Bana göre diziler tarihine şimdiden damgasını vurmuş olan Black Mirror, uzun süren bekleyişimizin ardından yeni sezonuyla geri döndü. Black Mirror 4. Sezon 1. Bölüm ”USS Callister” incelemesi ile karşınızdayız.

Black Mirror’ın ilk bölümü The National Anthem’i izledikten sonra hissettiklerim hala inanılmaz canlı bir şekilde zihnimde. Tabiri caiz ise kelimenin tam anlamıyla dumur olmuştum. Adeta birilerinin amiyane tabirle birkaç bölümle tüm dünyaya ayar vermeye, dizi böyle yapılır demeye gelmiş olduğunu düşünmüştüm.  Daha sonra tüm dünya gibi benim de Black Mirror serüvenim aralıksız devam etti. Tüm bölümleri muhteşem alt metinlere sahip ve bir film niteliğinde ayrı kurguya sahip Black Mirror, geleceğin insanına ve yaşam normlarına fütüristik yaklaşımlar getirip, aslında teknolojiyle bütünleşmiş ve teknolojiyle dönüşen yaşamların geleceğini distopik bir dille anlatır.

Hikayedeki teknoloji çeşitliliği değişse de Black Mirror’ın temel derdi hep aynıydı: Teknolojinin durdurulamaz yükselişi ve yanlış kişilerin eline geçmesi insanlığı distopik bir dünyaya doğru sürüklüyor.

Black Mirror’ın yeni sezonunun ilk bölümü olan USS Callister, bir Star Trek parodisi. Bölüm, ortaya çıkış fikri ve Star Trek gibi bir materyale sırtını dayaması sebebiyle efsanevi bir Black Mirror bölümü olabilecekken ne yazık ki bu şansı elinin tersiyle itiyor ve Black Mirror antolojisinde zayıf bölümlerden biri olarak yerini alıyor.

USS Callister, yapısı itibariyle pek de spoiler içeren bir bölüm değil. Ben de bölümü elimden geldiğince spoiler olmadan değerlendirmeye çalışacağım ama bazı yerlerde spoiler vermekten başka çarem kalmayabilir.

Sanal Gerçeklik Üzerinden Bir Star Trek Parodisi: USS Callister

blackmirror-Filmloverss

Bölüm Star Trek hayranlarını oldukça mutlu edecek bir şekilde başlıyor-Star Trek dizide Space Fleet olarak geçiyor. Breaking Bad, Black Mass, Fargo gibi yapımlarda yer almış Jesse Plemons, USS Callister uzay gemisinin kaptanı olarak karşımıza çıkıyor. Yani Kaptan Daley. Daley her kelimeyi, Kaptan Kirk’ü kıskandıracak biçimde komik bir hava ile konuşarak, diziye etkileyici bir parodi girişi yapıyor. Daha sonra ise bu tip yapımlarda çeşitlilikleri artık bir klişe haline gelen ekip üyelerini görüyoruz. Tabii ki Black Mirror’a hakim izleyici, daha ilk sahneden bu ortamın sanal gerçeklik olduğunu aşağı yukarı tahmin edebiliyor. Tahminlerimiz doğru çıkıyor. İlk sekansımızın başroldeki Daley’nin kodlarını yazdığı sanal gerçeklik oyunu Infinity’den olduğu ortaya çıkıyor. Daley, Callister şirketinin CTO’su. Aynı zamanda Infinity oyununun kod yazarı. Böyle söyleyince Daley’i oldukça cool ve başarılı bir tip zannedebilirsiniz ama tam aksine Daley sosyal ilişkilerinde oldukça başarısız, şirkette kendisiyle sürekli dalga geçilen ve özgüven sorunu olan bir tip. Şirkette kendisiyle dalga geçen ve onu ciddiye almayan tipleri tek tek gördükçe, bu tiplerin Daley’nin oyunundaki USS Callister gemisinin mürettebatı olduğunu anlıyoruz. Bu oyuna kafaya takılan bir çip sayesinde giriş yapılabiliyor. Tam bir nerd ve Space Fleet hayranı olan Daley zorbalıklardan bunalmış ve kendisine Infinity’de alternatif bir gerçeklik yaratmış. Gerçek hayatta kendisine zorbalık yapan herkes, sanal gerçeklikte kendisine hayran karakterler. Daha doğrusu bir yere kadar böyle zannediyoruz ama bölüme How I Meet Your Mother dizisinde anne olarak tanıdığımız Cristin Milioti’nin girişiyle, bu meseleyle de dahil tüm bölümün çözülme aşaması başlıyor. Callister şirketine mühendis olarak başlayan Nanette, Daley’e Infınity’nin kodunu yazdığı için hayran. Daley de bu ilgiden hoşlanmaya başlamışken, Westworld dizisinden tanıdığımız Jimmi Simpson, şirketin CEO’su Walton rolüyle araya girip bu ilgiyi kendine çevirmeye çalışıyor. Bu durumun üstüne Daley, akşam oyundayken mürettebatında olan Walton’a gerekli cezayı veriyor. Söylediğim gibi diziyi buraya kadar Daley’le empati kurarak, gerçek hayattaki zorbalara hakettikleri dersi sanal gerçeklikte verdiğini düşünerek izliyoruz. Fakat daha sonra Daley’nin Nanette’i oyuna almasından anlıyoruz ki; USS Callister gemisindeki tüm mürettebat ”Sanal Klonlama” ile oluşturulmuş. Gerçek hayatta bu insanların DNA’ları kullanılarak Infinity oyununun içine kopyalanıyorlar ve sanal gerçeklikteyken bu durumun farkındalar. Bu dakikadan sonra anlıyoruz ki mürettebatın Kaptan Daley’e olan bağlılığı hayranlıktan değil, korkudan. Çünkü bu oyunun kod yazarı, bu dünyanın sahibi, kuralları koyan kişi Daley. Dizinin başında kendimizi Daley’nin yerine koyarken, bundan sonraki süreçte kendimizi mürettebatın yerine koyup, onların bu kıskaçtan kurtulmalarını istiyoruz. Aslında bu hareket Star Trek teması ve dizinin oldukça komik olmasıyla birlikte bölümün beğendiğim üç hareketinden biri. Fakat ne bu hareket, ne de diğerleri dizinin kurtuluşa giden yolda klişelere batmasına engel olamıyor. Bir ara Daley’nin başlarda sözünü dinlemeyen Walton’ı nasıl kendisine bağladığı konusu dramatik olarak diziyi yükseltecek gibi oluyor ama ne yazık ki o da yeterli etkiyi yaratamıyor.

Black Mirror’ın yeni sezonun ilk bölüm olarak bu bölümü tercih etmesini anlayabiliyorum ama keşke bölümü daha iyi kotarabilselerdi diyorum. Sonuç olarak; söylediğim gibi efsanevi olabilecek bir bölümken oldukça tahmin edilebilir şekilde ilerleyip, Black Mirror felsefesine uygun bitmeyen sonuyla sınıfta kalıyor ve dizi tarihinin zayıf bölümlerinden biri olarak antolojideki yerini alıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi