Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

Natalie Portman’ın muazzam performansıyla devleştiği ve Darren Aronofsky’in yönetmen koltuğunda oturduğu 2010 yapımı Black Swan; bir karakterin karanlık tarafa geçişini ve değişimini tanımlar. Bu tanımı yaparken sanatın en etkileyici yönlerinden biri olan dansa başvurur; zarif, masum ve saf beyaz kuğu ile şehvetin ve bilinmezliğin temsilcisi siyah kuğunun bir bedende buluşmasını izlediğimiz Black Swan; Portman’ın canlandırdığı Nina karakteriyle kendisine bir kimlik bulur. Rakibiyle karşılaştığı andan sonra yavaş yavaş ‘beyaz kuğu’ gibi tanımlanan karakterinden uzaklaşan Nina; hırsın ve rekabetin gücüyle karanlık tarafın yolunu tutar. Nina’nın annesiyle ilişkisinden, bale hocasıyla arasında yaşanan gerilimli durumlara varıncaya kadar birçok etkenle dönüşümünü gerçekleştirir. Hırsın ve tutkunun karanlık gücünün etkisinde; bazı saplantılar içinde olan ve karanlık bir çukura doğru düştüğünün dahi farkına varmayan Nina, hayatının en iyi performansını sergilemek adına mükemmelin peşinde koşmaktadır. Vasatı hiç bir şekilde kabul etmeyen Nina koştukça da daha fazla tökezlemektedir, çünkü hayat onun geçtiği karanlık tarafta daha zorludur. Güçlü hırsların gölgesinde yitirilen hayatları, kaybedilenleri anlatarak hafızalarımızın derinliklerinden çıkaracağımız insanlığın tükendiği kavramları bizlere hatırlatan; rahatsız edici atmosferiyle izleyicileri etkileyen Black Swan sevenlerin izlemesi gereken 10 filmi sıraladık.

Black Swan Sevenlerin İzlemesi Gereken 10 Film

A Beautiful Mind – 2001

a-beautiful-mind-filmloverss

John Forbes Nash Jr., genç yaşında oyun teorisi üzerine geliştirdiği kuramlarla matematik dünyasının bir numaralı ismi haline gelir. Fakat kısa süre sonra; başarının ve hayatının ona sunduğu bencillik ve kendine olan aşırı güveni sonucu bazı problemlerle yüz yüze gelen John, artık baş edemeyeceği bir hayata doğru yola çıkmıştır bile.  Hayatının önemli bir bölümünde şizofreniyle boğuşan, 1994 yılında Nobel Ekonomi Ödülü’yle buluşan John Forbes Nash’ın hikayesinin anlatıldığı, Ron Howard’ı ise yönetmen koltuğunda gördüğümüz film A Beautiful Mind; zorlu engellere rağmen başarıyla buluşan Nash’ın mücadelesini konu alır.

Mulholland Dr. – 2001

mulholland-drive-filmloverss

Sürrealizm kıyılarında dolaşan ve sinemanın en anlaşılması güç yönetmenlerden biri olan David Lynch’in hikayelerinden biri olan Mulholland Drive; insanı sürükleyen kabuslar, rüyalar ve hayaller üzerinden olay örgüsünü kurar. Oldukça karmaşık olan bu örgü, kimi zaman gerçekten saparak düşe kıvrılır; kimi zaman ise görünen ile görünmeyen arasında farklı yollar sunar. İnsanın bilinç altına yolculuk yapan ve bizi kaybolacağımız bir yolculuğa hapsederek, muazzam bir bilmecenin ortasına bırakan film; Lynch’in gözünden gerçek üstü bir yapım!

Secret Window – 2004

secret-window-filmloverss

Başarılı yazar Mort Rainey en sevdiği koltuğunun üzerinde günde 15 saat uyumaktadır; acı verici bir boşanmanın ortasındadır ve bu ayrılığa ilişkin her şey çirkin ve tatsız bir hal almıştır. Bu durum tüm enerjisini elinden almış ve yaratıcılığını alıp götürmüştür. Mort Rainey kendisini tek bir satır bile yazamayacak duruma getiren büyük çaplı bir yazamama sendromuyla baş başa kalmıştır. Sonra bir gün, işler artık daha da kötüleşemez gibi görünürken, John Shooter adında bir yabancı Rainey’nin kapısına gelir ve onu kendi hikâaelerini çalmakla suçlar ve bunun telafisini bekler…

Limitless – 2011

limitless-filmloverss

Hep daha fazlasını istemek ve bu uğurda kendinden bile vazgeçecek duruma gelmek… Başarısız New Yorklu bir yazar olan Eddie’nin günün birinde eski bir arkadaşıyla karşılaşmasıyla tüm hayatı değişir. Arkadaşı Eddie’yi onu beynin tüm kapasitesini kullanmasını sağlayacak bir ilaçla tanıştırır. Böylece kendisinin kusursuz bir versiyonuna dönüşmüştür artık. Aldığı ilaç sayesinde paraya, akla, çekiciliğe sahip olan Eddie, kısa bir süre sonra sonsuz güce bedelsiz sahip olunamayacağını fark eder ve yavaş yavaş kaybettikleriyle yüzleşmeye başlar.

The Double – 2013

the-double-filmloverss

İplerle kontrol edilen bir çocuk olmak istemiyorum.

Yazıldığı yıllarda sert eleştirilere maruz bırakılan Dostoyevski’nin Öteki (orijinal adıyla Dvojnik) adlı kitabının harika bir uyarlaması olan Kanada yapımı The Double’ın yönetmen koltuğunda Richard Ayaode oturuyor. Dostoyevski’nin o karanlık dünyasını çok başarılı bir şekilde izleyiciye yansıtan film, adeta Dostoyevski edebiyatından alışık olduğumuz atmosfere bizleri çekiyor. Zamanını anlamadığımız bir dönemde iki farklı karakter tek bir adam ve güzel bir kadın etrafında dönen hikaye; Simon James’in kendisi ve ötekisiyle girdiği mücadeleyi etkileyici bir şekilde ele alıyor. Olduğun ve olmak istediğin iki karakteri bir bedende buluşturan, Simon James’e ve James Simon’a hayat veren Jesse Eisenberg, her iki karakterinde üstesinden başarıyla geliyor.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi