Four Rooms’dan Paris, je t’aime’ye kadar sinema tarihinde geçmişten günümüze birden fazla yönetmenin aynı projede buluştuğu 10 antoloji filmi sizler için derledik.

Sinema tarihinde antoloji, birden fazla yönetmenin birçok farklı hikayeyi bir araya getirerek izleyiciye aktardığı filmlere verilen genel ad olarak bilinir. Birden fazla yönetmenin imzasını taşıyan bu yapımlarda yönetmenler bir sekment yani bir bölüm yöneterek kendi vizyonlarını film içerisinde yansıtır. Projeye aynı zamanda kendi bölümlerini yazarak senarist olarak katkıda bulunan yönetmenler bazen de bu bölümlerde oyuncu olarak yer almayı tercih eder. Genellikle birbirinden farklı hikayeleri aynı bir filmde buluşturan yönetmenler, izleyene farklı bir sinema deneyimi yaşatıyor. Daha çok korku sinemasında karşımıza çıkan ama antolojilerin dram, komedi, müzikal gibi film türlerinde de hayat bularak izleyiciyi selamlıyor. Son yıllarda bu türdeki örneklerin artması üzerine sinema tarihinde, geçmişten günümüze birden fazla yönetmenin aynı projede buluştuğu 10 antoloji filmini siz değerli okuyucularımız için derledik.

Birden Fazla Yönetmenin Aynı Projede Buluştuğu 10 Antoloji Filmi

The Longest Day (1962)

the-longest-say-filmloverss

1962 yılında dönemin ünlü yönetmenleri Ken Annakin, Andrew Marton, Bernhard Wicki , Gerd  Oswald  ve Darryl F. Zanuck birleşiminden ortaya çıkan The Longest Day, İkinci Dünya Savaşı’nın en önemli günlerinden biri olan Normandiya Çıkarması sırasında yaşanan olayları konu alıyor. Sinematografi ve özel efekt dallarında Oscar kazanan film, elindeki hikayeyi  detaylarla süsleyerek iyi kotarılmış bir proje olarak akıllarda kalıyor. Richard Burton, John Wayne, Sean Connery, Henry Fonda gibi dönemin ünlü oyuncularını bir araya getirerek kalabalık oyuncu kadrosunun yaratacağı dezavantajı avantaja çevirmeyi başarıyor film. 179 dakikalık süresinde Normandiya Çıkarması’nın bütün detaylarını ve çıkarmanın bütün açılarını ekranlara getiren film yönetmenlerden Ken Annakin’in İngiliz ve Fransızlar’ın yaşadıklarını anlatmasıyla, Andrew Marton’nın olaya Amerikan birlikleri tarafından bakmasıyla ve Alman yönetmen Bernhard Wicki’nin kendi devleti Almanya üzerinden ülkenin yaşadıklarını ekrana yansıtmasıyla olaya birçok açıdan bakarak çıkarma hakkında daha fazla bilgi sahibi olmamızı sağlıyor. Olayları dakika dakika müthiş bir estetik kaygıyla izleyiciye aktaran film, tarihi olayları konu edinmiş film izlemek isteyenler için adeta biçilmiş bir kaftan.

Twilight Zone: The Movie (1983)

twilight-zone-the-movie-filmloverss

Bilim kurgu, korku ve gerilim öğelerini barındırmasıyla kendisinden sonra gelen birçok yapıma ilham olan Twilight Zone ya da bilinen ismiyle Alacakaranlık Kuşağı’nın televizyondaki macerasından sonra Twilight Zone: The Movie isimli film sayesinde sinemada yer buluyor. Dizinin film versiyonu Joe Dante, John Landis, George Miller ve Steven Spielberg olmak üzere dört usta yönetmenin bir araya gelişinden yeni bir form kazanıyor. Televizyon dizisinden farklı olarak renkli çekilen bu film, dizideki mistik havasını korumayı başararak başarılı bir atmosferi izleyici ile buluşturuyor. Gerek yönetmenlerin hayal gücü gerek yaptığı göndermelerle dizi versiyonunu aratmayan film, özellikle Joe Dante’nin yönettiği bölümdeki hikaye sayesinde izleyiciyi filmin içerisine daha çok çekmeyi başarıyor. Dizi versiyonunda her bölümün farklı bir hikaye anlatmasının yarattığı avantajı Twilight Zone: The Movie’de sonuna kadar kullanan yönetmenler hikayeler arasındaki geçişi rahatlıkla ekrana aktarıyorlar ve kendi yorumlarını istedikleri gibi filmde yer verme şansına erişiyorlar. Bu sayede ortaya dizi uyarlamasına sadık kalan aynı zamanda özgün bir yorum olarak karşımıza çıkan film, dizinin hayranlarını da memnun eden bir proje olarak izleyiciyi selamlıyor.

Four Rooms (1995)

4-rooms-filmloverss

Ünlü yönetmen Quentin Tarantino ile birlikte Allison Anders, Alexandre Rockwell ve Robert Rodriguez’in bir araya gelerek kamera arkasına geçtiği Four Rooms, her birinin kendi yazdığı ve yönettiği dört kısa filmden oluşuyor. Olayları komedi türünden ele alan Four Rooms, yeni işe giren Ted’in yılbaşı başı arifesinde küçük bir otelin birbirinden bağımsız dört odasında bir şekilde birbiriyle bağlantısı olan olaylara tanık olmasıyla yaşananları konu alıyor. Allison Anders tarafından yönetilen The Missing Ingredient isimli ilk bölümde iksir hazırlayan bir grup cadıyla karşılaşan, Alexandre Rockwell’in yönettiği The Wrong Man bölümünde siparişi teslim etmek üzere odaya gidip bambaşka bir şeye şahit olan, Robert Rodriguez’in yönettiği üçüncü film olan The Misbehavers bölümünde bir mafya babasının çocuklarına bakıcılık yapması istenen ve Quentin Tarantino’nın yönettiği aynı zamanda kendisinin de rol aldığı The Man from Hollywood isimli son bölümde ise burnu havada bir film yıldızı ile arkadaşlarının partisine katılması beklenen karakterlere bürünüyor kahramanımız Ted. Saçma sayılabilecek birçok olayı bir arada bulunduran film, deneysel bir çalışma olarak adından söz ettirdi ve izleyicileri filmi beğenip beğenmeme konusunda ikiye böldü.

Memories (1995)

memories-1995-filmloverss

Japon sinemasının usta yönetmenleri Kōji Morimoto, Tensai Okamura ve Katsuhiro Otomo’nun ortaklığında üç ayrı manga ve animenin bir araya getirilmesiyle oluşan Memories filmi, bir bilim kurgu antolojisi olarak izleyici karşısına çıkıyor. 2090’lı yılların başlarında bir grup maceraperestin uzayda yaşadıklarını anlatan film, ilk bölümde gül şeklinde bir yapının içine giren maceraperestlerin bir kadının olağanüstü kırılgan hayalleri içinde kaybolmasıyla başlar. İkinci bölümde yanlışlıkla test aşamasındaki bir ilacı içerek koku bombası haline dönüşen bir adamın öyküsü anlatılır ve üçüncü bölümde ise hikaye savaşın hükmettiği isimsiz bir gelecekte herkesin makineleştiği, dev bir mekanizmanın çalışması için gerekli parçaların görevini üstlendiği bir evrende geçer. Birbirinden farklı hikayeleri aynı filmde buluşturmasına rağmen sanatsal açıdan oldukça iyi bir estetiğe sahip olan Memories, anime meraklılarının izlemesi gereken yapımlardan biri olarak ön plana çıkıyor. Müzikleriyle de adından söz ettiren film, dram ve ironinin uçsuz bucaksız bir dünya olan anime türünde birleşmesiyle izleyicinin asla unutamayacağı bir yapım olarak kendini tanıtıyor.

Anlat İstanbul ( 2004)

anlat-istanbul-filmloverss

Listede Türk film olarak ön plana çıkan Anlat İstanbul Ümit Ünal, Kudret Sabancı, Selim Demirdelen, Yücel Yolcu ve Ömür Atay yönetmenliğinde 2004 yılında izleyici ile buluştu. Defalarca sinemaya ve tiyatroya uyarlanan Fareli Köyün Kavalcısı, Külkedisi, Uyuyan Güzel , Pamuk Prenses ve Kırmızı Başlıklı Kız masallarını İstanbul’da yaşayan insanların hikâyeleriyle birleştirerek günümüze uyarlayan film, birbirleriyle bağlantılı 5 ayrı öyküyü bir araya getiriyor. Bu ünlü masallardaki karakterler filmde kendinden genç bir kadınla evli olan klarnetçi Fareli Köyün Kavalcısı, öldürülen bir mafya babasının kızı Pamuk Prenses, talihsiz bir hayat kadını olan Külkedisi, hapisten yeni çıkan bir uyuşturucu kuryesi olan Kırmızı Başlıklı Kız ve yemek bulma umuduyla girdiği köşk hayali varlıklar gören bir genç olan Uyuyan Güzel şeklinde hayat bulur. Mükemmel bir oyuncu kadrosunun iyi bir hikaye ile buluştuğu film, işleyişi bakımından Türk sinemasında çıktığı zamana göre iyi bir konumda yer alıyor. Altan Erkekli, Özgü Namal, Mehmet Günsür, Erkan Can, Nejat İşler, Güven Kıraç, Fikret Kuşkan gibi iyi oyunculuların rol aldığı Anlat İstanbul, şehir temalı film içerisinde yer alarak Türkiye Sineması’nda bir farklılık yaratmasıyla izlenmeye değer bir yapım.

Paris, je t’aime (2006)

paris, je t'aime-filmloverss

Paris, je t’aime ya da bilinen ismiyle Paris, I Love You aralarında Olivier Assayas, Ethan ve Joel Coen, Wes Craven, Alfonso Cuarón, Gérard Depardieu Alexander Payne,  Tom Tykwer, Gus Van Sant gibi yönetmenlerin bulunduğu 22 farklı yönetmenin imzasını taşıyan bir segment filmi. Steve Buscemi, Juliette Binoche, Willem Dafoe, Maggie Gyllenhaal, Natalie Portman gibi oyuncuların rol aldığı film, aşıklar kenti Paris’te birbirinin ayrılmaz bir bütün olan aşk ve Paris temasını ele alıyor. Yapım aşamasının dört yıl sürdüğü film, “Paris’te aşk başkadır.” sözünü bizlere hatırlatarak aşk ve Paris’i alışılmadık bir tarzda ele alıyor. Aynı zamanda kentin çeşitli yerlerinde geçen farklı yaşam kesitlerini izleyiciye sunan film, Paris’in günümüzdeki modern halini beyazperdede izleyici ile buluşturuyor. Paris’te yaşayanların ya da daha önce Paris’e gitmiş olanların şehre bir kez daha aşık olmasını sağlayan ve daha önce Paris hiç gitmemiş olanların ise şehre gitme isteğini ortaya çıkaran Paris, je t’aime, iki saatlik macerasında hayal kurmanızı sağlayarak “ Acaba Paris’te aşık olduğum insanla nasıl bir hayatım olurdu ?” sorusunu bizlere soruyor.

Grindhouse ( 2007)

grindhouse-filmloverss

Senaryosunu Robert Rodriguez ve Quentin Tarantino’nun birlikte kaleme aldığı, yönetmenliğini de Robert Rodriguez ve Quentin Tarantino üstlendiği, filmde yer alan sahte fragmanların ise Eli Roth, Edgar Wright ve Rob Zombie’nin elinden çıktığı Grindhouse; 1970’lerin istismar sinemasından feyz alarak türün özelliklerini yansıtmasıyla dikkat çekiyor. İçerdiği yoğun şiddet nedeniyle adından söz ettiren film, iki uzun metrajın tek bir filmde birleşmesinden oluşuyor. Robert Rodriguez’in yönettiği ilk yarıda istismar sinemasının bütün özelliklerini gördüğümüz film, ikinci yarısında  Quentin Tarantino’nun ellerinde yönetmenin sinema tarzıyla alışık olduğumuz bir formda izleyicisini selamlıyor. Arabasının içine yerleştirdiği ölüm geçirmez bir mekanizma ile her türlü trafik kazasından yara almadan kurtulan bir katil olan Mike’ın bir gün bir barda karşılaştığı dört kadını hedef almasıyla yaşanan olayları konu alıyor. Ancak bu dört kadının kimliğinden habersiz olan Mike’ın onların kim olduğunu öğrenmesiyle olaylar farklı bir hal alır. Bu noktadan sonra istismar sinemasına geçiş yapan film, kanlı sahneleriyle hazmı zor bir hikayeye dönüşüyor. Çektikleri filmlerde istismar sinemasından yararlanan filmin yönetmenleri, bu filmde tecrübeli oldukları bir tür sinemasını izleyiciye kolayca aktarıyor. Yönetmenin takipçileri tarafında izlenmesi gereken bir yapım olan Grindhouse, istismar sineması hayranları için kaçırılmayacak bir yapım.

7 Days in Havana (2012)

7-days-in-havana-filmloverss

Antoloji filmlerinin son yıllarda iyice arttığı bir dönemde ortaya çıkan 7 Days in Havana; Laurent Cantet, Benicio Del Toro, Gaspar Noe, Elia Suleiman, Juan Carlos Tabío, Pablo Trapero’nun yönetmenliğini üstlendiği oyuncu kadrosunda Daniel Brühl, Emir Kusturica, Elia Suleiman, Josh Hutcherson gibi isimlerin bulunduğu bir yapım. Film yedi günde Havana’da geçen yedi hikâyeyi izleyici ile buluşturuyor. Egzotik bir şehir olan Havana‘da hikayesini oluşturan film; Havana’daki film festivaline giden ve aktör olmaya çalışan genç bir Amerikalı, katıldığı bir ayin sırasında cinsel kimliğini keşfeden genç bir kız, Havana Film Festivali için gelen alkolik bir yönetmen gibi değişik yapıdaki karakterleri bir arada barındırıyor. Aynı zamanda Emir Kusturica’nın oyuncu olarak rol aldığı film, yönetmenin aynı zamanda iyi bir oyuncu olduğuna tanıklık etmemizi sağlıyor. İzlemeden önce Paris, je t’aime tadında bir yapım olduğunu düşündüğümüz 7 Days in Havana ne yazık ki Paris, je t’aime filminin benimsediği forma ulaşamayarak Paris, je t’aime’ye oranla zayıf kalmış bir antoloji filmi olarak akıllarda yer ediniyor. Eleştirmenlerden olumsuz yorumlar alan bu film, Benicio Del Toro‘nun ikinci yönetmenlik denemesini görmek için izlenmeye kayda değer bir yapımdır.

 V/H/S (2012)

vhs-filmloverss

Hepimizin evinde bir dönem VHS video kasetler üzerinden hikayesini oluşturan film, bir grup evsizin tanımadıkları bir insan tarafından bir soygun için kiralanıp evdeki VHS video kasetleri çalmak için görevlendirilmesiyle yaşanan olayları konu alıyor. Sundance Film Festivali’ndeki gösteriminde iki kişi görüntülerden rahatsız olup bayıldığı ve bazı insanların da salondan koşarak uzaklaştığı film olarak bilinen V/H/S, found footage çılgınlığının kullanıldığı yapımlardan biri olarak kendisini tanıtıyor. Found footage tekniği diğer yapımlara göre iyi bir şekilde kullanan film, izleyiciyi geren ve ürküten bir yapım olmayı başarıyor. Rahatsız edici sahneler de barındıran film, korku filmlerinde korktuğumuz zombi, iblis, psikopat katil gibi figürleri tek bir çatı altında toplayarak izleyicisine unutamayacağı bir antoloji film deneyimi yaşatmak istiyor. Bu istek doğrultusunda Adam Wingard, David Bruckner, Ti West, Glenn McQuaid, Joe Swanberg, Matt Bettinelli-Olpin, Tyler Gillett, Radio Silence, Chad Villella  Adam Wingard’tan oluşan on kişilik yönetmen kadrosunun bir araya geldiği film, son yılların en orijinal işlerinden biri olarak izleyicinin aklında yer ediniyor.

Words With Gods (2014)

words-with-gods-filmloverss

Guillermo Arriega önderliğinde farklı coğrafya ve inanç sistemlerini benimseyen 9 ünlü yönetmenin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan ve “İnanç ve inançsızlık üzerine bir zihin egzersizi” olarak tanımlanan Words With Gods,  her yönetmenin kendi kültürüne yakın olan inanç sistemi üzerinden bir hikaye meydana getirerek altyapısını oluşturuyor. Ateizm, Hinduizm, İslam, Budizm gibi dinleri işleyen Words With Gods, yönetmenlerin kendi kültürüne ait hikâyelerin bir temsili olarak karşımıza çıkıyor. Emir Kusturica, Amos Gitai, Mira Nair, Warwick Thornton, Hector Babenco, Bahman Ghobadi, Hideo Nakata ve Álex De La İglesia’da oluşan yönetmen kadrosu ellerindeki işi müthiş bir sinematografiyle buluşturarak ortaya muazzam bir filmin çıkmasına olanak sağlıyorlar. 9 farklı kültürün ve  9 farklı inanışın insanın doğumundan ölümüne kadar  olan süreçte vücut bulmasını yani hayatına yön verişini anlatan film, aynı zamanda inanç kavramı  da 9 din üzerinden sorguluyor. Gösterildiği festivallerde olumlu yorumlar alan ülkemizde de İstanbul ve Ankara Film Festivalleri’nde gösterilen Words With Gods, her sinemaseverin görmesi gereken bir yapım olarak adından söz ettiriyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi