33. İstanbul Film Festivali yaklaştıkça heyecanımız artıyor, film listelerimiz son şeklini alıyor. Bu noktada birçok sinemaseverlerin festivali sadece film izlenen bir aktivite olarak görmesi dikkatimi çeken önemli bir nokta. İKSV her yıl olduğu gibi bu yıl da festivali, filmlerin yanı sıra önemli etkinliklerle zenginleştirmiş durumda. Bu etkinliklerin sinemayı sadece izlemeye dayalı bir aktivite olmaktan çıkarıp insanları bir araya getirme ve tartışma imkanı yaratması, “festival ruhu”nun yakalanması yönünde önemli bir adım olarak görülmeli. Özellikle Türk sinemasının 100. yılını kutladığımız şu günlerde Türk sinema retrospektifinin yanı sıra zengin söyleşilerle renklenecek olan festival, sinema aşıklarına bu ruhun yakalanması için önemli bir fırsat sunuyor. Birçok etkinliğin –maalesef- hafta içi gündüz seanslarına denk gelmesi bizleri zor durumda bırakacak olsa da özellikle sinemaya ilgi duyan gençlerin bu etkinliklere katılımının görece daha rahat olacağı kanısındayım.

Şüphesiz ki festivalin en heyecan verici konuklarından biri, son dönem İran sinemasının en iyi yönetmenlerinden Asghar Farhadi. Uluslararası yarışmada jüri başkanlığı yapacak olan ünlü sinema adamı, 14 Nisan Pazartesi günü saat 16.30’da Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi’nde bir sinema dersi düzenleyecek. Geçtiğimiz yıl Altın Portakal’a katılan ve sinema anlayışıyla ilgili düşüncelerini paylaşan Farhadi, vereceği sinema dersi ile izleyicilerin de ufkunu genişletmeyi hedefliyor. Yılmaz Güney ve Nuri Bilge Ceylan filmlerine duyduğu hayranlığı dile getiren Farhadi’nin dersi için önceden rezervasyon yapılması tavsiye ediliyor.

Son yıllarda Türk dizilerinin, Türkiye’ye yakın ülkelerde oldukça ilgi gördüğü artık bilinen bir gerçek. Kimilerince küçümsenen kimilerince ise hayatın merkezine yerleştirilen diziler, yakın çevremizde olduğu kadar bize yakın ülkelerde de tartışmalara yol açıyor. Özellikle kültürlerarası iletişimin önemli bir göstergesi olarak görülebilecek bu alanı inceleyen Kıbrıslı yönetmen ve gazeteci Maria Paschalidou’nun “Kısmet” filmi, televizyona sinema yoluyla bakan bir anlayışın da temsilcisi. Zehra Çelenk’in moderatörlüğünde yönetmenle yapılacak olan söyleşi, 16 Nisan Çarşamba günü saat 15.00’te Akbank Sanat’ta gerçekleştirilecek. (Türk dizilerini izlemediğini iddia edenleri ifşa edeceğiz!)

Giriş paragrafında belirttiğim gibi bu yılki festival, Türk sinemasının tartışılması yönünde önemli bir misyon üstlenmiş durumda. “Türkiye’de Sinemada Neler Oluyor?” başlıklı söyleşi dizisi de doyurucu bir tartışma alanı vaat ediyor. Bu bölümde komedi, belgesel, fantastik, korku gibi son dönemde sınırları konusunda tartışmaların arttığı tür sineması üzerine yapılacak söyleşilerin yanı sıra sinemamızın kitsch, queer kavramlarıyla birlikte video art ile olan ilişkisi de ele alınacak. Böylece geçmişten günümüze sinemamızın yol haritasını çizmekle kalmayıp yeni bir şeyler söylemeyi vaat eden söyleşi dizisi, 5-16 Nisan tarihleri arasında İstanbul Modern’de gerçekleştirilecek. (Panellerle ilgili ayrıntılı bilgi festival kataloğunda ve film.iksv.org adresinde yer alacak)

Manaki Kardeşler

Balkanların ilk sinemacıları olmaları iddialarından tutun da Türk olduklarına kadar çeşitli yaftalarla anılan Manaki Kardeşler, restore edilmiş filmleriyle Altın Portakal’dan sonra İstanbul Film Festivali’nde de izleyiciyle buluşacak. 20. yüzyılın başında çektikleri filmlerin ancak 90’lı yıllarda tanınması nedeniyle değerleri oldukça geç keşfedilen Manakiler, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde yaptıkları filmlerle bir döneme ışık tutmakla kalmayıp kendi sinema anlayışlarını ve üsluplarını yaratmayı başarmışlardır. Film gösterimi ile Makedonya Sinematek Film Arşivi Direktörü Igor Stardelov ve yazar Sula Boziş’in Manaki Kardeşlerin kültür mirası üzerine konuşacakları söyleşi, 12 Nisan Cumartesi günü saat 16.00’da İstanbul Modern’de gerçekleştirilecek

Ülkemizde sinema camiasını bir süre meşgul eden Milli Sinema, Ulusal Sinema gibi konular, sinemada hikaye anlatımı ya da üslup konusunda değişik açılımlara yol açmıştır. “Sinema Yoluyla Bir Millet Yaratmak” isimli söyleşi ise Alman sinemasının ilk dönemlerini ele alarak toplumsal olaylar ve sinema arasındaki bağlantıyı inceleyecek. Alman Dışavurumculuğu’nun, I. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında Almanya’nın içine girdiği krizi yansıtan bir anlayışın temsilcisi olduğu sıkça dile getirilirken bu tarzın başyapıtı olarak sıkça Robert Wiene’nin “Dr. Caligari’nin Muayenehanesi” (Das Kabinett des Doktor Caligari) filmi gösterilir. Wiene’nin filmi üzerine hazırlanan ve Rüdiger Suchsland’ın yönettiği “Caligari, Korku Sinemaya Geldiğinde” (Caligari – Wie der Horror ins Kino kam) belgeseli ile birlikte Weimar Cumhuriyeti döneminde,  Nasyonal Sosyalizm’e birkaç yıl kala çekilen -Robert-Kurt Siodmak, Edward G. Ulmer, Billy Wilder ve Fred Zinnemann gibi usta ellerden çıkan- “Bir Pazar Günü” (Menschen am Sonntag) filminin gösterileceği etkinlik, sinemanın toplumu ne ölçüde yansıtabileceğini ve bunun üzerinden nasıl bir dil oluşturabileceğini sorgulayacak. Etkinlik 13 Nisan Pazar günü saat 17.00’de İstanbul Modern’de düzenlenecek.

Ve müzik… Bu yaz İstanbul’a uğrayacak olan folk ve country müziğin efsane ismi Neil Young, şüphesiz müzikseverler tarafından heyecanla bekleniyor. Bu heyecanı dindirmek (belki de artırmak) için festivalin Neil Young ile ilgili çifte etkinliğine dikkat çekmekte fayda var. 9 Nisan Salı günü saat 19.00’da Atlas Sineması 2. salonda gösterilecek olan Jonathan Demme imzalı “Neil Young’un Bavulundan Şarkılar” (Neil Young Trunk Show) filminin ardından saat 22.00’de Hard Rock Cafe’de bir Neil Young gecesi düzenlenecek.  Yekta Kopan, Aylin Aslım gibi isimlerin DJ’lik yapacağı ve Young’un kendi şarkılarından ve etkilediği müzisyenlerin eserlerinden oluşacak bir seçki, sinemaseverleri müzikle buluşturacak. Müzik belgesellerini sevenlere ve bu sevgiyi bir adım öteye taşımak isteyenlere duyurulur.

[youtube video_id=”rSycSBYHitc” width=”600″ height=”350″]

İstanbul Film Festivali etkinlikleri, özellikle seans aralarında farklı bir soluk almak ama yine de sinemadan kopmak istemeyenler için farklı anlayışları keşfetme imkanı sunuyor. En önemlisi karanlık salonlardaki biraradalığımızın yanında birbirimizi tanıma ve birleştirme imkanı sunuyor. Kaçırmayın derim!

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi