmamak için çıplaklık ve yaradılış sahnelerinin üzerinde ‘’Yerel kültürümüze saygısından’’ ötürü oynadı. Yaş sınırına takılmamak için amiyane tabirle yaptıkları sinsilik ters tepti. Olayın içinde sansür olduğunda başka bir şeyi zaten tartışmamıza gerek yok ama şu da bir gerçek; Sony Pictures bu ülkenin sinema seyircisinin aklıyla alay ettiği an kaybetti. Bu ülkede Blade Runner 2049 filmini izleyecek kitle zaten belli ve bu kitle sinema bilgisi konusunda oldukça niş bir kitle. İki üç tane genç çocuk da filmi izlesin diye kendi kendilerine ahlakımızı kurtarmaya çalışmalarıyla ben ve benim gibi birçok seyircilerini kaybettiler. Para tabii ki önemli ama bir stüdyonun kendi eliyle kendi filmini rezil etmesi akıl alacak bir durum değil. Çok merak ediyorum acaba filmin orasını burasını kestikten sonra oturup izlediler mi? Yazık.

Sony Pictures bu meselede kraldan çok kralcılık yapmıştır ve en büyük suçlu kendisidir. Fakat Sony Pictures’ın bu hareketi neden yaptığını düşünmeden sadece firmayı suçlarsak elimize hiçbir şey geçmez. Ne yazık ki ülkemiz her alanda olduğu gibi büyük sinema şirketleri arasında da bir Ortadoğu ülkesi olarak görülüyor. Son on beş yılda her alanda yaşadığımız gerileme sinema sektörüne de sirayet etmiş durumda. Önceden devlet eliyle uygulanan sansür bile artık direk yapımcılar tarafından uygulanan otosansüre dönüşmüş durumda. Yılın en çok beklediğim filmi Blade Runner 2049’a uygulanan sansür kalkmadan filmi sinemada izlemeyeceğim. ‘’Sen tek başına gitsen ne olur, gitmesen ne olur?’’ diyebilirsiniz, olsun. Elimden gelen bu. En azından tarafımı belli ederim. Eğer ses çıkarmazsak, direnmezsek yavaş yavaş sinema keyfimiz de elimizden alınacak ve bir gün uyandığımızda kendimizi beğenerek izlediğimiz distopik bir filmin içinde bulacağız. İyi seyirler.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi