Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa

Bir filmde bazen birden çok karaktere hayat veren oyuncularla karşılaşırız. Onlar farklı karakterleri tek bir vücutta birleştirir, bir hikaye yaratırlar. Filmin hikayesi oyuncu etrafında şekillenir, yol alır ve hafızalara o bedenle kazınır. Oyunculuklarıyla izleyiciyi büyüleyen Charles Chaplin’den Peter Sellers’a, Marion Cotillard’dan Cate Blanchett’e, Nicholas Cage’den Edward Norton’a birçok ismin yer aldığı filmler, yarattıkları hikayenin ötesinde bu oyuncuların yarattıkları çoklu karakterlerle unutulmazların arasına girdiler. Bu oyuncular filmler içerisinde kendi bedenlerinin ötesine geçtiler. Bazen ikiz kardeşleri canlandıran bir oyuncu bazen bir yabancısını, başka bir bireyi canlandırdı ve bazen ise karakterine büründüğü kişinin alter egosu olarak karşımıza çıktı o oyuncu. Filmlerde oyuncular genellikle bir bedeni temsil etti fakat listedeki bu muazzam oyuncular filmlerde bir bedeni temsil etmekle yetinmeyip başka bir performans daha sergilediler aynı film içerisinde ve bu sergiledikleri performans ile bir oyuncu filmde birçok beden – ruh temsilini dile getirdi. Biz de sizin için çoklu karakter oyunculuklarıyla hafızalara kazınan, performanslarıyla izleyenleri mest eden isimlerin yer aldığı 15 etkileyici filmi hazırladık.

Bir Oyuncunun Aynı Anda Birden Fazla Karakteri Canlandırdığı 15 Başarılı Film

The Great Dictator (1940)

The-Great-Dictator-filmloverss

Charles Chaplin: Adenoid Hynkel / Yahudi Berber

Charles Chaplin’in yönettiği, senaryosunu yazdığı ve başrolünde oynadığı The Great Dictator, Chaplin’in ilk sesli filmidir. Politik komedi türünde olan bu yapım, Nazizmi ve Adolf Hitler’i sert bir şekilde eleştirmiş, hatta film gösterime girdiği yıllarda Almanya’da yasaklanmıştır. Sert eleştiriler, zekice espriler, akıllara kazınan Chaplin’in son tiradıyla unutulmazlar arasına girer The Great Dictator. Dünya şeklindeki balonu tekmeleyen bir diktatör figürü harika bir metafordur mesela. Chaplin dışında kimsenin aklına Hitler gibi bir diktatörü bir canavar gibi değil de bir palyaço gibi göstermek gelmezdi herhalde. Ne de olsa eğlence ile siyaseti harmanlayan ender insanlardan biridir Chaplin.

Derin ironisiyle faşizmi ve o toplum yapısını eleştiren başarılı isim Chaplin, bu filmde aslında iki karakteri canlandırır. Faşist bir diktatör olan Adenoid Hynkel ile Yahudi bir berberin karıştırılması sonucu ortaya çıkan durumu anlatan film, Chaplin’in muhteşem bir deha olduğunun en güzel kanıtıdır.

Umutsuzluğa kapılmayın. Mutsuzluğun sebebi hırslı kişilerin insanlığın gelişmesinden korkmasının sonucudur. İnsanlardaki bu nefret duygusu geçer, diktatörler ölür. Halktan zorla aldıkları iktidar yine halka geri döner. İnsanlar ölür, özgürlük asla yok olmaz.

Dr. Strangelove or: How I Learned to Stop Worrying and Love the Bomb (1964)

Dr-Strangelove-filmloverss

Peter Sellers: Lionel Mandrake / Merkin Muffley / Dr. Strangelove

Ünlü yönetmen Stanley Kubrick’in politik hiciv türündeki filmi Dr. Strangelove, Peter George’un ‘Kırmızı Alarm’ adlı romanından uyarlanmıştır. Kubrick’in ironilerle dolu bu filminde Peter Sellers’ı üç farklı rolde izleriz. Amerikan haber alma ve genelkurmay noktalarında bulunan önemli kişilerin içine düştükleri bir yanlışlıklar zincirinin sonucunda dünyanın nükleer savaşa nasıl sürüklendiğini anlatan filmde modern insanın günlük hayatı içinde düştüğü korkular ve endişeler de dile getirilir. Kubrick yorumuyla soğuk savaşa alternatif bir bakış açısı sunan film, SSCB’ye saldırmak isteyen general Jack D. Ripper’ın karakterine odaklanır. Peter Sellers’ın oyunculuğuyla büyülediği Dr. Strangelove, savaş paranoyasının anlatıldığı bir kara komedi örneği.

1963’te gösterime girmesi planlanan ama Kennedy suikastı yüzünden ertelenerek 1964 yılında izleyiciyle buluşan Dr. Strangelove, diğer filmlerinin aksine daha çok diyaloğa yer verilen, klasik bir Kubrick filmi. Film, karakterlerin saplantılarından isimlerine varıncaya kadar birçok imgeyle donatılmıştır.

Senaryo yazımında Kübrick’le birlikte çalışan Terry Southern, eşsiz bir oyunculuk örneği sergileyen Peter Sellers için şunları söylemiştir; “Onunla çalışmak iki kişiyle çalışmak gibiydi. O inanılmaz yetenekli bir oyuncu.

Dead Ringers (1988)

Dead-ringers-filmloverss

Jeremy Irons: Beverly Mantle / Elliot Mantle

Son yıllarda A Dangeorus Method, Cosmopolis, Maps to the Stars filmleriyle adından bahsettiren ünlü yönetmen David Cronenberg’in 80li yılların sonunda izleyiciyle buluşan başarılı filmi Dead Ringers; tüm hayatlarını birlikte geçirmiş, aynı hayatı paylaşmayı tercih etmiş çift yumurta ikizlerin hayatlarını hikayesini merkezine alıyor. Ünlü oyuncu Jeremy Irons’un Beverly ve Elliot adlı ikizlerin ikisini de canlandırdığı film, Bari Wood ve Jack Geasland tarafından kaleme alınan ‘Twins: Dead Ringers’ kitabından uyarlanmıştır.

Cronenberg filmografisinin en rahatsız edici senaryosuna sahip filmi Dead Ringers, birbirinden farklı karakterlerine rağmen aynı hayatı yaşayan, aynı mesleği tercih eden ikizler Beverly ile Elliot, birlikte oldukları kadınları bile paylaştıkları bir hayat sürerler. Biri kadınlarla ilişki konusunda daha utangaçken, diğeri bu konuda daha rahat bir tavır sergiler. Gözle görülen tek ayırt edici noktalarının bu olduğu ikizler aslında korkutucu bir şekilde sanki aynı ruhu taşıyorcasına birbirine benzemektedirler. Birinin bir kadına aşık olmasıyla bozulan bu ortak hikaye, psikolojik gerilimin fazlasıyla hissedildiği atmosferiyle dikkat çeker. Dead Ringers, yönetmenin en önemli filmlerinden biridir.

Coming to America (1988)

Coming-To-America-filmloverss

Eddie Murphy: Prince Akeem / Clarence / Randy Watson / Saul

Arsenio Hall: Semmi / Extremely Ugly Girl / Morris / Reverend Brown

Emmy ödülü sahibi John Landis’in yönetmenliğini yaptığı Coming to America, ünlü komedyen Eddie Murphy’nin aynı adlı kısa öyküsünden yola çıkılarak David Sheffield ve Barry W. Blaustein tarafından senaryolaştırıldı. Eddie Murphy ile Arsenio Hall’in birden çok karakteri canlandırdıkları film, 1989 yılında En İyi Kostüm ve En İyi Makyaj dalında Oscar ödülüne aday oldu. Filmde yan rollerde, bugünün tanınmış isimlerinden Louie Anderson ile Samuel l. Jackson’ı da görürüz.

1980’lerin Amerika’sına panaromik bir bakış sunan Coming to America, bir dönem Türkiye’yi de etkisi altına alan, tüm dünyada yansımalarının göründüğü ‘American Dream / Amerika Rüyası’ kavramanın ne denli balon bir ifade olduğunu, esprili bir dille anlatır. Murphy’nin en başarılı filmlerinden biri olan Coming to America’da zengin bir Afrikalı prensin, güzel bir eş bulmak için Amerika’ya gelmesiyle başına gelen olaylar konu edinir.

The Double Life of Veronique (1991)

the-double-life-of-veronique-filmloverss

Irene Jacob: Veronique / Weronika

Fransa-Polonya ortak yapımı psikolojik dram türünde bir film olan The Double Life of Veronique, filmin yönetmenliğini ve senaristliğini üstlenen, Üç Renk üçlemesiyle tanıdığımız Krzysztof Kieslowski’nin Polonya dışında çektiği ilk filmdir. Renk üçlemesinden önce çektiği bu filmde Kieslowski bize şiirsel bir anlatımla karşılar. Yönetmenin ve renk üçlemesinin son filmi olan Kırmızı ile bazı benzerlikleri olan filmin başrolünde, Kırmızı’da da gördüğümüz, Irene Jacob yer alır. Fransa’da yaşayan Veronique ile Polonya’da yaşayan Weronika’nın öyküsünü anlatan filmde Jacob’u hem Veronique hem de Weronika olarak izliyoruz.

Farklı ülkelerde yaşayan, isimlerine kadar her şeyleri birbirine fazlasıyla benzeyen ama hiçbir şekilde tanışmamış ve benzerliklerin dışında hiç bir bağlantıları olmayan iki kadının gizemli bir şekilde birbirlerinden etkilenmelerinin anlatıldığı film, yarattığı Veronique / Weronika karakteriyle kadının kusursuzluğunu simgelemek isteyen Kieslowski’nin kadına bir övgüsüdür aslında. Olağanüstü müzikler, insanı en derininden etkileyen sessiz sahnelerin yanında filmden arda bize kalan şey; kuklacıyla Veronique diyaloğundan yaptığımız çıkarımdır. Yıpranmasın diye aynı kukladan iki tane yapılması gibi, Tanrı da iki tane Veronique yaratmıştır.

Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi