Kolonileşmenin dayatmalarıyla başlayan ve günümüzün küresel dünyasının tek tipleşme hayaline terk edilen insan yaşamı tekrara düşmüş düzenmiş gibi savunuluyor. Sistem çocuğu giderek daha da erken yaşta köleleştirirken mutluluğu sunmuyor fakat vaad ediyor. Çocuktan beklenti ise bir an önce büyümesi ve pursuit of happiness (mutluluk takibi) yarışına erkenden başlayıp sisteme ayak uydurabilmesi. Çocukluğun en büyük ayrıcalığı hayal dünyası da bunun yegâne kurbanı. Oysaki hayal gücü insanlığı, tarihini ve kültürel birikimini yaratan ana unsur. İnsanlık tarihine bakıldığında, izole uygarlıklar arketipler ışığında efsanelere, masallara imza attı ve bunları hayal gücünün gerçekçiliğinde başarabildiler. Bugün ise dünyeviyi katlanılabilen kılanın fedası söz konusu. İnsanın bilinçaltının kapatılması mümkün değil. Bilincin üstüne ve daha da fazlasına açılmamızı sağlayan en büyük yeteneğimiz bizi insanlığımız için kullanılabileceği gibi sistemin hayatta kalma savaşında aleyhimize çevrilebilecek bir silâh da.

Meksika’dan çıkan ‘Sinemanın 3 Amigosu’ Alfonso Cuarón, Guillermo del Toro ve Alejandro González Iñárritu mitolojinin, insanın ve insanî yönlerinin köklerinden bireyin yaşamındaki ‘çağlara’ bakabilen eserleri ortaya koydular. İlk evre yani çocuklukta, hayal dünyasını gerçekliğe karşı bir silâh gibi kullanan ve bu sayede hayatta kalmayı başarabilen Sara’nın öyküsüne Cuarón odaklanırken del Toro kız çocuğu Ofelia üzerinden büyümenin ve erişkinliğin yıkıcılığını mitolojiyle betimleyerek anlattı. Iñárritu ise hayal gücünün sistemde var olmayı, kendini kanıtlamayı saplantı haline getirmiş aktör Riggan’ın alter egosunun elinde tuttuğu bir silâh olarak tasvir etti. 3 Amigo’nun hayal gücünü ve farklı yaş dilimlerinde ortaya çıkış biçimlerini anlattığı üç bağımsız eser, yaşam süreci içinde zaman dilimlerine oturarak insanı ve hayal gücüyle olan iletişimini ortaya koyuyor.

Çocukluk: Çemberin Dışına Çıkmak

a-little-princess-filmloverss

Hindu mitolojisinin en bilinen eserlerinden biri olan Ramayana Efsanesi Rama’nın sevgili karısı Siya’yı kurtarma hikâyesini anlatır. Mitolojinin ortak temalarından çokça faydalanan efsane ise Küçük Prenses Sara’nın (A Little Princess) okul arkadaşlarıyla paylaştığı bir hikâye halini alır. Doğduğu Hindistan’dan 1. Dünya Savaşı’na katılacak babası yüzünden ayrılmak zorunda kalan Sara’nın toprağına, çocukluğuna tutunma biçimidir. Hikâye anlatıcısı olarak bir rolü vardır fakat bundan öte efsaneyi gerçek kılan ve onun paralel bir yaşam çizgisi çizen birine dönüşür.  Doğduğu toprakları, babasını ve maddi varlığını kaybetmesine rağmen onu ayakta tutan güç budur; hayal gücüyle kendini baştan yaratması. Sadece kendini değil, herkesi bir prenses olarak görmesinin sebebi ise bütün kadınların kendilerini yarattıkları düşünceleriyle var edebileceğine inanmasıdır. Fakat ondan beklenen bu değildir; Sara da her çocuk gibi büyümek ve gerçekliğin acı tadına alışması gerekmektedir. Cuarón’un masalı gerçekliğin hayal gücünde saklı olduğunu ispat eden, her şeye rağmen bundan vazgeçmeyen ve hayatta kalabilmeyi başaran bir çocuk kadını anlatır. Cuarón az bilinen fakat çocukluğun en saf ve imrendirici tarafını Emmanuel Lubezki’nin harika görüntü yönetmenliğiyle anlatabilmeyi başarmış bir çocuk masalıdır.

Gençlik: Gerçekliğin Yıkımı

Gençlik, çocukluğun ağır ve fark edilmeyen yıkımının tozundan canlanan büyüme saplantısıdır. Çocuklar büyüme, bireyleşme ve özgürleşme arzusuyla ebeveynlerine baş kaldırırken çağlarının niteliklerini de kaybederler. Bir anlamda kurban ettikleri hayal gücü ile gerçeklik birbirinin tam zıttıdır ve birini edinebilmek için diğerinin feda edilmesi gerekir. Pan’ın Labirenti de gerçekle hayal arasında seçim yapmaya çalışan Ofelia’yı odağa alır. İç savaş sonrası Franco diktasını zaman dilimiyken, uzam gerilla savaşı içindeki ordu komutasıdır. Ofelia böyle bir gerçeklikteyken bir yandan da içindeki Prenses Moanna’yı kanıtlama savaşındadır. Ofelia’nın Pan’la olan yolculuğu serttir, can yakıcıdır çünkü ne kendini kanıtlamak kolaydır ne de içinde yaşadığı dünya ona yumuşak davranır. Gerçekliğe zıtlaşarak barışın vaad edildiği huzurlu bir dünyanın prensesi olmak ise Ofelia’nın içinde bulunduğu yıkıntıdan kurtulabilme şansıdır. Ofelia her ne kadar çocuk yaşta olsa da bir çocuğun içinde bulunmaması gereken bir uzamda olgunlaşır ve erişkinliğin çirkin yüzlerinden savaşla, canilikle tanışır. Karşısındaki seçim ise büyüktür ve kaçınılmaz olarak bir diğerinin kurban edilmesini bekler. Çocukluk yitmeye yüz tutmuş ve erişkinlik korkunç yüzünü göstermişken iki arada sıkışan Ofelia’nın yapması gereken bir seçim söz konusudur.

Erişkinlik: Egonun Sanrıları

Yetişkinlik evresinde çocukluk bakılmayan bir tarafta can çekişmektedir çünkü yaklaşan beden ve zihnin ölümü onu harekete geçirmiştir. İnsan ölümünden önce dünyaya bir iz bırakma kaygısıyla varlığını kanıtlama saplantına düşer. Fakat çocukluğun getirisi hayal gücü hiçbir zaman bilinçdışının dışında kalamaz ve kullanılmayan silâhı bireyin kişisel düşmanının eline geçer. İnsan geliştikçe egosu da payını alır, büyür ve benliğin hepsini ele geçirebilecek bir raddeye ulaşabilir. Ve daha da önemlisi, kişinin gerçeklik ve kimlik algısını kaybetmesine sebebiyet verebilir. Birdman ise başarısını kaybeden aktörün iz bırakma, kendini kanıtlama saplantısı üzerine kurulur. Riggan’ın son çırpınışı “What We Talk About When We Talk About Love” uyarlaması öncesindeki tek başarısından kalma, kendi yarattığı alter egosunun hikâyesidir. Birdman kimliği hayalin yerini bıraktığı sanrılarla zihnini bulandırır ve benliği ele geçirmeye çalışır. Birdman’i bir masal olarak göremeyiz fakat masalın tetiklediği hayal gücünün gerçekliğin avucuna düşmüş bir silâh olarak düşünebiliriz. Çocukluktaki hayali bir arkadaşın büyüdükçe hayali bir düşmana dönüşmesi gibi. Iñárritu’nun eseri kişiyi kendine ve geri kalanlara ispatlama, bireylikten toplumsal kabullenmeye uzanan var oluşu kanıtlama amacını anlatır.

İnsanın kısacık ömrü geçişleri uzun fakat anlaşılmayan çağlarıyla ayrışıyor. Kişi zaman dilimini atlarken bunu anlayamıyor belki fakat iç ve dış seslerin dikteleriyle gerçeği ve hayali tekrar ve tekrar yaratmayı başarıyor, iç içe sokabiliyor. 3 Amigo’nun filmleri bu iki zıtlığı bir araya getiren eserler. Hayal gücünü yaşamımızda ne zaman ve nasıl karşımıza çıkacağını ve bu güçlü silâhı elimizde tuttuğumuzda başarabileceklerimizi, bize doğrulduğunda ise olabilecekleri örnekliyor.

Yazıda Geçen Filmler:
A Little Princess (Küçük Prenses) – Alfonso Cuarón (1995)
El Laberinto del Fauno (Pan’ın Labirenti) – Guillermo del Toro (2006)
Birdman – or The Unexpected Virtue of Ignorance (Birdman veya Cahilliğin Umulmayan Erdemi – Alejandro González Iñárritu (2014)

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi