“Clint Eastwood’un iki yüzü vardır biri purolu, biri purosuz”

                                                                                                       Sergio Leone

Herhangi bir Western filminde var olan kötü ve çirkin karakterlerin sempatikliği hangi tonlarda ve ne tür derecelerde yansıtılır bilinmez, fakat söz konusu Sergio Leone ve onun insan hayatını batı gözüyle anlatan filmleri olunca bu durum biraz daha farklı boyutlara taşınabilir. Kaldı ki usta yönetmenin duru sessizliklerle başlatmış olduğu filmlerini ilerleyen sahnelerde müzik ile kameranın eş zamanlı mükemmelliğiyle birleştirmiş olması da, kendisine dünya sinemasında ölümsüzlüğün kapılarını açmıştır.

Bugün Sergio Leone’nin 86.doğum yıl dönümü…Yaşamış olsaydı eğer kadrajını hangi çeşit  filmlerle şekillendireceği hala merak konusu olan usta yönetmenin hayatına ve en önemlisi de sinema perdesinde ki bakış açılarına dair kısa bir yazıyla değinmek istedim.

İtalyan sessiz sinemasının duayen yönetmenlerinden Vincenzo Leone’nin oğlu olarak dünyaya gelen Sergio Leone; babasına setlerde duymuş olduğu hayranlık neticesinde de hukuk eğitimini yarıda bırakarak film endüstrisine geçiş yapmıştır. Yönetmenin çekmiş olduğu reklam filmlerinde bile ödül alacak derecede bir başarıya erişmesi ise, ilk olarak 1948 yılında İtalyan Gerçekçilik akımının öncülerinden biri olan “Bisiklet Hırsızları” filminde yönetmen yardımcılığı yapmasıyla başlamaktadır. İlerleyen dönemlerde pek çok yönetmenin filminde adını duyurmuş olan Leone, ilginçtir ki ilk yönetmenlik deneyimini çalışmış olduğu bir filmin başyönetmeninin hastalığı akabinde devralarak gerçekleştirmiştir. Düşük bütçeli filmleri ile Holywood yapımlarına taş çıkartan işler ortaya çıkartan yönetmen, sinema dünyasına Spagetti Western kavramını da İspanyol çöllerinde çekmiş olduğu özgün yapımlarla harikulade bir şekilde benimsetmiştir.

The Godfather filmi projesini kendi suç hikayesini anlatmak için reddetmiş olan Leone’nin; Amerika’daki yapımcıların kurgusal tacizlerine maruz kalan filmi “Bir Zamanlar Amerika”da çok uzun zaman sonra fark edilip hak ettiği değere erişse de, yönetmen bu filmin öncesinde çekmiş olduğu yenilikçi yapımlar sayesinde senarist kimliğindeki zeki anlatımlarını harika görsellerle harmanlamayı başarmıştır. Batı ve Dolar olmak üzere ikiye ayırmış olduğu üçleme serilerinde, tipik Western sinemasında olması gereken İyi ve Kötü ayrımını göreceli boyutlara yerleştirerek seyircisine kendi kahramanlarını seçme imkanı tanımıştır.

Dönemin mevcut imkanlarına rağmen günümüzde bile zoraki ulaşılabilecek bir görüntü tekniği sergilemiş olan yönetmen, unutulmaz yakın plan çekimleri, uzun uzadıya akıp giden Clint Eastwood yürüyüşleri ve iyi-kötü ayrımı yapmaktan ziyade nefislerine göre kişilik değiştiren karakter betimlemeleriyle bir çok günümüz yönetmenine ilham kaynağı olacak filmlerinin altına imzasını atmıştır.

Sergio Leone filmleri denilince şüphesiz ki hemen hemen herkesin aklına Clint Eastwood gelmektedir. Fakat benim aklımda ise usta aktörün sırtlanmış olduğu karizmatik rollerden çok yönetmenin kötü karakterlerin dünyasına yoğunlaşarak ortaya çıkardığı karakter tasvirleri kalmaktadır. Özellikle de İyi, Kötü ve Çirkin filmindeki Tuco aracılığıyla sürekli el değiştiren hakimiyet olgusunda karakter üzerinden bir filmin ne denli şekillenebileceğine tanıklık edebiliyoruz.

Aralarında daha sonrasında ufak sürtüşmeler yaşansa da yönetmenliğini yapmış olduğu filminin Oscar’a layık görüldüğü gecede Clint Eastwood almış olduğu ödülü iki kişiye ithaf etmekteydi. Bunlardan biri onun ilk önce Avrupa, daha sonrasında dünya sinemasında fark edilip şöhrete kavuşmasına en büyük pay sahibi olan Sergio Leone’den başkası değildi…

The Godfather serisi Leone’nin elinden çıkmış olsaydı eğer nasıl bir yönde şekillenirdi bilinmez, ancak usta yönetmenin kaderlerini para arzusuyla şekillendirmeye çalışan karakterlerin üzerinden ilerlettiği filmleri günümüzde bile her karşımıza çıktığında yüzlerimizde ufak tebessümler oluşmasına katkıda bulunmuştur.

Büyük yönetmenlerin giderek seyrelmeye başladığı, sinema anlayışının gişe ile sanatsal menfaatler üzerinden rant sağlanarak ilerlemeye çalışıldığı son zamanlarda, sinema adına bir şeyler yakalamak isteyenlere eskiden pazar sabahlarını, şimdilerde ise anılarımızı süslemekte olan Leone’nin kovboy filmlerini yeniden izlemelerini tavsiye edebilirim. Dünya sinemasına “Sergio Leone bakış açısı”nı getirmiş olan usta yönetmeni ölüm yıl dönümünden ziyade doğmuş olduğu günde anarak bir kez daha ona iyi ki doğmuşsun demek istiyorum.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi