Başarılı yönetmen Ryan Murphy’nin, AIDS mücadelesine dikkat çektiği Emmy ödüllü filmi The Normal Heart, sansürlü yayınlanmasına rağmen RTÜK tarafından “ahlak sınırını zorlayıcı” olarak değerlendirildi. Moviemax Premier kanalına 13 bin 600 lira para cezası kesen RTÜK’ün aksine, AIDS araştırmaları konusunda hükümeti göreve çağıran eşcinsel aktivistleri odağına alan filmi biz izlenmesi gerekenler listemize koyuyor, size de tavsiye ediyoruz.

Nip Tuck, American Horror Story, Eat Pray Love gibi yapımlardan tanıdığımız başarılı yönetmen Ryan Murphy’nin, 1980’lerde yaşanan AIDS salgınına dikkat çektiği filmi The Normal Heart, RTÜK cezasına uğrayan yapımlardan oldu. Daha önce Roman Polanski’nin Piyanist filmi dolayısıyla da Gün Tv’ye benzer bir ceza uygulayan RTÜK, bu kez ise The Normal Heart filmini yayınladığı gerekçesiyle MovieMax Premier’e 13 bin 600 lira para cezası verdi.

Gece 01.00’den sonra, “+18” ibaresiyle yayınlanan The Normal Heart, birçok sahnesi kesilmiş şekilde sansürlü olarak yayınlanıyordu; ancak RTÜK için yaş, saat ve sansür üçlemesi yeterli görülmemiş olacak ki, uzman raporunda şu açıklama yapıldı:

“Filmde 2 erkek dudak dudağa öpüşürken ve çıplak görülüyor. Toplumsal yaşam alanı içinde kabul görmesi zor olan gay erkeklerin yaşadığı aşk ve cinsel yaşamlarından kesintilerin ekrana taşınması, toplumun utanma duygularını örseleyen ve genel ahlak sınırını zorlayan hususlar olarak değerlendirilmiştir.”

Oyuncu kadrosunda Mark Ruffalo, Julia Roberts, Joe Mantello, Jim Parsons, Matt Bomer gibi isimleri barından film hakkında fikir sahibi olmak için öncelikle fragmanına bir göz atalım:

AIDS kelimesini sesli söylemek

Yıl 1981, eşcinseller işlerini kaybetme korkularından dolayı kimi zaman kimliklerini gizleseler de, geçmiş yıllara nazaran çok daha özgürce yaşayabiliyor. Saklanmadan ve suçlanmadan sevmenin, sevilmenin tadını çıkarıyor; çünkü bu hakkın varlığını yeni yeni keşfediyor. Ancak güneşin üzerlerinde parladığı bu günler, aralarından bazı kişilerin ciltlerinde çıkan lekelerle solmaya başlıyor. Önce birer, sonra onar onar ölüyorlar; daha da kötüsü, ölüme terk ediliyorlar.

Kanserin yeni bir türü olarak açıklanan AIDS hızla can almaya devam ederken, hükümet ve toplum ise buna adeta göz yumuyor. Kendisi de bir eşcinsel olan Ned Weeks (Mark Ruffalo), yaşananları duyurabilmek adına bir yazar olarak kalemine sarılıyor, eşcinsel komitesinde yer alıyor ve aynı zamanda konuyla ilgili araştırma yürüten Doktor Emma Brookner’la (Julia Roberts) işbirliğine gidiyor. Bu savaşın kazanılması için fısıldayarak değil, bizzat imdat çığlıkları atarak hareket edilmesi gerektiğini düşünen Weeks, aynı zamanda devletin kendilerine bir komplo kurduğunu da dile getiriyor. Zira devlet, hastalığın araştırılması için yeterli fon ayırmadığı gibi, hastalıkla ilgili gelişmeler kaydeden Fransa’yla ortak bir çalışmaya gidilmesini de yasaklıyor. Weeks ise tüm bunlar yaşanırken, AIDS kelimesinin yüksek sesle dile getirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor ve eşcinselliğin de bağıra bağıra ifade edilmesi gerektiğini savunuyor.

“II. Dünya Savaşı’nın kazanılmasından sorumlu olanın eşcinsel bir İngiliz olduğunu biliyor muydunuz? Adı Alan Turing ve Almanların Enigma makinesini kırdı. Savaş bitince eşcinsel olmaktan rahatsız olduğu için intihar etti. Niye bunların hiçbiri okullarda öğretilmiyor? II. Dünya Savaşı bir eşcinsel sayesinde kazanıldı. Öğretselerdi belki de intihar etmezdi ve siz de kimliğinizden korkmazdınız.”

Alan Turing’in hayatını bizzat ele alan ve bu yılın en iddialı yapımları arasında yer alan Oscar adayı The Imitation Game’de, konuyla ilgili daha detaylı veriye ulaşmak mümkün. Ancak geçmişten günümüze eşcinsellerin yaşadığı baskılara ve 1980’lerde ortaya çıkan AIDS salgınına odaklanan The Normal Heart; bireyin sağlığı, yaşamı ve özgürlüğü için nasıl ses çıkarması gerektiğine dikkat çekiyor, özellikle de karşısındaki yapı kendini görmezden gelen devlet ise.

Türk ekranının eşcinsellikle imtihanı

2009 yılından beri RTÜK başkanlığını yürüten Davut Dursun’un, eşcinsellik yönündeki ilk ifadeleri bunlar değil elbette. Dursun, daha önce Habertürk kanalında yayınlanan Kılıç Günü dizisindeki bir sahne dolayısıyla 250-300 bin lira ceza uygulanmasını talep etmişti. Dursun’un konu hakkındaki savunması ise şöyleydi: “Programda geçen diyaloglarda, homoseksüelliğin normal kabul edilmesi gerektiği, bunun bir süreç olduğu, dizi sahnelerinde de homoseksüelliğin toplum nazarında normal görülmesine destek olabileceği vurgusu yapılmıştır. Yayında bu tür ilişkiler, meşrulaştırılıp, normal gösterilmeye çalışılmıştır.”

Eşcinsellik; heteroseksüellik ve biseksüellikle birlikte üç ana cinsel yönelim arasında bulunuyor. Bilimsel araştırmalara göre cinsel yönelimi etkileyen en büyük faktör genler olmakla birlikte, etkenleri ortadan kaldırmak ve cinsel yönelimi değiştirmek mümkün değil. Tıpkı heteroseksüel olan birinin zorla eşcinsel olamayacağı gibi. Dolayısıyla geçtiğimiz yıllarda gündeme gelen “eşcinsellik hastalıktır, tedavi edilmelidir” ifadeleri, bilimsel açıdan bir kapı açmadığı gibi, yalnızca toplumda baskı, korku ve ötekileştirmenin hakim olmasına neden oluyor. Yukarıdaki açıklamada olduğu gibi alenen yapılan ötekileştirici ifadeler ise, bu korkutucu atmosferin oluşmasında önemli rol oynuyor.

Bilimsel olarak detayına inmek bizim haddimize değil; ancak eşcinselliği en basit dilde anlatan şu video’ya 4.5 dakikanızı vermek dahi, önyargıların çatırdamasına sebebiyet verebilir.

Hem bu kısa video, hem de başarılı bir Ryan Murphy yapımı olan The Normal Heart filmi için iyi seyirler diliyoruz.

https://www.youtube.com/watch?v=gOqHloT2bLQ

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi