Reality ve Gomorra gibi oldukça orijinal filmlerle kendine has bir tarz oluşturmayı başaran İtalyan yönetmen Matteo Garrone’nin yeni filmi Bir Varmış Bir Yokmuş – Il racconto dei racconti, filmografisindeki en iyi işlerden biri olarak yönetmenin kariyerinin yükselişini gözler önüne seriyor. Cannes’da Altın Palmiye’ye aday olan ve özellikle Ortaçağ’da geçen hikayesiyle dikkat çeken film, sinemada farklı tatlar arayanlar için kesinlikle birebir.

1600’lü yılların başında aktif olarak eser vermiş olan ünlü İtalyan şair ve yazar Giambattista Basile’nin Pentamerone isimli masal derlemesi kitabından uyarlanan film, tam da yapıma ismini verdiği şekliyle masalların masalını anlatıyor. Rapunzel ve Sinderella gibi masalların derlemesini yapmış olan Basile’nin kaleminden çıkmış olan eserin önemi de biraz buradan geliyor. Çünkü Bir Varmış Bir Yokmuş, temel olarak üç farklı masalı bir arada ve sonunda tek bir anlama gelecek şekilde masallaştırıyor. Bu açıdan hem Basile’nin diğer derlemelerine dönük bir güzelleme yaptığı gibi, pek fazla bilinmeyen masalları gün yüzüne çıkararak saygı duruşunda da bulunuyor.

Hem geçtiği dönem itibarıyla tarihi bir dokuya sahip olması hem de hikaye olarak uzandığı masallarla sanat yönetiminin ön plana çıkmasıyla aslında Bir Varmış Bir Yokmuş, bugüne dek karşımıza çıkan birçok benzer örneğine meyil etmenin tüm olanağını içinde barındırıyor. Ama buna karşın, Garrone’nin özgün ve cesur yaklaşımı; filmin hemen hemen tüm klişelerden sıyrılmasını sağlıyor. Öyle ki iki saati aşan süresinde farklı hikayeleri oldukça bol karakterlerle anlatmasına karşın; her bir temayı hakkıyla ele almayı başarmış. Bu açıdan yönetmenin filmdeki etkisi kesinlikle çok belirgin; örneğin Salma Hayek ve Vincent Cassel gibi yıldız oyuncuların filmdeki ağırlığı, kurgunun ele alınış şekline bağlı olarak yeri geldiğin tereddüt edilmeden törpülenebilmiş.

Birbirinden oldukça farklı üç masalı bir araya getirerek tek bir masala dönüştürme konusunda, gerçekçilik ile absürtlük arasındaki dengeyi oldukça iyi bir şekilde sağlayan Bir Varmış Bir Yokmuş, tam da yönetmenin filmografisindeki yaklaşımların paralelinde seyrediyor. Bu haliyle masalsı anlatının tüm gerekliliklerini yerine getiren absürt üslubun oldukça sert bir gerçekçilikle ele alınıyor oluşunun, filmi büyükler için bir masala dönüştürdüğünü söylemek yanlış olmaz. Ama hiç kuşkusuz en önemli mevzu, finalde bütüncül bir şekilde ortaya konan söylemin derinliğinde yatıyor. Çünkü film doğrudan bir tarih vermese de, özellikle derebeylik dönemine yönelik olarak iktisadi ve politik bir bakış açısı getiriyor. Bu açıdan masalsı anlatının arka planında işleyen oldukça çarpıcı ve sert anlatıyla film, bizlerin vahşi gerçeklikteki masalını anlatmış oluyor. Bir sirk topluluğuyla başlayıp yine onların bir gösterisiyle bitmesi, bu gerçeklik ile masalsılık arasındaki gerilimin en net göstergesi.

İşte genel söyleme uzanan iktisadi ve politik anlatım da bu gerilim arasındaki ilişkiden doğuyor. İç içe anlatılan üç masalın ve genel olarak bir araya getirilen tek masalın birleştiği nokta, bir tür denge düşüncesi. Tüm hikayeler bozulan dengelerin yeniden sağlanmasıyla ilgili. Bir amaç, arzu veya istek için bozulan her denge hali; başka bir denge haline dönüşmenin varoluş zeminini yaratıyor. Bu haliyle ölümler, doğumlar ve yaşamlar en temelde yeni bir denge haline gelmenin anlamı olarak iş görüyorlar. O yüzden ip cambazının duruşu üzerinden yapılan denge vurgusunun, detaylarda tüm masallara zerk ettiğini görebiliriz. Sert gerçekliğe rağmen genel hikayenin, esasen bir masal olması da buradan geliyor. Tüm o vahşetler, nihayetinde denge durumuna gelmenin anlamını tayin eden olarak yaşanmak zorundadır ve yaşanan acılar da aslında denge haliyle birlikte anlamını yitirir. Bu haliyle de en sert gerçeklik bile genel çerçevede masalsı bir alaşağı edilmeye maruz kalmayla yüzleşmek zorunda kalır.

Bir Varmış Bir Yokmuş – Il racconto dei racconti, gerek eşsiz sanat yönetimi ve Garrone’nin cesur hamleleriyle gerekse oldukça etkili alt metne sahip özgün hikayesiyle kesinlikle başarılı bir yapım. Filme ilgili olarak olası muhtemel olumsuz bakış açısı da aslında bu başarısından kaynaklanıyor. Çünkü absürtlük ve gerçeklik arasında gidip gelen dengenin ulaştığı söylemin tarihi bir film zemininde yaratılıyor oluşu; bu açıdan izleyici kitlesini de oldukça daraltmış oluyor. Ama özgün işlere ilgi duyanlar için kaçırılmaması gereken bir film kesinlikle.

Reality ve Gomorra gibi oldukça orijinal filmlerle kendine has bir tarz oluşturmayı başaran İtalyan yönetmen Matteo Garrone’nin yeni filmi Bir Varmış Bir Yokmuş - Il racconto dei racconti, filmografisindeki en iyi işlerden biri olarak yönetmenin kariyerinin yükselişini gözler önüne seriyor. Cannes’da Altın Palmiye’ye aday olan ve özellikle Ortaçağ’da geçen hikayesiyle dikkat çeken film, sinemada farklı tatlar arayanlar için kesinlikle birebir. 1600’lü yılların başında aktif olarak eser vermiş olan ünlü İtalyan şair ve yazar Giambattista Basile’nin Pentamerone isimli masal derlemesi kitabından uyarlanan film, tam da yapıma ismini verdiği şekliyle masalların masalını anlatıyor. Rapunzel ve Sinderella gibi masalların derlemesini yapmış olan Basile’nin kaleminden çıkmış olan eserin önemi de biraz buradan geliyor. Çünkü Bir Varmış Bir Yokmuş, temel olarak üç farklı masalı bir arada ve sonunda tek bir anlama gelecek şekilde masallaştırıyor. Bu açıdan hem Basile’nin diğer derlemelerine dönük bir güzelleme yaptığı gibi, pek fazla bilinmeyen masalları gün yüzüne çıkararak saygı duruşunda da bulunuyor. Hem geçtiği dönem itibarıyla tarihi bir dokuya sahip olması hem de hikaye olarak uzandığı masallarla sanat yönetiminin ön plana çıkmasıyla aslında Bir Varmış Bir Yokmuş, bugüne dek karşımıza çıkan birçok benzer örneğine meyil etmenin tüm olanağını içinde barındırıyor. Ama buna karşın, Garrone’nin özgün ve cesur yaklaşımı; filmin hemen hemen tüm klişelerden sıyrılmasını sağlıyor. Öyle ki iki saati aşan süresinde farklı hikayeleri oldukça bol karakterlerle anlatmasına karşın; her bir temayı hakkıyla ele almayı başarmış. Bu açıdan yönetmenin filmdeki etkisi kesinlikle çok belirgin; örneğin Salma Hayek ve Vincent Cassel gibi yıldız oyuncuların filmdeki ağırlığı, kurgunun ele alınış şekline bağlı olarak yeri geldiğin tereddüt edilmeden törpülenebilmiş. Birbirinden oldukça farklı üç masalı bir araya getirerek tek bir masala dönüştürme konusunda, gerçekçilik ile absürtlük arasındaki dengeyi oldukça iyi bir şekilde sağlayan Bir Varmış Bir Yokmuş, tam da yönetmenin filmografisindeki yaklaşımların paralelinde seyrediyor. Bu haliyle masalsı anlatının tüm gerekliliklerini yerine getiren absürt üslubun oldukça sert bir gerçekçilikle ele alınıyor oluşunun, filmi büyükler için bir masala dönüştürdüğünü söylemek yanlış olmaz. Ama hiç kuşkusuz en önemli mevzu, finalde bütüncül bir şekilde ortaya konan söylemin derinliğinde yatıyor. Çünkü film doğrudan bir tarih vermese de, özellikle derebeylik dönemine yönelik olarak iktisadi ve politik bir bakış açısı getiriyor. Bu açıdan masalsı anlatının arka planında işleyen oldukça çarpıcı ve sert anlatıyla film, bizlerin vahşi gerçeklikteki masalını anlatmış oluyor. Bir sirk topluluğuyla başlayıp yine onların bir gösterisiyle bitmesi, bu gerçeklik ile masalsılık arasındaki gerilimin en net göstergesi. İşte genel söyleme uzanan iktisadi ve politik anlatım da bu gerilim arasındaki ilişkiden doğuyor. İç içe anlatılan üç masalın ve genel olarak bir araya getirilen tek masalın birleştiği nokta, bir tür denge düşüncesi. Tüm hikayeler bozulan dengelerin yeniden sağlanmasıyla ilgili. Bir amaç, arzu veya istek için bozulan her denge hali; başka bir denge haline dönüşmenin varoluş zeminini yaratıyor. Bu haliyle ölümler, doğumlar ve yaşamlar en temelde yeni bir denge haline gelmenin anlamı olarak iş görüyorlar. O yüzden ip cambazının duruşu üzerinden yapılan denge vurgusunun, detaylarda tüm masallara zerk ettiğini görebiliriz. Sert gerçekliğe rağmen genel hikayenin, esasen bir masal olması da buradan geliyor. Tüm o vahşetler, nihayetinde denge durumuna gelmenin anlamını tayin eden olarak yaşanmak zorundadır…

Yazar Puanı

Puan - 84%

84%

Bir Varmış Bir Yokmuş, gerek eşsiz sanat yönetimi ve Garrone’nin cesur hamleleriyle gerekse oldukça etkili alt metne sahip özgün hikayesiyle kesinlikle başarılı bir yapım.

Kullanıcı Puanları: 4.45 ( 2 votes)
84
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi