Bazı filmleri, yönetmeninin ismini bile bilmeden izleriz. Bazı filmleri ise sırf yönetmeninden ötürü vizyona girer girmez seyretmek isteriz. Yönetmenle aramızda tek bir filmle kuvvetli bir bağ kurulmaya başlar. Yönetmiş olduğu her filmi izlemek, söylediği her sözü duymak, attığı her adımdan haberdar olmak isteriz. Onun başarılarıyla mutlu olup, hayal kırıklıklarında üzülür, duygularına, heyecanlarına ortak oluruz.

Kim Ki-duk ile tanışmam üniversite yıllarımın başlangıcına denk gelmektedir. Farklı ülke sinemalarına merak saldığım bir dönemde, Güney Kore semalarında gezinirken Boş Ev karşıma çıkmıştı. Sessizliğin yaratmış olduğu derin anlamlar ve uzun zamandır rastlamadığım farklı estetik anlayışı beni derinden etkilemişti. Kim Ki-duk ile aramızdaki bağların ilk oluşmaya başlaması bu şekilde gerçekleşti. Ardından devamı geldi. Çektiği ilk vasat filmlerinden, son filmlerine kadar bütün filmografisini izledim. Hakkında çok araştırma yapıp, hayatına ve kişiliğine dair çok şey öğrendim. Öğrendiğim her yeni şeyle kendisine olan saygım bir kez daha arttı. Kendisine olan hayranlığım o kadar büyüktü ki, üniversite bitirme projem olarak hazırladığım sinema dergisinin kapağına da kendisini koymuştum.

Kiduk İstanbul

İstanbul’a geleceğini ilk öğrendiğim zaman inanmakta çok zorlandım. Gerçek olabilir miydi bu? Bu kadar yakına geliyor olabilir miydi? Zaman içinde fısıltı halinde konuşulanlar, yüksek sesle dile getirilmeye başlandı ve dedikoduların gerçek olduğu anlaşıldı. Geliyordu ve ben onu görecektim.

İstanbul-Gyeongju Dünya Kültür Expo 2013 bünyesinde, Türkiye-Kore Film Haftası 12-19 Eylül tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşiyor. Film haftasının, belki de exponun en can alıcı etkinliği ise dün gerçekleşen Kim Ki-duk söyleşisi oldu kanımca. Yönetmenin geçen sene çektiği ve festivalleri dolaşan filmi Pieta, söyleşiden önce seyirciyle buluştu. Daha önce izlemiş olduğum halde kendimi tekrar izlerken buldum filmi çünkü bu usta yönetmenin her filmini beyazperdede yüzlerce defa izleyebilir ve her seferinde zevkten dört köşe olabilirim. Mimar Sinan Üniversitesi Sami Şekeroğlu Sinema TV Merkezi, film izlemek için yeterli kapasiteye sahipti. Fakat filmin ardından söyleşi için dışarıda bekleyenler de salona girdiğinde etkinlik için keşke daha geniş bir yer seçilseymiş diye geçirdim içimden. Arka bölümde oturanlar ara koridorda ayakta duranlardan ötürü Kim Ki-duk’u görmek yerine, bir sürü kafa gördüler sadece. Fotoğraf makinamla hazırlık yaparken, bir anda yükselen alkış sesleri kalp atışlarımın hızlanmasına sebep oldu. Hemen bakamadım. Yavaşça bakışların yöneldiği tarafa döndüğüm zaman gördüm kendisini. Kim Ki-Duk, Güney Kore’den çıkan ve tüm dünyanın saygı duyduğu, favori yönetmenim kanlı canlı şekilde karşımda duruyordu. 3-4 sene öncesine kadar hayalini bile kuramadığım bir durum gerçeğe dönüşmüştü.

Kısa süreli bir afallamanın ardından ustanın ağzından çıkan hiç bir şeyi kaçırmak istemediğim için tam odak dinlemeye başladım. Türkiye’de olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdikten sonra, kısaca yaşamını özetledi Güney Koreli yönetmen. Okula gidemediğinden, küçük yaşlarda çalışmak zorunda kaldığından, orduda asker olarak görev yaptığı dönemden ve Fransa ile başlayan Avrupa turunun bu güne olan etkisinden, hiç bilgisi olmadığı halde sinemaya başlamasından kısaca söz etti. Yönetmenin konuşma, bizlerin dinleme ve soru sorma isteği vardı fakat ortada ufak bir sorun vardı. Kim Ki-duk’un çevirmenliğini yapan Koreli hanımın Türkçesi derin sanat, felsefe, psikolojik terimler içeren cümleleri anlayıp, çevirmek için yeterli değildi. Tam olarak anlayamadan çevirdiği sorular, doğal olarak beklenen cevaplardan alakasız şeylerin konuşulmasına sebep oluyordu. Biz zaten toplum olarak düşüncelerimizi kısa ve net olarak özetleyemez, uzun uzun cümlelerle derdimizi anlatmaya çalışırken, çevirmenden belki de çok fazla şey bekliyor da olabilirim, bilemiyorum.

Söyleşi, genel olarak ‘Pieta’ ve ondan önceki filmi, depresyon halindeyken kendini kaydettiği görüntülerden oluşan ‘Arrirang’ hakkında gelen sorularla sürdü. Edebiyatla, kitaplarla ilişkisi sorulduğunda eğitim almadığını, bundan ötürü kitap okuma alışkanlığının olmadığını belirten Kim Ki-duk’un, kendisine “Günümüzde göstergebilim’i en iyi uygulayan kişi sizsiniz” diyen bir sinema öğrencisine de ‘göstergebilim ne ki?’ diyen gözlerle bakması oldukça komikti. Kendi yaptığı işi; sokaktaki insanları gözlemleyerek, sonrasında bunları kurgulayıp kağıda geçirdikten sonra, kameraya kaydetmek olarak özetleyen Kim, filmlerinde derin anlamlar aradığımız bir çok öğenin sadece hoşuna gittiği için filmde yer aldığını söyleyebilecek kadar da mütevazi. Favori yönetmeni olarak Emir Kusturica’yı söyleyen Kim Ki-duk, söyleşinin ardından bir de geleneksel Kore şarkısı söyledi bizlere. Fakat herkes bildiği işi yapmalı diyor ve Kim Ki-duk’un müzikte değil, sinemada yoluna devam etmesini diliyoruz.

KimKİ Duk İstanbul

“Dünya çapında sevilen bazı yönetmenlerin kendi ülkelerinde ötekileştirildikleri rastladığımız bir durum. Güney Kore halkının ve devletinin size yaklaşımı nasıl?” sorusunu söz hakkı vermedikleri için maalesef soramadım kendilerine. Tepkiler ve sansür gibi bazı duyumlar almıştık kendisine yönelik fakat birinci ağızdan duymak iyi olabilirdi. Belki başka bir zamanda başka bir söyleşide sorarım kim bilir.

Hiç bir sinemasal, sanatsal bilgisi olmayan bir adamın kendini olduğu gibi dünyaya kabul ettirebilmesinin en güzel örneği Kim Ki-duk. “Filmlerinizde şunu kullanmışsınız, buna gönderme yapmışsınız, ondan etkilenmişsiniz, dahisiniz siz” gibi lafların hepsini ‘Ben sadece film çekiyorum, bu benim mesleğim, sizin bahsettiğiniz şeylerin çoğunun ne anlama geldiğini bilmiyorum, sadece hissediyorum ve yapıyorum.’ diyebilecek kadar samimi ve içten bir isim Kim Ki-duk. Günümüzde ‘ben her şeyi bilirim’ diye ortada dolaşan az bilmiş sinemacılar kalabalığının arasında böyle bir cevher ile bir buçuk saat kadar aynı ortamda vakit geçirmek harikaydı. Sinemaya özel ilgisi olan herkesin hayalidir favori yönetmeniyle bu tarz bir ortamda bir araya gelip, onu dinlemek. Ben hayalini gerçekleştirmiş ve Kim Ki-duk ile tanışmış bir sinemasever olarak mutlu ve huzurluyum. Hayallerinizi gerçekleştirebilmeniz dileğiyle.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi